Özgür Eğitim-Sen Başkanı Değer'den Ziya Selçuk'a Çağrı

Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a bugünkü Milat Gazetesi’nden seslendi. “Sayın Bakanın dikkatlerini istirham ediyorum”, diyen Değer, Özgür Eğitim-Sen’in gündeme getirdiği Ankara Keçiören Prof.Dr.Necmettin Erbakan Anadolu İmam Hatip Lisesinde yaşanan skandal sürgünü hatırlattı: Mehmet Yıldız Neden Sürgün Edildi?

Sendika 23.04.2020, 10:14
Özgür Eğitim-Sen Başkanı Değer'den Ziya Selçuk'a Çağrı

İşte o yazı

Ülkemizin en büyük talihsizliği, konuşmaya bile tenezzül etmeyeceğiniz iş ve işlemlerin peşinde koşan küçük insanların büyük büyük laflar ediyor olmasıdır. Muhtemel bir istikbalimizin yegane dayanağı olabilecek ilke ve değerler; maalesef bu küçük hesaplara alet edilip etkileme, yönlendirme, inandırma, belirleme güçleri hoyratça aşındırılıyor. Göstermelik prosedürler, şişmiş egolar memleketin değerlerini hedef alıyor, onları cezalandırıyor. Onları hırpalayarak, onlara sözüm ona ‘hadlerini’ bildirerek egolarını tatmin ediyorlar, sağa sola güç gösterisinde bulunuyorlar.

Dün bu sayfada Ali Aydın ‘Korona günlerinde MEB’de bir sürgünün hikâyesi’ başlığıyla konuyu ele aldı. Emekliliğine ramak kalmış bir meslek dersi öğretmenine ‘müdüre itiraz etmek’ nedeniyle reva görülen utanılası sürgün hikâyesi. Soruşturmanın teknik detaylarına girmeyi gereksiz görüyorum. Nihayetinde okuldaki eğitim faaliyetlerinin –dikkat edin lütfen, öğretim değil eğitim– yürütülmesi anlamında öğrenci ile ilişkiden sosyal-kültürel faaliyetlere, aile ile iletişimden öğrencilerin bireysel problemlerine kadar her alanda canı gönülden çalışan bir eğitim çalışanına bir takım konuşmaya değmez ithamlar üzerinden sürgünün reva görülmesi ibretliktir.

Kişisel anlaşmazlıkları sistem sorununa dönüştüren, kaprislerini tatmin etmek için bürokrasiyi ve mevzuatı araçsallaştıran bu düzeysizlik karşısında ciddi olmak, işlerimizi ciddiyetle yürütmek durumundayız. Maksadımız bir takım mevzuat maddelerinin kuru lafızlarına yaslanıp egoları şişik ihtiraslı mensuplarımızın kaprislerine yol vermek değil, her bir çalışanımızın hakkını, hukukunu korumak olmalı. Bürokratik yapıyı üstlerin astlarını sistematik şekilde hırpaladığı bir düzenek olarak işletmek yerine, yöneticiliği tahakküm kurmak zanneden kifayetsizlere hadlerinin bildirildiği ahlak ve adalet terazisi olarak işletmek durumundayız. Aksi taktirde eğitimin ortamlarını bir benlik gösterisi yerine çevirenlerin tutanaklarla, yandaşlık ilişkileriyle eğitim çalışanlarına her türlü haksızlığı reva gördükleri bir zulüm alanına çevirmekte hiç tereddüt etmediklerini Mehmet Yıldız Hocanın yaşadıkları üzerinden yeniden deneyimliyoruz.

Lafı çok uzatmak istemiyorum. MEB’i ve Sayın Bakanın dikkatlerini istirham ediyorum. Mehmet Yıldız ne yapmış ki şu hengamede sürgün ediliyor? Öğrencileriyle mi ilgilenmemiş, derslerine mi girmemiş, kötü örnek mi olmuş? Ne yapmış? Yukarıda da belirtildiği üzere sosyal-kültürel faaliyetlere öğrencileri götürmüş, eğitsel-sanatsal etkinlikler düzenlemiş, sadece okul saatlerinde değil okul dışında da öğrencileriyle ilgilenmiş, etkinlik yapmış, gerekli gördüğünde evlerine gitmiş vs. bir öğretmenin bütün yapıp ettikleri takdir edilmediği gibi bir tür ‘ergen’ alınganlığıyla idarenin otoritesine meydan okunmak üzerinden özetlenebilecek bir gerekçeyle cezalandırılması gerçekten üzüntü vericidir, düşündürücüdür. İçeriği nihayetinde idarenin mutlak itaat talep ettiği, itiraz istemediği şeklinde özetlenebilecek bir soruşturma sürecinin bir MEB emektarının sürgünüyle son bulmasında bir şey yokmuş gibi mi davranacağız? MEB böyle mi davranacak? Hayatını öğrencilere adamış, ‘emekliliğine az bir zamanı kalmasına karşın genç eğitimcileri bile mahcup edecek bir enerji ile gecesini gündüzüne katan Ankara’da Profesör Doktor Necmettin Erbakan Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde Meslek Dersleri Öğretmeni olarak görev yapan Mehmet Yıldız’ın bu sürgün hikâyesi “mevzuata uygun” denilip geçiştirilecek mi?

Mevzuatı uygulayanlar lafzın değil, o lafzın maksadının önemli olduğunu bilmiyorlar mı?

Her yasal hakkın helal olmadığını bilmiyorlar mı?

Mehmet Akif’in “Kenar-ı Diclede bir kurt kapsa koyunu, Gelir de adl-i ilâhi Ömer’den sorar onu!” şiiri hitabetimizin bir dolgu malzemesi değilse, uygulamada bir ahlaki ve ilkesel bir titizlik talebi, iddiası olduğunu bilmiyorlar mı?

Veya aynı şekilde Şeyh Edebali’nin ‘Ey Oğul!’ şiiri duygu dünyamıza meze olarak sunulmuyorsa esaslı bir şeyler söylediğinin ve bu esaslı şeylerin eylem odaklı şeyler olduğunun farkında değiller mi?

Abdulbaki Değer /Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@