Tbmm Geçici Başkanı Baykal'dan ‘Uzlaşı' Mesaj:

ANKARA (ANKA)- Yeni yasama yılının açılışında konuşan TBMM Geçici Başkanı Deniz Baykal, “Bu ...

Tbmm Geçici Başkanı Baykal'dan ‘Uzlaşı' Mesaj:

ANKARA (ANKA)- Yeni yasama yılının açılışında konuşan TBMM Geçici Başkanı Deniz Baykal, “Bu gün bir tek parti hükümetinin kurulabilecek olması, ülkede bir büyük uzlaşma ihtiyacını ortadan kaldırmamış tam tersine belki daha da arttırmıştır” dedi.

-“BÜYÜK UZLAŞMA İHTİYACINI ORTADAN KALDIRMAMIŞ TAM TERSİNE BELKİ DAHA DA ARTTIRMIŞTIR”-

TBMM Geçici Başkanı Baykal yeni yasama yılının açılışı nedeniyle yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:

“7 Haziran’dan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir hükümet kurulabilmesi için partiler arasında bir uzlaşmayı gerçekleştirmek zorunluluğu vardı. Bu gün ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hükümet kurulabilmesi için partiler arasında uzlaşma artık bir zorunluluk olmaktan çıkmış görünüyor. Bu durum, bir büyük yanılgıya yol açmamalıdır.

Bu gün bir tek parti hükümetinin kurulabilecek olması, ülkede bir büyük uzlaşma ihtiyacını ortadan kaldırmamış tam tersine belki daha da arttırmıştır. Milletin parlamentoya yansıyan siyasi iradesinin, hükümet dışında kalan bölümünü yok sayma tuzağına daha kolayca düşülebilmektedir. İktidar ile muhalefet arasında bir ortak anlayışın ve diyaloğun kopması, hızla yargının ve adaletin siyasi denetim altına alınmasına, özgürlüklerin kısıtlanmasına, basının susturulmasına doğru bir sürüklenişi de beraberinde getirmektedir.

İnanıyorum ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 26. Döneminde görev yapacak milletvekilleri olarak, yaşadıklarımızın gözlem ve birikimlerimizin ışığında, siyasal kimliklerimizin de ötesinde, kuvvetler ayrımının ve Meclis üstünlüğünün, yargı bağımsızlığının ve adaletin, hukuk devletinin kıymetini, bir kez daha kavramış insanlar olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni hakkı olan saygın konuma taşımakla yükümlüyüz.

Diyalog ve uzlaşmanın da şeffaf ve hesap verebilecek hükümetlerin varlığının da güvencesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.

-“ARTIK İLK GÖREVİMİZ, ORTA DOĞU’DAKİ YANGININ TÜRKİYE’YE SIÇRAMASINA ENGEL OLMAKTIR”-

Tarihsel bir kırılmanın bölgemizde yaşanmakta olduğu bir dönemde görev yapacağız. Gözlerimizin önünde devletlerin çözülüp parçalandıklarına, yeni güç merkezlerinin şekillenmekte olduğuna tanık oluyoruz. Ortadoğu’nun siyasi haritası kanlı bir süreçle yeniden çiziliyor.

Artık ilk görevimiz, Orta Doğu’daki yangının Türkiye’ye sıçramasına engel olmaktır.

2003 yılındaki Irak’a yönelik askeri müdahalenin bugün bu malum vahşet örgütünün ortaya çıkmasına neden olduğunu o müdahale kararını alanlar ve uygulayanlar kabul ve itiraf etme durumuna gelmişlerdir. Ne kadar onur vericidir ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Mart 2003’te askeri müdahale tezkeresini reddederek şerefli tarihine yakışan bir karar almıştır. Bu kararın alınmasına öncülük yapanlar, ideolojik bir savaş karşıtlığının ötesinde, bu günkü Ortadoğu manzarasını cehennemini 12 yıl önce öngörerek karşı çıkmışlardır.

-“TÜRKİYE’NİN ATEŞE ATILMASINA İZİN VERMEYECEĞİNE İNANIYORUM”-

Bunu yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, önümüze gelmekte olan yeni tehditler, tehlikeler ve teklifler karşısında da kendisine yakışanı yapacağına ve Türkiye’nin ateşe atılmasına izin vermeyeceğine inanıyorum.

Dinci ya da ırkçı terör karşısında en sağlam güvence cumhuriyetimizin temel felsefesidir.

Bu felsefe Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tarihinden gelen ve bu gün bizlere emanet edilen en şerefli mirastır.

-“BİZİM DEVLETİMİZ BİR IRK KAN VE KAFATASI DEVLETİ DEĞİLDİR”-

Bizim devletimiz bir ırk kan ve kafatası devleti değildir. Bir siyasi bilinç devletidir. Herkesin ırkı, etnik kimliği, soyu onun şerefidir. Herkesin dini mezhebi inancı onun şerefidir. Ama siyasetimiz, bir ırk, etnik kimlik, soy-sop siyaseti değildir.

-“DEVLET MARİFETİ İLE MEZHEP VE DİN DAYATMANIN SAKINCALARINI DA GÖRECEKLERİNİ UMUYORUM”-

Laikliği, dinsizlik diye sunup tahrip etmenin, devlet ya da cemaat eliyle din ve mezhep dayatmanın, nelere yol açmakta olduğunu görüyoruz. Devleti cemaatleştirmenin sakıncalarını görenlerin, artık devlet marifeti ile mezhep ve din dayatmanın sakıncalarını da göreceklerini umuyorum.

Cumhuriyetimizi demokrasimizle çatıştırmayı değil birleştirip bütünleştirmeyi başarırsak, eğer tarihimizden husumet değil, ders çıkarıp barış ve kardeşlik üretebilirsek, eğer siyasetimizin temeline hukuku, bağımsız ve tarafsız yargıyı yerleştirebilirsek Türkiyemiz 21. yüzyılın en güçlü en saygın en parlak ülkelerinden birisi olacaktır.” (ANKA)

(MG/ÖZK)

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.