Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'nin Yeni Döneminde Din Adamlarımızın Da Sorumluluk Alanı Genişlemiştir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, devletin en üst makamında müftüleri ağırladığını belirterek, “Türkiye\'nin bu yeni döneminde din adamlarımızın da sorumluluk alanı artık genişlemiştir. Batının içine düştüğü toplumsal çözülmeden ve İslam alemini derin krizlerinden, ülkemizi milletimizi koruyabilmemiz için sizlerden çok daha fazla gayret bekliyorum” dedi.

Haberler 19.08.2015, 23:58
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'nin Yeni Döneminde Din Adamlarımızın Da Sorumluluk Alanı Genişlemiştir

ANKARA(ANKA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, devletin en üst makamında müftüleri ağırladığını belirterek, “Türkiye'nin bu yeni döneminde din adamlarımızın da sorumluluk alanı artık genişlemiştir. Batının içine düştüğü toplumsal çözülmeden ve İslam alemini derin krizlerinden, ülkemizi milletimizi koruyabilmemiz için sizlerden çok daha fazla gayret bekliyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İl Müftüleri İstişare Toplantısı kapsamında Ankara’da bulunan müftüleri Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırladı. Burada müftülere hitaben bir konuşma yapan Erdoğan, ülkeleri; topun, tüfeğin ve askeri gücün ayakta tutmayacağını belirtti. Milleti oluşturan bireylerin manevi donanımlarının ne kadar güçlü ise devletlerin güdecekleri yolların da o kadar güçlü ve doğru olacağına işaret eden Erdoğan, tek parti döneminde imam hatip okullarında sadece “ölü yıkayıcı” yetiştirilmek istendiğini belirtti.

 

-“TÜRKİYE OLARAK ÜZERİMİZDE ÇOK AMA ÇOK ÖNEMLİ BİR SORUMLULUK VAR”-

 

İmam hatip okullarından mezun olan gençlerin davranışlarıyla ve ilmiyle o toplumlara örnek olması gerektiğini kaydeden Erdoğan, “İşte burada devletin en üst makamında müftülerimizi ağırlıyor, onlarla hasbıhal ediyor, karşılıklı bir fikir teatisinde bulunuyoruz Türkiye'nin bu yeni döneminde din adamlarımızın da sorumluluk alanı artık genişlemiştir. Batının içine düştüğü toplumsal çözülmeden ve İslam âlemini derin krizlerinden ülkemizi milletimizi koruyabilmemiz için sizlerden çok daha fazla gayret bekliyorum. Sizlerden istirhamım şudur; özellikle Türkiye olarak üzerimizde çok ama çok önemli bir sorumluluk var. İslam dünyasının içine düştüğü krizi hep birlikte görüyoruz. Bakınız İslam dünyasının dışında nüfusun çoğalmasına baktığınız zaman neredeyse iki katı bile zor yakalamışlar. Ama İslam dünyasında neredeyse 1’e 5, 1’e 6 nüfus artışı söz konusu. Peki eksiğimiz nerede? Eksiğimiz, aramızdaki birlik, beraberlik, muhabbet bunda ciddi bir sıkıntımız var. Tabi bunu nereden başlıyor diye bunu incelediğimizde bakıyorsunuz ki İslam dünyasının ilim erbabı kendi arasında bir defa ilmi meselelerimizde bir birliği vahdeti yakalayamıyor çok ciddi orada kopuşlar var. İşte bu fikri kısırlıktan kurtulmamız gerekiyor. Manevi hayat damarlarındaki tıkanması veya kirletilmesi bizim için en büyük tehlike. Merhamet adeta İslam aleminden çekilmiştir. Kardeşin kardeşe kinle, nefretle, düşmanlıkla baktığı günlerden geçiyoruz. Çok rahat öldürüyor bakıyorsun ‘Müslümanım’ diyen Müslümanı” ifadelerini kullandı.

 

-“ZAMAN ZAMAN TABİ BEN DE SERT OLABİLİYORUM”-

 

İlmin İslam dünyasından kaçtığını, yerini cehalete ve şiddete bıraktığını vurgulayan Erdoğan, “Biz cehaleti okuma yazma bilmemek olarak tanımlarsak en büyük cehaleti yaşamış oluruz. Cehalet zaten bu değil ki, hakkı bulamamak. Kuran ve sünnetin rehberliğinden uzaklaşan Müslümanlar mezhepçiliğin, kavmiyetçiliğin, maddiyatçılığın ağına düşmüştür. O bakımdan Yunus’un şu ifadelerini hatırlamamak mümkün değil. ‘Taş gönülde ne biter dilinde ağu tüter. Nice yumuşak söylese sözü savaşa benzer.’ Evet taş gönüllerden zehirler saçılmaktadır. Halbuki kalbinde imanı olan Allah ve peygamber sevgisi olan hiç kimse Müslüman kardeşine kin duymamalı, nefretle bakmamalı, hele onun canına ve malına asla kast etmemeli. Çünkü Müslüman elinden dilinden emin olunan kimsedir, öyle olma mecburiyetindedir. Müslümanın dili yumuşak ve sözleri kadife gibi tatlı olmalıdır. Zaman zaman tabi ben de sert olabiliyorum. Ama tabi ciğerler parçalanınca o hale getiriyor. Yüzlerin yöneldiği Kabe'den yani Allah'ın evinden gönüllerini uzaklaştıranlar kendilerine farklı kıbleler bulmuşlardır. Çeşit çeşit fitneler Müslümanları adeta kör etmiş, İslam alemini esir almıştır. Bu kaos içinde bir huzur ve güven adası durumunda bunsa da Türkiye'nin de yaşanan olumsuzluklardan etkilendiğini görüyoruz, biliyoruz. Böyle bir ortamda İslam’ın gerçek mesajını mesai arkadaşlarımızla birlikte sizler ifade etmek, kalplere nakış etmek durumundasınız. Geçmişte medeniyetimizi besleyen Yunusların, Mevlanaların, Hacıbektaşların sayesinde bu topraklarda Müslümanlar ve her kavimden, her inançtan insanlar asırlarca huzur içinde yaşamıştır işte bunu sağlayan anlayışı yeniden İslam aleminin tümüne teşmil etmeli, Müslümanları huzura sükuna kavuşturmalıyız. Bu noktada özellikle Doğu ve Güneydoğu’da görev yapan kardeşlerime çok büyük bir sorumluluk düşüyor” ifadelerini kullandı.

 

-“MÜSLÜMANLARIN UMUDU TÜRKİYE’DİR”-

 

Kadim medeniyet değerlerinin, DEAŞ zihniyetinin, mezhepçilik ve kavmiyetçilik tehlikesinin de panzehri olduğunu vurgulayan Erdoğan, “fitne öldürmekten beterdir” anlayışıyla bu yöndeki her türlü gayretin önünü peşinen kesen bir kültüre sahip olduklarını söyledi.

İslam dinini gelişmeyi, değişmeyi ve farklı fikirleri teşvik ettiğini kaydeden Erdoğan, “Böyle bir yaklaşım hiç kimsenin kendi içtihadında, kendi görüşünü, kendi yorumunu mutlak hakikat sayıp, başka birine dayatmasına asal müsaade etmez. Bugün yaşadığımız sıkıntıların en büyük sebebi, bu anlayışın kaybedilmiş olmasıdır. İslam alemi birliğe, beraberliğe hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyduğu bu dönemde sürekli yeni çatışmalara, kardeş kavgalarına, parçalanmalara sahne oluyor. İşte bugün 8 şehidimiz daha var. sömürgecilerin 1,5 asırdır sürekli alevlendirerek kaynattıkları ‘fitne kazanı’ her gün yeni canlar alarak, yeni ocaklar söndürerek fokurdamaya devam ediyor. ‘Müslüman’ı, Müslüman’a kırdırma projesi’ tüm canlılığı ile tüm acımasızlığı ile yürüyor. Bu ortamda bize düşen Müslümanları uyarmaya, onlara hakkı ve hakikati anlatmaya kesintisiz şekilde devam etmektir. Üzerimizdeki sorumluluk çok büyük. İslam aleminin gözü Türkiye’nin üzerindedir. Nereye gidiyorsam İslam dünyasında hep gördüğüm budur. Bizlere ağlayarak yükledikleri yük, çok ama çok fazla. Müslümanların umudu Türkiye’dir. Yani sizlersiniz, bunun için öncelikle bizim kendimize çeki düzen vermemiz gerekiyor. Cehalete, provokasyonlara, yanlış din anlayışlarına karşı ilmi, vicdani en önemlisi irfanı devreye sokmalıyız” değerlendirmesinde bulundu. (ANKA)

(HM/OLÇ)

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@