İstanbul'da Su Krizi: Sürdürülebilirlik İçin Ne Yapılmalı?
İstanbul'da mevsimlerin kurak geçmesi, su kaynaklarını tehdit eden bir krize neden oluyor. Barajlardaki doluluk oranı % 21'in altına düşerek endişe verici bir seviyeye indi.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi son 8 yılda yabancı uyruklu abone sayısının yaklaşık 10 kat arttığını duyurdu. 2019 yılında 145 bin olan yabancı uyruklu abone sayısı, bu yıl itibarıyla 255 bin 985'e yükseldi.
Uzmanlar ise su krizinin çözümü için çeşitli önerilerde bulunuyor. Su tasarrufu ve verimli kullanım alışkanlıklarının yaygınlaştırılması, İstanbul'un su kaynaklarını koruma konusunda önemli bir adım olabilir. Ayrıca, atık su arıtma tesislerinin modernizasyonu ve yenilerinin inşası, suyun geri kazanılmasını sağlayarak kaynakların daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlayabilir.
Su kıtlığı tehlikesi ve sürdürülebilirlik sorunu
İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İstanbul’da sürekli su kıtlığı riskine dikkat çekerek tersine göçün önemini vurguladı. Prof. Dr. Kadıoğlu, su yönetiminin sürdürülebilir olabilmesi için Anadolu’da cazibe merkezlerinin oluşturulması gerektiğini belirtti.
İstanbul’un dar bir alanda yoğun nüfusu barındırmasının sorunlara yol açtığını ifade eden Kadıoğlu, şehirdeki kaos ve sıkıntıların ancak tersine göçle çözülebileceğini dile getirdi. Ülke nüfusunun beşte birinin İstanbul’da yaşadığına dikkat çeken Kadıoğlu, bu durumun detaylı bir şekilde incelenerek farklı projelerin değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Su kaynaklarının etkin bir şekilde yönetilebilmesi ve gelecekteki su kıtlığı riskinin azaltılabilmesi için tersine göçün kaçınılmaz olduğunu belirten Prof. Dr. Kadıoğlu, önlem alınmadığı takdirde İstanbul’un çöküşe doğru ilerleyeceği uyarısında bulundu.
İstanbul nüfusunun azaltılması gerektiği vurgulanıyor
Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve iklim uzmanı olan Prof. Dr. Levent Kurnaz, İstanbul’un nüfusunun azaltılması gerektiğini belirtiyor. Kurnaz, şehrin temel sorunlarından birinin su toplama havzalarının yetersizliği olduğuna dikkat çekiyor.
İstanbul’da yaşanan yapılaşma ve betonlaşma sonucunda dağlar ve taşlar bile betona dönüşmüş durumda. Bu durum, yağmur sularının kanalizasyona yönlendirilmesine yol açıyor ve suyun boş yere denize akmasına neden oluyor. Prof. Dr. Kurnaz, atık yağmur sularının ise mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. İstanbul’un nüfusunun azaltılması konusundaki bu çağrı, şehirdeki çevresel dengenin korunması ve su kaynaklarının sürdürülebilir şekilde yönetilmesi açısından önem taşıyor.
Bakmadan Geçme