DİSK ve KESK'ten Memur-sen ve Kamu-Sen'e sert eleştiri

DİSK Genel başkanı Kani BEKO ve KESK Genel başkanı Lami ÖZGEN'den Memur-Sen ve Kamu-Sen'e sert eleştiriler....

DİSK ve KESK'ten Memur-sen ve Kamu-Sen'e sert eleştiri

DİSK Genel başkanı Kani BEKO ve KESK Genel başkanı Lami ÖZGEN'den Memur-Sen ve Kamu-Sen'e sert eleştiriler....

12 Kasım 2016 Cumartesi 19:36
DİSK ve KESK'ten Memur-sen ve Kamu-Sen'e sert eleştiri
Utku BOLULU (DHA) - DEVRİMCİ İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Kani Beko ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Başkanı Lami Özgen, OHAL uygulamaları ve kanun hükmünde kararnameleri (KHK) eleştirdi. Beko, 15 Temmuz sonrası nerdeyse muhalif kesim bırakılmadığını belirterek, başkanlık seçiminin adaletli olmayacağın böyledi. Özgen ise kamudan ihraç edilen 80 bine yakın çalışana dikkat çekerek "Kamu çalışanlarının iş güvencisi KHK ile fiili şekilde ortadan kaldırılıyor" dedi.

CHP İzmir İl Başkanlığı ve Sosyal Demokrasi Derneği'nin düzenlediği '15 Temmuz Sonrası Türkiye' paneli, Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi salonunda yapıldı. İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen'in yönettiği panelde DİSK Genel Başkanı Kani Beko ve KESK Genel Başkanı Lami Özgen konuşmacı olarak katıldı. Paneli CHP İl Başkanı Ali Asuman Güven, yönetim kurulu, ilçe başkanları ve yöneticileri, gençlik ve kadın kolları başkanları, yöneticileri izledi.
Misket Dikmen panelin açılışında yaptığı konuşmada 15 Temmuz'dan sonraki süreçte basının da payını aldığını söyledi. Cezaevlerinde sadece 2 gazeteci olduğu yönündeki Adalet Bakanı'nın açıklamaları olduğunu belirten Dikmen, "Sarı basın kartlı gazeteci bırakmadınız ki. Bine yakın kart iptal oldu 15 Temmuz sonrası. Soruşturma açılan, gözaltına alınan, tutuklanan gazetecilerin kartları iptal edildiği için dünyaya gözaltında gazeteci yok diyebiliyorlar" dedi.
DİSK Genel Başkanı Kani Beko ise, DİSK'in darbenin ne anlama geldiğini bilen konfederasyon olduğunu, 12 Eylül darbesi sonrası dönemde eski genel başkanı ve yöneticilerinin yargılandığını, üyelerinin zorla başka sendikalara gönderildiğini söyledi. Beko, 15 Temmuz darbe girişiminin araç olduğunu söyleyerek, "FETÖ araç oldu. Amaç eşitlik, özgürlük, demokrasi, barış, sendikal hak ve özgürlüklerin mücadelesini veren demokratik kitle örgütleri, meslek odaları ve siyasi partilere yönelik uygulamalar oldu" dedi. Nerdeyse muhalif kimse bırakılmadığını, şimdi de "Haydi şimdi başkanlık seçimine gidelim" dendiğini belilrten Kani Beko, "Radyoların fişini çektin, televizyon kanallarını kapattın, muhaliflerin sesini kıstın. Bu adaletli bir seçim olmaz" diye konuştu.

Beko, bir araştırma sonucuna göre FETÖ'nün Orta Doğu'da kurduğu okulların yarısına AK Partili milletvekillerinin ana veya babasının adının verilmiş olduğunu söyledi. Cumhuriyet gazetesine yönelik gerçekleşen tutuklamalarla ilgili de konuşan Beko, adını Mustafa Kemal'ın koyduğu gazetede ne anarşist, ne de terörist olmadığını söyledi.

KESK Genel Başkanı Lami Özgen ise 15 Temmuz'un demokrasi güçleri açısından net olduğunu söyledi. Sürecin AK Parti ve cemaatin 14 yıllık ittifakının sonucu olduğunu belirten Özgen, "Tesadüfi, kendiliğinden kurgulanan bir durum değildir. 14 yıllık hükümet programları, tekçi otoriter sistemde ısrar etme, demokrasiden uzaklaşma, temel hak ve özgürlükleri yok sayma, katı bir darbe süreci zemini dinamiklerini hazırlamıştır" dedi.

Özgen, 15 Temmuz günü ülkenin tüm muhaliflerinin ortak ses ve duruşla darbe sürencine kaşı en net tutumlarını ifade ettiklerini, ancak AK Parti ve destekçileri gibi alanlara çıkmasalar da darbeye karşı çıktıklarını, kınadıklarını ve mücadelelerini ifade ettiklerini söyledi. Darbe sonrası "Bizim için bulunmaz fırsat" anlayışı ile OHAL Yasası'nın devreye sokulduğunu belirten Özgen "Hukukçulara göre kapsamını katbekat aşan, hatta sıkıyönetim yasasını aşacak şekilde bir kapsam ile yürürlüğe konuldu. Darbe öncesi sivil darbe silsilesi ile TBMM'nin yasama süreci belli oranda askıya alınmıştı. Topyekün olarak yasama süreci ortadan kaldırıldı. Darbe bahanesiyle ilan edilen OHAL yasasıyla sadece fiili değil, kurumsal olarak da tek adam rejimi iktidarı hayat buldu. Hedef buydu. Bu isteniyordu. Darbe öncesi kurumsallaşmaya yönelik fiili olarak işletiliyordu. Darbe sonrası hayata geçti" dedi.

KESK Genel Başkanı Özgen, emekçiler açısından KHK'ler ile darbeler silsilesinin devam ettiğini söyledi. KHK'ler ile anayasal hakların, uluslararası sözleşmeler çerçevesindeki hakların bir tarafa itildiğini, darbe ile mücadele adı altında önce kamu çalışanları ile mücadelenin başladığını söyledi. Hükümet verilerine göre 80 binin üzerinde kamu çalışanının işten atıldığını, 40 binin üzerindekinin de açığa alındığını belirten Özgen, "Hukuktan, savunmadan, adalet sürecinden yoksun bu uygulama Cumhuriyet tarihinde bir ilktir. Geçmiş darbe dönemlerinde bile görülmemiştir. Kamu çalışanlarının iş güvencisi KHK ile fiili şekilde ortadan kaldırılıyor" diye konuştu.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası uygulamalarla muhalif tüm yelpazenin belli oranda nasibine bir şeyler düştüğünü belirten Lami Özgen, "Darbe öncesi kutuplaştırma, karşı karşıya getirme politikaları, darbe sonrası baskıyla bütünleştiğinde tek tek baskıyı bertaraf etmenin yolunu kabuğuna çekilerek bulmaya çalışan muhalif kesimler var. Bunun kendilerine hayır getirmeyeceğini bilmeleri gerek. Emek ve meslek örgütleri olarak, Türkiye'nin bu gidişine karşı birlikte mücadele için çabalarımız oldu. Kısmi geri çekilmelere karşın sorumluluğumuz gereği mücedelemiz sürecek" dedi.

Lami Özgen, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ihraç edilen 80 bin kamu çalışanı arasında 11 iş kolunda 1400 üyelerinin de bulunduğunu söyledi. Bu ihraçlarda 2012'den bu yana sendikal eylem ve etkinlikler gerekçe gösterilerek, son 3-4 yılda işyerindeki sohbet, tartışmalarda siyasal sürece yönelik değerlendirmeleri için geriye yönelik olarak yapılan ihbarlar, jurnalcilik, kuruluş müdürlerinin konumlarını sağlaştırmak için yaptığı ihbarların etkili olduğunu iddia eden Özgen, "Geriye kalan 78 bin kamu emekçisi kimin üyesidir? Kamu-Sen, Memur-Sen üç maymunu, sağır sultanları oynuyor! KHK ile onlarca, yüzlerce özel sektördeki işletme kapatıldı. Bunlar birilerinin işletmesi olabilir ama çalışanların hakları ne olacak? On binlerce özel sektör işçisi atıldı. Sayısı bilinmeyen bu işçiler Hak-İş ve Türk-iş üyesidir. Ancak tek kelime sesleri çıkmıyor. Üyemiz olsun olmasın, tüm kamu emekçilerine hukuki destek vermeye çalışıyoruz"dedi.


Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol