Eğitim-iş Genel Örgütlenme Sekreteri Hikmet Pala'dan hem okunası bir kitap önerisi hem de güzel bir değerlendirme yazısı...

YOLDAŞINI ÖLDÜRMEK!

1989 yılında Ordu Lisesi’nden “sol ideolojiye yatkın” bir öğrenci olarak mezun olup üniversite eğitimi için soluğu İstanbul’un Beyazıt Meydanı’ndaki siyasal bilgiler fakültesinde aldığımda her anlamda sudan çıkmış balık gibiydim.

Solcuydum ama solun ve sağın ne olduğunu tam olarak bilmiyordum. Beyazıt Cami’nin duvarına sıralanmış eski kitap tezgahlarından aldığım kitaplarla kendimi bulmaya çalıştığım yıllarda kampus ortamımız Hukuk, Siyasal ve İktisat Fakültelerinin ortaklığında pratik siyaset okulu gibiydi. Yemekhane duvarları, okul koridorları ve 500 yıllık çınar ağaçları dahi örgütsel bildiri araçlarına dönüşmüştü. Müslüman Gençlik, YCK, Dev-Genç, TDKP, TİKKO-ML, İlim Yayma Vakfı, öğrenci dernekleri, Nurcular, ülkücü gruplar ve adını saydığımda birkaç sayfa tutabilecek yapılar, Ordu’dan çıkagelmiş olan benim gibi bir genç için bulunmaz bir siyaset okuluydu.
Bu yıllarda okula arada bir gelen, hep aynı eski uzun pardösüyü giyen bir kız vardı. Çok kişinin tanımadığı bu kızın saçları seyrekti. Bakımsız haliyle dikkat çekiyor, siyasal çalışmanın dışında bir etkinliğine tanık olmuyorduk. TDKP’li arkadaşlara sorduğumda öğrenmiştim Dev-Sol’dan olduğunu. Hukuk Fakültesi öğrencisi bu kıza davası uğruna hayatını feda ettiği için saygı duyuyor ama görünüşü, başka bir dünyasının olmayışı nedeniyle de acıyordum.

Ankara’da 1996 yılında akşam haberlerini izlerken ATV’de bir haberde, Bayrampaşa Cezaevi’nde kendi örgütü tarafından infaz edilmeden önce video kaydı yapılan ve “Ben örgütüme ihanet ettim, ajanlık yaptım vs.” türü şeyler söyledikten sonra öldürülen bir kadının haberi dikkatimi çekti. İsmini unuttuğum bu kız, okul yıllarında bütün hayatını ideolojisine adayan ve saygı ile acıma arasında hislerle kendisine baktığım bir Hukuk Fakültesi öğrencisi idi. Okulunu bitirip avukat olabilirdi, en kötü orta halli bir yaşam kurabilirdi kendine. Ama davası uğruna gözaltılar, polis takipleri, işkenceler ve hapisler yaşadı. Ama en kötüsü kendi örgütü tarafından hapishanede ajanlık suçlamasıyla infaz edildi.

İstanbul’da Beyoğlu’nda bir kitapevinden aldığım “Yoldaşını Öldürmek” kitabını okurken hep o kız geldi gözümün önüne. Çünkü Aytekin Yılmaz, Yoldaşını Öldürmek adlı kitabında kendi hayat hikâyesinden yola çıkarak 1990’lı yıllarda sol örgütlerin kendi militanlarını öldürmelerini anlatıyor. Hapishanelerin içinde kendi hapishanelerini kuran örgütler, polis sorgularında işkencelerde çözülen veya örgüte olan inancında değişimler yaşayan kişileri bu iç hapishanelerde tecrit ediyor, sorguya alıyor, işkencelerden geçiriyor ve kimi zaman da öldürüp bir battaniyeye sarılı durumda koğuş kapısına bırakıyordu.

Bir solukta okudum 192 sayfalık bu kitabı. Aytekin Yılmaz, davası uğruna girdiği hapishaneden örgütü PKK’ya, yoldaşlarına ve ideolojisine olan inancını kaybederek çıkıyor. Ve “Yoldaşını Öldürmek” kitabını, infazlarına tanık olduğu siyasi tutuklular ve kendi kişisel hesaplaşması için bir zorunluluk olarak görüp, hapiste tuttuğu günlüklerden yola çıkarak kaleme alıyor. 12 Eylül faşizmi yaşını büyülterek asmıştı Erdal Eren’i. Ama 17 yaşında hapiste kendi örgütü tarafından yaşının büyümesi dahi beklenmeden infaz edilen Şimel Aydın’ın işkencedeki “Annee!” haykırışlarının hesabını kimse vermedi. 

PKK dâhil birçok örgüt davasından hapiste yatarken kendi örgütü tarafından infaz edilen kişilerin trajediyle sonlanan hayat öyküleri “Yoldaşını Öldürmek” kitabında yer alıyor. Aytekin Yılmaz bana 1996 yılında ATV’ de görüntülerini izlediğim ve örgütü tarafından öldürülen kızın adını tekrar anımsattı: Latife Kahraman. 1991 yılında Dev-Sol’un liderlerinden Faruk Ereren ile evlenen Latife, 5 Mart 1995 tarihinde Bayrampaşa Cezaevi’nde eşinin verdiği infaz kararıyla kadın yoldaşlarınca boğularak öldürülmüştü. 

“Yoldaşını Öldürmek” kitabındaki birçok etkileyici cümleden ben buraya iki paragrafı alıyorum:

“Hele Şimel’in infazı sadece örgüt adaletinin değil, insan vicdanının dibe vurduğu bir eylem olsa gerek. Henüz 17 yaşında bir kız çocuğunun örgüt mahkemesinde işkenceyle sorgulandıktan sonra infaz edilmesi… Öldürülmeden önce tanıdığı arkadaşlarına ‘her şey çok güzel olacak!’ dediği halde öldürüldüğünü anlıyoruz. Buradan öte ne anlatırsan eksik kalacak gibime geliyor.

12 Eylül darbesi günlerinde 17 yaşındayken yaşı büyültülen Erdal Eren için pek haklı olarak tepki veren, her ölüm yıldönümünde görkemli anmalar yapanların, bir örgüt içi infaz olan Şimel Aydın için benzer duyarlılıkta davranmaması, henüz Sol’un geçmişle yüzleşme, hesaplaşma denilen şeyden çok uzak olduğunu gösteriyor. Yüzleşme denilince sadece kendi mağdurluğunu hatırlayan bir sol vicdanla, sol içi infazlar konusunda yüzleşme yapmanın hiç de kolay olmayacağı anlaşılıyor.” Aytekin Yılmaz

Hikmet Pala, 13/09/2015 ORDU

yoldaşını öldürmek aytekin yılmaz

yoldaşını öldürmek aytekin yılmaz

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.