Pazartesi sabahı geri geri gitti ayaklarımız okula. Öğretmen odasında derin bir hüzün, sessiz bir oturuş, çayımız boğazımızda düğüm. Yakamızdaki fotoğrafı ile son kez öğretmenler odasında bizimleydi Halil öğretmen. İlk dersimize giremedik, giremezdik Halil öğretmenin sınıfı boşken.      
           
          Biz öğretmeniz, yaşamın güçsüzlüğünü değil, güzelliklerini öğretiriz. En kötü zamanlarda, en çaresiz anlarda bile umudumuzu yitirmeyiz. Bazen birileri bedel öder, hatta canını verir. Biz yine de vaz geçmeyiz. Yokluğa, açlığa katlanırız, ama haksızlığa ve onursuzluğa asla…   
           
          İlin valisi tarafından öğrencilerinin gözünün önünde hakarete uğrayan Halil öğretmenin de bu onursuzluğa yüreği dayanamadı …Öğretmene saygı yürüyüşünde saygınlığını yitirdiğinin acısı ile zorlukla yürüdü ve  yaşamını yitirdi. 
            
          Şimdi düşünüyorum da hangi acı?  
         
          Mesleğinin en verimli döneminde yitirdiğimiz meslektaşımızın acısı mı?  
         
         Öğretmene hakaret etme yetkisini kendisinde gören vali mi?
          
         Öğretmene değer vermeyen bir ülkenin geleceğinin olamayacağı mı?
          
         Öğretmenine sahip çıkamayan, bir cümlelik açıklama bile açıklama yapamayan Milli Eğitim Bakanı mı?
         
         Okullarda kendi gerici politikalarını uygulamak adına sivil itaatsizlik adı altında kutuplaştırıcı uygulamaları başlatanların tepkisizliği mi?
         
         Mesleki, özlük, ekonomik haklarımızın mücadelesini verirken, canımızla sınandığımız mı?

         Hangisi acı…
          
         Kendi öğretmenini şikayet etme hattı kuran, öğretmenini birbirine şikayet ettiren, yalakalık ve yandaşlık sistemi ile işleri yürütmeye çalışan zihniyet, öğretmenin onurunu ayaklar altına almakla kalmayıp, canına mal olacağı uygulamalar yaşatmaktadır. Gün, ölülerimizin arkasından dövüneceğimiz gün değil, birlik beraberlik mücadelesi içerisinde gücümüze inanacağımız, mesleki onurumuzu yeniden kazanacağımız gündür. 
         
         Bir valinin yetişmesinde bir çok öğretmenin emeği vardır. Ancak, bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olunmuyormuş, onu da öğrendik. Kimse bize köle olmasın, bizi de köle yapmasın.
          
           Mesleğimiz onurumuzdur.
          
           Onuruma dokunma…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.