• Haberler
  • Ekonomi
  • 2023'ten 2024'e: Geçmiş Tahminlerin Bugünkü Durumu ve Türkiye Ekonomisinin Geleceği

2023'ten 2024'e: Geçmiş Tahminlerin Bugünkü Durumu ve Türkiye Ekonomisinin Geleceği

2023 yılında yapılan tahminlerin ışığında Türkiye ekonomisinin 2024 yılında nasıl bir yol izleyeceğini analiz ediyoruz. Rusya-Ukrayna çatışmasından Türkiye'nin kredi notuna, ihracattan kamu açıklarına kadar her açıdan derinlemesine bir inceleme.

2023 yılında, "2023'te bizi neler bekliyor?" başlıklı bir rapor kaleme almıştım. Bugün, bir yıl sonrasında, bu raporun ne kadar isabetli olduğunu ve hangi risklerin hâlâ güncelliğini koruduğunu incelemek istiyorum.

Rusya-Ukrayna Çatışması ve Olası Etkileri İlk olarak, Rusya-Ukrayna çatışmasının tehlikeli bir seviyeye sıçrama ihtimaline odaklanmıştım. Putin'e onurlu bir çekilme imkânı sunulmaması halinde, Rusya'nın Ukrayna'nın tamamını işgal etme riskine dikkat çekmiştim.

Topkapı Üniversitesi'nde düzenlenen uluslararası bir konferansta bu konunun lojistik zorlukları ve diplomatik boyutları tartışılmıştı. Bu riskin, ikinci bir soğuk savaş dönemine yol açabileceği ve dalgalanan enflasyon ile büyüme oranlarının hem ülke siyasetleri hem de diplomasileri üzerindeki etkileri vurgulanmıştı. Görünen o ki, bu risk hala devam ediyor.

Türkiye'nin Kredi Notu ve Ekonomik İstikrar İkinci önemli risk unsuru olarak Türkiye'nin kredi notunun "C" seviyesine düşme ihtimaline işaret etmiştim. ABD ile ilişkilerdeki ufak iyileşmeler ve F-35 programından çıkış sonrası F-16 alım kararı, kredi notumuz üzerinde belirsiz bir etki yaratmıştı. Şu an, kredi notunun düşme ihtimali zayıf görünse de, her an değişebilecek döviz rezervleri bu riski sürdürülebilir kılıyor.

İhracatın Seyri ve Ekonomik Dengeler Üçüncü olarak, ihracatın geleceğine odaklanmıştım. Avrupa Birliği pazarından gelen siparişlerin azalması, cari açık ve döviz kurları üzerinde baskı oluşturma potansiyeline sahip. Rekor kıran ihracat rakamlarının bu duruma nasıl etki edeceği önemli bir gösterge olacak. Enerji ve emtia fiyatlarında beklenen yüksek seyir ve dalgalanmalar, 2024 yılında da ihracatı etkileyebilir.

Kamu Açıkları ve Ekonomik Sürdürülebilirlik Dördüncü risk unsuru olarak kamu açıklarını ele almıştım. Düşük reel faizler ve bankalar üzerinden yapılan borçlanma operasyonları, enflasyonist yan etkileri beraberinde getirebilir. Faiz dışı açık vermeye devam etmek, net borçlanma imkânlarını sınırlayabilir ve bir borç sarmalına yol açabilir. Bu durum, "yavaşlayan büyüme-yüksek enflasyon" sürecine geçişe işaret ediyor.

Sonuç ve Gelecek Tahminleri Anlaşılan o ki, bir yıl önce belirlediğim risk unsurlarının çoğu, halen güncelliğini koruyor. Yaklaşan seçimler, bu risklerin somutlaşmasına yol açabilir.

Bakmadan Geçme

Kamu Gündemi - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!