Dil'im Dil'im

Suay Karaman yazdı...

Dil'im Dil'im

Suay Karaman yazdı...

22 Mayıs 2018 Salı 22:36
Dil'im Dil'im

DİL’İM DİL’İM

Suay Karaman

24 Haziran seçimleri sürecinde siyasi partiler henüz milletvekili adayları belli olmadığı için tam olarak sahalara çıkmadılar. Buna karşılık, cumhurbaşkanı adaylarının yoğun bir çalışma içinde oldukları gözlemlenmektedir. Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak için HDP’nin oylarını almanın gerektiğini düşünen adaylar, sıkı sıkıya çözüm sürecine ve ana dilde eğitime sarılmaktadırlar.

Çözüm süreci adı verilen olay, aslında çözülme sürecidir. “PKK terör örgütü propagandası yapmak, terör örgütüne yardım ve yataklık yapmak” suçlarından tutuklanan ancak hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmayan HDP genel başkanı Selahattin Demirtaş, çözüm sürecinde siyasi iktidarın en güvendiği isimdi.

Siyasi iktidar, Selahattin Demirtaş’ın İmralı adasına HDP heyetiyle birlikte gitmesine ve PKK terör örgütünün çocuk katili başıyla görüşme yapmasına izin vermişti. Siyasi iktidar, PKK terör örgütünün başının mektubunu Kandil’e götürmesini Selahattin Demirtaş’tan rica etmişti. Kandil’den yanıtı getirenler ve diğer HDP’li yetkililerle birlikte Dolmabahçe Sarayı’nda toplantı yaptıran da siyasi iktidardı. Bütün bunların yapılmasını sağlayan siyasi iktidarın başında bulunan AKP genel başkanı, bugün HDP ile arasına mesafe koymuştur. Ancak Oslo’da PKK terör örgütüyle görüşülmesini, Habur’un çadır mahkemelerini, PKK terör örgütünün hendek kazmasını ve silah depolamasını bu toplumun unutması mümkün değildir.

Resmi dil, bir ülkede anayasa ile kabul edilen dili tanımlamak için kullanılan terimdir. Bir ülke sınırları içinde yaşayan kişiler ya da topluluklar farklı bir dil konuşsalar bile, resmi işlemlerini gerçekleştirirken resmi dil kullanmak durumundadırlar. Anadil ise, insanın çocukken anasından, babasından, evindekilerden ve soyca bağlı olduğu topluluktan öğrendiği dildir. Anadili ne olursa olsun, insanların resmi dili öğrenmeleri, bilmeleri gereklidir. Çünkü ülke içindeki tüm resmi işlemler gerçekleştirilirken, anadil yerine sadece resmi dil kullanılır. Bu, bütün dünyada da böyledir.

Ana dilde eğitim yapılmasına onay vermek, bilerek ya da bilmeyerek ülkenin bölünmesine, parçalanmasına yol açmak demektir. Anadilde eğitimin, özerklik, federasyon ve sonunda ayrı bir devlet kurma anlamına geleceğinin farkına varmayanların, büyük makamlara aday olmamaları gerekir. Çünkü böyleleri emperyalizmin hizmetinde olan maşalardır ve bazıları da ulusalcı görünümdedirler.

Anadilde eğitim sorunu, pedagoglara da, eğitimcilere de, siyasilere de bırakılamayacak kadar hassas bir konudur. Anadilde eğitim bir ulus devlet sorunudur; ulus devletleri bölmek için hazırlanmış emperyalist bir tuzaktır.

Ülkemizin sorunlarının nedeni çözüm süreci ya da anadilde eğitim değildir. Bugün hukuksuzluğun, yoksulluğun, işsizliğin, açlığın, yolsuzluğun, rüşvetin, talanın, terörün, laik ve bilimsel eğitimden sapılmasının nedenlerini bilmeden, çözüm sürecine ve anadilde eğitime sarılanlar ile ince hesap yapanların ülkemize verecekleri hiçbir olumlu katkı yoktur, zaten olamaz da…

İlk Kurşun Gazetesi, 21 Mayıs 2018

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.