Başbakan Davutoğlu: Türkeş Ak Parti'ye Geçmek İçin Evet Demedi

Başbakan Ahmet Davutoğlu, ilk Bakanlar Kurulu toplantısının Pazartesi veya Salı günü yapılabileceğini belirterek, Tuğrul Türkeş’in AK Parti’de yer alıp almayacağına ilişkin, “Böyle bir görüşme olmadı aramızda, ben bunu siyasi saygıya da uygun görmem. Ama Sayın Türkeş, MHP milletvekili olarak ‘evet’ dedi. AK Parti’ye geçmek üzere evet demedi” dedi.

Haberler 29.08.2015, 14:35
Başbakan Davutoğlu: Türkeş Ak Parti'ye Geçmek İçin Evet Demedi

ANKARA(ANKA) – Başbakan Ahmet Davutoğlu, ilk Bakanlar Kurulu toplantısının Pazartesi veya Salı günü yapılabileceğini belirterek, Tuğrul Türkeş’in AK Parti’de yer alıp almayacağına ilişkin, “Böyle bir görüşme olmadı aramızda, ben bunu siyasi saygıya da uygun görmem. Ama Sayın Türkeş, MHP milletvekili olarak ‘evet’ dedi. AK Parti’ye geçmek üzere evet demedi” dedi.

Başbakan Davutoğlu, Geçici Bakanlar Kurulu’nu açıklamasının ardından Haber Türk ortak yayınına katılarak gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Hükümetin hayırlı olmasını dileyen Davutoğlu, “Açıkçası bu görevi aldıktan sonra herhangi bir önyargı olmadan öncelikle belli kriterleri zihnimde tasavvur ettim bunu da paylaştım. ehliyet, liyakat, uyum. Birincisi önemli husus; anayasal zorunluluk. Yani Anayasal zorunluluğu olan bir hükümet kurduk. Tamamıyla tercih hakkının benim elimde olmadığı ve benim sadece özellikle TBMM'de grubu olan partilerin dağılımı itibariyle Meclis Başkanı’nın bildirdiği belli sayı içinde hareketin olduğu bir tablo. Dolayısıyla anayasa zorunluluğuna riayet etmek birinci husustu. Buna riayeti esas aldığım için de malum CHP’den, MHP'den ve HDP’den 5, 3, 3 oranında isimler tespit ettim. Bunun tespiti anayasal bir zorunluluktu. Fakat bu isimleri tespit ederken hep şunu da göz önünde bulundurdum; temsil kabiliyeti olsun ve birlikte diyelim CHP ile ya da MHP ile koalisyon kurmuş olsaydık, tabi o zaman takdir Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Bahçeli'nin olacaktı kimlerin gireceği ile ilgili ama onların da tercih edebileceği isimler muhtemelen bunlar olurdu diye düşünerek devlet tecrübesine sahip olan, belli alanlarda uzmanlığına benim de başka bir partide olmakla birlikte hürmet ettiğim isimleri öne çıkarmaya çalıştım” dedi.

 

-“YÜREĞİME DOKUNAN BİR KELİMEDİR”-

 

AK Parti’den 13 bakanlığı 11’e düşürdüklerini belirten Davutoğlu, “Fakat diğer partilere verdiğimiz kontenjanlar da göz önüne alınarak, 11 bakan arkadaşı muhafaza ettim. Diğer 2 arkadaşın hizmetlerine teşekkür ettim. Bu bir zorunluluktu. 13 sayısının 11’e düşmesi gerekiyordu. AK Parti’den milletvekili olmayan bakan arkadaşlarıma da onlara da teşekkür ettim” dedi.

Davutoğlu, geçici hükümette yer almayı reddedenlerin AK Parti hükümetini değil anayasayı reddettiğini aktardı.

HDP’nin kendileriyle koalisyon kurmak istemediğini ardında da teröre destek verdiğini belirten Davutoğlu, “AK Parti hükümeti olsa kendilerine saygı duymakla ve beraber Bakanlar Kurulu’nda anayasal zorunluluk içinde saygı duymamla birlikte 2 HDP’li bakan AK Parti, Davutoğlu hükümetinde yer almayacağını açıklamıştı. Kimseden bir şey saklamadan söylüyorum. Terörle ilgili tutumunu net olarak koyması gerek bir şeyle karşı karşıyayız” dedi.

Bahçeli’nin geçici hükümet için partilere teklif götürmesine, “ahlaksız teklif benzetmesinde” bulunmasına, “Bu tabir benim yüreğime dokunan bir kelimedir. Çünkü bana değil Anayasa’ya dönük söylenmiş oluyor” diye konuştu.

 

-“İLK BAKANLAR KURULU PAZARTESİ YA DA SALI”-

 

MHP’den teklif götürdüğü Tuğrul Türkeş hakkında sorulan sorulara yanıt veren Davutoğlu, “Sayın Türkeş’e ben mektup yazıp gönderene kadar hiçbir görüşmem olmadı. Ama tanıyorum. Rahmetli Türkeş ile ilgili yayımlanmamış çok geniş bir çalışamam vardır. Aile geçmişini de bilirim, kendi siyasi geçmişini de bilirim. ‘evet’ cevabı vermesi beni şaşırtmadı. Hiçbir temasım olmadı ama bu cevabı da şaşırtmadı” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, “Türkeş’e AK Parti’ye geçmesi yönünde bir teklifte bulunur musunuz?” sorusuna, “Böyle bir görüşme olmadı aramızda, ben bunu siyasi saygıya da uygun görmem. Ama Sayın Türkeş, MHP milletvekili olarak ‘evet’ dedi. AK Parti’ye geçmek üzere evet demedi” ifadelerini kullandı.

Teklifine, “Hayır” diyen herkese şaşırdığını söyleyen Davutoğlu, “Bir baskı karşısında direnebileceği düşüncesiyle direnebileceği düşüncesiyle bu teklifi gönderdim” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Muhtemelen Pazartesi ya da Salı Bakanlar Kurulu toplantısını yaparız. Siz de o görev dağılımını yakından görürsünüz” dedi.

Geçici hükümette yer alan bakanların yemin edip etmeyeceğine ilişkin sorulara Davutoğlu, Meclis Başkanlığı neyi uygun görürse ona göre hareket edeceklerini belirtti. Davutoğlu bu konuda kendisine gelen farklı görüşler olduğunun da altını çizdi.

 

-“KULLANDIĞI DİL, SON DERECE HAFİF BİR DİL”-

 

MHP lideri Bahçeli’nin hükümetin açıklanmasının ardından Twitter’dan yaptığı açıklamaları değerlendiren Davutoğlu:

“Yüz yüze görüştüğümüzde gösterdiği nezaket ve tavır ile yazılı metinlerdeki üslup arasında herhangi bir bağ kurabilmek mümkün değildir. Şahsi ilişkisinde son derece nazik ama bugünkü tweetlerde görüldüğü üzere, hele bu Twitter’ı keşfettikten sonra iyice çekilmez hale geldi. Kullandığı dil, son derece hafif bir dil. Düzey anlamında hafif bir düzey. Üfleseniz izi kalmayacak bir üsluptur bu. Ben yakıştıramıyorum. Gerçekten bir akademisyen, karşılaştığımızda yüze zarafeti ile herhalde bunu başkaları yazıyor. İyi niyetli düşündüğüm zaman öyle. Ama gerçekten Sayın Bahçeli’nin kaleminden çıkıyorsa bu sefer ikili bir kişilikle karşı karşıyayız hangi Bahçeli’nin muhatabımız olduğunu bilmemiz lazım ki biz de ya nezakete nezaketle şu hafif dile, hafif dille cevap verelim.”

 

-HDP’Lİ BAKANLARIN DURUMU-

 

HDP’den yaptığı görevlendirmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Davutoğlu:

“Avrupa Birliği Bakanlığı, dış temsil yönü de olan ama Türkiye’deki demokrasi anlamında da bir referans ölçüsü olması gereken bir bakanlık. Avrupa Birliği Bakanlığı yapan arkadaşımız bu zeminde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temsilcisi olarak Avrupa’da bulunacak. Bu temsili unutmaması gerekir. Seçerken anayasal zorunluluk var ama yürütürken bu hükümetin iç disiplinine, uyumuna özen gösterecek. Ali Haydar Bey'in herhangi bir şekilde yurt dışında temsil anlamında bir zaaf oluşturmayacağını ümit ediyorum kendi açısından. Brüksel'e gittiğinde eminim bölücü terör örgütü eylemlerini savunamaz. O savunmadığı için de HDP’liler onu eleştiremez ya da Türkiye'deki anayasal düzen yerine şu düzen gelmelidir gibi bir fikri ortaya koyamaz. Avrupa Birliği Bakanlığı bu açıdan bir yüzleşme bakanlığıdır. Avrupa Birliği tarafından da böyle. Türkiye'yi eleştiren, Türkiye'de özgürlüklerin olmadığını iddia eden bazı bakanlar karşılarında HDP'li bir bakanla temas kuracaklar. Bu da tecrübe edilecek. Avrupa Birliği açısından da bir sınamadır bu. Acaba Avrupa Birliği ülkelerinin hangisinde bu görüşleri olan siyasal bir hareket temsil makamına getirilmiştir. Türkiye'deki demokrasinin düzeyini ve seviyesini de Avrupalılar görmüş olacaklar. Ben onu görmelerini istedim. Türkiye’ye tepeden bakan Avrupalıların, gerektiğinde Türkiye'de en aykırı görüşlere sahip bir partinin temsilcisinin ülke temsili görevine verilebileceğini görmeleri lazım. HDP için de Avrupa Birliği için de bir sınamadır.

Kalkınma Bakanı olan Müslüm Bey, sivil toplum içerisinden gelen değerli bir milletvekili. Bakalım barajlara yapılan saldırıları, kalkınma için yapılan o büyük projeler konusunda, HDP nasıl bir tutum takınacak. Kendilerinden çıkan bir bakanın kalkınma projelerine verdiği desteğin yanında mı duracak yoksa bütün 'bu barajlar askeri baraj' diyen Demirtaş ve benzerlerinin zihniyetiyle mi hareket edecekler.”

 

-“GÖRÜŞME ZEMİNİ OLDUĞU KANAATİNDEYİM”-

 

Sadet Partisi ile seçimlerde ittifak yapmayı düşünüp düşünmediklerinin sorulması üzerine Davutoğlu, “Partilerin birleşmek sureti ile, çarşaf gibi 100 binler, 200 binler oy alan parti tablosu ve oy pusulası yerine belli siyasi kanaatleri yansıtan belli siyasi kanaatlerin olması yanlış değil ama daha az siyasi parti ile daha içerikli siyasetin geliştirildiği, parti içi tartışmalarla, parti içi gelişmeler ile tablonun şekillendiği bir siyasetin daha doğru olduğu kanaatindeyim. Bu anlamda 2-3 ana akım partinin öncülüğünde, bu parçalanmışlık yok olursa istikrar daha kolay sağlanır. Bu anlamda her parti ile işbirliği, görüşme zemini olduğu kanaatindeyim. Ne netice alırız bunu şimdiden söylemek mümkün değil. Ama toparlanmak iyi bir fikirdir. Siyasi partilerin belli odaklarda toplanması doğru bir yaklaşım” açıklamasında bulundu. (ANKA)

(HM/OLÇ)

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@