Eğitim-İş:Bakanlığı sadece bakan olmaktan uzaklaşıp gören olmaya davet ediyoruz

​​​​​​​EĞİTİM İŞ ÇANAKKALE'den 3 farklı başlıkta basın açıklaması

Sendika 29.09.2017, 00:16
Eğitim-İş:Bakanlığı sadece bakan olmaktan uzaklaşıp gören olmaya davet ediyoruz

EĞİTİM İŞ ÇANAKKALE'den 3 farklı başlıkta basın açıklaması

DİLİMİZ, BİRLİĞİMİZ VE BAĞIMSIZLIĞIMIZIN SİMGESİDİR

Ulusal kültürümüzün temel taşı olan Türkçemiz, ulusal birliğimizi sağlayan, geçmişle gelecek arasında köprü oluşturan en büyük zenginliğimizdir.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, “Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır” diyerek dilin bir ulus açısından ne kadar önemli olduğuna vurgu yapmıştır.

Dil bağımsızlığını, siyasal ve ulusal bağımsızlığın ayrılmaz parçası olarak gören Atatürk'ün çağdaşlaşma sürecinde dilimizin geliştirilmesinde ve yabancı sözcüklerden arındırılmasında katkıları sınırsızdır. Onun 26 Eylül 1932’de bizzat başkanlık ettiği ve başlangıç gününü her yıl Dil Bayramı olarak kutladığımız I. Türk Dili Kurultayı ile yaşama geçirilen Dil Devrimi; Türkçe'nin, yapısı, söz varlığı ve diğer dillere olan etkisiyle güçlü bir dil haline gelmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Türkçe'nin, kendi öz değerlerine dayanan, çağdaş uygarlık düzeyinin gerektirdiği kavram, sözcük ve terimleri karşılayan bir eğitim, bilim, kültür ve sanat dili durumuna gelmesini amaçlayan Atatürk, dilimizin korunması ve yabancı dillerin etkisinden arındırılması amacıyla da Türk Dil Kurumu'nu kurmuştur. Ölümünden kısa bir süre önce yazdığı vasiyetname ile de malvarlığının büyük bir bölümünü Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’na bırakmıştır.

Ancak 12 Eylül’ü izleyen karanlık günlerde dil de din gibi siyasetin aracı haline getirilmiş, Türk Dil Kurumu’na ve Türk Tarih Kurumu’na saldırılar yoğunlaştırılmıştır. Harf ve Dil Devrimleri üstünden asıl hedef hep Atatürk’tü. Atatürk ile toplumun bağının koparılması, Atatürkçü düşüncenin engellenmesi gerekiyordu. İşte bu nedenle Atatürk’ün vasiyetnamesini çiğnenerek bu iki kurumun kapısına kilit vurulmuştur. Yarım yüzyıllık özerk kurumlar, Başbakanlık’ta oluşturulan bir devlet dairesine bağlanmıştır.

Yazık ki bugün de dilimiz üzerinde aynı oyunlar oynanmakta ve dilimize yönelik saldırılar eğitim üzerinden yoğunlaştırılmaktadır. Bir yandan tüm okullarımız imam hatipleştirilirken okullarımızda Arapça egemen dil durumuna getirilmeye çalışılmaktadır.

Türkçemizin bugün karşı karşıya bulunduğu; yabancı sözcüklerin kullanımının özendirilmesi, dilin yozlaşması ve yanlış kullanımı gibi tehlikelerden arınarak geleceğe zengin bir dil olarak taşınması hepimizin duyarlılığını ve ortak çabalarını gerektirmektedir.

Eğitim-İş olarak tüm ulusumuzu, aydınlarımızı dilimize, kültürümüze sahip çıkmaya, özgün bir düşünce ortamı yaratmak için dilimizi özenli kullanmaya, yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmaya çağırıyor, Dil Bayramımızı kutluyoruz.

YENİ EĞİTİM ÖĞRETİM YILI BAŞLADI AMA SORUNLAR DEVAM EDİYOR

Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı her fırsatta sınıf mevcutlarının azalmasından bahsederken hatta 18 Eylül 2017 günü eğitim-öğretim yılı açılışı sırasında Şanlıurfa’da bu konuya değinirken hemen yanı başlarında sınıf mevcutları 50’leri geçen okullar bulunmaktaydı.

Şanlıurfa’nın göç alan bir şehir olması nedeniyle, nüfus artışına bağlı olarak bu sorunun yıllardır yaşandığı tüm kamuoyunca bilinmektedir.

Söylenen sözlerin aksini ispatlar nitelikte bir uygulama da Ankara’da yaşanmaktadır. Okulların normal eğitime dönüştürülmesi adı altında sınıf mevcutları arttırılmıştır. Bakan, sınıf mevcutlarının 24 olduğunu söylerken; Altındağ Seymenler İlkokulu’nda sınıf mevcutları 50’ye dayanmıştır. Nedeni ise ikili eğitimden normal eğitime geçiştir.

Tabi ki normal eğitime geçiş olsun ama sınıf mevcutlarını arttıracak, koşulları eğitim yapılamaz hale getirecek uygulamaları kabul etmiyoruz.

Yapılan uygulama ile norm fazlası duruma düşmüş öğretmenler başka kurumlarda alanları dışında istihdam edilmeye çalışılmaktadır. Üstelik öğretmenler norm fazlası olduklarından, okullar açıldıktan sonra haberdar olmuşlardır.

Bu yetmezmiş gibi öğrenciyi de öğretmenlerinden ayırmışlardır. Örneğin, birinci ve ikinci sınıfta aynı öğretmen tarafından okutulan çocuklarımız bu uygulama ile üçüncü sınıfta başka öğretmenlere verilmişlerdir.

Sınıflara Suriye uyruklu öğrenciler de verilmiş ve öğretmenlere bırakın okuma yazmayı, Türkçe dahi bilmeyen bu çocukları da “okutun” denilmiştir.

Evet eğitim evrensel bir haktır. Bu hak çocuklar hangi uyruktan olursa olsun engellenmemelidir. Ancak bunun yolu Türkçe bilmeyen çocukları, dilinden anlamayan öğretmenimizin sınıfına vermek değildir.

Suriye ya da başka uyruklu çocukların her sınıfa (ilkokul, ortaokul, lise) 10 kişi verilmesi şeklindeki uygulamalar ile hem yabancı çocuklar hem de vatandaşlarımız mağdur edilmektedir. Kaldı ki öğrencilerimizin sınavlarla boğuşarak yerleşmeyi başaramadıkları okullara (liselere) yabancı uyruklu öğrencilerin sınavsız yerleştirilmeleri de infial yaratacak düzeye gelmiştir.

Bugün Ankara’nın göbeğinde yaşanan normal eğitime geçiş sorunu Aydın’da, İzmir’de ve birçok ilimizde vardır. Yeni derslikler yapmadan zaten norm kadro fazlası sorunu yaşanan bu illerde, bir de bu uygulamalar ile daha fazla norm kadro fazlası öğretmen ortaya çıkarmak kabul edilebilir değildir.

Bakanlığı sadece bakan olmaktan uzaklaşıp gören olmaya davet ediyoruz….

SINAV SİSTEMİ DEĞİL EĞİTİME BAKIŞ AÇISI DEĞİŞMELİ

TEOG’un kaldırılmasının ardından yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla üniversiteye geçiş sistemi, “ben yaptım oldu” mantığıyla değiştiriliyor.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, değiştirileceğini açıkladığı sistem için "Şu an uygulanmakta olan giriş sistemi iki aşamalı olarak gerçekleştirilmekte. Sınavların ilki mart, diğeri haziran ayında ve toplam 5 gün sürmektedir. Neredeyse 4 aya yayılan bu durum lise eğitimini olumsuz etkilemektedir" ifadelerini kullandı. Ancak 2010 yılında tek basamaklı olan ÖSS kaldırılmış 1999’dan önce uygulanan sistem gibi yeniden iki aşamalı sınava geçilmişti. O dönemde YGS ve LYS, “yükseköğretime daha nitelikli öğrenci akışı sağlanacak” şeklinde övülürken, bugün bu değişikliğin neden yapıldığı konusunda tatmin edici bir açıklama yapılmamıştır. Getirmek istedikleri sistemler daha önce denenmiş ve kaldırılmıştır. MEB ve YÖK sınav sistemleri üzerinde oynamanın çözüm olmayacağını artık anlamalıdır.

Eğitim politikaları konusunda iktidarın ve eğitimden sorumlu kurumların, görevlerini yerine getiremedikleri ortadadır. AKP iktidarı döneminde orta öğretim iflas etmiş, devlet liseleri sadece diploma alınan kurumlar haline getirilmiştir.

Eğitim kalitesi değişken okullar yaratarak, arz olmamasına rağmen mütemadiyen açılan imam hatip okullarını imkanlarla donatarak, sermayeyi okullara tam anlamıyla sokarak, zaten adil olmayan eğitim sistemi, son dönemde daha da eşitsiz hale getirilmiştir.

Eğitim sistemimizin temel sorunlarını çözme noktasında politikalar geliştirmeyen eğitimden sorumlu kurumlar, sınav sistemleri üzerinde oynayarak eğitimin mevcut sorunlarını daha da ağırlaştırmaktadır. Eğitimi temel bir insan hakkı olarak görmeyen anlayıştan başka bir şey de beklenemez.

Öncelikle yapılması gereken, eğitimin niteliğini olumsuz yönde etkileyen sınavlara endeksli yapının değiştirilmesidir. İlköğretimden üniversiteye kadar yapılan sınavlarda çocuklarımız ve gençlerimiz resmen yarıştırılmakta, birbirleriyle rekabet etmeleri istenmektedir. Piyasacı eğitim anlayışının örneği olan bu anlayış bir an önce terk edilmeli, öğrencilere çok yönlü bilgi ve beceri kazandıracak nitelikli bir eğitim anlayışı benimsenmelidir. Fırsat ve imkan eşitliğine dayalı, bilimsel ve objektif kriterleri içeren bir modele geçmelidir.

Yorumlar (0)
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Namaz Vakti 22 Ocak 2020
İmsak 06:30
Güneş 07:58
Öğle 13:05
İkindi 15:40
Akşam 18:03
Yatsı 19:25
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Sivasspor 18 40
2. Başakşehir 18 36
3. Trabzonspor 18 35
4. Fenerbahçe 18 34
5. Alanyaspor 18 32
6. Galatasaray 18 30
7. Beşiktaş 18 30
8. Göztepe 18 26
9. Malatyaspor 18 24
10. Gaziantep FK 18 24
11. Çaykur Rizespor 18 23
12. Denizlispor 18 22
13. Gençlerbirliği 18 18
14. Konyaspor 18 18
15. Kasımpaşa 18 15
16. Antalyaspor 18 14
17. Ankaragücü 18 12
18. Kayserispor 18 10
Takımlar O P
1. Hatayspor 18 37
2. Erzurum BB 18 31
3. Bursaspor 18 30
4. Akhisar Bld.Spor 18 28
5. Keçiörengücü 18 28
6. Ümraniye 18 28
7. Menemen Belediyespor 18 28
8. Adana Demirspor 18 27
9. Altay 18 24
10. Balıkesirspor 18 24
11. Giresunspor 18 24
12. Fatih Karagümrük 18 23
13. İstanbulspor 18 20
14. Altınordu 18 19
15. Osmanlıspor 18 16
16. Adanaspor 18 13
17. Boluspor 18 13
18. Eskişehirspor 18 9
Takımlar O P
1. Liverpool 22 64
2. Man City 24 51
3. Leicester City 23 45
4. Chelsea 24 40
5. M. United 23 34
6. Wolverhampton 23 34
7. Sheffield United 24 33
8. Tottenham 23 31
9. Southampton 24 31
10. Arsenal 24 30
11. Crystal Palace 24 30
12. Everton 24 30
13. Newcastle 24 30
14. Burnley 23 27
15. Brighton 24 25
16. Aston Villa 24 25
17. West Ham 22 23
18. Bournemouth 24 23
19. Watford 24 23
20. Norwich City 23 17
Takımlar O P
1. Barcelona 20 43
2. Real Madrid 20 43
3. Atletico Madrid 20 35
4. Sevilla 20 35
5. Getafe 20 33
6. Real Sociedad 20 31
7. Valencia 20 31
8. Athletic Bilbao 20 30
9. Villarreal 20 28
10. Granada 20 27
11. Real Betis 20 27
12. Levante 20 26
13. Osasuna 20 25
14. Deportivo Alaves 20 23
15. Real Valladolid 20 22
16. Eibar 20 22
17. Mallorca 20 18
18. Celta de Vigo 20 16
19. Leganés 20 14
20. Espanyol 20 14
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@