- Haberler
- Gündem
- Kaya'dan Çarpıcı Açıklamalar: Sınır Ötesi Operasyonlar ve Türkiye'nin Güvenlik Stratejisi
Kaya'dan Çarpıcı Açıklamalar: Sınır Ötesi Operasyonlar ve Türkiye'nin Güvenlik Stratejisi
İstanbul Milletvekili Bülent Kaya, Türkiye'nin sınır ötesi operasyonları ve bölgesel politikaları hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Bu detaylı analiz, Türkiye'nin hangi noktalarda hata yaptığını ve ne yapması gerektiğini irdeliyor.
İstanbul Milletvekili Bülent Kaya, Türkiye'nin güney sınırındaki sorunlar ve sınır ötesi operasyonlarla ilgili oldukça çarpıcı açıklamalar yaptı. Kaya, Barış Pınarı Harekâtı'nın, Türkiye'nin bölgede etkisini artırdığı Kürt meselesi üzerinden, geldiği noktayı göstermesi açısından önemli olduğunu belirtti.
Kaya'ya göre, Türkiye, bu coğrafyada zemin kaybına uğramış, söylem oluşturma gücünü kaybetmiştir. Suriye'nin yerel yönetim sorunları, demografik dengesizlikler, ve Kürtçenin kamusal alanda yetersiz kullanımı gibi konular, Türkiye'nin bu zemin kaybına katkı sağlamıştır.
Siyasi Dilin Olumsuz Etkileri
Milletvekili, içeride kullanılan siyasi dilin, dış bölgeleri de olumsuz etkilediğini vurguladı. "Giderlerse gitsinler" gibi aşağılayıcı ve dışlayıcı retoriklerin, Kürt halkına yönelik olumsuz etkileri olduğunu ifade etti.
Kaya, Barış Pınarı Harekâtı'nın iktidar için ciddi bir siyasi yenilgi olan yerel seçimlerin ardından, ve yeni bir güvenlik riski olmaksızın gerçekleştirildiğini dile getirdi. Harekâtın sadece on gün sürdüğü ve hedeflere ulaşılamadığı, hükümetin planlı bir strateji oluşturmadığını gösterdiğini ifade etti.
Merak Edilen Sorular
Kaya'nın gündeme getirdiği başka bir konu ise kabul edilen tezkereyle hükümetin net bir harekât planı olup olmadığı ve bu konuda muhalefet partileriyle de paylaşıp paylaşmayacağıdır. Ayrıca, sivil ölümlerine dair haberler konusunda kamuoyunun yeterince bilgilendirilip bilgilendirilmeyeceği de merak konusudur. Konuya ilişin şu açıklamalarda bulundu;
Az evvel de belirttiğim üzere güney sınırındaki sorunlarla mücadele etmek ve kendini güvene alan bir dizi sınır ötesi operasyon geliştiren Türkiye stratejisinde ciddi bir başarı elde edildiği ortada ancak mesela bu zincirin son halkası olan Barış Pınarı Harekâtı aslında daha önce Kürt meselesi üzerinden bölgede etkisini artıran Türkiye’nin geldiği noktayı göstermesi açısından önemli bir vakadır.
Türkiye maalesef, bu coğrafyada zemin kaybına uğradı, söylem oluşturma gücünü başkalarına kaptırdı, meşru gerekçeleri bölgede insanlarımızın bir kısmı hakkında şüphe uyandırdı. Mesela, Suriye'nin yerel yönetim sorunları demografik dengeyi tam olarak gözetememe sorunu, mesela Kürtçenin kamusal alandaki kullanımıyla ilgili vizyoner bir bakış açısını geliştirememe sorunu, içeride kullanılan siyasi dilin o bölgeleri de olumsuz etkilediğinin görülememe sorunu, kayyum politikalarının dış bölgelerde yapacağı olumsuz etkilerin doğuracağı sorunları, doktorlara, öğrencilere “Giderlerse gitsinler.” diyen retoriğin maalesef Kürt halkına dönük aşağılayıcı tarzın bir yerel seçimde seçimi kazanma pahasına “Yallah, yallah kürdistan!” gibi dışlayıcı ve aşağılayıcı bir tarzdan kurtulamama sorununu, ülke içindeki otoriter dilin bölge halkları üzerinde de umut kırıcı olduğunu…
Bu sorunları görmeden buraya bir siyaseti hâkim kılmak zannımca son derece zordur. Ayrıca, Barış Pınarı Harekâtı iktidar için ciddi bir siyasi yenilgi olan yerel seçimlerin hemen ardından ve bir yıl öncesine göre operasyonu kaçınılmaz kılan yeni bir güvenlik riski yokken gerçekleştirilmişti.
O dönemde yıllarca iktidar içeride siyaset üretememesinin açığını kapatmak ve tabanını konsolide hedefiyle kullandığı beka söylemini ve otoriter milliyetçi dili her alana yayarken hangi coğrafyada nasıl etkiler meydana getireceğini öngörmeden, bunların Türkiye’nin tezlerinin altını nasıl boşaltılacağına dikkat etmeden bir süreç yönetti.
Nitekim harekâtın sahadaki askerî cephesi sadece on gün sürdü ve iddia edilen hedeflere de açıklanan haritalara da ulaşılamadı, Sünni Arapların yaşadığı belli sınırlı bölgelerin kontrolüyle nihayetlendi. Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya’yla yapılan ateşkes görüşmelerinde de daha önce ilan edilen hedeflerin gerisinde kalındı.
Bu da aslında iktidarın planlı ve önceden ciddi manada belirlenmiş hedeflerle yola çıkmadığını bir kez daha ortaya koymuş olmaktadır. Sürem sınırlı olduğu için bu iki yıllık tezkere sebebiyle birkaç soruyu sormak istiyorum. Kabul edilen tezkereyle Hükûmetin net bir harekât planı var mıdır ve bunu partiler üstü bir mesele olarak görüp muhalefet partileriyle de -tabii ki kendi partisiyle- paylaşmayı düşünmekte midir? Suriye’nin kuzeyinde yapılan operasyonlarda zaman zaman sivil ölümlerine dair haberler var, bu konuda kamuoyu yeterince bilgilendirilecek midir?
Bakmadan Geçme