Son Dakika

‘Mesleki ve Teknik Eğitime Bakış’ Odak Analiz Çalışması

‘Mesleki ve Teknik Eğitime Bakış’ odak analiz çalışmamızı açıklayacağımız basın toplantımıza hoşgeldiniz. 

Sendika 26.10.2019, 12:04
‘Mesleki ve Teknik Eğitime Bakış’ Odak Analiz Çalışması

Saygıdeğer katılımcılar, Değerli basın mensupları,  

Mesleki ve Teknik Eğitime Bakış’ odak analiz çalışmamızı açıklayacağımız basın toplantımıza hoşgeldiniz. 

 Sektörel ihtiyaçlara ve insan kaynağını yetiştirme biçimine göre mesleki ve teknik eğitimin yapısı ve uygulanma biçimi ülkelere göre farklılaşmaktadır.  

Toplumdaki insan kaynağının niteliği, o toplumun teknolojik olarak gelişmesiyle ve ekonomik olarak kalkınmasıyla doğrudan ilişkilidir. Ülkelerin ekonomik büyüme hedefleri ve istihdam politikalarındaki etkisi nedeniyle, mesleki ve teknik eğitim yoğun biçimde tartışılmaktadır. Türkiye’de de iş gücü piyasasına nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesi bakımından mesleki ve teknik eğitime ayrı bir önem verilmesi gerektiği, kamuoyunda sıklıkla ifade edilmekte ve bu konuda tartışmalar yaşanmaktadır. Teknolojik gelişmelere paralel olarak mesleki ve teknik eğitimden beklentiler artmaktadır.  

Bunun sonucu olarak da ticaret, sanayi ve hizmet sektörleri mevcut çalışanlarının bilgi ve becerilerini sürekli yenilemesini istemektedir. Çünkü ülkelerin en önemli sermayesi olan nitelikli insan kaynağı, küresel ekonomik rekabetteki en önemli unsurdur. Bundan dolayı 
Türkiye’de istihdamı ve iş gücü niteliğini artırmak için mesleki ve teknik eğitim, özel bir önem arz etmektedir.  

Türkiye’de mesleki ve teknik eğitimin geçirmiş olduğu sürece bakıldığında, ideolojik müdahaleler sonucunda sistem olumsuz etkilenmiş ve çözüme yönelik yapılan bazı düzenlemeler, bazı yapısal sorunları daha da derinleştirmiştir. Türkiye’nin planlı kalkınma anlayışını benimseyip bu doğrultuda 1963 yılından itibaren hazırladığı bütün kalkınma planlarında mesleki ve teknik eğitimin önemi vurgulanmış ve güçlendirilmesi üzerinde durulmuştur. 

Özellikle 11. Kalkınma Planı’nda teknoloji ve sanayideki dijital dönüşüm çerçevesinde mesleki ve teknik eğitimin hem öğretim programlarının güncellenmesi hem de yetiştirilecek insan kaynağının bu dönüşüme cevap verecek yetkinlikte ve becerilerde yetiştirilmesi gerektiği kapsamlı bir şekilde vurgulanmıştır. Millî Eğitim Şûra kararlarında da genel olarak mesleki eğitime verilen önemin artırılması gerektiği ifade edilmiştir. Mesleki ve teknik eğitime atfedilen tüm öneme rağmen, Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim sistemi, kronikleşmiş köklü yapısal sorunları barındırmaktadır.
 Özellikle 28 Şubat sürecinde 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmiş ve meslek liselerine kendi alanları dışında bir yükseköğretimdeki alanı tercih etmeleri durumunda getirilen katsayı engeli, 1999 yılında Yükseköğretim Kurulu tarafından uygulamaya konulmuştur. Millî eğitim sistemine ideolojik nedenlere dayanılarak yapılan müdahaleler, eğitimde, özellikle de mesleki ve teknik eğitim sisteminde telafisi olmayan sorunlara yol açmıştır. Katsayı kararı etkisini yıllar içerisinde göstermiş, meslek liselerine olan talebi ciddi oranlarda azaltmış ve Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu iş gücünün yetiştirilmesi konusunda önemli bir engel teşkil ettiği iş piyasası tarafından da sıklıkla ifade edilmiştir.  

Başta Eğitim-Bir-Sen olmak üzere, bazı sivil toplum kuruluşlarının katsayı adaletsizliğini her platformda dile getirmesi sonucunda katsayı uygulaması kaldırılmıştır.  

Özellikle Eğitim-Bir-Sen’in toplumsal talep olarak, her platformda bu sorunu dillendirerek çözüm için girişimlerde bulunması takdirle karşılanmış, dönemin YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan tarafından, “Eğitim-Bir-Sen’e özel bir teşekkürüm var. Özellikle katsayı ve başörtüsü konusunda gerçekten kırılma noktalarının yaşandığı anlarda sendikayı her zaman yanımızda bulduk ve desteklerini hiç esirgemediler. Bundan dolayı teşekkür ediyorum” şeklinde ifade edilmiştir. 

Yapılan bu analizin temel amacı, mesleki ve teknik eğitimdeki güncel politika ve uygulamaları izlemek ve değerlendirmek, mesleki eğitimin niteliğini artırmaya yönelik tartışmalara katkıda bulunmaktır. 

Buna ilaveten M.E. Bakanlığı’nın Ekim 2018’de kamuoyuyla paylaştığı 2023 Eğitim Vizyonu’nda ve Sanayi ve T.Bakanlığı’nın Eylül 2019’da yayımlamış olduğu 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi yol haritasında mesleki ve teknik eğitimin vizyonuna ilişkin hedef ve eylemler ele alınmıştır.  
Millî Eğitim Bakanlığı, son birkaç yıldır mesleki ve teknik eğitimde önemli adımlar atmış, özellikle de sektörle yapılan iş birlikleri neticesinde mesleki ve teknik eğitim bir dönüşüm sürecine girmiştir. Bu dönüşüm sürecinde, hem 2023 Eğitim Vizyonu hem de 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi yol haritasında mesleki ve teknik eğitimin vizyonuna ilişkin hedef ve eylemlere bakıldığında, sanayi ve teknolojide yaşanan gelişmeler neticesinde, mesleki ve teknik eğitimde müfredattan istihdama kadar ortaya çıkan problemler ve geçmişten süregelen yapısal sorunlar da göz önünde bulundurularak ortaya konulmuş eğitim politikalarının varlığı söz konusudur. 

 Bu kapsamda çözüm odaklı uygulanması gereken eylem, proje ve eğitim politikaları paydaşlarla, iş piyasasıyla, ilgili sektör ve bakanlıklarla, sivil toplum kuruluşlarıyla, mesleki ve teknik eğitimin öğretmen, öğrenci ve yöneticileriyle birlikte planlanması ve yürütülmesi gerekmektedir. Bu, hem mesleki ve teknik eğitimi güçlendirecek hem dijitalleşen sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikteki insan kaynağının yetişmesini hem de mesleki ve teknik eğitimin daha başarılı öğrenciler tarafından da tercih dilmesini sağlayacaktır. 

Bu çalışmada öne çıkan bazı bulguları sizlerle paylaşmak istiyorum:

Türkiye’de, mesleki ve teknik ortaöğretimdeki öğrenci sayısı 1 milyon 800 bin olup ortaöğretim içerisindeki payı % 31,7’dir. İstanbul’da mesleki ve teknik ortaöğretimde öğretmen başına 15 öğrenci düşerken, Doğu Karadeniz’de 9 öğrenci düşmektedir. Okul başına en fazla öğrencinin düştüğü bölge 769 öğrenciyle İstanbul, en az öğrencinin düştüğü bölge ise Doğu Karadeniz’dir. Türkiye’de mesleki ve teknik ortaöğretimde özel öğretimin payı % 6’dır. OECD ülkelerinde mesleki ve teknik ortaöğretimde özel öğretimin payı ise genelde yüksektir. 

Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’de özel sektörün mesleki ve teknik eğitimdeki payının oldukça küçük olduğu açığa çıkmaktadır. Türkiye’de genel programlara oranla mesleki programlarda öğrenci başına yapılan harcama, hemen hemen OECD ülkeleri ortalaması kadardır. Türkiye’de mesleki programlardan mezun olanların içinde kızların oranı % 50 iken, OECD ülkelerinin çoğunda bu oran % 40 ile 50 arasındadır. Türkiye’de mesleki ve teknik ortaöğretimde kız öğrenci oranı % 39,5’tir. Bu ise mesleki ve teknik ortaöğretimde kızların erkeklerden daha önce mezun olduğunu göstermektedir. Türkiye’de mesleki programların mühendislik, imalat ve inşaat öğretim alanlarından mezun olanların oranı % 29 iken, OECD ülkeleri ortalaması % 34’tür.  

Buna ek olarak, mesleki programların hizmetlere ilişkin öğretim alanlarından mezun olanların OECD ülkeleri ortalaması (% 17), Türkiye’nin bu öğretim alanlarından mezun olanların oranının (% 8) neredeyse iki katıdır.

Üniversite giriş sınavına başvuranların içinde mesleki ve teknik ortaöğretim kapsamındaki liselerden mezun olanlar genelde ön lisans ve açık öğretim programlarına yerleşmekte olup, ön lisans programları ile açık öğretim programlarının ağırlıklı olarak öğrenci kaynağını mesleki ve teknik ortaöğretim öğrencileri oluşturmaktadır.  

Lise dengi meslek okul mezunlarının istihdam oranları genel lise mezunlarına göre yüksek iken, işsizlik oranları genel lise mezunlarına göre düşüktür.  

İş piyasasında lise dengi meslek okul mezunları genel lise mezunu olanlara göre daha avantajlıdır. Mesleki ve teknik eğitimde tüm alanlar bakımından, mezunların kendi alanları dışında çalışma oranları, mezuniyet alanlarında çalışma oranlarından çok daha yüksektir. 

Mesleki ve teknik eğitim mezunlarının, mezuniyet alanı dışında istihdamda yer alması hem sektörün verimliliğini ve ekonomisini olumsuz olarak etkilemekte, hem de mesleki programların genel programlara göre daha pahalı bir eğitim olduğu göz önünde bulundurulursa, devletin yaptığı yatırımın yerini bulmaması anlamına gelmektedir. 

M. E. Bakanlığı ile Kültür ve T. Bakanlığı arasında yapılan iş birliği ile turizmde 11 olan istihdam garantili öğrenci yetiştiren liselerin sayısı, her yıl kademeli olarak artırılacak ve 2023’e kadar 200’e ulaştırılacaktır.  

Mes. ve Tek. Eğ Gen. M.ğüne bağlı mes. ve teknik okulların yaklaşık 800’ünde uygulamalı eğitimi güçlendiren döner sermaye kapsamında üretim yapılmakta ve hizmet üretilmektedir. Bu üretimlerde 2019 yılının ilk 8 ayın da yaklaşık 171 milyon TL’lik bir gelir elde edilmiştir. 

 Bu kapsamda üretimden yapılan % 15’lik hazine kesintisi % 1’e düşürülmüştür. Bu, hem öğrencilerin sektörün talep ettiği yeterlilikleri üreterek öğrenmelerine hem de döner sermaye kapsamında gelirlerin daha da artmasına neden olacaktır. 

Analiz sonucunda şu önerileri sizlerle paylaşmak istiyorum,

ASELSAN Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne 2019-2020 öğretim yılında % 1’lik dilimden, İTÜ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne de % 1,26’lık dilimden öğrenci yerleşmiştir.  

Bu tablo mesleki ve teknik eğitimin cazibesini artıracak ve toplumda süregelen olumsuz algıyı dönüştürecek çok önemli gelişmelerdir.  Bu model okul iş birliği, mesleki ve teknik eğitime yeni bir nefes, yeni bir heyecan getirmiş olup genişletilmeli, hatta uygun olan tüm üniversitelerle devam ettirilmelidir. Teknolojideki gelişmeler karşısında bir dönüşümün söz konusu olmadığı veya çok az etkilenen meslekler de bulunmaktadır.  Bu da göz önünde bulundurularak il düzeyinde sektöründe lider olmuş firmalarla, ildeki mesleki ve teknik Anadolu liselerindeki alan-sektör eşleşmesi işbirlikleri yapılarak; öğrencilerin staj ve beceri eğitimlerinin gerçek iş ortamlarında alması ve öğretmenlerin de mesleki gelişim kapsamında işbaşı eğitimlerini alması sağlanmalıdır.  Mesleki rehberlik ve yönlendirme çalışmaları, mesleki ve teknik eğitimde atılan önemli adımlar sonucunda ortaya çıkan önemli gelişmeleri de içerecek şekilde daha etkin bir biçimde planlanmalı ve mesleki ve teknik eğitimin görünümünü daha da artırıcı faaliyetler yapılmalıdır. 

Sanayisi gelişmiş OECD ülkelerinde mesleki ve teknik ortaöğretimde özel öğretimin payının Türkiye’den çok daha yüksek olması; Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda, gerekli teşvik adımları atılarak özel sektörün mesleki ve teknik ortaöğretimde daha fazla yer alması sağlanmalıdır.
Mesleki ve teknik eğitim mezunlarının, mezuniyet alanı dışında istihdamda yer alması hem ülke ekonomisi açısından hem de çalıştıkları sektör açısından çok verimli bir sonuç değildir.  İş piyasası ihtiyaç duyduğu alanla ilgili kişiyi işe alırken, mezuniyet alanını dikkate almamakta ve farklı alanlardan mezun olanları da çalıştırabilmektedir. SGK verileri ile mezuniyet alanında ve alanı dışında çalışanların kaç iş yeri değiştirdikleri ve işteki süreklilikleriyle alakalı bilgiler incelenmelidir. Ülke genelini kapsayacak şekilde işveren ve çalışanlarla bu konuda bir araştırma yapılarak; sektörün alan dışındaki kişileri istihdam noktasında tercih etme nedenleri ile mezuniyeti dışında bir alanda çalışanların da niye kendi alanında bir sektörü tercih etmedikleri veya alan dışı bir sektörde çalıştıkları incelenmelidir.  

Yaşanan teknolojik gelişmelere paralel olarak meslekler değişmekte ve meslek erbabının söz konusu hızlı değişime adapte olması beklenmektedir.  

Halen meslek liselerinde okuyan öğrencilerin mezun olduklarında veya mesleklerini icra ederken karşılarına çıkacak yeni ortamlara adapte olabilmeleri için: ileri düzey okuryazarlık, iletişim becerileri, yabancı dil ve analitik düşünme gibi genel becerilere sahip olmaları ve yeniliklere açık olmaları oldukça önemlidir.  Bundan dolayı, mesleki ve teknik eğitim veren okullardaki öğrencilere hem mesleki ve teknik beceriler hem de genel (akademik) beceriler kazandırılmalıdır. Mesleki ve teknik eğitime başlayacak genel becerileri zayıf olan öğrencilere yönelik telafi eğitimleri sağlanmalıdır. Böylece, özellikle 9. sınıfta yaşanan sınıfta kalmalarının önüne geçilmesi hedeflenmelidir. 

Ayrıca, mezunların dünyadaki değişimlere hızlı bir şekilde adapte olmasına yardımcı olacak anahtar beceriler kazandırılmalıdır. Mesleki ve teknik eğitim öğrencilerinin okul terklerini azaltma ve böylece okulu bitirme oranlarını artırmak için yeni programlar başlatılmalıdır.
 
Ali Yalçın
Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı 

Yorumlar (0)
Yeni Nesil e-Ticaret Omni Ticaret
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@