Başbakan Davutoğlu: Cumhurbaşkanı'nın Yönlendirici Rolü Olmaksızın Hükümet Kurmak Mümkün Değil

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Cumhurbaşkanlığı makamı dışlanarak, meşruiyet çizgisi içinde siyaset yapılamaz. Cumhurbaşkanlığı makamının yönlendirici rolü ve öncülüğü olmaksızın herhangi bir hükümet kurmak dahi, hatta hükümet kurma görevini almak dahi mümkün değildir, artık herkesin bunu görmesinin vakti gelmiştir” dedi.

Haberler 30.07.2015, 18:36
Başbakan Davutoğlu: Cumhurbaşkanı'nın Yönlendirici Rolü Olmaksızın Hükümet Kurmak Mümkün Değil

ANKARA (ANKA) – Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Cumhurbaşkanlığı makamı dışlanarak, meşruiyet çizgisi içinde siyaset yapılamaz. Cumhurbaşkanlığı makamının yönlendirici rolü ve öncülüğü olmaksızın herhangi bir hükümet kurmak dahi, hatta hükümet kurma görevini almak dahi mümkün değildir, artık herkesin bunu görmesinin vakti gelmiştir” dedi.

Davutoğlu, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. AK Parti döneminde hem kamu düzeni ve istikrarın sağlandığını hem de özgürlük alanlarının genişletildiğini savunan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Demokratikleşme tarihimizin otoriterleşme ve kaos arasındaki sarkacına biz son verdik ve bir daha gelmemek üzere bütün vesayet anlayışlarına karşı kararlı bir mücadele sergiledik. 7 Haziran seçimleri sonrasında milli iradenin tecelli etmesi bağlamında, AK Parti kendi içindeki istişarelerle, milli iradenin ortaya koyduğu tabloyu kabullendi ve buna saygı duydu. AK Parti karşısında o günlerde oluşturulan bloğun anlamsızlığını ifade ettik. Gerilimler siyasetine son verelim, blok siyasetine karşı milli irade siyasetini gündeme getirelim dedim. Bugün terörün sözcülüğünü yapan bazı siyasiler o günlerde sevinç çığlıkları içinde Diyarbakır sokaklarında kalaşnikoflarla kutlama gerçekleştirmişlerdi. Bazı partiler bloklardan bahsetmişlerdi. AK Parti’nin seçimi kaybettiği iddiası ve Türkiye’de yeni bir dönemle birlikte AK Parti karşıtlığına dayalı bir bloklaşma olacağı iddiası gündemdeydi. Biz hem sabırla halkımızın verdiği mesajı anlamaya çalıştık, hem meşruiyet çizgisini rayına oturttuk. İlkeli, erdemli, ahlaklı tavrı ortaya koyduk. Bütün milletimizin önünde cereyan etti. Herkes kimlerin hangi siyasi oyunlar içine girdiğini, buna karşı da AK Parti’nin meşruiyet çizgisini terk etmediğini görüyor. AK Parti, Meclis’in en büyük partisi olarak Türkiye’yi kaosa götürecek bir hükümetsizlik dönemine izin vermeyecektir, 7 Haziran seçimlerinin gerektirdiği siyasi tavrı gösterecektir, gerilim politikalarına karşı uzlaşma politikalarını öne çıkaracaktır.”

-“AK PARTİ OLMADAN TÜRKİYE’DE SİYASET DİZAYN EDİLEMEZ”-

“Herkes bir hesap veya bir siyasi beklenti içinde olabilir, bir rüya görebilir, bir hedef gözetebilir. Bunda hiçbir yanlışlık yok ama AK Partisiz bir Türkiye dizayn etmeye çalışanlar oldu. AK Parti’nin etkili olmadığı, AK Parti’nin suçlu sandalyesine oturtulduğu bir Türkiye isteyenler oldu. Cumhurbaşkanımızın ve Cumhurbaşkanlığı makamının dışlandığı bir Türkiye inşa etmek isteyenler oldu, 8 Haziran sabahı bu hayale kapılanlar oldu” diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Ama aradan 1,5 ay geçtikten sonra herhalde herkes görmektedir ki, AK Parti olmadan Türkiye’de siyaset dizayn edilemez, siyasetin doğası şekillenemez. Cumhurbaşkanlığı makamı dışlanarak, meşruiyet çizgisi içinde siyaset yapılamaz. Cumhurbaşkanlığı makamının yönlendirici rolü ve öncülüğü olmaksızın herhangi bir hükümet kurmak dahi, hatta hükümet kurma görevini almak dahi mümkün değildir, artık herkesin bunu görmesinin vakti gelmiştir. Birileri Erdoğan–Davutoğlu–AK Parti karşıtlığı üzerinden siyaset yapabilir ama siyaseti düzenleyemez. Siyaseti düzenleme gücü, milletten alınan yetki ile yapılır. O yetkiyi de biz aldık. Biz hem kendi gücümüzün hem de bugünkü siyasi tablonun farkındayız. Cumhurbaşkanımız, bana görevi verdi. O günden bugüne yeniden eski koalisyon müzakerelerinin olumsuz hatıralarını zihinlerden silmek üzere kendimize bir yol haritası çizdik. Hiç kimseyi dışlamadık, ‘AK Parti ile asla olmaz’ diyenleri dahi sürecin içine katmaya çalıştık. Muhalefet parti liderlerinin olumlu tavırları ve ziyaretlerimiz sırasında farklı görüşler sarf etsek de her şeyi açıkça paylaşma olgunluğu sergilemiş olmalarından da duyduğum memnuniyeti ifade etmek isterim. Bu görüşmelerde CHP ile karşılıklı olarak fikirlerimizin test edileceği görüşmeleri başlatma kararı aldık. Bu daha koalisyon müzakeresi aşaması değildir. Her iki tarafın heyetleri bir araya gelerek bir şekilde AK Parti’nin ve CHP’nin kanaatlerini not edecekler. MHP, şu anda hükümet ortaklığı görüşmesi yapmak istemediğini ifade etti ama temas halinde olmaya karar verdik, temaslarımız sürüyor.”

-“39 İLDE BİN 302 ZANLI GÖZALTINA ALINDI”-

“AK Parti ile asla diye yola çıkan” HDP ile de görüştüklerini söyleyen Davutoğlu, şöyle konuştu:

“Ama terör konusundaki tutumları sebebiyle bu konuda herhangi bir mesafe almamızın mümkün olmadığını da ifade etmek isterim. Bardağı taşıran son damla, 22 Temmuz’da sabah erken bir vakitte, İçişleri Bakanımızın aramasıyla geldi. İki polisimiz Ceylanpınar’da gece uyurken enselerinden vurularak şehit edildiler. Şimdi hala TBMM kürsüsüne çıkıp barıştan söz eden HDP sözcüleri var ya, önce bunun hesabını versinler. Verecekler, verecekler… Çatışmasızlık diyerek göz boyayanlar var ya, doğru, çatışmadılar bizim polislerimiz. Çatışacak vakit dahi bulamadan şehit edildiler. O gün sabah, diğer taraftan acaba başka bir suikast var mı, birileri bir oyun mu oynuyor diye istihbarat birimlerimize araştırma talimatı verdim. Gelen cevap şuydu; PKK’nın telsiz konuşmalarında açık şekilde hem bu saldırı üstleniliyor, hem de bu talimatın onlar tarafından verildiği ortaya konuyor. Demek istediklerimiz şu, biz gelir çatışmasızlık görüntüsünde dahi kamu görevlilerini bulundukları yerde öldürebiliriz. Aynı gün PKK harekete geçti. Ondan bir gün önce, eş zamanlı olarak aynı gün içinde dağ karakolunda sınırda DEAŞ askerimizi şehit etti. Sanki birileri piyonlarını birer birer sahneye sürüyor. Onun üzerine kararı verdik, piyonlar değil, arkasındaki şahlar hedef edilecek dedik ve o gece PKK’nın merkezlerine, DEAŞ’a ve DHKP-C’ye operasyon yapma kararı aldık. Üç ayaklı bir operasyonu, üç maşaya dönük olarak başlattık. Suriye’de DEAŞ, Kuzey Irak’ta PKK ve Türkiye’nin bütün illerinde bu örgütlerin şehirlerdeki unsurlarına dönük emniyet operasyonu başladı. Şu ana kadar 39 ilde bin 302 zanlı bu üç örgütten gözaltına alındı, çok sayıda tutuklamalar gerçekleştirildi.”

-“SİZLER TERÖR GLADYOSUNUN UNSURLARISINIZ”-

HDP’nin, “AK Parti, IŞİD ile işbirliği yapıyor” açıklamalarını anımsatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Haddini bilmez bu eş başkanlardan biri ‘Bütün bu oyunlar saray gladyosunun eseridir’ diyerek, Cumhurbaşkanımıza hakaret etmeye cüret ediyor. Buradan sesleniyorum, Cumhurbaşkanlığı makamı da bütün makamlar da anayasal sistem içerisinde yüce bir görev ifa etmektedirler ama sizler terör gladyosunun unsurlarısınız, terör gladyosunun. PKK’nın soğuk savaş döneminde kimler tarafından kullanıldığını iyi biliriz, niçin kullanıldığını da iyi biliriz. PKK’nın Asala ile nasıl işbirliği yaptığını Lübnan’da biz iyi biliriz. Asala’nın bitmesiyle PKK terörünün nasıl başladığını da biliriz. PKK’nın hangi istibarat birimlerince kullanıldığını iyi biliriz. Sizlerin TBMM çatısında sergilemeye çalıştığınız demokrasi oyununun arkasındaki perdeleri iyi biliriz. Utanmazca yüzsüzce dün, TBMM kürsüsünde ret ve asimilasyon politikalarından bahsediyorlar. Kim bitirdi bu politikaları? Kürtçe yasağını kaldırdı? Yaylaları, mezraları kim açtı? Faili meçhulleri kim bitirdi? OHAL’i kim durdurdu? Güzel Türkçemiz gibi güzel Kürtçemiz diyerek yayınları kim başlattı? Hepsini yapan AK Parti’dir, PKK terör örgütünün ve arkasındaki terör gladyosunun hesabını soracak olan da AK Partidir ve hakkımız vardır. Bizim üzerimize o eski sol, PKK retoriği ile gelmesinler. Bizde suçluluk duygusu uyandıramazlar. İki alternatifli bir oyuna yöneldi bunlar. Seçim öncesinde bütün 81 ili dolaşırken Doğu illerimizi de dolaştım, İstanbul’daki ilçelerin hepsine gittim ve gördüğüm tablodan da memnun kaldım. Yapılan baskıları görerek, baskıları bilerek, engellemeye de çalıştık. İki sonuca oynadı bunlar. Eğer barajın altında kalsaydılar diyeceklerdi ki, AK Parti seçimlere baskı yaptı, yolsuzluk oldu karıştı.  O sebeple terör gerçekleştireceklerdi. O olmadı, bu sefer de şımarıklık ve küstahlıkla, ‘Her türlü terörü yaparız, hükümet de AK Parti de sessiz kalır’ dediler. Sessiz kalmadığımızı gördüler ve sessiz kalmayacağımızı da bilsinler.

Operasyon başladıktan sonra muhalefet liderlerini aradım. Kendilerine de teşekkür ediyorum. Destek beyanlarında da bulundular, özellikle Bahçeli. Kılıçdaroğlu da istişare imkanı sundu. Heyetlerimizi gönderdik, bu da devlet sorumluluğudur. Arkadaşlarımız gittiler, bilgilendirdiler. HDP’ye niye gidilmedi? Bu soru bana gelirse derim ki, önce aynaya bakın. Ben size tabandan farklı ses gelmiş olmasına, arkadaşlarımın bir kısmının farklı kanaatler belirtmesine rağmen koalisyon görüşmeleri çerçevesinde gittim. AK Parti’yle asla olmaz dediğiniz halde geldim; çünkü bunu hükümet kurma görevini almış olmanın gereği olarak gördüm. Ama teröre ve Türkiye’ye karşı başlatılan kapsamlı saldırıya karşı tavır almayanlarla konuşacak bir şeyimiz olmaz. O saldırılar AK Parti’ye değildi, hükümete de değildi, o saldırılar hepimizeydi. Kamu düzenine olan her saldırı, kamu düzeninde olan herkesedir. O saldırı hepimizeyken, siz saldırıyı yapanlara sırtımızı dayıyoruz derseniz, o sırtınızı dayadığınız duvarları, dağları yerle bir ederiz. Eminim şu an yüzde 13 onlara oy veren vatandaşlarımız kendilerine soruyorlardır ve diyorlardır ki, ‘Biz bunlara Ankara’ya gitsinler, temsil etsinler diye oy verdik. Onlar ise sırtını dayayacak başka yer arıyorlardır’ diye soruyorlardır. Faili meçhuller 90’lı yıllarda vardı ama şimdi faili meçhullerin, baskının Doğu’da, Güneydoğu’da haraçların, baskıların adresi PKK’dır. HDP de bir seçim yapmak zorunda.” (ANKA)
(AYÇ/ÖZK)

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@