Erhan Usta'dan Ekonomi ve Faiz Politikaları Üzerine Çarpıcı Değerlendirmeler
Samsun Milletvekili Erhan Usta, Türkiye'nin ekonomi ve faiz politikaları hakkında dikkat çekici açıklamalarda bulunuyor. Bu derinlemesine makale, Usta'nın görüşlerini, Merkez Bankası'nın faiz kararları ve hükümet politikalarına yönelik eleştirilerini detaylı bir şekilde ele alıyor.
Samsun Milletvekili Erhan Usta, Türkiye'nin ekonomik gündemi hakkında kritik görüşlerini paylaşıyor. Özellikle, Merkez Bankası'nın son faiz kararları ve hükümetin ekonomi politikaları üzerine yoğunlaşan Usta, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu ekonomik zorlukları ve bunların ülkeye potansiyel etkilerini değerlendiriyor.
Merkez Bankası'nın Faiz Kararları: Usta, Eylül 2021'de yapılan faiz kararlarının Türkiye ekonomisine nasıl bir bedel ödettiğini ve şu anki yanlışların da benzer bedeller getirebileceğini belirtiyor. Bu kritik dönemde, Merkez Bankası'nın faiz artışları ve bunların enflasyon üzerindeki etkilerini analiz ediyor.
Faiz ve Enflasyon İlişkisi: Milletvekili, faiz artışlarının enflasyonu kontrol etme amacını sorguluyor. Yüksek faiz oranlarının enflasyon üzerinde beklenen etkiyi göstermemesi ve ekonomik tahminlerin hâlâ yüksek enflasyon oranlarını işaret etmesi, hükümetin politikalarının etkinliği üzerine soru işaretleri yaratıyor.
Hükümet Politikalarına Eleştiriler: Usta, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in politikalarına yönelik eleştirilerini dile getiriyor. Özellikle, geçmişte yapılan hataların kabul edilmemesi ve politikaların sürekli değişkenliği, Usta'nın hükümete yönelik temel eleştirileri arasında yer alıyor.
Konuya ilişkin yaptığı açıklamalarda şu ifadeleri kullandı; ''Tabii, zaten bu anlaşmaya ilişkin herhangi bir sorunumuz yok, muhalefet şerhimiz de olmadığı için kabul oyu kullanacağız.
Ben, bugün, gündemle ilgili bir konuya, ekonomiye biraz değinmek istiyorum. Başlangıçtaki kısa konuşmamızda Merkez Bankasının bu faiz kararıyla ilgili kısa bir değerlendirme yapmıştık ancak zannediyorum bu konunun biraz daha açılması ihtiyacı var çünkü Cumhurbaşkanının ve Sayın Mehmet Şimşek'in bir kısım beyanatları var. Yani Eylül 2021’de nasıl bir yanlış program uygulandı ve Türkiye’ye iktisadi anlamda çok ciddi bir bedel ödetildiyse şimdi bu seferki yapılacak yanlışlar da başka bir bedeli olma ihtimali çok kuvvetleniyor. Bunu net bir şekilde gördüğümüz için bu konuda ben Hükûmetin dikkatini çekmek isteyeceğim.
Şimdi, bir süre sonra, şundan ben çok eminim, AK PARTİ çevrelerinde şöyle bir soru sorulmaya başlanacak: “Ya, biz bu faizleri artırıyoruz artırıyoruz, 8,5’tan 40’a kadar getirdik, belki bir miktar daha artacak, niye hâlâ bu enflasyonla ilgili olarak herhangi bir sonuca ulaşamıyoruz?” şeklinde bir soru sorulacak, bu soru belki de sorulmaya başlandı. Yani sorulmazsa yanlış olur zaten, bu sorunun sorulması lazım. Öyle ya, faiz artışları niye yapılıyor? Enflasyonu dizginlemek için, enflasyonu aşağıya çekmek için. Ama hâlâ yıl sonu için Merkez Bankasının enflasyon tahmini yüzde 65, piyasanın enflasyon tahmini yüzde 70 civarında ve hatta bir kısmı yüzde 70’in üzerinde.
Zaten, hani geçen yıl neydi ki, yani 8,5 faizle işte 85’e çıkmıştı, orada da yine 60’larda bitti. “E, yine 65 olacaksa 70 olacaksa o zaman bu faiz artışları niye yapıldı?” sorusu sorulacak. Tabii, bu soru sorulmaya başlandıktan sonra bu sefer Hükûmet üzerinde de, özellikle Sayın Erdoğan'ın zaten… Çünkü Sayın Erdoğan, Eylül 2021’deki yaptığı o yanlış teorisinden dolayı bir özür dilemiş değil. Yani tam, 180 derece farklı politikalar uygulanıyor ama bir defa çıkıp hani şöyle bir delikanlıca, tabiri caizse: “Ya, ben özür dilerim vatandaşımızdan.
Biz hakikaten bir şey söyledik ama bu olmadı, biz bundan netice alamadık. Politikalarımızı da kökten değiştirdik.” Çünkü Mehmet Şimşek irrasyonel olduğunu söylemişti onlara. “Ben özür diliyorum milletimizden. Şimdi, şöyle birtakım politika seti uygulayacağız.” bunu da demedi. E, şimdi böyle baktığımızda, dolayısıyla, bunu demediğine göre hâlâ kafasının arkasında işte “Faiz sebep enflasyon sonuç.” düşüncesi var, muhtemelen var. Bununla ilgili çünkü herhangi bir beyanatını henüz görmüş değiliz. Dolayısıyla, şimdi bu baskı artacak, “Gene mi yanlış yapılıyor acaba, bu da mı yanlış?” deyip politika değişikliğine gidilecek; bu, çok büyük bir risk olarak duruyor.
Şunu çok net bir şekilde söyleyeyim, bugün kısa konuşmamda da söyledim: Bu şekilde yapılan faiz artışlarından Türkiye hiçbir sonuç alamaz, enflasyonla mücadeleyle ilgili hiçbir sonuç alma imkânı yok arkadaşlar. Yalnız başına faiz artışıyla, yalnız başına para politikasıyla yani etrafta diğer bütün sıkıntılar dururken, bütçe açıkları ayyuka çıkmışken, yapısal reform yapılmamışken, Türkiye’de bu kadar çok gerginlikler varken -işte, en son Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi arasında yaşadığımız sıkıntı- mülkiyet hukuku yokken, daha doğrusu mülkiyet güvencesi yokken, birtakım suni gündemlerle, işte, 50+1 yerine 40+1’le seçilebilmeyi planlayan bir Cumhurbaşkanı ortadayken bu meseleleri çözmek mümkün değil, faizi ne kadar artırırsanız artırın.
Bakın, uzun süredir Arjantin ikazı yapıyorum değerli arkadaşlar. Arjantin aynı şeyleri yaşıyor, dünyada yaşanan tecrübelerden bir miktar ders almak lazım. Arjantin enflasyonu düşürmek için faiz artırıyor, faiz arttıkça enflasyon artıyor, bu sefer faiz artıyor, enflasyon… İkisi birbirini besler bir duruma geldi, ikisi de yaklaşık şu anda yüzde 130’larda. Niye? Çünkü bunun dışında başka bir şey yapmıyor, Türkiye’nin yapmadığı gibi. Dolayısıyla, bu riski mutlak surette Türkiye’nin görmesi lazım.'' dedi.
Bakmadan Geçme