Ve bugün okullarımızdayız. Bayramlar, sevgi, hoşgörü, birlik ve beraberlik duygusunu yaşadığımız günler olmasının enerjisi de üzerimizde… Peki, neden bu güzel duygu yoğunluğunu çocuklarımızın geleceğini temellendiren eğitim hayatına geçiremiyoruz?

İlk olarak, madde hayatımıza her geçen gün egemen olurken, bizi biz yapan değerlerden ve insan olma özelliklerimizden giderek uzaklaştırdı. Eski bayramların anlamı, sevginin gerçekliği, çocuk olmanın tadı yok… Birlik ve beraberlik ise ortak çıkarlar devam ettiği sürece var ne yazık ki! Sevginin bile piyasa koşullarına sunulduğu bugünlerde eğitimin de aynı akıbete uğramış olmasını artık sorgulamıyoruz bile...

 

Uzunca bir süredir, ne yazık ki özel okul, dershane, özel ders kavramları eğitim hayatımıza egemen oldu devlet okulları anlamını yitirdi. Eskiden parası olanın da olmayanın da eşit olarak yaralandığı bir hizmet olan eğitim, sermayenin çıkarlarına hizmet haline getirilmiştir. Bugün anaokulundan üniversiteye kadar nitelikli eğitim hakkının parası olana verildiği gerçeğinin kabul görmesi de başka bir acı gerçektir.

Fen liseleri, Anadolu liseleri gibi nitelikli devlet okullarının yüksek puanla öğrenci alması dershane ve özel derslerin piyasasını arttırdığı gibi yük dar gelirli ailelerin sırtına binmektedir. Yani parası olan özel okula olmayan da varını yoğunu özel ders ve dershanelere harcayarak aslında çarka uyum sağlamış durumdadır.

Devlet okullarının gerici eğitim uygulamalarına çocuklarını maruz bırakmak istemeyerek özel okulları tercih eden aileler de doluya tutulduklarının farkında olmayarak sistemin içine girmiş durumdalar.

Eğitim masraflarını karşılayamayan dar gelirli aileler ise çocuklarını cemaatin ellerine teslim ederek başka bir kandırmaca içerisine düşmüş durumdadırlar.

Devlet okullarındaki başarılı öğrencileri, burslu alma yarışına giren özel okulların, başarı yüzdelerini  nasıl arttırdıkları da ortadadır.

Fatih projesi, akıllı tahta, tablet, dershanelerin özel okullara dönüştürülmesi, kamu kaynaklarıyla özel okullara teşvik verilmesi eğitimin ticarileştirilmesinin en somut örnekleridir. 2015 Eylül ayına kadar tüm dershaneleri özel okula dönüşmesi de devlet okulu diye bir okulun kalmayacağını da ortaya koymaktadır. Kamusal eğitime son veren anlayış, sosyal devletin amaçlarından uzaklaşmaktadır.

Maalesef sisteme dur demek yerine dahil olmak durumu söz konusu. Ya daeleştiriyoruz ama kaderimize razı oluyoruz. Oysa kaderimizin ve geleceğimizin kendi çabamıza bağlı olduğunu unutuyoruz.

 

Eğitim bir hak ise ve herkese eşit sunulmalıysa eğer, sadece parası olanın satın alabileceği bir hizmete dönüştürülmesine sessiz kalmak niye?Yoksulluğumuz ve karanlığımızdan faydalanıldığı açıktır. Şu unutulmamalıdır ki insanın insan olma hakkı ve özgürlüğünü kısıtlayan uygulamalar sonsuz değildir.Çıkarlar üstün gelse bile zafer insanlığın olacaktır.

Bireye tercih hakkı tanımayan, dayatmacı eğitim anlayışı kayıp bir nesil yaratacaktır şüphesiz. Ekonomisi ve siyaseti emperyalizmin eline düşmüş bir ülkenin öğretmeni olarak eğitime sahip çıkmak sorumluluğumuzla; laik, çağdaş, bilimsel, parasız, demokratik ve ulusal eğitim mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.