Kürt Sorununu Askeri Yöntemlerle Değil Meclis'te Çözmek Mümkün

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, “Barış hedefini feda etmeden, Kürt sorununu askeri yöntemlerle değil Meclis’te, Meclis’teki parti gruplarının müzakeresi ve diyalogu öncülüğünde çözmek mümkündür” dedi.

Haberler 28.07.2015, 12:12
Kürt Sorununu Askeri Yöntemlerle Değil Meclis'te Çözmek Mümkün

ANKARA (ANKA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, “Barış hedefini feda etmeden, Kürt sorununu askeri yöntemlerle değil Meclis’te, Meclis’teki parti gruplarının müzakeresi ve diyalogu öncülüğünde çözmek mümkündür” dedi.

Tanrıkulu yazılı açıklamasında, siyasi aklın Türkiye’yi adım adım içinden çıkılmaz şiddet sarmalına sürüklediğini savundu. Bu duruma karşı barışçıl çözümü tesis etmek, otuz yıldır çatışmalara ve ölümlere tanık olan herkesin görevi olduğunu ifade eden Tanrıkulu, “20 Temmuz’da Suruç’ta gerçekleştirilen katliamdan itibaren hemen her gün, Türkiye’nin dört bir yanından can kayıpları haberlerini almaya başladık. Gençlerimiz, çocuklarımız, canlarımız yine toprağa düşmeye başladı. 1990’ların, 2000’lerin yasını bile tutamamışken, yakın geçmişle bile hesaplaşamamışken yeni bir şiddet sarmalına girmenin bedelleri hepimiz açısından çok ağır olacaktır. Bugünlerde yaşamını yitiren insanlarımız genel kamuoyu tarafından zamanla unutulsa da aileleri açısından hiçbir zaman unutulmayacaktır. Her ölüm, yakınları açısından felakettir” dedi.

-“ÖNCELİĞİMİZ ÖLÜMLERE ‘DUR’ DEMEK”-

Bu felakete “dur” demenin,  ölümden beslenmeyen, kin ve intikamla hareket etmek yerine yaşatmayı önceleyen herkesin görevi olduğunu vurgulayan Tanrıkulu, “Diğer yandan çözüm sürecinde yapılan büyük hatalara, barışın toplumsallaştırılmasının önüne konan engellere, kalıcı barış odaklı çalışmaların yapılmamasına yönelik eleştirilerimiz olmakla birlikte, çatışmaların yaşandığı bugünlerde önceliğimiz ölümlere dur demektir. Türkiye, Kürt sorunu konusunda yeterince ders çıkarabilecek kadar felaketler yaşamıştır. Bu ülkeye yeni felaketler yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur” değerlendirmesinde bulundu.

-“1990’LARI YAŞAYAN BİRİ OLARAK…”

“ 1990’ları yaşayan biri olarak uyarıyorum” diyen Tanrıkulu, şöyle devam etti:

“Şiddet sarmalına bir kez kapılınca, bunun içinden çıkmak çok zordur. O dönemi, o yılları, olayların ortasında kalmış bir sivil, bir sıradan vatandaş olarak yaşamış biri olarak söylüyorum, bir daha şiddetin şiddeti doğurduğu, tetiklediği yılları, dönemleri kimse yaşamamalıdır.

Suruç’taki IŞİD saldırısından sonra, terörü konuşmak için Meclis’in toplantıya çağrılması öneren milletvekillerinden biri olarak, bugün, ülkemizde nasıl güvenlikli bir ortam yaratabiliriz meselesini hemen tartışmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu Meclis’te çatışmayı, silahı gerekçelendiren değil dışlayan bir politikada ortaklaşmak durumundayız. Hala silahların değil, siyasetin konuşabileceği noktayı kaybetmiş değiliz. Büyük felaketin sınırındayız ve buna karşı durabiliriz. Fakat şiddet derinleştikçe siyaset kurumu da hükmünü yitirmeye başlar. Barış hedefini feda etmeden, Kürt sorununun askeri yöntemlerle değil, Meclis’te, Meclis’teki parti gruplarının müzakeresi ve diyalogu öncülüğünde çözmek mümkündür. Bunu beraberce başarabiliriz.” (ANKA)

(GO/ÖZK)

 

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@