Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yeni Türkiye Hedefimiz Asla Avrupa Birliği'nden Bağımsız Değildir

İSTANBUL(ANKA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AB’ye tam üyelik konusunda kararlılık mesajı verdi. Yeni Türkiye hedefinin, Avrupa Birliği’nden bağımsız olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eski korkuların, tere

Haberler 09.05.2015, 15:53
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yeni Türkiye Hedefimiz Asla Avrupa Birliği'nden Bağımsız Değildir

İSTANBUL(ANKA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AB’ye tam üyelik konusunda kararlılık mesajı verdi. Yeni Türkiye hedefinin, Avrupa Birliği’nden bağımsız olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eski korkuların, tereddütlerin, kısır tartışmaların, birkaç ülkenin siyasi ihtiraslarının AB ile ilişkilerimizi esir almasına izin veremeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İktisadi Kalkınma Vakfı’nın “50. Yılında Türkiye-AB İlişkileri” Programı’nda konuştu.

Erdoğan konuşmasında, 50’inci yılına giren İktisadi Kalkınma Vakfı’nın Türkiye’nin Avrupa Birliği yolculuğunun en öncü aktörlerinden biri olduğunu söyledi.

Avrupa Birliği yolunun tek başına yürünecek bir yol olmadığı mesajını veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “menzile varıncaya kadar el birliğiyle, gönül birliği ile bu uzun ve meşakkatli mücadeleyi sürdüreceğiz. Türkiye’nin yarım aşırı aşan Avrupa Birliği yolculuğunda dört ana eşik olduğunu görüyoruz. 12 Eylül 1963’te Ankara Anlaşması'nın imzalanmasıyla, 1 Ocak 1996’da Gümrük Birliği'nin yürürlüğe girmesiyle devam eden bu süreçte 11 Aralık 1999’da Helsinki Zirvesi’nde adaylığımız tescil edildi. Bundan 10 yıl önce 3 Ekim 2005 tarihinde bu noktadan en önemli dönüm noktası geçilmiş ve müzakere sürecimiz başlamış oldu. 2005 yılında başlayan müzakere sürecinde, bugüne kadar 14 vasıl açıldı. Bunlardan biri Bilim ve Araştırma faslını taşıyan 25’inci fasıl geçici olarak kapatıldı. Açılması gereken diğer fasıllarda şua, tamamen siyasi engellemelere takılmış durumda. Biz inişli, çıkışlı bir şekilde de olsa 10 yıldır süren müzakere sürecimizi devam ettirmekte kararlıyız” dedi.

Türkiye olarak her fırsatta AB üyeliğine stratejik bir zaviyeden baktığı ifade ettiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz kararlı duruşumuz sürdürürken, Birlik’in tutarlı bir tutum benimsemediğine de üzülerek şahit oluyoruz. Müzakere sürecindeki genel havadan, yaşanan olumsuzluklardan bağımsız olarak biz reform çalışmalarını devam ettirdik, devam ettiriyoruz. Sıkıntılı, en gergin anlarda dâhil ne dedik; ‘gerekirse Kopenhag Siyasi Kriterlerinin adını, Ankara Kriterleri olarak değiştiririz’ dedik ve yolumuzu da devam ederiz. İşte bu anlayışla ülkemizin ihtiyacı olan tüm adımları attık. Yapılması gereken düzenlemeleri hayata geçirdik. Bu durum AB’nin süreçte ortaya koyduğu yalpalamaları, çifte standardı ifade etmemize engel değil. Türkiye’nin önünü kesmek için olmadık yollara başvurdular. Neler demediler ki! Türkiye büyük, Türkiye’nin inancı bizimle uygun değil. Önümüze devamlı olarak bunları sürdüler. Teknik bir unsur olması gereken müzakere sürecindeki engellemeler de bu durumu gördük, yaşadık” diye konuştu.

“Müzakere sürecinde biz ilerleme kaydedelim diye çırpınırken haritayı gösterip Avrupa Birliği her şeyden önce Avrupa kıtası için dediler” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:

“Şu anda AB kıtası içinde olmayan ülkelerin AB üyesi olduğunu görüyoruz. Türkiye ise iki Asya’nın ülkesidir, iki kıtanın ülkesidir. Türkler, Küçük Asya’dalar şeklinde işi yokuşa sürenler oldu. Aynı şekilde AB yerine Doğu-Batı arasında köprü olmaya devam etsinler diye çıkışanlar oldu. Bu menfi tutuma, kayda değer şandele sayılarına kavuşan yabancı düşmanı, göç karşıtı Avrupa Birliği projesini sorgulayan parti ve çevreleri dâhil ettiğimizde karşımıza bir başka manzara çıkıyor. Tamamen siyasi, tamamen keyfi nedenler ile açılmayan fasıllarda da benzer bir ruh halini görüyoruz. Bloke edilen fasıllar arasında yer alan 'Yargı Ve Temel Haklar' başlıklı 23’üncü fasılla ilgili görüştüğüm tüm Avrupa ülkeleri, ‘haklısınız bunu en kısa zamanda sonuçlandıracağız’. Katılım sürecinin omurgasını teşkil eden bu fasıllar siyasi reform süreciyle doğrudan ilgilidir. AB’nin Türkiye’ye yönelik eleştirilerinin önemli bir bölümü de bu fasıllar kapsamına giriyor. Bir yandan Türkiye’yi bu konularda eleştiriyorlar diğer yandan fasılların açılmasını engelleyerek Avrupa Birliği müktesebatıyla entegrasyona mani oluyorlar.”

-“HALEN SORU İŞARETLERİ İÇERİSİNDE KARAR VERMEKTE ZORLANIYORLAR”-

“Madem bu kadar önem veriyorsun öyleyse biran önce fasılları aç ki Türkiye bu yönde dönüşüm gerçekleştirsin. Ayrıca Her hangi bir başlangıç kriteri bulunmayan 17 nolu  'Ekonomik ve Parasal Politika' faslı da halen müzakereye açılmadı. Ukrayna krizinin menfi etkileri sebebiyle Enerji alanındaki işbirliğimizin önemi bu kadar ortadayken 15 nolu 'Enerji' faslının da açılmamış olmasını da anlamıyorum. Burada ciddi bir başarısızlık var aslında. Bölgesel dinamiklerin hareketli olduğu bir dönemde 31 nolu 'Dış Güvenlik ve Savunma' faslının açılmamış olmasını da makul bulmuyorum.  Avrupa Birliği üyesi ülkelerin nerdeyse tamamı NATO üyesi. Biz burada beraberiz ya. Niçin bunu engelliyorsunuz? Bakıyorsunuz orada da halen soru işaretleri içerisinde karar vermekte zorlanıyorlar. Bütün bu tavırlar hem bizde hem de milletimiz nezdinde AB’nin samimiyetinin ve ülkemize dâhil yaklaşımın samimi olup olmadığının sorgulanmasına yol açıyor.”

-“TÜRKİYE VE AVRUPA BİRLİĞİ BERABER HAREKET ETMEK MECBURİYETİNDEDİR”-

“Türkiye’nin AB’ye üyeliği, yaşanan bölgesel ve uluslararası gelişmeler ışığında artık farklı bir şekilde ele alınması gerekiyor. Suriye’den Ukrayna’ya, Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya bölgemizde cereyan eden hadiseler ve giderek büyüyen bölgesel tehditler karşısında Türkiye ve Avrupa Birliği beraber hareket etmek mecburiyetindedir. Bunun başka yolu yoktur. AB’nin hem küresel finans krizinin etkileri hem de iç dinamiklerindeki kırılganlık sebebiyle Türkiye’ye her zamandan daha çok ihtiyacı vardır. Çünkü ülkemiz kritik gelişmelerin yaşandığı çalkantılı bir coğrafyada olmasına rağmen gerek ekonomik performansı gerekse siyasi istikrarıyla edata bir güven, huzur abidesi durumunda. Siyasette, dış politikada, ekonomide milletimizin arzuları ile örtüşen, hedefleri ile bütünleşen bir politika ortaya koyduk.”

-“YENİ TÜRKİYE HEDEFİMİZ ASLA AVRUPA BİRLİĞİ’NDEN BAĞIMSIZ DEĞİLDİR”-

“Komşularında yaşanan bunca sıkıntı ve çatışmaya rağmen büyümesini devam ettiren, ihracatta rekorlar kıran, büyük çaplı altyapı yatırımları sürdüren ülkeyiz. AB ise gerek siyasi çalkantılar gerekse içe dönük politikalar sebebiyle sürekli kan kaybediyor. Birliğin yeniden Küresel güç konumuna uygun bir vizyon belirlemeye ihtiyacı var. Bunun içinde genişleme müzakerelerini tutarlı, ilkeli ve hakkaniyete uygun bir şekilde uygulaması gerekiyor. Bizim yeni Türkiye hedefimiz asla Avrupa Birliği’nden bağımsız değildir. Daha güçlü, daha müreffeh, daha demokrat bir Türkiye’yi ifade eden yeni Türkiye hedefimize, Avrupa Birliği tam üyeliğimizle daha hızlı şekilde ulaşabileceğimize inanıyoruz.”

-“AVRUPA’NIN GÜVENLİĞİ BİZİM BATI SINIRLARIMIZDA DEĞİL, DOĞU SINIRLARIMIZDA BAŞLIYOR”-

“Türkiye Avrupa Birliği ilişkilerini, kazan-kazan stratejine bağlı olarak bugünlere getirdik. Aynı anlayışla devam ettirmek istiyoruz. Türkiye ile Avrupa Birliği dış politikadan, ekonomik ilişkilere, güvenlikten, sınır yönetimine, istihdamdan güç politikalarına kadar geniş bir alanda ortak bir paydayı paylaşıyor. Bölgemizdeki çatışmalar Avrupa Birliği'nin Türkiye’yi dışlamasına değil tam tersine Türkiye ile ilişkilerini çok daha ileriye taşımasını gerekli kılıyor. Avrupa’nın güvenliği bizim Batı sınırlarımızda değil, Doğu sınırlarımızda başlıyor. Bunu Avrupa Birliği'nin tüm üyeleri ve organları çok daha iyi anlamalıdır.”

-“BUNDAN SONRAKİ YOL HARİTAMIZI MİLLETİMİZ ÇİZECEKTİR”-

“Türkiye Avrupa Birliği'nin sadece siyasi değil ekonomik istikrarının da anahtarı. Katılım sürecinde karşılaştığımız sıkıntılara rağmen AB halen en büyük ticaret ortağımızdır. Küresel krizin Avrupa Birliği ülkelerinde etkilerinin azalmasıyla bu oran çok daha yukarılara çıkma potansiyeline sahiptir. Türkiye’yi dışlamış bir Avrupa Birliği'nin değil küresel, bölgesel güç onumunu bile muhafaza edemeyeceğine inanıyorum. Özgüvenimizi asla kaybetmeyelim. Tüm adımlarımızı milletimizin arzusu, talebi doğrultusunda attık. Bundan sonraki yol haritamızı milletimiz çizecektir.”

-“MÜZAKERE SÜRECİMİZİ ÇOK DAHA FARKLI BİR BOYUTA TAŞIMAK İSTİYORUZ”-

“Biz artık müzakere sürecimizi çok daha farklı bir boyuta taşımak istiyoruz. Bu amaçla 18 Eylül 2014 tarihinden itibaren yeni bir vizyon ortaya koyduk. Yeni dönemde Türkiye’nin yeni Avrupa Birliği stratejisini üç temel üzerinde inşa ettik. Bunlar, Siyasi Reform Sürecinde Kararlılık, Sosyo-ekonomik dönüşümde Sürdürülebilirlik ve İletişimde Etkinlik. Türkiye’nin katılım müzakeresindeki düğümün çözülmesi ve ilerleme kaydedilebilmesi için bu yeni vizyonumuzun muhataplarımız tarafından karşılık bulması, onlar tarafından da benimsenmesi gerekiyor. Eski korkuların, tereddütlerin, kısır tartışmaların, birkaç ülkenin siyasi ihtiraslarının AB ile ilişkilerimizi esir almasına izin veremeyiz.”

12 yıl önce AB üyeliği için hiçbir fasıllın açılmamış olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, o günden bugüne üyeliğe kabul edilen 13 üyenin hiç birinin Türkiye ile mukayese edilecek bir yanı olmadığını söyledi. (ANKA)

(HSN/ORH)

Yorumlar (0)
Yeni Nesil e-Ticaret Omni Ticaret
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@