Derici Türkiye'nin İsrail Anlaşmalarını ve Bölgesel Etkisini Masaya Yatırdı!
Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, Filistin-İsrail savaşı ve Türkiye'nin bölgede oynayabileceği rol üzerine kritik açıklamalar yaptı. Derici'nin çarpıcı sözleri, Türkiye'nin dış politikada nasıl bir yol izlemesi gerektiğine dair önemli ipuçları veriyor.
Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, İsrail ile yapılan askeri anlaşmaların gözden geçirilmesi gerektiğini belirten bir grup önerisi üzerine konuştu. Derici, Filistin-İsrail çatışması ve Türkiye'nin bölgedeki rolü hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Derici, Filistin-İsrail savaşının hepimizi endişeye sürüklediğini ve içimizi yaktığını belirtti. Özellikle, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e başlattığı saldırı sonrası bölgede ortaya çıkan insani drama dikkat çekti. Derici, Gazze'nin "açık hava hapishanesi" olarak nitelendirildiğini ve Filistinlilerin topraklarını terk etmek veya ölüm arasında bir tercihle karşı karşıya olduğunu ifade etti.
Türkiye'nin Dış Politikası: Etkin Bir Rol Mümkün mü?
Milletvekili Derici, Türkiye'nin bu insanlık dramının sonlandırılmasında daha etkin bir rol oynaması gerektiğini savundu. Ancak, ülkedeki ekonomik güçlükler nedeniyle bu durumun mümkün olmadığını vurguladı. Derici, Türkiye'nin Batı ve bölgesel etkinliğini kaybettiğini belirtti.
Derici, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çatışmanın ilk gününde tarafları itidale davet ettiğini, ancak sonraki Hamas konusundaki açıklamalarının Türkiye'yi bu çatışmanın bir tarafı haline getirdiğini söyledi. Bu durumun, Türkiye'nin bölgedeki dengeler üzerinde olumsuz bir etkisi olabileceği ihtimalini gündeme getirdi.
Sonuç
Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici'nin açıklamaları, Türkiye'nin dış politika stratejilerini ve bölgede oynayabileceği rolü derinden etkileyebilecek nitelikte. Türkiye'nin Filistin-İsrail çatışmasındaki etkinliğinin artması için yapılabilecekler, ülke politikalarının acilen gözden geçirilmesini gerektiriyor. Konuşmasında şu ifadelere verdi;
Filistin-İsrail savaşının geldiği aşama hepimizi endişeye sevk ettiği gibi içimizi de yakan bir nitelik taşımaktadır. Öncelikle, meseleye insani boyutta ve objektif yaklaşmak gerektiğini vurgulamak isterim. Hamas’ın 7 Ekim 2023 günü İsrail'e başlattığı kapsamlı ve sürpriz saldırıyla mağdur konumuna bürünen ve bu şekilde, Amerika başta olmak üzere Batılı ülkelerin öteden beri var olan desteğini en üst düzeyde arkasına alan İsrail, çatışmayı olağanüstü boyutlara çekerek uygulamalarıyla bölgede ortaya çıkan insanlık dramını her geçen gün ağırlaştırmaktadır.
Öteden beri “açık hava hapishanesi” olarak nitelendirilen Gazze'de yaşayan Filistinliler, hâlen ya topraklarını terk etmek veya ölüm arasında tercihe zorlanmaktadır. Batı Şeria’yla ilgili tecrübeler, yerlerinden edilen Filistinlilerin çatışmalar bitse bile bir daha topraklarına dönemediklerini açıkça ortaya koymaktadır.
Öte yandan, kriz nedeniyle, Amerika başta olmak üzere Doğu Akdeniz'de güç yığılması, öznenin Hamas olmadığı, bölgedeki İsrail karşıtı ülke ve aktörlerin sürece aktif olarak dâhil olabilme ihtimali çatışmanın yayılmasına dair endişeleri arttırmaktadır. İsterdik ki bu insanlık dramının sonlandırılmasında Türkiye daha etkin bir rol oynayabilsin. Bu mümkün mü?
Bugünkü şartlarda tabii ki değil. Ülkede kendi yarattığı ekonomik güçlükler sebebiyle yabancı sermaye girişine bel bağlamış bir iktidarın dışarıda hareket kabiliyeti de buna paralel olarak zayıflamış durumdadır. Maalesef Türkiye, bugün Batı’da olduğu gibi bölgemizde de ağırlığını yitirmiştir. Çatışmanın ilk gününde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tarafları itidale davet eden açıklamalarına bakarak memnuniyet duymuştuk. Maalesef dünkü Hamas konusundaki açıklamalar Türkiye'yi bu çatışmanın bir tarafı hâline getirmiştir.
Bakmadan Geçme