Türk Alevileri Üzerinde Bölücülük Oyunu

Türkiye'deki Aleviler, etnik köken bakımından Türk, Kürt, Zaza ve Arap olmak üzere dört ana gruptur.

Türk Alevileri Üzerinde Bölücülük Oyunu

TÜRK ALEVİLERİ ÜZERİNDE BÖLÜCÜLÜK OYUNU
Türkiye'deki Aleviler, etnik köken bakımından Türk, Kürt, Zaza ve Arap olmak üzere dört ana gruptur.

Eldeki nüfus verileri birbirleriyle çelişkili olmakla birlikte ciddi araştırmalarda Türkiye'deki toplam Alevi nüfusun kökenlere dağılımı şöyledir:

1) Türk Alevisi : 10,5 milyon
2) Kürt Alevisi : 1 milyon
3) Zaza Alevisi: 500 bin
4) Arap Alevisi: 350 bin

Bütün dünyada Oğuz Türkleri konusunda en büyük otorite kabul edilen Prof. Dr. Faruk Sümer'in Safevi Devleti'nin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü (TTK, 1992) adlı kitabı Türk Alevilerinin soy kütüğü niteliğindedir. Bu ve benzeri kitaplardaki bilgilerden bugün Anadolu'nun çeşitli yörelerinde yaşayan Alevilerin hangi Oğuz boyundan, oymağından geldiği dahi tespit edilebilmektedir.

Kendilerini Zaza ya da Kürt (Kırmanç) olarak tanımlayan Aleviler ise tarihsel asli kimlik bakımından Türk olmakla birlikte Selçuklular zamanında bir Alevi başkaldırısı olan Babai İsyanı (1240) sonrasında dışlanan, Osmanlılar döneminde ise özellikle Yavuz Sultan Selim'in Halifelik siyaseti nedeniyle de uğradıkları ağır baskı karşısında Kürtlerin ve Zazaların yaşadığı dağlık bölgelere çekilerek kimlik değişimine uğrayan Alevi Türklerdir. Bugün bile kendini Kürt ya da Zaza Alevisi olarak tanımlayan bu toplulukların ibadet dilleri, aşiret adları, yerleşim birimlerinin adları öz Türkçedir. Kendini Zaza Alevisi olarak tanımlayan araştırmacı Cemal Şener, Alevilerin Etnik Kimliği (Etik Yayınları, 1992) adlı kitabında kendini Zaza Alevisi ya da Kürt Alevisi olarak tanımlayanların tarihsel asli kimlik bakımından Türk Alevisi olduğunu çok açık belgelerle ortaya koymuştur. Osmanlı arşiv belgeleri de bu gerçeği doğrulamaktadır. Bununla birlikte son yıllardaki PKK propagandaları ve radikal sol rüzgarların etkisiyle özellikle bu yörelerdeki Alevi gençlerin savunduğu Kürt ya da Zaza kimliği tarihsel asli kimlik değil siyasi bir kimliktir.

Kendini Kürt Alevisi olarak tanımlayanların tarihsel asli kimliklerinin Türklük olduğu kesin olarak kanıtlanmışken Sünni Kürtlerin kökenleri üzerine Guti ve Önasya Kavimleri Tezi, Kardu Tezi, Med-İskit Tezi, Jafetidologların Tezi ve Kürtlerin Türklüğü Tezi olmak üzere beş farklı tez vardır. Bununla birlikte gerek Sünni gerekse Alevi Zazaların da Türklüğü kesindir.

Kendini Arap Alevisi (Nusayri) olarak tanımlayan grubun içinde de tarihsel asli kimliği Arap, Horasan Türkleri ve Eti Türkleri olanlar bulunmaktadır. Halep Salnameleri, Antakya Kilisesi kayıtları, Mesudi, Taberi, İbni Havkal, İbni Batuta ve Tarsusi gibi Arap tarihçileri bu gerçeği belirtmekte, Selçuklu ve Bizans arşivleri de doğrulamaktadır. Hatay ilindekiler Atatürk'ün de ifade ettiği gibi Eti Türklerindendir.

Bu temel bilgilerden sonra konumuza gelelim.

Bölücü odaklar, yalnızca Kürtçülük siyaseti güderek Türkiye'nin üniter yapısını parçalayamayacaklarını anlayınca yöntem değiştirmişlerdir. Hem Alevilik üzerinden hem de sadece Kürtlük değil bütün etnik kimlikler üzerinden saldırıya geçmişlerdir.

Ayrılıkçı gruplar tarafından şimdilerde Aleviliğin hem ayrı bir din hem de apayrı bir ırk olduğu yönünde Alevi kimliği bahane edilerek bölücü propagandalara başlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 3 Ocak 2015'te HDP'li Tunceli Belediyesi'nin Gençlik Kültür Merkezi Konferans Salonu'nda "Alevi Çalıştayı" adı altında bir toplantı düzenlenmiştir.

12 ilden gelen 107 katılımcının yol, yemek ve konaklama gibi bütün masrafları HDP'li Tunceli Belediyesi tarafından karşılanmıştır.
Çalıştayda, 'Alevilikte ikrar, Alevilikte kadın, Alevilerde örgütlenme sorunları, uluslaşma sürecinde Alevilerin rolü' gibi konu başlıkları belirlenmiş ve ilk iki konu başlığı basına açık tartışılırken Alevilerde örgütlenme sorunları ile uluslaşma sürecinde Kürt sorunu ve Alevilik maddeleri basına kapalı konuşulmuştur.

Kerameti kendinden menkul bazı Alevi dedeleri olan Hasan Kılavuz, Mustafa Genç ve Feyzullah Çınar ise Aleviliğin İslam'ın tamamen dışında ayrı bir din ve Türklüğün dışında ayrı bir ırk olduğunu iddia etmişlerdir. Bu görüşleri savunan bazı Alevi derneklerinin de Almanya'dan finanse edildikleri unutulmamalıdır.
 
HDP'li Tunceli Belediye Başkanı Mehmet Ali Bul, "Aleviliğin merkezi sayılan Dersim'de yıllardır böyle bir çalışma hiç yaşanmadı. Alevilik daha çok Dersim dışında tartışıldı konuşuldu. Tarihten bugüne Alevi inancı üzerindeki baskıları, yok etme politikalarının boşa çıkarılacağı ve Alevilerin özüne hizmet edeceği bir Çalıştayın gerçekleşmesini umuyorum." diyerek Cumhuriyet'in Tuncelisi yerine ortaçağın Dersimi kavramını kullanarak durduğu yeri belli etmiş oldu.

Nitekim sözde Alevi gerçekte ise Kürtçü bu çalıştayın sonuç bildirgesi de gerçek amacı gözler önüne sermektedir. Sonuç bildirgesini de yazıyı uzatmak pahasına aynen aktarıyor ve dikkatlerinize sunuyoruz:

"Türkiye ve Kürdistan’dan gelen 107 delegasyonla toplanan 1. Dersim Alevi Çalıştayı,“Biz yolumuza ikrar verdik.“ şiarıyla 03-01-2015 tarihinde gerçekleştirildi. Amed, Semsur, Meletî, Erzurum, Erzingan, Muş, Dersim, Mersin, Ankara, İzmir, Meraş ve İstanbul’dan pir, rayber ve taliplerden oluşan delegasyonla yapılan seçimlerle katılım sağlamıştır. Kürt Kızılbaş Aleviliğin, ReeHaq inancının ve ocaklar merkezi Dersim’de yapılan çalıştayımız, halkımız açısından anlamlı ve değerlidir. Çalıştayımızda, yolumuzun temel sorunları konuşulmuştur. İnancımız üzerindeki baskılar, çözümler ve sorunları, Alevilik ve kadın, Demokratik Alevi hareketinin örgütlenme sorunları, Uluslaşma sürecinde Kürt sorunu ve Alevilik başlıklarında tartışma yürütülmüştür. Çalıştayımızda, “Yol, yolu kuranlardan uludur.” ilkesinden hareketle Kürt Kızılbaş Alevi sürecinde yaşanan sarsıntı, kaos ve savrulmanın esas sebebi ikrardan kopuş olduğu tespitine gidilmiştir. Bu anlamda yaşanmakta olan kaos halinin önüne geçmenin yolu, cümle insan ve varlığa olan ikrarımıza yeniden sahip çıkmaktan geçmektedir.
İnancımız üzerindeki her türlü asimilasyoncu ve tek tipleştirici yaklaşımları ve girişimleri mahkum etmiş, Aleviliğin tüm sürekleriyle var olmasının gerekliliği tartışılmıştır. Aleviliğin eşitlikçi ve adaletçi sisteminin yeniden kurulmasının ancak ocak sistemi ile mümkün olduğu tespitinden yola çıkılarak pir-talip ilişkisinin sağlıklı şekilde kurulmasının aciliyeti vurgulanmıştır. İnancın özünde kadın, yolun esas sahibi olarak kabul edilmesine rağmen günümüzde bu ilkenin tersyüz edildiği, eril akıl kendini cinsiyetçilik, dincilik ve milliyetçilik olarak örgütlemiş ve inanç sistemimizde kadının yerini daha fazla geriletmiştir. Kadının konumunun toplumsal yapımız içinde geriletilmesi, asimilasyonun önünün açılmasına ve Kızılbaş Alevi gerçeğinin tahrip edilmesine yol açmıştır. Kızılbaş Alevi inancında beşikteki ile döşektekinin eşit olduğuna vurgu yapılarak hiyerarşik yapılar reddedilmiştir. Tarih boyunca kendi kendisine yetmeyi bilen, bu anlamda kendi sorunlarını demokratik komünal toplum esasları üzerinden çözen Alevilik, özellikle Cumhuriyet sonrası Koçgiri ve Dersim soykırımlarıyla ağır darbeler almış, ocaklar sistemi ve toplumsal doku işlemez hale sokulmuştur. Aleviliğin tarihsel ve birebir örgütlenme modeli olan ocaklar sisteminin pirler öncülüğünde yeniden işlevsel kılınması, inancın ve ibadetin her alanına anadilinin hakim kılınması, cemevi ve derneklerimizin birer akademi olarak yapılandırıp örgütlendirilmesi, kadın ve gençliğin özgün olarak örgütlendirilmesi, inancın karakterine uygun meclis yapılanmasına gidilmesi gereğine vurgu yapılmıştır. Çalıştayımız, Aleviliğin genel sorunlarının çözümü ve geleceğe taşınma mücadelesinde tüm musahip Alevi örgütleriyle ortak mücadele platformlarının oluşturulmasını ve mücadele birlikteliğini savunur ve bunun gerçekleşmesi için çalışma yapmayı kararlaştırmıştır.
Kürdistan’ın kadim bir coğrafya olması nedeniyle birçok inancı barındırdığı gibi birçok etnik kimliği de barındırmaktadır, bu gerçeklik coğrafyamızın zenginliğidir. Fakat gerek devletli yapıya kavuşmuş egemen dinler, gerekse ulus devlet mantığı üzerinde şekillenmiş sömürgeci devletler tarafından bu zenginlik tehlike olarak görülmüş ve sürekli yok edilmeye çalışılmıştır. Kültürel soykırım ve asimilasyonun gerçekleşmesinde her türlü zor ve şiddet yöntemi uygulanarak inancın, dilin, doğanın, kavramların ve toplumsal değerlerin tahribatına gidilerek inancın içi boşaltılmıştır. Çalıştayımız, egemen devlet mantığı ve bundan etkilenerek etnik kimliğimizi yok sayan anlayışları kabul etmez.72 milleti bir nazarda gören bir anlayış içerisinde inancımız gibi etnik kimliğimizi hak kabul eder. Kürt mücadelesinde önemli bir rol oynamış özgürleşme mücadelesinin karakterini etkilemiş olan Alevilerin bundan sonra Kürt özgürlük mücadelesini desteklemesini inancımızın ve vicdanımızın bir gerçeği olarak görürüz. Bu anlamda günümüz Kerbela’sı olan Rojava, Şengal ve Kobani olmak üzere tüm direnişleri selamlar ve destekler. Çalıştayımız, Türkiye’de Kürt sorunun inkar ve imha siyasetinden kaynaklı olarak yaşanan çözümsüzlük politikalarına karşı Sayın Öcalan’ın başlatmış olduğu süreci selamlıyor ve destekliyor.
Çalıştayımızda, açığa çıkan tartışmaların Alevilerle buluşturulması için benzer çalıştayların bölgelerde yapılmasını ve açığa çıkan durumun tekrar değerlendirilmesi amacıyla yeni bir çalışma planı yapılmasını ve ardından da demokratik Alevi hareketinin tüm bileşenleriyle ortak bir konferans örgütlemeyi karar altına almıştır. Bir gün süren yoğun tartışmalar eşliğinde yapılan 1.Dersim Alevi Çalıştayı, katılan canlarımızın yoğun destek ve katılımı ile başarıyla sonuçlandırılmıştır."

Defalarca Kürdistan vurgusu yapılan, Cumhuriyet'in yer adlarının değişik ifade edildiği, Atatürkçülüğün temel ilkelerinden biri olan milliyetçiliğin sanki kadına bir baskı aracıymış gibi gösterilerek kötülendiği, Aleviliğin komünal toplum olarak gösterilerek bütün Alevilerin Atatürkçülükten (Kemalizmden) koparılarak sosyalizme yamanmaya çalışıldığı, Cumhuriyete ve vatan bütünlüğüne kast eden bölücü isyanlara müdahalenin soykırım olarak gösterilmeye çalışılarak günümüzdeki PKK terörünün meşrulaştırılmaya çalışıldığı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sömürgeci, kültürel soykırımcı ve doğa katliamcısı ilan edildiği, bütün Alevilerin Kürt özgürlük mücadelesi diye tabir edilen bölücü hareketi destekleyeceklerinin açıklandığı, teröristbaşının selamlanarak desteklendiği bu toplantıyla Alevi kimliğinin Kürtçü bölücü politikalar için bir kılıf olarak kullanılmak istendiği çok açıktır.

Atasen olarak Türklük bilinci taşıyan, Atatürk ilke ve devrimlerinden yana ve Cumhuriyet değerlerini benimsemiş Alevi yurttaşlarımızın bu bölücü oyuna gelmeyeceklerine dair inancımız tamdır!

ATASEN
Ata Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.