Eğitim emekçilerinin sosyal ve ekonomik hakları konusunda hükümetle yapmış olduğu pazarlıkta, hükümetten daha fazla emek düşmanlığı yaparak bırakın Türk sendikacılık tarihini, dünya sendikacılık tarihine adını altın harflerle yazdıran Eğitim Bir Sen’in “uzun adam özentisi” bir genel başkan yardımcısı var.

Ali Yalçın denen bu zat-ı muhterem, sendikacılık dışında her işi yapan Memur-Sen yöneticiliği vasfına yakışır biçimde kah “Eğitim-İş’e acil şifalar diliyorum” başlığında yazılar kaleme alarak sendikamızı 28 Şubat Sürecinin “Batı Çalışma Grubu”na benzetme densizliğinde bulunur, kah Turizm Liselerinde okutulan İçki Servisi dersi hakkında gazetelere açıklamalar yapar.

Her şeyi bilme iddiasını taşıyan tavırlarla, yandaşlığın bir sendikaya sağladığı yapay güçle “küçük dağları yaratma” edasındaki bu şahsın son açıklaması 30 Eylül 2014 tarihinde gazetelerde ve sosyal medyada yerini aldı.

“Genel Yetkili” olduğu için “kamu çalışanlarının sorunları hariç” her işe burnunu sokmak gibi bir kutsal vazifeden yola çıkan sendikanın başkan yardımcısı özetle şöyle diyor açıklamasında. Efendim, Turizm Meslek Liselerinde okutulan “Alkollü İçki Servisi” dersini vermek Milli Eğitim Bakanlığının işi değilmiş. İçki servisi eğitimi veren devletin mantığa göre kadın pazarlama dersi de vermesi gerekirmiş!

Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu konuda eğitim vermesi abesle iştigaldir. İhtiyaç varsa Milli Eğitim'de eğitim vermelidir diyenler çıkabilir. O zaman bonzai satanların, esrar eroin satanların, özür diliyorum ama kadın pazarlayanların pazarlama konusunda eğitilmesi bu mantığa göre ihtiyaçtır.”

Okullarda içki ve sigaranın zararları hakkında seminerler verilmekteyken MEB’in içki servisi dersini vermesi kabul edilemezmiş. Oteller içki servisi yapan adama ihtiyaç duyuyorlarsa bu onların sorunuymuş. Bakanlığı ve Takim Terbiye Kurulu’nu göreve davet eden Ali Yalçın, sözlerini “öğretmenevleri dâhil bütün sosyal tesislerinden içki servisini kaldırmak bu bakanlığın en önemli sorunlarından birisi ve asli görevidir” diye sürdürmüş.

Normal koşullarda bizim köyde cami önünde seksenlik bir amcayla yapacağın bir sohbette kurulabilecek bir mantık silsilesi “çok yetkili az etkili” bu sendikanın genel başkan yardımcısı tarafından bir çırpıda ortaya dökülüveriyor. “Laf olsun torba dolsun” türünden bir yaklaşımın somut örneğini bir eğitimcide görmek hem de bu eğitimcinin en çok üyesi olan bir sendikanın başkan yardımcısı olduğunu bilmek insanı üzüyor doğal olarak.

“MEB’in işi içki servisi eğitimi vermek mi?” diye soran kişiye, meslek liselerinin ortaya çıkış zihniyetinin zaten tam olarak endüstride ihtiyaç duyulan elemanları yetiştirmek olduğunun hatırlatılması gerekir. Turizmde olduğu kadar, tekstilde, inşaatta ve diğer birçok sektörde lazım olan kalifiye elmanı bu liseler sayesinde yetiştirirsiniz.

Turizm sektörünün ihtiyaç duyduğu personeli sağlama işini otellerin sorumluluğuna verilmesini savunduğunuzda İmam-Hatip yetiştirme işini Diyanet İşleri’ne neden verilmediği sorulur. Bu mantıkta Endüstri Meslek Liselerinin Sanayi Odalarına bağlanmaları gerekir.

2013 yılında Türkiye’nin turizm geliri 35 Milyar doları buluyor. Ülke ekonomisine böylesine bir katkı yapan bir alanda gereken kalifiye elemanı yetiştirmeyi amaçlayan Turizm Liselerini bu şekilde hedef tahtasına koymanın akıl ve mantıkla açıklanabilecek bir tarafı bulunmamaktadır. Kendisi de meslek lisesi mezunu olan Ali Yalçın üniversite eğitimini Teknik Eğitim Fakültesi Makine Bölümü Talaşlı Üretim Öğretmenliğinde almış ama görüldüğü kadarıyla mesleki eğitimin mantığını kavrayamamıştır.

Ali Yalçın’a hatırlatmak gerekir ki ülkede içki üretimi ve kullanımı yasal olarak suç tanımı içerisine girmemektedir. Alkollü içecek kullanımını, bonzai denilen uyuşturucu ile bir tutmak hatta daha da ileri giderek “kadın pazarlamayı” da aynı kategorinin içine sokmak nasıl açıklanabilir gerçekten bilemiyorum. Anlaşılan ortaokula soktukları türbandan sonra Karma Eğitimi sonlandırmayı kendine hedef olarak koyan Eğitim Bir Sen, Turizm Meslek Liseleri’ndeki müfredata da bir el atacak gibi gözüküyor.

Anadolu’da “söyleyene değil söyletene bakın” derler. Okuldaki bir ders programının bile kendisine uygun yapılması düşüncesiyle dava, inanç, ilke bırakmayan eğitimciler oldukça bunlar söylemeye devam eder. Müdürlük, müdür yardımcılığı kapmak için sendikalarını terk eden, arkadaşlarını satan insancıklar oldukça bunlar söylemeye devam eder.

 

Hikmet PALA

Eğitim-İş Genel Örgütlenme Sekreteri

 

 

 

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.