Birleşik Kamu-iş İzmir İl Temsilciliğinden Tüm Halkımıza Çağrı

Birleşik Kamu İş İzmir İl Temsilciliği, bugün yaptığı basın toplantısında; Suruç katliamı, Adıyaman’da Şehit edilen Askerimiz ve Urfa’da iki polisin katledilmesi ile ülkemizin götürülmek istendiği iç savaşa karşı, tüm Türkiye halkını emperyalist kuşatmaya karşı “Tek Yürek, Tek Yumruk Olmaya” çağırdı.

Birleşik Kamu-iş İzmir İl Temsilciliğinden Tüm Halkımıza Çağrı

Birleşik Kamu İş İzmir İl Temsilciliği, bugün yaptığı basın toplantısında; Suruç katliamı, Adıyaman’da Şehit edilen Askerimiz ve Urfa’da iki polisin katledilmesi ile ülkemizin götürülmek istendiği iç savaşa karşı, tüm Türkiye halkını emperyalist kuşatmaya karşı “Tek Yürek, Tek Yumruk Olmaya” çağırdı.
 

Basın toplantısına, Birleşik Kamu İş Eğitim Basın Yayın Genel Sekreteri Semra PEKTOPAL, Tüm Yerel Sen MYK üyesi Arif ALEL ve Konfederasyon  bileşenlerinin Şube Başkanları ve üyeler katıldı.

Basın açıklamasını Birleşik Kamu İş Konfederasyonu İzmir  İl Temsilcisi Prof. Dr. Ömer Lütfi DEĞİRMENCİ yaptı.

 Ömer Değirmenci “Acının ırkı,dili mezhebi olamayacağını” belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü. “Ayn El Arap’a (Kobane) geçmek üzere 20 Temmuz 2015 günü yurdumuzun değişik bölgelerinden Urfa’nın Suruç ilçesine gelen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi gençler konakladıkları Amara Kültür Merkezi’nin önünde basın açıklaması yaptıkları sırada canlı bomba saldırısına uğradılar.

Hain saldırı sonucunda 32 kişi hayatını kaybetti, bir kısmı ağır olmak üzere 100'ün üzerinde yaralı var. Gençlerin amacı, IŞİD katliamcılarının kabus gibi çöktüğü, ölüm kustuğu Ayn El Arap’a geçerek orada yaşayan halka varlıklarıyla küçük de olsa maddi ve manevi destek sunmak ve yaşanan tüm bu olumsuzluklarla ilgili bir farkındalık yaratmaktı.
IŞID’in aylardır yaktığı, yıktığı Ayn El Arap’a yaraları sarmak için dayanışmaya gitmek isteyen gençlerin İstanbul’dan yola çıktıkları andan itibaren polisin gözetim çemberinde olduklarını da biliyoruz. Buna rağmen bu menfur olayın önlenememiş olması çok manidardır.

Her zaman olduğu gibi emperyalistler, tıkandıkları noktada kendilerine kanla yol açmaya çalışmaktadırlar. Bunda yerli işbirlikçilerinden de önemli destek gördükleri çok açıktır. Son dönemde özellikle sınır illerimizde yaşanan orman yangınları, cinayetler, bombalamalar ülkemiz üzerinde oynanmak istenen oyunu açıkça ortaya koymaktadır. Bunların hepsi emperyalistlerin ülkemiz üzerindeki kirli emellerinin acımasız provalarıdır.

Biz 20 Temmuz’u Kıbrıs’a 1974 yılında yapılan barış harekatının yıldönümü olarak biliriz. Yarın Erzurum Kongresinin yıldönümü, 24 Temmuz Lozan’ın yıldönümüdür. Temmuz ayı bunca önemli gururlu olayın yıldönümünü içinde barındırır fakat 20 Temmuz artık hain, kanlı Suruç saldırısının da yıldönümüdür.

Bu acı olayın yaşanmasında, engellenememesinde pay sahibi olanlar başta Urfa Valisi olmak üzere, emniyet birimleri, MİT ve tabi ki AKP iktidarıdır.

AKP iktidarı bu sorumluluktan yine sıyrılmaya çalışmaktadır. Emniyetin, Silahlı Kuvvetlerin ve MİT’in yapısıyla oynayan, bu kurumlarımızın kimyasını bozan AKP iktidarı ülkemizde önemli derecede bir istihbarat zafiyetinin de ortaya çıkmasına neden olmuştur. Sınırlarımız adeta kevgire dönmüş, giren ve çıkan takip edilemez olmuştur. Ülkemizde kaç Suriyeli olduğu, bunların kim oldukları, aralarına sızmış terör örgütü mensuplarının olup olmadığı konusunda sağlıklı cevap verebilecek bir kurum yoktur.

Genel Milletvekili seçimleri yapılalı 1.5 ay olmuş hala ortada hükümet yok ve ne zaman kurulacağı, hatta kurulup kurulmayacağı belli değildir. Yıllarca Suriye’nin devlet bütünlüğü için tehdit oluşturan örgütler ile sıkı işbirliği içinde bulunanların bugün bu örgütleri tehlike olarak gösterme çabaları da samimi değildir. Ortadoğu’da yaşanan bunca dramda ve Suriye’de yaşanmakta olan olaylarda hep bölge liderliğine soyunma heveslilerinin acımasız politikalarını görüyoruz.

Uygulanan böylesine ütopik politikalar sonucunda ülkemiz hızla sınır güvenliğini kaybetmiş, ajanların cirit attığı ve terör saldırıları ile bir kan gölüne dönüştürülmektedir.

 ABD’nin Suriye’yi işgal etme planı çerçevesinde beslediği ve Suriye halkının başına bela ettiği IŞİD militanları, ülkemizin her köşesinde cirit atarken, bayram namazını İstanbul'un göbeğinde bir bahçede kılarken sessiz kalan, tırlar dolusu silahın sınırlarımızdan giriş ve çıkışına izin veren AKP iktidarı, emperyalizmin taşeronluğunu yaparak onun en büyük suç ortağı olmuştur.

Reyhanlı ve Gaziantep patlamalarının sorumluları açıklığa kavuşturulmamış, Diyarbakır’da seçim öncesi yaşananların gerçek failleri halen belirlenmemiştir. Böylesi bir tutum ve anlayış ülkemizi kan ve can pazarlığı yapan ve bundan beslenen çetelerin karargâhı haline getirmektedir.

Seçimler yoluyla kaybettikleri iktidarlarını terör ve savaş yoluyla geri kazanmak isteyenler, halka her türlü zulmü ve katliamı reva görüyor. Tüm bu yapılanlara karşı sömürenlerin inadına bir araya gelerek daha güçlü biçimde özgürlükten, barıştan ve kardeşlikten yana tavır almak insan olmanın gereğidir. Halkının özgürlük ve barış çağrısını, karanlık çetecilerle susturmaya çalışan, eli kanlı bir ölüm iktidarıdır. Ancak ne olursa olsun halkın direnişi ve dayanışmasıyla Barış kazanacak! Özgürlük kazanacak! İnsanlık kazanacak! Emperyalizme karşı Halk Tek Yumruk Olacak! Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi "Milletin İstiklâlini Yine Milletin Azim ve Kararlılığı Kurtaracak!"

Acının; Irkı, Dili, Dini, Mezhebi olmaz. Suruç’ta 32 cana kıyan, Adıyaman’da askeri şehit eden, iki polisimizi başlarına kurşun sıkarak şehit eden, Iğdır’da yolkesen, Suriye’yi bölmeye çalışan, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirenleri ve onları kullananların tamamını şiddetle kınıyoruz. Bu toprağa kan düşürdünüz ama asla KİN düşüremeyeceksiniz.

 Birleşik Kamu İş olarak Suriye’de bir iç savaş söylemini kabul etmiyoruz. Orada bir biriyle savaşan halk yoktur. Yaşananlar iç savaş görüntüsü verilmeye çalışılan emperyalist oyundan başka bir şey değildir. Onlarca terör örgütü sahaya sürülmüş ve terör estirilmektedir. Bu oyunu görüyor ve AKP iktidarını Suriye’nin birliğini ve bütünlüğünü tehlikeye atan emperyal politikalara verdiği destekten vazgeçmeye çağırıyoruz.

Birleşik Kamu İş olarak,  tüm halkımızı, emperyalist kuşatmaya karşı tek yumruk, tek yürek olmaya çağırıyoruz. Bu kanlı saldırıda hayatını kaybeden kardeşlerimizin ailelerine, şehit edilen askerimizin ve polislerimizin ailelerine, barıştan, kardeşlikten, özgürlükten yana olan halkımıza başsağlığı, yaralı olan yurttaşlarımıza da acil şifalar diliyoruz.” Diyerek açıklamasını bitirdi. 

Konfederasyon Eğitim Basın Yayın Genel Sekreteri Semra PEKTOPAL söz alarak; “Bunda tam 35 yıl önce evinden Sendikaya giderken hunharca katledilen Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Kemal TÜRKLER’i saygıyla anıyoruz. Kemal TÜRKLER’i 35 yıl önce katleden zihniyet ile Suruç’ta 32 gencimizi, Adıyaman’da bir askerimizi ve 2 polisi şehit eden zihniyet aynı zihniyettir. Kemal TÜRKLER mücadelemize ışık tutmaya devam edecektir “  dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.