Suruç'ta Ölenlerin İçinde Hdp'li Yok

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Suruç’taki terör saldırısına ilişkin, “Allah korusun, ölenlerin içinde de ne belediyeden bir yetkili var ne de HDP il ve ilçe yöneticilerinden biri var.

Suruç'ta Ölenlerin İçinde Hdp'li Yok

-Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Suruç’taki terör saldırısına ilişkin, “Allah korusun, ölenlerin içinde de ne belediyeden bir yetkili var ne de HDP il ve ilçe yöneticilerinden biri var. Bunların o topluluk içine özel olarak sokulmadığı, uzakta kaldıkları, uzakta bırakıldıkları başka bir istihbarat konusu” dedi.

 

-Başbakan Yardımcısı Arınç, hükümet kurma çalışmaları kapsamında CHP’nin temsilcisi Haluk Koç ile heyetin genişletilerek bir görüşme daha yapılacağını söyledi.

 

ANKARA(ANKA) – Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Suruç’taki terör saldırısına ilişkin, “Allah korusun, ölenlerin içinde de ne belediyeden bir yetkili var ne de HDP il ve ilçe yöneticilerinden biri var. Bunların o topluluk içine özel olarak sokulmadığı, uzakta kaldıkları, uzakta bırakıldıkları başka bir istihbarat konusu” dedi.

Başbakan Yardımcısı Arınç, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun başkanlığında Çankaya Köşkü’nde yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı sırasında gazetecilere açıklamalarda bulundu. Arınç, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Sınırda kurulacak fiziki güvenlik sisteminin özeklerinin sorulması üzerine Arınç, bu konuyu ayrıntılı olarak anlatamayacağını belirtti. 910 kilometrelik sınırın özellikle kritik olan bölgelerinin tespit edildiğini belirten Arınç, “Bunların bir kısımda 152 kilometredir. Bir kısımda 40 kilometredir. Özellikle giriş-çıkışlar için tespit ettiğimiz yerler konusunda öncelik verilmek suretiyle hemen hemen tüm teknolojik imkanlar istifade etmek sureti ile bir entegre sınır güvenlik sistemi kurulacaktır. Ayrıntılı incelemeler yapılmış, mayınların bulunduğu yerler, hendek kazımları, ışıklandırma ve aydınlatma teknik bir konudur. Özellik arz eden konuları size anlatmam mümkün değildir. Etkili olabilecek bugüne kadar fayda gördüklerimize ilaveten eğer fayda görmemişsek bunu değiştirebilecek yeni bir sistemi öngörüyoruz. Duvarlar örtmek suretiyle değil, terörist geçişlerini engelleyebilecek, kaçakçılık faaliyetlerine son verebilecek ve yaşadığımız son mülteci akınları karşısında onları asıl geçiş noktalarına yönlendirebilecek bir sistemi entegre olarak düşünmüşler” ifadelerini kullandı.

 

-“DEAŞ İLE MÜCADELEDE 600 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI 102 KİŞİ TUTUKLANDI”-

 

Uçuşa yasak bölge ve güvenli bölge seçeneklerinin hala masada olup olmadığının sorulması ve ABD’nin İncirlik Üssü’nü kullanma taleplerinin anımsatılması üzerine Arınç, Türkiye’nin IŞİD’le mücadelede attığı adımları anlattı. Türkiye’de bir algı operasyonu olduğunun altını çizen Arınç, DAŞ’ın Türkiye’nin lanetlediği bir terör örgütü olduğunu belirtti. Türkiye’nin her terör örgütüyle olduğu gibi IŞİD’le de mücadele etmeye kararlı olduğunu kaydeden Arınç, “DEAŞ’ın son aylardaki faaliyetleri hareket kabiliyetini koruduğunu hatta kendisine mensup savaşçıların sayısını Orta Afrika’dan ve Avrupa’dan gelen yeni isimlerle ve kişilerle daha da geliştirdiğini göstermektedir” diye konuştu.

Türkiye’nin koalisyon güçlerinin başarısı için elinden geleni yaptığını belirten Arınç, DEAŞ’ın 2 yıl önce Bakanlar Kurulu kararı ile terör örgütü listesine alındığını belirtti. Arınç Türkiye’de DEAŞ konuşulmazken bile Bakanlar Kurulu kararı ile terör örgütü listesine alındığını söyleyen Arınç, “2014’te Niğde’de bir saldırı meydana geldi. Günahsız 2 yurttaşımız hayatını kaybetti. Kapsamlı operasyon yaptık. 1 Ocak 2015'ten bu yana şu an itibarıyla 600’e yakın kişi DAEŞ terör örgütü ile bağlantılı olabilecekleri şüphesiyle gözaltına alınmıştır. Bunlardan 102’si tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir. Temmuz 2015 tarihinden itibaren Suriye’de radikal tabir edilen gruplara katılım bin civarındadır. DAEŞ’e katılanları kastediyorum. PYD'ye katılanların sayısı da bin 500, 2 bin civarındadır. Hemen hemen her gün DEAŞ ile bağlantısı olduğu düşünülen istihbarat veya bütün bilgilerin toplanmasıyla yapılan operasyonlar neticesinde, 6 ay içerisinde 600’e yakın gözaltı olmuştur. Bu 600’e yakın gözaltıdan da 102’si şu an tutuklanmıştır” ifadelerini kullandı.

Arınç, DEAŞ terör örgütüne yapılan operasyonlar ve ele geçirilen silahlar hakkında bilgi verdi.

 

-“HEYETE YENİ İSİMLER EKLENECEK VE GÖRÜŞME PAZARTESİ GÜNÜ YAPILACAK”-

 

Sorulan bir soru üzerine hükümet kurma çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulunan Arınç, kendi önceliklerinin hükümet kurmak olduğunu belirtti. Kendilerinin maceraperest olmadığını kaydeden Arınç, “Halkımızın bu takdirine karşı durmayız. Yani, ‘Sen ne yaptığını bilemedin, hadi seçime gidelim de bu yanlışını düzelt’ demeyiz. Bu millete karşı saygısızlık olur. Bunu hangi parti düşünürse, hangi siyasetçi düşünürse bu milletimize karşı saygısızlık olur. Dolayısıyla birinci aşamadaki düşüncemiz çok iyi niyetle ve çok şeffaf bir şekilde hükümeti kurma çalışmasıdır. Hükümet kurma konusunda CHP ile ilerleyen bir süreç vardır. MHP ile ilk ziyaret yapılmış, ancak herhangi bir görevlendirme olmadığı için şu aşamada, ikili görüşmeler başlamamıştır” diye konuştu.

Bakan Çelik ile CHP’li Koç arasında yapılan görüşmenin ardından Bakan Çelik’in basına yaptığı açıklamanın aynısını Bakanlar Kurulu’nda kedilerine de söylediğini belirten Arınç, “Biz birkaç arkadaşı daha dahil ederek her iki heyete Sayın Koç ile tekrar bir toplantı yapacağız. Bu toplantı tahmin edebileceğiniz gibi önümüzdeki pazartesi günü olacak. CHP ‘şu gün, şu saat, şu arkadaşlarla toplanalım’ derse burada kabul durumundayız. Bu görüşmeler devam edecek. Görüşmelerin faydalı devam ettiğini biliyoruz. Gerek CHP, gerekse MHP her iki parti ile yapılacak görüşmelere izin vermiştir. Bunu ülke için faydalı görmüştür” şeklinde konuştu.

 

-“ULUSAL YAS İLAN EDİLMESİNE ŞUANA KADAR ‘MUTLAKA GEREKLİ’ NOKTASINDA BAKILMADI”-

 

Başbakan Yarımcısı Arınç, CHP’nin Suruç saldırısı ardından ulusal yas ilan edilmesi için kanun teklifi vermesini, “Bu konu Bakanlar Kurulu’nun yetkisi dahilindedir. Bugüne kadar çok acı olaylar karşısında daha çok komşu, dost ülkelerin devlet başkanlarının vefatından sonra Türkiye hakkında olumlu düşüncelere sahip olduğunu, dostluk, arkadaşlık ve iyi niyet çerçevesinde bir cemile olmak üzere ulusal yas ilan edilmiştir. Bunda da hiç garipsenecek durum yoktur. Bu olayla ilgili olarak ulusal yas ilan edilmemiştir. Buna Bakanlar Kurulumuz tarafından şuana kadar ‘mutlaka gerekli’ noktasında bakılmadığı için bakılmadığı için bunu söylüyorum. Ama gereken her türlü işlem yapılmıştır” ifadelerini kullandı.

CHP’nin böyle bir kanun teklifi vermesini “jest” olarak nitelendiren Arınç, kanun teklifinin öncelikle komisyonlardan geçmesi gerektiğini, komisyonların ise oluşmadığını belirtti.

Ulusal yas ilan edilmesine ilişkin olarak Arınç, “Onların acılarını paylaşıyoruz, onların duygularına biz de hepimiz sahibiz ama ulusal yas ilan edilmesi bu ve buna benzer olaylarda her gün tek tek veya yeri geldiğinde yapmaya kalkarsak bu anlamını da kaybeder diye düşünüyorum” dedi.

 

-“ÖNEMLİ OLAN DEMİRTAŞ’IN DA BÖYLE BİR DEKLARASYONA İMZA KOYMASIDIR”-

 

Suruç’taki saldırının ardından HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, Meclis'i olağanüstü toplantıya davet ettiğini ve bunun için de imza toplayacağını açıklamasını değerlendiren Arınç, “Sayın Demirtaş, İç Tüzük gereğince tatilde bulunan Meclis'i, önce TBMM Başkanını muhatap almak suretiyle onun toplantıya çağırmasını istiyor, 'O çağırmazsa da biz 80 milletvekili olarak imza vereceğiz. Otuz milletvekili daha imza verirse olağanüstü toplantı yapılabilir' diye düşünüyor. Demirtaş'ın, şunu da düşünmesi lazım. 110 kişiyle TBMM toplantıya çağrılır ama en az 184 kişiyle açılır. Dolayısıyla bunun karşılığını hem Meclis Başkanından, hem de imza verecek milletvekillerinden görmemiz lazım. Biz şahsen Hükümet olarak TBMM'nin olağanüstü toplantıya çağrılmasında bir fayda görmüyoruz. Çünkü böyle bir toplantı yapıldığı taktirde, siyasi partiler arasında öylesine büyük tartışmalar yaşanabilir ki mecrasından sapar ve hiç ümit etmediğimiz bir davranışla karşı karşıya kalabiliriz. Ben Sayın Demirtaş'a buradan tekrar bir ricada bulunmak istiyorum. Bütün bunları kapsayan çok daha olumlu bir talebi Sayın Başbakanımız dile getirdi. O da 4 partinin, parlamentoda grubu bulunan 4 siyasi partinin, ortak bir deklarasyonla DAEŞ de dahil olmak üzere bütün terör örgütlerini, bu örgütlerin faaliyetlerini lanetlemesi ve bunu terör eylemlerine karşı yek vücut olarak karşı duracağımızı bizzat yazı ile ifade etmemiz. Bunu Sayın Başbakanımız hep tekrarlayacaktır. Biz de tekrarlayacağız. Bundan kaçmak, buna uzak durmak kesinlikle mümkün değil. Terör eylemlerinin bir tanesine taraftar olup öbür tanesini lanetlemek doğru değildir. Terör bir insanlık suçudur. Kim yaparsa, kime karşı yaparsa yapsın, terör ve teröristlerin, terör eylemlerinin mutlaka lanetlenmesi gerekir. CHP Genel Başkanında olumlu bir yanıt aldığımızı düşünüyorum. MHP'nin de böyle bir talebe ben olumlu yaklaşabileceğini düşünüyorum, bugünkü tavırlarının dışında. Önemli olan burada HDP'nin de Sayın Demirtaş'ın da böyle bir deklarasyona imza koymasıdır” diye konuştu.

 

-“BELEDİYE ÇALIŞANLARI 2. ARAMAYA İZİN VERMEMİŞ”-

 

Suruç saldırısına ilişkin olarak “Polis neredeydi?” eleştirilerine yanıt veren Arınç, polisin orada olduğunu fakat polisin engellendiğini aktardı.

Suruç’a gelen insanların masumane bir amaçla otobüslerle oraya gittiğini belirten Arınç, “Bu şiddet içermeyen bir gösteridir. Bizim de kabulümüzdür. Şiddet ve silah yoksa herkes her istediğini söyleyebilir. Kanunlarımız buna müsait. Otobüsten indiklerinde polis arama yapmak istemiştir. Kendilerinin de müsaadesi ile arama yapılmıştır. Sadece birkaç tanesi polis merkezine davet edilmiş, kimlik tespitinin ardından onlar da serbest bırakılmıştır. Sonra Suruç Belediyesi'nin Amara Kültür Merkezi’ne girmişledir. Orası korunaklı bir yerdir, duvarları vardır. İçinde de belediyenin etkinlikleri yapılmaktadır. Polis ‘Aradan zaman geçti, tekrar arama yapalım, bir tespit yapalım, bir kimlik tespiti yapalım’ dediğinde belediye görevlileri kesinlikle izin vermemişlerdir. ‘Burası güvenlidir, burası bizim yönetimimizdedir. Polisi istemiyoruz’ demişlerdir. Herkes bir nebze bir ders alsın diye söylüyorum. Orada maalesef tekrar bir tespit yapılamamıştır. Sonunda da o grubun arasında giren birisi, sırtını ağaca da yaslamak suretiyle hem kendi hayatına hem de 32 canımızın hayatını kaybetmesine yol açan eylemi yapmıştır. Birbirini tanıyan bu insanlar, aynı amaç için bir araya gelmiş bu insanlar, aralarına birinin karıştığını görmemişler veya fark edememişlerdir veya kendilerinden biri zannetmişlerdir. İlk aramada olmayan bu kişi, bu belediyenin bahçesine, Amara Kültür Merkezi’ne nasıl girmiş, bu açıklamayı yapan insanların arasında nasıl sızmış ve vücudundaki patlayıcı maddeyi ağacın da ortadan yarılmasına yol açacak şekilde nasıl patlatmıştır? Suruç Belediyesi’ne ait Amara Kültür Merkezi’nde güvenlik kameralarının olduğu söyleniyor ama aldığımız bilgi 10 aydır kullanılamaz durumda” diye konuştu.

 

-“SOYSUZLARA KARŞI HERKESİN DİKKATLİ OLMASINI RİCA EDİYORUM”-

 

“Allah korusun, ölenlerin içinde de ne belediyeden bir yetkili var ne de HDP il ve ilçe yöneticilerinden biri var” diyen Arınç, “Bunların o topluluk içine özel olarak sokulmadığı, uzakta kaldıkları, uzakta bırakıldıkları başka bir istihbarat konusu. Şimdi bütün bu soruların cevaplarını bulacağız. Bunlar için çalışıyoruz. Hala polisi, hala hükümeti hedef alan kan üzerinden terör örgütü propagandası yapmaya çalışan, Türkiye üzerindeki kirli emelleri için insanların hayatını hiçe sayanlara destek olmaya çalışan çok az sayıda da olsa medyanın dikkatli olmasını istiyorum. Türkiye’de fevkalade bir algı operasyonu yapılıyor, Türkiye yurtiçinde de, yurt dışında da DEAŞ’a muzahir bir hükümet olarak gösterilmeye çalışıyor. Bu insafsızlıktır. Bunu reddediyoruz. Artık bu yalanlara kimse katılmasın. Burada hiçbir HDP il yöneticisi, il belediye başkanı, ilçe yöneticisi yok. Bütün kayıtlar gösteriyor ki Suruç’ta en az günde 3 gösteri yapılıyor, 3 tane gösterinin dışında defalarca bu olay sebebiyle açıklamalar yapılıyor ve hepsi de HDP’nin yöneticileri. Acaba bu grubun içine neden gelemdiler? Niye katılmadılar, niye orada yoktular? Yani çok masum bir gerekçeleri olabilir. Ama, ‘Asker yoktu, hükümet neredeydi, katil Erdoğan’ diye bu ülkenin cumhurbaşkanına hakaretler yağdıran soysuzlara karşı herkesin dikkatli olmasını rica ediyorum” dedi. (ANKA/SON)

(HM/OLÇ)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.