Cumhurbaşkanı Erdoğan: Baskıyla, Tehditle Siyasetin Birlikte Yürüyebilmesi Mümkün Değil

MARDİN(ANKA)-Mardin’de toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çözüm sürecinde siyasi irade ve devletin üzerine düşeni yaptığını söyledi. Terör örgütü PKK ve siyasi uzantısı HDP’nin verdiği sözleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Baskıyla, Tehditle Siyasetin Birlikte Yürüyebilmesi Mümkün Değil

MARDİN(ANKA)-Mardin’de toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çözüm sürecinde siyasi irade ve devletin üzerine düşeni yaptığını söyledi. Terör örgütü PKK ve siyasi uzantısı HDP’nin verdiği sözleri tutmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu iş böyle yürümez. Silahla demokrasinin bir arada yaşayabildiği nerede görüldü. Baskıyla, tehditle siyasetin birlikte yürüyebilmesi mümkün değildir” diye konuştu. 

Cumhurbaşkanı  Erdoğan, Siirt’in ardından Mardin’de de toplu açılış törenine katıldı.

AK Parti hükümetinin ilk kez göreve geldiğinde ilk olarak bölgedeki olağanüstü hali kaldırdığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunu biz kaldırdık. Benim Kürt vatandaşım istedi diye kaldırdık. Yoksa şu anda terör örgütünün desteğinde olan parti o zaman yoktu bile. Onların tehdidiyle olmadı bunlar. Ama şimdi Van’da billboardlar asmışlar. Billboardlarında musluklardan kan akıyor. Bizim musluklarımızdan berrak su akıyor. Farkımız bu. Bunlar şehirlerimizi susuz bıraktılar. Biz Devlet Su İşleri olarak oralara su götürdük. Bu kadar adımlar attık, atmaya devam ediyoruz” dedi.

Başbakanlığı döneminde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölglerine yapılan hizmetleri anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizde ayrım yok” ifadesini kullandı.

İnsanları etnik kimliğe göre tasnif etme döneminin geride kaldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnanmayan varsa gelsin Mardin’e baksın, Mardinlilere sorsun. İnsanların inançlarına, mezheplerine göre ayrı tutma dönemi geride kaldı. Bizim kitabımızda ayrımcılık yok. Bu ülkede yatırımlar da hizmetler de dâhil ayrımcılık yapılıyordu. Sadece Türkiye’nin Doğusu ile Batısı arasında değil kent merkezi ile kırsalı arasında bile dağlar kadar fark fardı. 12 yılda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerine yaptığımız yatırımlar 100 milyar doları buldu” şeklinde konuştu.

-“HER ALANDA GERÇEKTEN BÜYÜK MESAFE KAT ETTİK”-

Milli değerleriyle kavgalı tek parti zihniyetinin ürünü olan sıkıntıların uzun yıllar devlet ve millet arasında bir uçurumu ortaya çıkardığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:

“Kimi yerde inançlara baskı yapıldı, kimi yerde etnik kimlikler inkâr edildi, kimi yerde kültürel çeşitlilik yok sayıldı. Bu sıkıntıları hep beraber yaşadık. Sadece ana dili Kürtçeyi ve Arapçayı konuştuğu için devlet kurumlarında itilen, hor görülen insanlar vardı. Roman kimliği yüzünden adeta zenci muamelesi görülenlerin olduğunu biliyoruz. Biz 2002’de ülkenin yönetimini aldığımızda tüm bu sorunlar farklı şekilde, en derin şekilde yaşanıyordu. Biz Türkiye’de hem demokrasi, hem ekonomi anlamında reformlar yaparken, bu sorunları çözmenin mücadelesini verdik. Türkiye artık eski Türkiye olmayacak. Şimdi yeni Türkiye’yi inşa edeceğiz dedik. Eski Türkiye’nin alışkanlıklarını değiştirmek hiç kolay olmadı. Gününü kurtarma peşindeki Türkiye’ye 2023 vizyonunu biz kazandırdık. Her alanda gerçekten büyük mesafe kat ettik.

-“BİZ AYRIMCILIĞIN KARŞISINDA OLACAĞIZ”-

Bunların ülkenin kalkınması diye bir dertleri yok. Bunlar tamamiyle, ideolojik yapıyla, anlayışla, her tarafı pislik götürse umurlarında değil. Her taraf çöplük olsun bunların umurunda değil. Bunlarda yalan bol. Biz yaparız, bunlar çıkar biz yaptık veya bizden çekindiler de yaptılar derler. Biz ayrımcılığın karşısında olacağız. Bunlar diyor ki bizim bölmek gibi bir derdimiz yok. Biz sizi çok iyi tanıyoruz, çok iyi biliyoruz. Biz milletimizin bütünüyle, tüm insanlarımız için, demokrasi alanında, hak ve özgürlükler alanında sayısız reformlar gerçekleştirdik. Hak ve özgürlük bağlamında cumhuriyet tarihi boyunca ortaya konan taleplerden çok daha fazlası geçtiğimiz 12 yılda hayata geçirildi.

-“İNSANDA BİRAZ UTANMA OLUR”-

Çözüm sürecinde siyasi irade ve devlet üzerine düşeni yaptı. Bölücü örgüt ve onun güdümündeki siyasi parti sözlerini tuttu mu? Maalesef tutmadılar. Ne silah bırakma konusunda ne de bölgedeki vatandaşlarımızın siyasi tercihlerini özgürce ifade edebilmeleri hususunda verilen sözler yerine getirilmedi. Siirt’te bir muhtarı öldürdüler. Şimdi kalkmışlar seçimden sonra şöyle olur, seçimden sonra böyle olur diye hem bölge halkını hemde sandığın özgürlüğünü tehdit altına almaya çalışıyorlar. Bu iş böyle yürümez. Silahla demokrasinin bir arada yaşayabildiği nerede görüldü. Baskıyla, tehditle siyasetin birlikte yürüyebilmesi mümkün değildir. Çıkmış diyorlar ki; “biz kimseyi tehdit etmiyoruz! Tehdit edilen varsa yanımıza gelsin’. İnsanda biraz utanma olur ya! Kimse kör değil, sersem hiç değil. Herkes neyin ne olduğunu çok iyi biliyor, çok iyi görüyor.

-“ANA MUHALEFETİ DE ÖNLERİNE KATTILAR”-

Bölücü örgüt ve onun güdümündeki parti bir süredir kendilerini yeni bir yoldaş buldular. Paralel örgütle, bölücü örgüt el ele verdiler. Türkiye’nin tüm kazanımlarına ve hedeflerine saldırıyorlar. Bu biri silah ve tehditle, diğeri kumpasla ve şantajla yapıyor. Sadece yurt içinde değil, yurt dışında da iş birliği halindeler. Ana muhalefeti de önlerine kattılar, zücaciye dükkânına girmiş fil misali kırıp, dökerek gidiyorlar. Bu süreçte paralel yapı gerçek yüzünü, gerçek karakterini, gerçek niyetini her gün biraz daha açık ediyor. Güneydeki sevdikleri ülkenin çıkarları uğruna Türkiye’ye çelme takmak için 40 yıllık emeklerini, birikimlerini harcadılar. Yakayı ele verdiklerinde de şova başlıyorlar. Haram ne ki! Soru çalmaktan, şantaja, karanlık cinayetlerdeki el izlerinden ülkenin milli kazanımlarını sabotaja kadar yemedikleri halt kalmamış. Çete arkadaşlarını yargıdan kaçırmak için yine bir yargı darbesiyle toplu firar girişimi başlatanların, hak ve hukuk gibi sözler ağızlarına asla yakışmıyor. Hatırlarsanız geçtiğimiz seçimlerde muhalefet partisi adaylarından bir kısmı ile ilgili kasetler çıkmıştı. Sonra anlaşıldığı bu kasetler paralel çetenin muhalefet partilerini kendi kontrollerine almak için şantaj malzemeleriymiş. 17-25 Aralık darbe girişimi ve sonrasında bu malzemelerin epeyce işe yaradığını maalesef gördük. Cemaat kisvesindeki bu şer örgütüyle, ihanet çetesiyle tek başımıza mücadele etmek zorunda kaldık. İşte bu çete medyası ve parası başta olmak üzere tüm gücüyle eski Türkiye koalisyonunun patronluğuna oynuyor. Pensilvanya’dan gelen talimatlar, Kandil’den gelen emirler İstanbul’daki yalıların, boğaza bakan salonlarında yazılan senaryolar bir araya getiriliyor ve yeni Türkiye hedefinin önünü kesecek projelere dönüştürülüyor. Türkiye’nin geldiği yerden zaten rahatsızlar.(ANKA)

(HSN/ÖZK)



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.