Birleşik Kamu-İş: Ülkemizin Yeraltı Ve Yerüstü Sömürüsüne Dur Diyoruz!

Birleşik Kamu-İş: Ülkemizin Yeraltı Ve Yerüstü Sömürüsüne Dur Diyoruz!

Birleşik Kamu-İş: Ülkemizin Yeraltı Ve Yerüstü Sömürüsüne Dur Diyoruz!

Birleşik Kamu-İş: Ülkemizin Yeraltı Ve Yerüstü Sömürüsüne Dur Diyoruz!

Birleşik Kamu İş Genel Eğitim ve Basın Yayın Sekreteri Semra PEKTOPAL, Cudi Dağında çıkan yangın ile ilgili yaptığı açıklamada; “Taksim Gezi Parkının talanına karşı başlatılan ve ülkemiz mücadele tarihine altın harfler ile yazılan Gezi Direnişi,  Carettepe, Yeşil Yol, Kocaeli Sungurlu Barajı en sonda Cudi Dağının emperyalist talanına karşı Birleşik Kamu İş olarak sessiz kalmıyoruz, emperyalistlerin daha fazla kar hırsı ile ülkemizin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını sömürülmesine, doğa katliamına dur, diyoruz. Bu saldırılar doğaya ve insanlığa karşı yapılan en büyük suçtur. O yüzden Birleşik Kamu İş, geçmişte olduğu gibi bugünde bu emperyalist saldırının,  karşısında olmaya devam edecektir.” Diyerek, Birleşik Kamu İş Konfederasyonunun konu ile ilgili yaptığını açıklamayı  paylaştı.

EMPERYALİSTLERİN Ülkemizin Yeraltı Ve Yerüstü Sömürüsüne Dur Diyoruz!
Cudi Dağı eteklerindeki Aksu köyü civarında 16 Temmuzda çıkan yangını, bölge halkı kendi imkânları ile söndürmeye çalışıyor. Devlet ise bu yangına seyirci kalmaya devam ediyor. Ancak, halkın yoğun tepkisi üzerine, Orman İşletme Müdürlüğü söndürme çalışmaları başlattı. Orman Müdürlüğü ekiplerine bölgede halkı da yardımcı oluyor.

Yangının çıktığı yerin hemen dibinde Ciner Grubuna ait kömür ocakları işletiliyor. Görgü tanıklarının söylediğine göre, “askerin yangının çıktığı bölgeye top atışları yaptığı, yeni kömür sahalarının açılması için buna ihtiyaç olduğu” söyleniyor. Halk, o yüzden de yangının asker tarafından buna destek amaçlı çıkarıldığını dile getiriyor.
Yangın, ekiplerin sürdürdüğü çalışmalar sonucunda üç gün sonra kontrol altına alınabildi ama Cudi doğanın çok sarp olması ve havanın sıcak olması ile yangın yerleşim yerlerine kadar sıçradı. Kontrol altına alınan yangında yaklaşık 100 hektarlık alanın etkilendiği, meşe çalılıkları ve Orman İşletme Müdürlüğünce daha önce ekimi yapılan 400 fıstık ağacının zarar gördüğü tespit edildi. Yanmış bir sürü kuş yuvası, yanmış kaplumbağalar ve birçok canlının görüntüsü kanımızı dondurdu. Cudi Dağı, oldukça verimli yaşam alanı iken, şimdi tam anlamı ile cehennemi andırıyor.

Bu görüntüler karşısında çevrecilerin, doğaseverlerin suskunluğu ise daha da düşündürücü. Aynı yangın ya da daha küçük bir yangın farklı bir bölgemizde çıktığında bu çevrelerin nasıl seferber olduğunu biliyoruz. Bu suskunlukları yangının çıktığı bölgeden mi kaynaklı, yoksa yangının askerler tarafından çıkarıldığı söylemlerinden mi kaynaklı bilmiyoruz ama biz bunu 30 yıldır yapıyoruz. Yani emperyalistlerin ülkemiz üzerinde ve özelliklede Doğu ve Güneydoğu Bölgemiz üzerinde ki oyunlarına, PKK’nın halk üzerinde ki terörüne ve işbirlikçi siyasi iktidarların köyleri boşaltırken, bölge halkını ölüm beğenmekle karşı karşıya bıraktıklarında hep sessiz kaldık.
Emperyalistlerin, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında devlet eliyle, 30 yıldır doğu ve güney doğu Anadolu bölgemizin ormanları yakıldı, köyleri baraj altında bırakıldı, dereler kirletildi,  bölge insansızlaştırılmak istendi ve biz hep sessiz kaldık.

Yine emperyalistlerin bu büyük hayaline kavuşmak için; bin yıllardır kardeşçe bir arada yaşayan, ülkemizi emperyalist kuşatmadan birlikte temizleyen Türk ve Kürt halkının arasına nifak sokarak, bir birine düşman etmesine hep sessiz kaldık.

Biz sustuğumuz için emperyalistler bu kirli oyunlarında bayağı başarı elde ettiler.  Öyle ki yanan dağ Cudi olunca herkes susmayı tercih etti. Oysa yıllardır orda doğanın ırzına geçildi. Orda ölen hayvanların ve bütün canlıların bir dili, ırkı ve cinsiyeti yok, onların tek suçu, tabi ki eğer suçsa orda yaşıyor olmak. Halklar arasına öyle bir nifak tohumları ekildi ki, yangın Cudi Dağında oldu diye, nerdeyse halkımızın büyük bir bölümü hiç endişelenmeye bile gerek görmedi.

Oysa Gezi’de, Cerattepe’de, Yeşil Yolda,  Kazdağlarında, Kocaeli’nde Sungurlu’da yapılacak olan baraj vb. doğa ranta teslim ediliyor diye, ülkece bir olduk, direndik, direniyoruz,  Cudi’de aynı direnişi koymamız ve tepkimizi koymamız gerekiyor. Çünkü Cudi’de yaşananlarda aynı emperyalistlerin ülkemizin yeraltı ve yer üstü kaynaklarını talan etme projesidir. “Yeşil Yol” projesinin Karadeniz Bölgesi'nin doğal yapısı üzerinde nasıl büyük tahribatlara neden olacağını, bu çalışmaların ticari rant projesi olduğunu biliyorsak ve buna tepki gösteriyorsak, Cudi Dağı içinde aynı tepkiyi koymamız gerekiyor. Orda da nadir yetişen türlerin yaşam alanları tahrip ediliyor ve ekolojik dengemiz bozuluyor.

Batıdan-doğuya, kuzeyden-güneye her bir karışı ile bizim olan yurdumuzu, hiçbir bölgesel ayrım yapmadan, kardeşlik tohumlarını yeniden yeşerterek, emperyalistlerin talanına ve kuşatmasına karşı örgütlenmeli ve gidişata dur demeliyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.