İnsanoğlunun  geçirdiği nice deneyimler  ve çektiği  nice acılardan  sonra, çağımızın  din ve inançlara  tanıdığı  bir yer  var; VİCDANLAR.

Kişi,  neye inanıp  neye inanmadığını  kendisi karar  verecek   ve karar karşısında  bütün bireylere ,  devlet  başta olmak üzere,  bütün otoritelere   düşen,   sadece  ve sadece  saygı duymak.
Bu  saygı,  bir yerde  insana  olan saygının  bir emri;  çünkü,  aslolan İNSAN !

Ne var ki  o insan,  bütün  MÜSLÜMAN  dünyada  tehlikededir.

"İSLAM DEVRİMİ" diye  ortaya  atılan,  aslında  özgürlük, uygarlık ve gerçek  anlamıyla  devrim  düşmanlığının  tezgahladığı  MOLLALAR  İRAN'I ile  kimi  gerici  Müslüman  ülkelerde  yuvalanmış  ŞERİATÇI   akımlar, yalnız  inanmayanların  değil,  gerçekten inanan  Müslümanların   da karşısına dikilip, onu sorgulamaya  ve  yönlendirmeye  başlamıştır. Bir eli bireyin  yakasındaysa,  öteki  eli  devlettedir. Kimi yerde iktidardaysa,  kimi yerde  de onu elde etmenin  kavgasına  girmiştir, ve mesajını devlet eliyle,  bütün toplumda geçerli kılmak  ve uygulamak istemektedir.

BU   SALGIN   TÜRKİYE'YE  DE  BULAŞMIŞTIR.

Çağımızda da tek bir İSLAM yok,  İslamlıklar var; kimi ülkede,   bu İslamlıklar, birbirine  taban tabana  zıt.  örneğin TÜRKİYE'DE,  bir Nakşibendi  ile  ALEVİ'NİN ikisi de Müslüman,  ancak  ikisini   de bir  biriyle  uzlaştırmak  olanaksızdır.  Sonra,  bu mesaj, tarihsel   nedenlerin  etkisiyle,  kendini  yenileyememiş    ve çağından   kopmuş  bir halde, İnsanoğlu , kaç yüzyıl öncesinden başlayan  bir kavganın sonucu olarak,  egemenliği  gökten yere indirmiş   millete  ve halka  vermiş. İşin  ilginç yanı  aklın inançtan  ve bilimin   DİNDEN bağımsızlaşması,  TEMEL İNSAN HAKLARI , DEMOKRASİ,   LAİKLİK,  "AYDINLANMA"  bu süreç  içinde ete kemiğe bürünmüş.  İnsanoğlunun   bu büyük serüveni  gözardı  edip  " egemenlik ALLAHINDIR"  DİYENE GÜLMEK GEREKİR.
İSLAM,  yükseliş yıllarında  bu durumda  değildi. Eski Yunan   başta olmak üzere ,  çağıyla diyalog içinde girmişti. O felsefe  ve bilim  harekatı,  böylesi  bir bilincin  sonucuydu. Oysa  bugün İSLAM  adına  ortalığa salınmış   ŞERİATÇI   AKIMLAR,  felsefenin   ve bilimin meşalesini elinde tutan  BATI'YA   karşın  topyekün   bir reddiye  içindeler.  bir "KAFİR" edebiyatıdır.  gidiyor.
BATININ  EMERYALİZME  karşı  olacağız.   Elbette ;  DESCARTES, RAUSSEAU, KANT HEGEL, MARKS BATININ bilim   ve tekniğine  evet  deyip,  bu adlara  karşı  çıktığınızda,  O BİLİM  ve tekniği  de özümseyip ilerletemezsiniz. Sonra   şu  da bir gerçek ki,  o BİLİM  ve teknik  yoktan oluşmadı. arkasında  koskoca  bir felsefe ,  siyasal  ve sosyal  bir birikim  yatıyor.

LAİKLİK, EN KISA  DEYİMLE  DİN   VE DEVLET AYRILIĞI  DA BU SÜRECİN BİR  ÜRÜNÜ.

 Bağımsızlık,  demokratik  ve LAİK  bir toplumun  kavgasını veriyoruz.  bağımsızlık  ülkümüzün temelinde ,   emperyalizme   karşı çıkarak   milli bir toplum yaratmak var. Bu toplum, bütün düşünce ve  eleştirilere kapıları  açık tutarken, DİNDE yalnız  ve yalnız vicdanlara kalacak; devlet  şu ya da  bu DİNİN   ya da  MEZHEBİN  emrinde olamaz.  HİÇBİR DİN YA DA  MEZHEBİN  AYRICALIĞIDA YOKTUR.  TOPLUMDA,  BİREY İSTEDİĞİ GİBİ DÜŞÜNÜP İNANACAK,  TOPLUM  VE  DEVLET  DE  İSTEDİĞİ GİBİ  ÖRGÜTLENECEKTİR.  LAİKLİK   ÖZGÜRLÜĞÜN   VE DEMOKRASİNİN   BİR GÜVENCESİDİR.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.