İçişleri Bakanı Efkan Ala: Dolmabahçe doğruydu!

Meclis'te görüşmeleri süren Bütçe Kanunu Tasarısı sırasında gerçekleşen bir diyalog, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın Dolmabahçe mutabakatı konusunda farklı düşündüğünü ortaya çıkardı.

İçişleri Bakanı Efkan Ala: Dolmabahçe doğruydu!
KARŞI GAZETE | ANALİZ

ALA: "DOLMABAHÇE DOĞRUYRU!"


Bakanlığın bütçesinin görüşmeleri sürerken MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın   "Seni gidi Dolmabahçeci! Seni gidi çözümcü! Seni gidi Dolmabahçe mutabakatçısı!" sözlerine sinirlenen İçişleri Bakanı, "Sen nezaket öğren. O Dolmabahçe de doğruydu" diyerek tepki gösterdi.

ERDOĞAN MUTABAKATI KABUL ETMEMİŞTİ...

Bakan Efkan Ala'nın "doğruydu" sözcüğüyle nitelendirdiği Dolmabahçe Görüşmesinde, 10 maddelik ve adına Dolmabahçe denilen bir mutabakat ilan edilmiş; ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan  “Ben ‘Dolmabahçe Mutabakatı’ ifadesini asla kabul etmiyorum. Çünkü o toplantı bir mutabakat toplantısı olamaz. Niye? Çünkü ortada bir hükümet vardır, diğer tarafta grubu olan bir siyasi parti vardır. Burada neyin mutabakatını, kimle, ne için sağlıyorsun? Öyle bir şey olmaz” demişti...

DEMİRTAŞ: "CUMHURBAŞKANI PKK'NIN SİLAH BIRAKMASINI ÖNLEDİ"

Erdoğan'ın bu açıklaması üzerine HDP Genel Başkan'ı Selahattin Demirtaş da "Hükümet mutabakat sonrası her şeyi tuzla buz etti" diyerek tepki göstermiş ve " PKK'nın silah bırakmasına 1 hafta kalmıştı, AKP vazgeçti! Bu ülkenin cumhurbaşkanı PKK'nın silah bırakmasını önledi." açıklaması yapmıştı.

HEPSİ ORADAYDI...

28 Şubat 2015 tarihindeki Dolmabahçe görüşmesine  Hükümet adına Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan , İçişleri Bakanı Efkan Ala, AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu ile HDP adına grup başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken, HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder katılmış, buluşmanın sonunda Sırrı Süreyya Önder, Abdullah Öcalan’ın PKK’ya baharda silah bırakma ve büyük kongre toplama çağrısı yaptığını aktarmıştı.

İŞTE  İÇİŞLERİ BAKANI ALA'NIN "DOĞRUYDU" DEDİĞİ O GÖRÜŞMEDE AÇIKLANAN MUTABAKAT:

Mutabakatta şu maddeler yer almıştı:

1- Demokratik siyaset:

Selahattin Demirtaş'ın ifadesiyle "Siyasi Partiler Kanunu, seçim barajı, siyasetin sadece siyasi partiler aracılığı ile yapılamayacağı, sivil toplum örgütlerinin güçlendirilmesi gereği, sivil toplumun serbest örgütlenme hakkı, ifade özgürlüğü…"

*HDP, PKK içindeki bazı isimlerin siyaset yapabilmesinin önünün açılmasını istiyor. "Dağdan inenler siyaset yapabilsin" deniliyor. Genel af, TCK'nın 220 ve 314. Maddelerinin değişmesi, kaldırılması...

2- Demokratik Çözümün ulusal ve yerel boyutlarının tanımlanması:

Selahattin Demirtaş'ın ifadesiyle "Ulusal düzeyde demokratik parlamenter rejimi inşa etmemiz lazım. Yerel düzeyde de bütün belediye meclisleri, il genel meclislerine yetki veren, tamamından onların bütçelerini, kararlarını  özerk hukuka dayanarak alabilecekleri, yereldeki tarım, ticaret, turizm, sosyal faaliyetler, spor , eğitim, sağlık ve benzeri konularda yerelin yetkisinin olduğu bir özerklik hukukunu tartışalım. Biz bunları savunuyoruz."

*AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartı hatırlatılarak yerelde ‘Demokratik Özerklik’ adı altında özyönetim modellerinin geliştirilmesi...

3-Özgür vatandaşlığın yasal güvenceleri:

Selahattin Demirtaş'ın ifadesiyle ”Vatandaşlık şu anda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda şöyle tanımlanmıştır: Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes Türk’tür… Her vatandaş Türk’tür. Bu, etnisiteye dayalı bir tariftir. Bunu, hiçbir etnik kimliği inkar etmeyen anayasal vatandaşlığa dönüştürmekte fayda var. Bu konuda pek çok parti de teklif sunuyor. Uzlaşmak çok kolay belki bu konularda. TC vatandaşı herkes eşit yurttaştır, vatandaştır gibi daha soyut bir tanım yapılmalı."

4- Demokratik siyasetin kurumsallaşması:

Selahattin Demirtaş'ın ifadesiyle "şu anda bütün devleti siyaset yönetiyor. Siyasi partiler yönetiyor ve makro düzeyde politik aktörler devletin her kademesine, her şeyine hakim…
Batılı devletler şöyle çözmüşler. Sivil toplum veya yerel halk meclislerinin devlet kurumlarında karar alma süreçlerine katılımı var. Devleti tek başına siyasi partiler yönetmiyor. Siyaset tek başına egemenlik kurumu olmuyor. Halk tabana doğru devlet kuruluşlarının yönetimine katkıda bulunuyor. Sadece bürokratlar karar vermiyor. O maddeye göre bunun mekanizmalarının tartışılması lazım."

 5-Çözüm sürecinin sosyoekonomik boyutları:

Selahattin Demirtaş'ın ifadesiyle "Demokrasi ve ekonomi birbiriyle iç içe geçmiş mevzulardır. Çözümün sosyoekonomik boyutlarının da tartışılması lazım..."

*Doğu ve Güneydoğu'daki bu başlık altında sıralanabilecek sorunların giderilmesi. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, bölgesel kalkınma... Irak ve İran sınır hattına yeni gümrük kapıları açılması vb. önlemler ile ekonomik destek

6- Çözüm sürecinde özgürlük-güvenlik ilişkisinin kamu düzeni ve özgürlükleri koruyacak şekilde ele alınması:

Selahattin Demirtaş'ın ifadesiyle "Yani devletin kamu düzenini sağlarken özgürlüklere, İç Güvenlik Paketi örneğinde olduğu gibi, müdahalede bulunmaması, ama kamu düzenini tehlikeye sokacak silahlı ve benzeri unsurların da tedbirinin alınması gerekir. Silahsızlanmaya dair tartışma da bu maddede yürüyecektir. Yani  bir yandan PKK silahsızlanacak, bir yandan da devlet de kamu güvenliğini sağlayacağım adı altında özgürlüklere müdahale etmeyecek."

7- Kadın, kültür ve ekolojik sorunların yasal çözümleri ve güvenceleri:

* Bu konuların anayasal ve yasal güvence altına alınması...

8- Kimlik kavramı ve tanımlanmasına dönük çoğulcu demokratik anlayışın geliştirilmesi:

Selahattin Demirtaş'ın ifadesiyle, "Şu anda Anayasa’da tanımlanan tek bir kimlik vardır. O da Türk kimliğidir. Onun dışında hiçbir kimlik tanımlanmamıştır. Kabul de edilmemiştir. Yani Türk kimliğini tartışmaya açan, yok sayan, öteleyen bir öneri değil o.  Onu da kapsayan ama  dğer kimlikleri de yok saymayan bir tarife ihtiyaç var."

9- Demokratik cumhuriyet, ortak vatan ve cumhuriyetin demokratik ölçütlerde tanımlanması, çoğulcu yaşam, içinde yasal ve Anayasal güvencelere kavuşturulması:

Selahattin Demirtaş'ın ifadesiyle, "Yönetim modeli olarak cumhuriyet, ama demokratikleştirmek… Ortak vatan. Yani toprağın ne bölünmesi ne sınırlar çekilmesine gerek var. Ama burası bir etnik kimliğin vatanı değil, hepimizin ortak vatanıdır. Dolayısıyla bu topraklar üzerinde yaşayan hepimiz eşitiz, asli unsuruz. Bu vatanı da ortak vatan olarak bellemişsek, bunu da Anayasa’da tarifleyelim kardeşim. Bu topraklar hepimizin ortak vatanıdır. O duygu aidiyetini de geliştirelim. Oradaki son kavram ulus kavramı. Etnisiteye dayalı tekçi ulus yerine demokratik ulus diyebileceğimiz, yani bağrında bütün kimlikleri barındıran, hiçbir kimliği yadsımayan, ortak ulus tanımına da ihtiyaç var. "

10- Bütün bu hamlelerin içselleşmesini hedefleyen yeni bir Anayasa:

*Tüm bu taleplerin yeni bir anayasa ile garanti altına alınması...

Burcu Oral Evren | karsigazete.com.tr
  KarşıGazete
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.