Eğitim İş; Eğitimde Gericileştirme Uygulamalarına Çok Sert Çıktı

Eğitim İş Denizli Şube Başkanı Kadem Özbay Şube Yönetim Kurulu adına yaptığı açıklamada eğitimde gericileştirme uygulamalarına çok sert eleştirilerde bulundu. Kadem Özbay yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

Sendika 07.10.2016, 16:32 07.10.2016, 17:31
Eğitim İş; Eğitimde Gericileştirme Uygulamalarına Çok Sert Çıktı
Eğitim İş Denizli Şube Başkanı Kadem Özbay Şube Yönetim Kurulu adına yaptığı açıklamada eğitimde gericileştirme uygulamalarına çok sert eleştirilerde bulundu. Kadem Özbay yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

Bu hafta içinde ilimizdeki bazı okullarda olduğu gibi Pamukkale İlçesi Hürriyet Ortaokulu öğrencileri de öğretmenleri, okul yöneticileri ve Pamukkale İlçe Milli Eğitim Müdürü Reşat Erdoğan ile birlikte cami ziyaretine götürülmüşlerdir. Diyanetin kutladığı haftayı MEB kendine vazife edinmiş belirli gün ve haftalar programına almış.

Yetmemiş, MEB yetkilileri cami-kitap etkinliği düzenlenip kitap okuma alışkanlığının kazandırılması görevini diyanete devretmiştir.

Etkinliğin uygulanmasına izin veren bakanlık görevlileri belli ki ne Anayasa’yı ne Talim Terbiye Kurulu’nun yaptığı işi ne de okullarımızın işlevini bilmiyor. Yaşanan bu vahim durumla Anayasa ihlal edildiği gibi Tevhidi Tedrisat ile sağlanmaya çalışılan eğitim birliği de yok sayılmıştır.

Oysaki Cumhuriyet ve devrimleri ile dinsel eğitimden laik eğitime, dogmatik eğitimden bilimsel eğitime, çağdışı ve emperyalist batı kültürü etkisindeki eğitimden çağdaş, akılcı ve ulusal eğitime geçilmiştir.

Kısacası; Anayasa ve yasalar açıkça çiğnenmiştir.

Yapılan ‘cami ziyareti’ etkinliğinde öğrencilerimize kitapçık da dağıtılmıştır. Peki kitapçık içeriğinin öğrencilerimiz için uygun olup olmadığına kim karar vermiştir?

Okullarımızda okutulacak tüm kitapların içerikleriyle ilgili kararı, uygunluğu vb incelemeleri Talim Terbiye Kurulu tarafından yapılmaktadır. Bu kitapçık hangi komisyondan geçmiştir?

Daha geçen hafta MEB kaynak kitap kullanılmaması konusunda öğretmenleri ve idarecileri bir yazı ile uyarmıştır. Dağıtılan kitapçık da buna örnek gösterilebilir mi? Bahsi geçen kitapçık içeriğinin çocuk ve ergenlerin ruh sağlıklarına, bilişsel gelişimlerine, kişilik gelişimlerine ve vicdan gelişimlerine etkisi nedir? Bu etkinlik içerisinde bilimsel ve laik eğitimin gereği öğrencilerimizin kendisini özgür hissetmesi, her türlü inanca yansız ve eşitlik temelinde yaklaşması gerektiği vurgulanmış mıdır?

Kamuoyunun bildiği üzere aynı ilçe milli eğitim müdürlüğü hakkında seçmeli din derslerinin zorla seçtirilmesi için okul yöneticilerine baskı oluşturan whatsapp mesajları attığı için suç duyurusunda bulunmuştuk. Ama 15 Temmuz sonrası FETÖ’cü olduğu için görevden alınan Pamukkale İlçe Kaymakamı tarafından İlçe Milli Eğitim Müdürü ve şube müdürü korunmuş ve soruşturmaya bile izin verilmemiştir. Makam ve mevkiini kötüye kullanarak velilerimiz, öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz üzerinde baskı oluşturmaya çalışan bu zihniyeti kabul etmemiz mümkün olamaz ve konuyla ilgili hukuki tüm yollara başvuruda bulunmaya da devam ediyoruz.

MEB’in önerdiği elliye yakın kutlama ve anma etkinliği bulunmaktadır. Bir eğitim-öğretim yılında 180 iş günü olduğunu düşünürsek o halde 50tane de gezi mi yapacaksınız?

Diğer kutlama ve anmalar için de gezi tavsiye genelgeleri var mıdır olacak mıdır?

Yapılan bu etkinliği hukuki olarak değerlendirdiğimizde görüyoruz ki alenen ihlal edilen anayasa maddeleri var. Örneğin;

* Anayasa’nın 3 devrim yasasını koruyan 174. Maddesi yok sayılmıştır.

* Ders saatleri içinde öğrenciler okuldan alınarak “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” etkinliği için camiye götürülmüş, Anayasa’nın 42.Maddesi yok sayılmıştır. Aynı maddede değinilen; “

- Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz

- Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez. - Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimialtında yapılır.” hükümleri çiğnenmiştir."

* Anayasa’nın 24. Maddesi (Din ve Vicdan Hürriyeti) yok sayılmıştır. Aynı maddede değinilen; "

- Kimse, ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. "

- Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır." hükümleri yok sayılmıştır.

Görüyoruz ki yapılan bu etkinlik neresinden bakarsak bakalım öncelikle hukuka ve öğrencilerin pedagojik gelişimlerine aykırıdır. Hürriyet Ortaokulu’nun yaptığı gezi öncesi

-Öğrencilere ve velilere bilgilendirme yapılmış mıdır?

-Velilere izin belgesi imzalatılmış mıdır?

-Veli izin kâğıtları var mıdır?

-Bu geziye bir velinin ya da bir öğrencinin katılmama seçeneği var mıdır?

-Yoksa zorunlu mu bırakılmışlardır?

Diğer taraftan ise; veliler okul idaresi ve Milli Eğitim Müdürü olunca çocuklarını göndermek zorunda kaldıklarını ve çocuklarının kitap okuma bahanesiyle bu ziyarete götürülmesine çocukları dışlanmasın, diye izin verdiklerini belirtmişlerdir.

Diyoruz ki; öğrencilerimize kitap ihtiyacı ve kitap okuma için pek çok seçenek sağlanabilir. Öğretmenlerimizin kitap tavsiyeleri bile soruşturmaya neden olurken, daha ders kitaplarını basamayan, dağıtamayan MEB in okulun üçüncü haftasında öğrencileri apar topar cami ziyaretine götürüp kitap dağıtmasının eğitimle, bilimsellikle akılcılıkla hiçbir ilgisi yoktur. Laik ve bilimsel eğitim aydınlık geleceğimizin güvencesi çocuklarımızın yasal hakkıdır. Yakın geçmişte gördük ki; dinsel motiflerle süslenmiş bir eğitim sisteminin eğitim psikoloji açısından ne tür yansımaları olduğunu, okul dışında çocukların emanet edildiği kurumların çocukları değil kendi çıkarları uğruna hem çocuklarımızın hem ailelerin yaşamını altüst etmiştir.

Geleceğimiz olan nesillerin kendi renkleri, bireysel farklılıkları ile özgürleşmelerinin önü açılmalıdır. Laik, bilimsel, akılcı eğitimden uzaklaşılmamalıdır. Bu arada dün 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü hem Milli Eğitim Bakanlığı hem de Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hatırlanmayıp bir kutlama mesajı bile çekilmemişken Diyanetin görevini üstlenen Pamukkale İlçe Milli Eğitim Müdürü Reşat Erdoğan’ın bundan sonra görevini müftü olarak sürdürmesini tavsiye ediyoruz. Ayrıca bugün inanç üzerinden baskı ve sömürü yapanlara karşı aydın sorumluluğuyla mücadele etmiş ilahiyatçı Doç Dr. Bahriye ÜÇOK’un hain bir saldırı sonucu katledilişinin yıldönümü. Bahriye ÜÇOK’u saygıyla anıyoruz. Mücadelesinin haklılığına inanıyor ve mücadele bayrağını sonsuza kadar taşıyacağımızı ilan ediyoruz. 




Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@