Kullanmayalım böyle sözcükleri

Kullanmayalım böyle sözcükleri

Haberler 26.09.2015, 01:23
Kullanmayalım böyle sözcükleri

Türkçenin sadeleşmesi, yabancı sözcük ve kavramların dilimizden çıkarılıp yerine Türkçelerinin konulması kültür alanında verilen en önemli mücadelelerden biri. Bu mücadelenin, Türkiye’nin çağdaşlaşma yolunda emperyalizme ve gericiliğe karşı verdiği mücadeleye koşut, yaklaşık 150 yıla uzanan bir geçmişi var. Başında İbrahim Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal’in bulunduğu aydınlarla başladığını söyleyebiliriz bu mücadelenin.

 
AYDINLIK İLE KARANLIK ARASINDAKİ MÜCADELE
Dil mücadelesindeki en köklü çıkış ise bundan 104 yıl önce “Genç Kalemler”in bildirgesiyle ortaya kondu. Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Ali Canip gibi isimlerin oluşturduğu “Genç Kalemler”, Ömer Seyfettin’in kaleme aldığı “Yeni Lisan” başlıklı bildirgeyle dil mücadelesini başlattıklarında, karşılarında geniş bir şöhretler ordusu bulmuşlardı. Halkın konuştuğu gündelik Türkçeyle yazılmasına şiddetle karşıydı bu şöhretler. Bir de yakıştırma bulmuşlardı, “Başıbozuk Türkçesi” diyorlardı. Cumhuriyet dil mücadelesini, mücadelenin kurumunu, TDK’yı oluşturarak sürdürdü. Bu mücadele önemli ölçüde kazanıldı, ancak bitmedi. Aydınlık ile karanlık, ileri ile geri arasındaki mücadele dilde de sürecektir, sürmektedir. Çünkü geriye dönüşler dilde de olası ve gerçek. Bunun ipuçlarını siyasal ve toplumsal düzenin şu anki durumuna bakarak da görebiliriz. Gündelik dilde ve edebiyatta yer bulamayan birçok eski ve yabancı sözcüğün son yıllarda kimi yazarlar, akademisyenler, gazeteci ve TV yorumcuları tarafından yoğun olarak kullanıldığının açıklamasını da bu tabloda bulabiliriz.
 
AN İTİBARİYLE...’
“Gerçek Edebiyat” sitesinde Ahmet Yıldız, “Gerçek Edebiyat’ın Asla Kullanmadığı Bazı Sözcükler” başlığı altında aktör, aşikar, adına, an itibarıyla, hissiyat, mahfil, hakkaniyet, zira, zinhar gibi bu tür sözcüklerin bir listesini vermiş ve şunları yazmış açıklamasında:
“aktör: Bizim bildiğimiz, Cüneyt Arkın, Ayhan Işık gibi sinema ve tiyatro sanatçılarının erkek olanlarına ‘aktör’ denir. Aydın Doğan bulaşıkhanelerinin özellikle ‘akademisyen’leri her akşam bin kez kafalarına göre kullanmaya devam ediyor.
“adına: Bu dünyada hiçbir fani, birinin adı bu olduğu için (Mehmet, Tanıl, Kılıçdaroğlu vs.) ‘adına’ eylemde bulunmaz. O ‘kişi’ için, o ‘kurum’ için yapar, eder, eyler! Ne yazık ki gazetelerde çalışan kardeşlerimiz, bilincimizi ters çevirmeye devam ediyorlar. ‘Adına’yı eşekler kovalasın!..
“an itibariyle: Gavur illerinden borç alarak yemeyip içmeyip yine gavur malı olarak aldığı cep telefonundan kendini ve arkadaki ağaç, deniz, caddeyi de çekmeyi başarıp iyi iş yaptığını sanan cahillerin uydurduğu alçakça bir şey! TRT ana haberde de olay yerindeki muhabire ‘an itibariyle orada durum ne’ diyen sunucular bile gördüm. Şu an, şimdi.. çöpe gidecek endişesi içindeyim.”
Bu listeye, özellikle “sosyal medya”da yoğun olarak kullanılan keyif, hadise, realite, analiz, kapiş, by, daral geldi, atarlandı gibi daha pek çok sözcük ve söyleyişleri de ekleyebiliriz.
 
GİZLİ BİR ÖRGÜT GİBİ
“Özellikle son on yılda, bazı sözcükleri ağırlıklı olarak kullanan bir dil, bir ideolojinin de simgesi oldu, diyemiyoruz. Bu sözcüklerle anlatılmaya çalışılmış düşüncelerin değeri, daha başlangıçta % 50 değer yitiriyor çünkü. Bir zamanlar Öz Türkçe-Arapça Farsça üzerinden süren mücadele daha düzeyliydi,” diyor Ahmet Yıldız, “Birbirleriyle yarışırcasına bu sözcükleri daha tumturaklı, daha ‘ağır’ kullanmaya çalışan hemen hemen bütün ‘medya’ üyeleri, Orhan Pamuk’la başlayan modaya uyan Metis yayınları romancıları, bazı edebiyat dergileri yönetimine ‘musallat’ olmuş, Türkçeye bilinçli düşman kişiler bir aile gibiler; gizli bir örgüt gibi davranıyorlar.
“Birbirlerini bu sözcüklerden tanıyor, böylece istilacı uzaylılar olarak işaretleşiyor, koklaşıyor, sevişiyorlar!”
Bir edebiyat sitesinin böyle bir açıklamada bulunması çok önemli. Dilimizin yozlaştırılıp gericileştirilmesine karşı çok ciddi ve çok doğru bir tavır. Gerçek Edebiyat’ın adına da yakışan bir tavır. Gönül çok daha fazla yayın organı, yazar ve şairin bu tavrı almasını istiyor ve bekliyor.
 
 
 
MECİT ÜNAL-AYDINLIK
Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
bayan gömlek instax SEO Stratejileri ile Kalıcı Çözümler!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@