Başbakan Ahmet Davutoğlu Gündeme Dair Açıklamalar

Başbakan Ahmet Davutoğlu A Haber'de "Gündem Özel" programında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Haberler 11.09.2015, 02:14
Başbakan Ahmet Davutoğlu Gündeme Dair Açıklamalar

Başbakan Ahmet Davutoğlu, HDP heyetinin Cizre'ye girmek istemesine ilişkin, "Şu anda hangi heyet olursa olsun, AK Parti'den de heyet gitse oradaki kamu düzeni bağlamında alınan tedbirlere uymak zorunda" dedi. 

Davutoğlu, A Haber'de "Gündem Özel" programında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Şehitlere Allah'tan rahmet, ailelerine sabır dileyen Davutoğlu, Türkiye'nin bulunduğu coğrafya itibarıyla her an teyakkuz halinde olunması gerektiğini söyledi. Her an ülkenin birliği ve beraberliği, demokratik sistemin etkin şekilde yaşatılması için sürekli suhuletle işlem yürütülmesi için dikkatli olunması gerektiğini ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Türkiye, son dönemlerde ciddi terör saldırılarına muhatap oldu. Biz, buna karşı iki aracı aynı anda kullanmaya hep özen gösterdik. Bir, demokrasi. Hiç bir şekilde demokrasiden taviz vermedik. İkincisi de güvenlik için gerekli kamu düzeni. Zaten demokrasi ile kamu düzeni, birbirini tamamlayan unsurlar. Kamu düzeni yoksa demokrasi ve özgürlükler olmuyor. Demokrasi ve özgürlükler olmazsa kamu düzeni, otoriter bir yapıya dönüşüyor."

Türkiye'nin çevresindeki ülkelerde, kamu düzeni adına otoriter davranışlar olduğuna ya da demokrasinin de yaşatılamadığı kaotik ortamlar bulunduğuna dikkati çeken Davutoğlu, "Bu durumda Türkiye'nin ve hepimizin üzerine düşen görev, bütün siyasi partilerin, bütün sivil toplum kesimlerinin, hepimizin üzerine düşen görev, demokrasimizi en güçlü şekilde yaşatmak ve kamu düzeni konusunda aynı hassasiyeti gözetmek" diye konuştu.

Son dönemde PKK'nın kamu düzenini yıkmak ya da alternatif bir düzen algısı oluşturarak meşru kamu düzenini yok saymak şeklinde birtakım faaliyetleri yoğunlaştırdığına işaret eden Davutoğlu, "Yani şehir içinde meşru polis, emniyet güçleri var, bir de kendisinden menkul ortaya çıkartılmaya çalışılan bazı silahlı unsurlar var. Eskiden, 90'lı yıllarda kırsal kesimde yoğunlaşan terör faaliyetlerinin şehre indirilmesi çabasıyla karşı karşıyayız. O zaman şehir, mücavir alan ve kırsal bölge arasındaki bütün bu terör irtibat bağlarının kesilmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, 23 Temmuz'da alınan kararla başlatılan operasyonların 4 ayağı bulunduğunu, bunlardan birincisinin, terörün karargahını ve lojistik merkezini oluşturan Kandil ve Kuzey Irak'taki kampların kapasitesini yitirmesi olduğunu vurguladı. Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Yani, Türkiye'de bir terör varsa bunun karargahı da arka planda mühimmat depoları da birçok lojistik faaliyet alanları da Kandil'de ve Kuzey Irak'ta. Dikkat ederseniz, operasyonlara biz, oradan başladık. Çünkü nihai ölçüde orada eğer bu bağlar kırılmazsa ve orada bir zafiyet ortaya çıkmazsa Türkiye içinde alacağınız her tedbir, yetersiz kalabilir. İkincisi, şehirler. Çünkü kamu düzeni bağlamında şehirlerde, ilçelerde bir zaaf söz konusu olduğunda Türkiye'yi başka ülkelerde görülen manzaralarla muhatap kılma çabası olur. Onun için de aynı gece bütün şehirlerimizde DHKP-C, DEAŞ ve PKK'ya karşı eşzamanlı operasyon yaptık."

- "Önce kamu düzenini ve kamunun haklarını savunmaları lazım"

Davutoğlu, vatandaşların bütün yerleşim yerlerindeki can güvenliklerinin sağlanmasının, devletin en asli görevi olduğuna dikkati çekerek şunları kaydetti:

"Kim bunu tehdit ederse sadece devlete karşı değil, kamuya karşı suç işlemiş olur. Yani bir yerde hendekler kazılmışsa, mayınlar döşenmişse ve bir sokaktan diğer sokağa geçmek mümkün olmuyorsa, bu sadece devlete karşı bir tavır değil, aynı zamanda orada yaşayan halka karşı bir tavırdır ve o tavırla o halkın normal hayat şartları bozulmak istenmektedir. Cizre'de yaşanan bu, Silvan'da yapılmak istenen buydu. Nusaybin'de, Şemdinli'de, Yüksekova'da bunlar yapılmak istendi. Biz, bunu gördüğümüz için Türkiye'nin hiçbir yerinde, bunu çok açık söylüyorum, bugün istismar eden HDP'lilere, hani 'Orada şu oluyor, bu oluyor' diye, eğer gerçekten özgürlüklerini savunuyorlarsa önce kamu düzenini ve kamunun haklarını savunmaları lazım. Şunu söylüyorlarsa onlarla problemimiz var ve olacak. Yani 'Bir tarafta polis olsun ama öbür tarafta hendekler olsun, damlarda kanasla, uzun namlulu tüfeklerle bekleyen birtakım eşkıya olsun ama onlara dokunulmasın.' Ama dokunulacak, çünkü aksi takdirde bir daha orada düzen kurmak mümkün olmaz."

- "O görüntülerin çoğunun aslı yok"

Başbakan Davutoğlu, "HDP heyetinin şehre girmesine müsaade edilecek mi?" sorusunu yanıtlarken şu ifadeleri kullandı:

"Şu anda hangi heyet olursa olsun, AK Parti'den de heyet gitse oradaki kamu düzeni bağlamında alınan tedbirlere uymak zorunda. HDP, eğer bu konuda iyi niyetliyse geçmişte Cizre'yi neredeyse iç savaş başlatma gibi tabirlerle, Belediye Başkanının 'İç savaşı Cizre'de başlatacağız' gibi tabirleri kullandıktan sonra, böyle bir savaş deklarasyonu yaptıktan sonra neyin barışına çağrıda bulunuyorlar? O görüntülerin çoğunun aslı yok. Birtakım başka ülkelerde yaşanan görüntülerle sanal medyada panik havası oluşturmaya çalışıyorlar. Güvenlik güçlerimiz son derece titiz bir şekilde çalışıyor ve bu çalışma yapılacak. Bizim güvenlik güçlerimize talimatımız çok açık ve nettir: 'Her türlü tedbiri alın, halkımıza, sivil halka hiçbir rahatsızlık vermeyin, bütün ihtiyaçlarını karşılayın ama hendekleri kapatacaksınız. Mayınları temizleyeceksiniz. Kimse, sokaklarda, damlarda, değişik yerlerde kendisine göre mevziler oluşturup 'şurası benim etki alanım' diye bir çağrıda bulunamayacak."

- "Sokağa çıkma yasağı, halka ıstırap vermek için değil"

Sokağa çıkma yasağının adım adım ilerlenmesinden dolayı uzun sürdüğünü anlatan Davutoğlu, "800 kilogram patlayıcı şu ana kadar orada imha edildi. Yani bir patlayıcı yerleştiriliyor, o imha ediliyor. Bir de zaiyat vermek istemiyoruz, bu kadar şehit haberinden sonra. 'Dikkatli çalışın, sivillere hiç zarar vermeyeceksiniz, kendi güvenliğinizi alacaksınız. Adım adım, bir sokak bitiyor, başka bir sokağa geçerken metre metre ilerleniyor. Peki, bu HDP heyeti, dönüp bu eşkıyalara, 'Ne işiniz var? Hedefiniz ne ki 800 kilogram patlayıcı, mayınlar döşeniyor?' bunu sormaları lazım" diye konuştu.

Davutoğlu, "Peki girmekte ısrar ederlerse?" sorusuna, "Kamu düzeni dedik mi herkes uyacak. Çok açık ve net söylüyorum, herkes uyacak. Bu ilelebet böyle devam edecek değil tabii ki. Silahlar teslim edilir ki birçok silah yakalandı, mayınlar temizlenir, hendekler kapatılır, Cizre ahalisi ki Cizre kadim bir şehirdir ve önemli bir şehirdir, Cizre ahalisinin her mahalleye, sokağa rahatlıkla girip çıkabileceği şartlar oluşur, o zaman bütün bu alınan tedbirlere ihtiyaç kalmaz" yanıtını verdi.

"Sokağa çıkma yasağının daha uzun bir süre devamı mı öngörülüyor?" sorusu üzerine Davutoğlu, "Ne zaman bitmesi gerekiyorsa o zaman bitecek ama bu arada fırınlar çalışıyor, evlere gerekli gıda tedarik ediliyor. Sokağa çıkma yasağı, halka ıstırap vermek için değil. Sokağa çıkma yasağının sebebi, teröristle halkın karışması suretiyle herhangi bir sivil kayba sebebiyet verilmemesi" şeklinde konuştu.

Amerika'da da yakın zamanda sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini hatırlatan Davutoğlu, "Çünkü nihayet sivil halk ile gerçekten suç işleyeni ayırt etmenin bir önemli ayrım noktası orası. Genelge ile şehirlerde, ilçelerde bu kontrolü sağlayacağız. Bunun için tedbirler alıyoruz. 'Şurası kanton.' Burası Suriye değil, öyle kafasına göre herkes kanton falan ilan edemez. Demokratik hukuk devletinde yönetim sisteminin ne olduğu, nasıl yürüyeceği belli" ifadelerini kullandı.

- "Bütün operasyon yetkisi valilerdedir"

Şehirlerin hemen yanında, mücavir alanda önce legal görünümlü başlayan bazı binalar yapıldığını anlatan Davutoğlu, kamu düzenini yok sayan yaklaşımların sergilendiği bu yerlerin tasfiye edileceğini vurguladı. Davutoğlu, "Üçüncü alan, bu. Yani Kandil, şehirler, bu ve kırsal alan. Daha doğrusu kırsaldan gelirsek, Kuzey Irak, kırsal, mesela Dağlıca, mesela Cudi, mesela Tendürek, Ağrı, Diyarbakır kuzey kırsalı. Sonra şehirlerin mücavir alanları ve daha içeride şehirler" dedi.

Davutoğlu, 4 ayaklı olan bu operasyonda her aracın gerektiği yerde, gerektiği şekilde kullanılacağını dile getirerek şunları kaydetti:

"Bazı yerde polis kullanmak icap eder, özel harekat timleri, bazı yerlerde komanda birlikleri, bazı yerlerde jandarma özel harekat birlikleri, bazı yerlerde özel kuvvetler... Burada şu ayrımı yapayım. Kesinlikle bunun kullanım otoritesi valilerdedir. Türkiye'de böyle bir olağanüstü hal, bir sıkı yönetim, askeri bir şeye geçmiş gibi bir algı oluşturmak isteyenler, kesinlikle kara propaganda peşindeler. Bütün operasyon yetkisi valilerdedir. Sivil otorite yönetim ama bu gelişmeler olurken sivil otoriteyle askeri ve güvenlik birimlerimiz arasındaki iletişimin yoğun olması ve halka güven verecek şekilde bunun yayılması önemli. O bakımdan bu koordinasyonu sağlamak üzere 81 ile bu genelge gönderildi. Nerede ne gerekiyorsa halkımızın huzuru, güvenliği için gereken her türlü tedbir alınacak."

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "İmralı ile görüşmemizi gerektiren bir durum yoktur. İmralı ile geçmişte yapılan görüşmelerin ana odağı silahsızlanmaydı. Silahsızlanmayı, silahların Türkiye'yi terki...2013'te bu çerçevede yapılan görüşmelerdi. Şu anda böyle bir irade, böyle bir yaklaşım, böyle bir perspektif oluşmadan görüşmenin bir anlamı yok" dedi.

Davutoğlu, A Haber'de "Gündem Özel" programında soruları yanıtladı ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 

"Kandil Dağı ve Kuzey Irak yani teröristlerin kamplarının bulunduğu yerler, Kuzey Irak Kürt yönetiminin hak iddia ettiği topraklar çerçevesinde, Barzani iradesinin yönetimi altında. Acaba Barzani ile bir temasınız oldu mu? PKK ile ABD bir şey yapıyor mu?" sorusu üzerine Davutoğlu, Barzani ve Kuzey Irak yönetimiyle her an temas halinde olduklarını söyledi.

Davutoğlu, Kuzey Irak Kürdistan Bölgesi yönetiminin de PKK'nın faaliyetlerini "tehlike ve tehdit" olarak değerlendirdiklerini belirtti. Operasyonların başladığı gün Mesut Barzani'yi aradığını vurgulayan Davutoğlu, "Bir saati aşkın uzun bir görüşme gerçekleştirdik. O da hem operasyonlarımızın haklı olduğunu, hem de Türkiye'nin Irak ile genelde, Kuzey Irak ile de özelde ilişkilerinin gelişmesi için ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduklarını ifade ettiler. Bu anlamda bir ilişki kopukluğu yok" diye konuştu.

Amerika ile teröre karşı mücadele bağlamında DAEŞ ve PKK'ya karşı her zaman istihbarat alışverişinin yapıldığının altını çizen Davutoğlu, bunun tatminkar düzeyde olduğunu dile getirdi. Davutoğlu, Kuzey Irak bağlamında yapılabilecek hususların olduğunu, bunların yeri geldiğinde de devreye alınacağına işaret etti.

Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk ile görüşmesine değinen Davutoğlu, teröre karşı mücadelede Avrupa Birliği ve ABD'yi, sadece DAEŞ ile değil, bütün terör örgütleri ve PKK ile de aynı şekilde mücadele etmek için ortak yaklaşımda olmaya davet ettiklerini bildirdi.

"DAEŞ bir tehdittir, buna karşı beraber mücadele edelim ama PKK sadece size tehdittir. Dolayısıyla mücadele etmesek de olur" anlayışının, bir müddet sonra kendi terör örgütünün zeminini hazırlayabileceğini vurgulayan Davutoğlu, herkesin teröre karşı beraber olma sorumluluğunun bulunduğunu belirtti.

- "Böyle bir irade oluşmadan görüşmenin anlamı yok"

Başbakan Davutoğlu, "Abdullah Öcalan ile bu süreçte özellikle Dağlıca'dan sonra devlet, hükümet bir temas kurdu mu kurduysa bir talepte bulundu mu bulunduysa yanıt ne oldu?" sorusunu yanıtlarken şunları söyledi:

"Açık söyleyeyim. Bu teröre karşı verdiğimiz mücadele kendi doğası içinde ve Türkiye'nin güvenliğini temin etmek üzere sürdürülen tutarlılık barındıran bir faaliyettir. Yani herhangi bir yerden öyle veya böyle bu çalışmanın demin söylediğim gibi, Kuzey Irak kırsal mücavir şehir merkezlerine kadar giden alanın temizlenmesi bizim için bir kamu borcudur. Kamuya olan bu sorumluluğun yerine getirilmesi için İmralı ile görüşmemizi gerektiren bir durum yoktur. İmralı ile geçmişte yapılan görüşmelerin ana odağı ise silahsızlanmaydı. Silahsızlanmayı, silahların Türkiye'yi terki...2013'te bu çerçevede yapılan görüşmelerdi. Şu anda böyle bir irade, böyle bir yaklaşım, böyle bir perspektif oluşmadan görüşmenin bir anlamı yok. Önce Türkiye'nin her santimetrekaresinde sadece meşru güvenlik güçlerinin kamu düzenini sağladığı bir durum ortaya çıkacak ve silahsızlanma etrafında silahları terk, silahları bırakma anlamında bir süreç başlayacak o zaman tabi yürütülen bütün faaliyetler o bağlamda yürür."

- MHP'nin sıkıyönetim çağrısı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "sıkıyönetim çağrısı" ile MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın "Meclisin olağanüstü toplanması çağrısı" hatırlatılan Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Sayın Bahçeli, MHP sıkıyönetime çok meraklı. Bir an önce sıkıyönetim şartları ortaya çıkarsa belki bunun kendilerinde seçime dönük bir avantaj sağlayacağını düşünüyor olabilirler. Ama biz de demokrasiye meraklıyız. Mücadelemizi demokratik, hukuk devleti içinde yürütürüz. İhtiyaç hasıl olduğunda her türlü tedbir alınır, ama şu anda Türkiye'ye baktığınızda operasyon yürütülen alanlar dışında normal hayat akışını etkileyen hiçbir olumsuzluk gözlenmedi. Önemli olan şu, terör ne yapmak istiyor? Hayata olağanüstülük katmak istiyor. Yani bir kaos ortamı çıkarmak istiyor. Terörist ne zaman memnun olur? Türkiye'deki normal hayat akışı değiştiği zaman, yani bugün sıkıyönetim ilan etsek bundan terörist memnun olur."

Davutoğlu, bu mücadeleyi yürütürken AK Parti kongresinin de yapılacağına dikkati çekerek, "Verdiğimiz mesaj açıktır. Türkiye'de her şey ve siyaset kendi doğası içinde seyrediyor. Hiçbir olağanüstülük bu anlamda yok. Şehitlerimize yüreğimiz yanıyor ama şehitlerimizin en önemli emaneti bu ülkenin birliği, bütünlüğü, demokratik düzenin devamı" diye konuştu.

Seçime giderken anayasal zorunluluk hükümetinde değişik partilerden bakanların bulunduğunu belirten Davutoğlu, hükümetteki herkesin görevinin ülkeyi demokratik bir seçime götürmek olduğuna işaret etti. Davutoğlu, bu çerçevede AK Parti Kongresi'nin yapılacağını, teröre boyun eğmeyeceklerini, seçimlerin de zamanında gerçekleştirileceğini bildirdi.

- "HDP'nin buna cevap vermesi lazım"

Davutoğlu, seçim güvenliğine de değinerek, şöyle devam etti:

"Cizre'nin Nur Mahallesi'nde, biz o sokakların her birine, oradaki her bir kardeşimize muhabbetle bakarız. Öyle bir hava estiriliyor ki sanki orada mayınlar yoktu, silahlar yoktu, terörist yoktu da devlet bir gün karar verdi, buraya bir operasyon yaptı, sanki hayat normal akıyordu da. Oradaki suç unsurlarını ortadan kaldırmak, hayatı normalleştirmek devletin görevi. Niçin hendek kazılır, niçin barikatlar kurulur, neden yollar mayınlanır, neden damlarda değişik yerlerde uzun namlulu silahlarla bulunulur? HDP'nin buna cevap vermesi lazım. Cizre'ye yürümek kolay. İşte yürüyorlar, Türkiye, demokrasi. Peki aynı şekilde Kandil'e yürüyüp de 'durdurun bu terörü' diye yürüme cesaretini niye göstermiyorlar? Tek bir sivil kayıp olmayan Cizre'de sanki büyük bir kayıp varmış gibi yansıtıyorlar da kızının yanında şehit edilen polisimizin kızının çektiği travmayı ya da Dağlıca şehitlerinin olduğu yerlerde 'barış istiyoruz' diye niye seslenmiyorlar? Niye teröristlere herhangi bir şey söylemiyorlar? Çünkü temel mesele Cizre'deki durumu öğrenmek değil, temel mesele Cizre'deki operasyonun üzerine gölge düşürmek ve oradaki teröristlerin silahlı bir şekilde orada mevcut olmalarına zemin hazırlamak."

"Cenazelerimiz var, alamıyoruz" şeklindeki iddiaların hatırlatılması üzerine Davutoğlu, "Oraya gönderilen küçük bir bebek cenazesinden bahsediliyor. Her bir bebek bizim yüreğimizdir. Oraya giden ambulanslara ateş açılırsa nasıl alınır onlar? Yangın söndürmek için giden araçlara ateş açılırsa nasıl alınır? Cenaze araçları gönderiliyor, ateş açılıyor, belediye kendi iş makineleriyle vaktinde o hendekleri kazdıran belediye o cenazeleri almakla da yükümlü. Hangi belediyenin cenaze arabası engellenmiş? Çünkü cenaze arabaları, ambulanslar girdiği anda saldırıya muhatap oluyor. Kimseye yargı ve adalet dışında bir davranış sergilenmez ama Cizre Belediye Başkanı'nın işi, sağlık hizmetine ya da yol hizmetine yardımcı olmak değil de iç savaş başlatmaksa 'dur orada' denir. Bu ülkeyi kan gölüne çevirtmeyiz, onun da hukukta hesabı sorulur. Demirtaş önce bunun hesabını versin" diye konuştu.  

ANKARA (AA) - AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, vatandaşların "istihbarat zafiyeti var" algısına kapılmamasını isteyerek, "Bazen şu oluyor, çok üzücü şehit haberleri geliyor. Acaba onlar saldırıyor da güvenlik güçlerimiz bir istihbarat zaafı içerisinde mi? Değil. Aynı anda, Türkiye'de her yerde güvenliği sağlayacak ve o istihbaratı temin edecek olağanüstü bir faaliyet sergileniyor" dedi. 

Davutoğlu, A Haber'de "Gündem Özel" programında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

"Cizre'de sokağa çıkma yasağı olduğuna göre güvenlik güçleri ev ev dolaşıp ekmek mi dağıtıyorlar? Nasıl oluyor?" sorusu üzerine Davutoğlu, fırınların açıldığını ancak koruma altında olduğunu anlattı. 

Herhangi bir gıda eksikliği yaşanmaması için gerekli tedbirlerin de alındığına vurgu yapan Davutoğlu, ilçe merkezinde mayın ve patlayıcı temizleme çalışmaları nedeniyle metre metre ilerlenildiğini, kimseye zarar verilmemesi için çalışıldığını aktardı. Davutoğlu, şu ana kadar da bu anlamda bir sivil kaybın olmadığını belirtti. 

İlçede 7 teröristin etkisiz hale getirildiğini, ele geçirilenin 20'nin üzerinde olduğunu aktaran Davutoğlu, bunların dışında da etkisiz hale getirilenlerin istihbari bilgisinin olduğunu söyledi. Başbakan Davutoğlu, ayrıca gözaltına alınanların bulunduğunu bildirdi.

Davutoğlu, 800 kilogram patlayıcının tasfiye edildiği, birçok silah ve mühimmatın da ele geçirildiği bilgisini vererek, "Bunların ne işi var Cizre'de? Cizre'ye doğru yürüyüş yapmak iradesini böyle bir şekilde göstererek, açıkçası şov yapmak peşinde olanlar, öncelikle Cizre halkının huzur ve sükun içerisinde günlük hayatlarını devam ettirmeleri için bu silahlı grupların, eşkıyaların oradan çıkmasını sağlamaları lazım veya Türkiye'nin tümünde bunu sağlamaları lazım" diye konuştu.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Dağlıca'da 16 şehidimiz olacak, Iğdır'da 13 şehidimiz olacak ve onları defnettiğimiz gün Cizre'de açık terör faaliyetini yapanları savunan bir tutum sergilenecek. Bunun demokratik, hukuk devletinde karşılığı yok. Cizre halkı, bizim halkımızdır. Cizre halkının güvenliği, esenliği için ne yapılması gerekiyorsa biz yaparız. İhtiyaçlarını karşılarız ama Cizre halkının üzerinde, Demokles'in kılıcı gibi, bir terör örgütünün hegemonya kurmasına da izin vermeyiz. Bir tek Cizrelinin gözünden tek damla yaş dökülmesini istemeyiz. Bir tek Cizrelinin, sokağa çıktığında 'Ne olacağım' korkusunu hissetmesini istemeyiz. Bizim için Cizre ile Keşan, Bergama ya da benim ilçem Taşkent arasında bir fark yok. Cizre bizim bu anlamda, köklü bir tarihi, kadim geleneği olan bir şehir olarak gözümüzün bebeğidir, korunacak ama Cizre'de bu tür terörist faaliyetlerle birlikte o halka da zulmeden, şehri de tahrip eden bu eşkıyaya göz yumulmayacak. Bunun alternatifi yoktur."

- "Güvenlik güçlerimiz alan hakimiyetini kaybetmiyor"

Kamuoyunda, bölgede istihbarat zafiyeti olduğu, güvenlik güçlerinin alan hakimiyetini yer yer kaybettiğine dair iddia ve analizlerin bulunduğunun hatırlatılması üzerine Davutoğlu, "Hayır. Aksine, güvenlik güçlerimiz alan hakimiyetini kaybetmiyor" dedi.

Dağlıca'nın, Irak'ın kuzeyi ile kırsal kesim arasındaki en önemli koridor olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, onun için de sürekli Dağlıca'da saldırılar yapıldığını anlattı. Başbakan Davutoğlu, Irak-Türkiye arasındaki Dağlıca bölgesinin, bütün dünyadaki en kırılgan, kontrolü en zor, en az doğal olan sınır olduğunu bildirdi. Dağın üzerinden sınır geçtiğini ifade eden Davutoğlu, burasının Musul meselesiyle intikal eden bir sınır olduğunu ve tarih boyunca da böyle bir şeyin olmadığını belirtti. 

- "Kontrolü sağlayamazsanız teröristlerin geçişini engelleme imkanınız olmaz"

"Orada kontrolü sağlayamazsanız, sınırın o tarafından bu tarafına sürekli ikmal yapılmasını, teröristlerin geçişini engelleme imkanınız olmaz" diyen Davutoğlu, "Onun için de biz Dağlıca bölgesinde, bu son 2 yıldır eylemsizlik halinin olduğu dönemlerde, kırsal kesimde ihtiyaç hissedilmeyen mevcudiyeti şimdi tekrar kuruyoruz. Rahatsızlık da buradan doğuyor" ifadesini kullandı.

Yolların kapatılması, iletişimin kesilmesinin hedefinin ne olduğunu soran Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Dikkat ederseniz yol kesmeler, mayın yerleştirmeler... Böyle karşılıklı bir çatışmalardan bahsetmiyoruz. Sürekli bu tür yöntemlerle pusu ve tuzak kurarak, mayın yerleştirmek suretiyle yapılan saldırılardan bahsediyoruz. Onun için de bizim yol emniyetini sağlamamız gerekiyor. Yol emniyetini sağlamak için kırsal alanda yürüttüğümüz çalışmalar, bazen tabi çok derinden hüzne boğan kayıplarla karşılaşmamıza sebebiyet veriyor. Ama o yolları kontrol altına almak durumundayız. Dağlıca'da mübarek şehitlerimizin şehadet şerbetini içtiği yere baktığınızda, Dağlıca-Yeşiltaş-Gürkavak-Kamışlı-Yüksekova... Yukarıdan, Dağlıca'dan Yeşiltaş'a, derin bir vadiden Gürkavak, olayın olduğu yer, Kamışlı'ya geçen yol. Zaten çok az işleyen ama vatandaşlarımızın Yüksekova'ya ulaşmasını sağlayan yol. Bu yol üzerinde sürekli bir denetim sağlamak için askerlerimiz, güvenlik güçlerimiz gayret sarf ediyor. Oralarda mayınlar yerleştiriliyor ve o mayınları tek tek temizleyerek yol hakimiyeti sağlanıyor."

- "İstihbarat zafiyeti var' algısına kapılmayın"

Başbakan Davutoğlu, Dağlıca bölgesinde operasyonların devam ettiğini, bugün dahi Kuzey Irak'a dönük çok kapsamlı ciddi bir hava operasyonu yapıldığını ve çok önemli neticeler elde edildiğini bildirdi.

Davutoğlu, "Tezkerenin geçmesinde de vurguladığımız gibi, gerektiğinde kara unsurları da dahil olmak üzere her türlü çaba gösterilir ama bu dağlardan bu teröristler temizlenecek. Yollarımız temizlenecek" dedi.

Teröristlerin mühimmat depoları ve karargahlarına dönük, son derece etkili, ciddi bir operasyonun dün gece yapıldığını ifade eden Davutoğlu, istihbari neticelerini de alacaklarını söyledi. 

Vatandaşların "istihbarat zafiyeti var" algısına kapılmamasını isteyen Davutoğlu, "Bazen şu oluyor, çok üzücü şehit haberleri geliyor. Acaba onlar saldırıyor da güvenlik güçlerimiz bir istihbarat zaafı içerisinde mi? Değil. Aynı anda, Türkiye'de her yerde güvenliği sağlayacak ve o istihbaratı temin edecek olağanüstü bir faaliyet sergileniyor" ifadesini kullandı. 

- Dağlıca'daki terör saldırısı

Dağlıca yolundan örnek veren Davutoğlu, şunları söyledi:

"Dağlıca'da 50 tane mayın döşenmişse, 49'u temizleniyor ve o sırada da bütün tuzaklar yok ediliyor ama birinde bir olay olursa biz onu duyuyoruz. Çünkü şehit haberi oluyor. İstihbarat, tümüyle kontrol edilebilir bir alan değil hiçbir zaman. Ama istihbaratın belli alanlarda yani burada jandarma istihbarat, emniyet istihbarat, Milli İstihbarat... Hepsinin koordine şekilde yürüttüğü çalışmalarda birçok olay, o istihbarat bilgileri üzerinden zaten engelleniyor ama onu duymuyor kamuoyu. Ama bir olay olduğunda mesela o mayınlı alan konusunda... Dağlıca... Orada mayın olduğunun bilgisini veriyor Milli İstihbarat Teşkilatı askere, zaten onun için çıkıyor asker. Asker, yolu temizlemek için gidiyor o göreve. MİT'ten, şu bölgeler mayınlanmış, diye bilgi geldiğinde, asker de o yolları açmak için çıkıyor. O mayının hangi metrede olduğu, ne olduğu, bir harita olarak önlerinde yok ve bunlar çok çabuk yer değiştirebilen şeyler. Dün şurada olan bir mayın, başka bir yere taşınabiliyor. El yapımı denmesinin sebebi de odur. Daha kolay üretilebiliyor ve bir yerden bir yere konabiliyor. Önemli olan o koridor ve yolun mayınlandığı bilgisinin ve oradaki terörist mevcudiyetinin, istihbarat bilgisine sahip olmak. Bu var.

Operasyona başladığınız andan itibaren o mayınları, oraya kadar da başarılı şekilde Dağlıca'dan Yeşiltaş'tan inen, bildiğimiz gibi sonra şehit olan zırhlı da temizleyerek geliyor. İlk olayın oluş anında da önüne gelen mayın temizleme görevlisi, askerimize bir saldırı oluyor, tam o da mayını tespit ettiği anda yaralandığı için arkadan yardıma gelindiğinde olay patlak veriyor."

- "Güvenlik güçlerinin ihmali dolayısıyla yol açılan bir sivil kayıp yok"

Güvenlik güçlerinin çok zor bir coğrafyada, son derece titiz bir görev yürüttüklerini anlatan Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Tabii biz herhangi bir ülke gibi değiliz. Tek bir sivil kayıp verilmemesi gerekiyor. Dikkat edin, 23 Temmuz'dan sonra, Türkiye'nin her yerinde ama özellikle de bölgede çok yoğun, teröre karşı operasyon yapılıyor. Sivil kaybımız, güvenlik güçlerinin ihmali dolayısıyla yol açılan bir sivil kayıp yok. Bir Zargeli'de yani Kuzey Irak kampı orası da PKK'nın önemli karargah alanlarından biri. Orada bir iki iddia oldu. Bizim bilgilerimize göre orası da tamamıyla PKK karargahı olarak kullanılan bir yerleşim alanının bir kenarı. Oraya operasyon yapıldı. Onun dışında Türkiye'de bütün sivil kayıplar, PKK'nın saldırılarında ortaya çıkan sivil kayıplar. Yani emniyet birimlerimiz, güvenlik güçlerimiz, askerimiz son derece dikkatli ve titiz bir operasyon yürütüyor, bu kolay bir şey değil."

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kuzey Irak'a kara operasyonu yapılıp yapılmadığına ilişkin, "Gerektiğinde giriliyor ama kapsamlı bir kara operasyonu başlamış değil ama gerektiğinde silahlı güçlerimiz, özel birliklerimiz girerek geri çıkıyor. Şu anda 2008'de olduğu gibi kapsamlı bir harekat ihtiyaç olursa da başlar" dedi.

Davutoğlu, A Haber'de "Gündem Özel" programında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu

"İstihbarat iyi çalışıyorsa bu kadar silah, mühimmat Türkiye sınırları içine nasıl sokuldu" şeklindeki soru üzerine, Davutoğlu, "Bu patlayıcıların yapım süreci, mesela gübreden daha kolay yöntemlerle de yapılabilen patlayıcılar var. Türkiye içinde de bu silahların, hani Suriye ve Irak'taki belirsizlikten ve oradaki kaotik, oradaki silah artışından Türkiye'ye değişik yollarla kaçakçılık usulüyle sokulan şeyler var ve 30 yıldır bu dağlarda, belli yerlerde sürekli 'kış-yaz üslenmeleri' gibi tabirler kullanıyorlar, sürekli yapılan çalışmalar var. Bu zor coğrafyada demokratik hukuk devleti içinde bunu bir takım tedbirlerle çözme durumu var" dedi.  

Zayiat verilmesine neden olan bombaların gübre, çivi, mutfak tüpü, mazotla yapılabilen şeyler olduğunu söyleyen Başbakan Davutoğlu, üretimin Türkiye sınırları içinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine dair soruyu şöyle yanıtladı:

"Tabi, üretilen alanlar, bunun faaliyetlerinin yapıldığı yerler basılıyor. Önemli olan burada şu, demokratik hukuk devleti kuralları içinde bu mücadeleyi sürdürmek. Yani bir bölgede çok yoğun, işte Cizre'de silah olduğu belli istihbarat var. Evleri tek tek biliniyor, 91 şahıs için arama emri çıkartıldı. Nerede ne olduğu biliniyor istihbarat var ama o istihbaratın gereği olan güvenlik tedbirini alırken daha önce hazırlanmış terör tuzaklarıyla karşı karşıya kalınabiliyor. Çünkü özellikle Cizre'de 80'li yıllardan beri karşı karşıya kalınan bir problem bu ama bunu bu sefer kararlı bir şekilde bütün bu faaliyetleri durdurmaya da kararlıyız, mücadele bu anlamda devam edecek."

- Türkiye-Letonya maçını izlemesine yönelik eleştiriler

Başbakan Davutoğlu, kendisine yönelik, Dağlıca saldırısından geç haberi olduğuna ilişkin haberlere dair, "Benim şehitlerimiz konusundaki hassasiyetimi herkes bilir ve şehit haberi geldiği veya herhangi bir şekilde bu anlamda bir haber aldığımda bir eğlence gibi görünen bir faaliyetin içinde olmayacağımı da herkes bilir. Her gün Türkiye'de demin söylediğim bütün alanlarda Amanoslar'dan, Ağrı Dağı'na Dağlıca'dan Tunceli'ye kadar geniş bir coğrafyada operasyon şu anda da yürütülüyor" diye konuştu.  

Davutoğlu, geçen hafta oynanan Türkiye-Letonya maçına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gideceklerini ancak şehit haberleri olduğu için gitmediklerini belirtti. Operasyonlara ilişkin kendisine sürekli raporlar geldiğini anlatan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Ama bu operasyonlarda bir şehit haberi olup olmadığı ancak olduğu zaman ortaya çıkan bir durum, yani ben Konya'da bu maça giderken ki daha önce Letonya maçını iptal ettiğim için tekrar iptal ederek sanki Türkiye'de çok olağanüstü bir durum varmış görüntüsü olmaması açısından da Cumhurbaşkanımızın da İstanbul'da bir programı vardı o gelemedi. Bu sefer gittik, maç başlarken bir operasyonun sürmekte olduğu, burada saldırı biz operasyon yaparken yapılan bir saldırı. Bu operasyon sürerken gayet iyi başarılı bir şekilde belli aşamalardan geçerek devam ettiği, sadece o bölgeden değil, benim bir kulağım Cizre'de, başka bir kulağımız Tunceli'de, başka bir kulağımız Ağrı'da, Türkiye'de her gün bu şeyler yaşanıyor."

Başbakan Davutoğlu, maç öncesinde 2 şehit ailesini ziyaret ettiğini ve bunun da istismar edildiğini ifade etti.

Şehit kardeşlerinin kendisiyle maça gelme talebini kabul ettiğini anlatan Davutoğlu, ikinci şehit ailesinde de küçük bir çocuğun bulunduğunu onun da dayısıyla geldiğini ve 20'ye yakın şehit ailesinin maçı izlediğini kaydetti.

Başbakan Davutoğlu, "Bu maç herhangi bir maç da değil, milli maç. O milli duygularla bayraklarla o şehit ailelerinin bunu hissetmelerini sağlamakta herhangi bir anormallik, bir yanlışlık var mı? Çocuk da dikkat ederseniz yanımdan ayrılmadı. Yol boyu beraber gittik, annesinden ayrıldı ama hiçbir huzursuzluğu olmadı. Çünkü bir muhabbetle yaklaşıyoruz" ifadelerini kullandı.

Maçın ikinci yarısında İçişleri Bakanı Selami Altınok'un, Hakkari ile ilgili bazı gelişmeler olduğunu bildirdiğini ve kendisinin de o sıralarda telefonla konuştuğunun görüldüğünü anlatan Başbakan Davutoğlu, Altınok'tan teyit almasını istediğini söyledi. 

Başbakan Davutoğlu, Dağlıca Hakkari'nin hemen yakınında olmadığı için saldırıya dair bilgileri teyit etmenin 15-20 dakika aldığını belirtti. O sırada spekülasyona yol açmaması için olayı teyit ettikten sonra stattan ayrılmayı uygun bulduğunu dile getiren Davutoğlu, operasyondan bihaber olmasının ve şehit haberleri gelmişken maç izleyerek zevk almasının mümkün olmadığını vurguladı. Başbakan Davutoğlu, daha sonra maçtan ayrılarak Ankara'ya geldiğini ve güvenlik zirvesini gerçekleştirdiklerini anımsattı. 

 Başbakan Davutoğlu, "Kandil'i direkt hedef alan operasyonlar yapılıyor mu hava operasyonları sırasında" şeklindeki bir başka soruya, "Her an yapılıyor. Yani gerektiği anda dinamik hedefler ortaya çıktığında yapılıyor, Kandil'e de yapılıyor. Nerede gerekiyorsa oraya yapılıyor" cevabını verdi.

Kuzey Irak'a yönelik kara operasyonu yapılıp yapılmadığına ilişkin soruyu ise Davutoğlu, "Gerektiğinde giriliyor ama kapsamlı bir kara operasyonu başlamış değil ama gerektiğinde silahlı güçlerimiz, özel birliklerimiz girerek geri çıkıyor. Şu anda 2008'de olduğu gibi kapsamlı bir harekat ihtiyaç olursa da başlar. Bu konuda askerlerimize de ne tedbir alınırsa alınsın alınacak ama Türkiye'nin güvenliğini zaafa sokacak hiçbir faaliyete izin verilmeyecek talimatı verdik" şeklinde yanıtladı.  

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Türkiye demokratik hukuk devletidir ve demokratik hukuk devletinde cezayı yargı verir, yargıya da suçluyu güvenlik birimleri teslim eder. Eğer herkes kendi cezalandırmasını kendi yapmaya kalkar, hele hele bir kolektif suç algısıyla bütün bu olanlarda hiçbir vebali olmayan, doğulu ya da Kürt diye bir vatandaşımıza saldırı gerçekleşirse işte o zaman teröristlere en büyük yardım yapılmış olur" dedi.

Davutoğlu, A Haber'de "Gündem Özel" programında değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.

Cizre Belediye Başkanı hakkında soruşturma açıldığının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, "Tabii açılacak. Çünkü her gün savaş çığırtkanlığı yapacaklar, terör destekçiliği yapacaklar, sonra da sureti haktan görünüp bazı açıklamalar yapacaklar. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil" ifadelerini kullandı.

"HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, hakkındaki soruşturmanın hukuki değil, siyasi olduğunu savunduğunun" belirtilmesine karşılık Davutoğlu, şunları söyledi:

"Eğer hukuka saygısı varsa Türkiye'de terörist mevcudiyete karşı bir şey yapması lazım. Demirtaş 6-7 Ekim'de ne yaptıysa onu yapmak istiyor. Aynı kışkırtıcılık. Bu sefer, 6-7 Ekim'de başbakanlığımın ilk günleriydi, orada yaşananlara bir daha izin vermeyeceğiz. Daha önce de etkin tedbirler alındı. Daha sonra İçişleri Bakanlığında, Jandarma Komutanlığında yaptığımız toplantıların hepsinde hangi ilçelerde yeni bir kalkışma olabilir, neler olabilir diye planlamalar yapıldı, öyle bir eyleme karşı. Tesadüf değildir Cizre'nin, Nusaybin'in, Silvan'ın, Şemdinli'nin, Yüksekova'nın seçilmesi. Bizim de oralarda kamu düzenini sağlamak borçtur."

-"Ona talimat veren Kandil var"

Demirtaş'ın, "Bu savaşın başlangıcında ve büyümesinde, karar alma sürecinde biz yokuz. Kararlar Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından alınıyor" sözlerine ilişkin değerlendirmesi sorulan Davutoğlu, "O yok ama ona da talimat veren Kandil var" şeklinde konuştu.

Demirtaş'ın 7 Haziran'dan sonra yaptığı her açıklamanın Kandil tarafından düzeltildiğini ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:

"(Demirtaş'ın açıklamaları) Ayar verildi 'sen şöyle konuşma, böyle yap' diye. Aynı Kandil, Ceylanpınar'da iki polisimizin şehit edilmesi talimatını da verdi. Aynı Kandil Adıyaman'da askerimizin şehit edilmesi talimatını da verdi. Aynı Kandil, sırf sakallı diye sıradan vatandaşları DEAŞ'lı deyip öldürülmesine de şey yaptı. Bunlara, 20 Temmuz'dan 23 Temmuz'a kadar, hatta 7 Haziran'dan itibaren yapılan çağrılara da Demirtaş sesiz kaldı, Figen Yüksekdağ destek verdi, 'ayaklanma vaktidir' dedi. Silahlı ayaklanma çağrısında bulundu. Kim başlatmış oluyor bu savaşı? Cumhurbaşkanımız mı başlattı, ben mi başlattım? Eğer 2 polisimiz Ceylanpınar'da şehit edilmeseydi bu kararı alır mıydık biz? O gün DEAŞ'a karşı ne yapılacağının kararını almak üzere güvenlik zirvesini çağırdım, Ceylanpınar'dan da bu haber geldi. Anladık ki bu terör örgütleri birbirlerine düşman gibi görünseler de Türkiye'de zafiyet oluşturmak için neredeyse koordineli faaliyete yöneliyorlar."

"İki polis için bu operasyonlar değer mi" düşüncesinin hiçbir şekilde vicdana sığan bir ifade olmadığını dile getiren Davutoğlu, "O iki polis insan değil mi? Ondan önce öldürülen asker insan değil mi? O günden bugüne öldürülenler insan değil mi?" dedi. Davutoğlu, bunların hiçbir şekilde normal görülemeyeceğini söyledi.

- "Meclis'ten gerekli tezkere alındı"

TBMM'nin olağanüstü toplantıya çağrılmasının söz konusu olup olmadığı yönündeki soru üzerine Davutoğlu, "Bu konuda bir görüşme yapıldı, Meclis'ten gerekli tezkere alındı" diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun talebi üzerine kendisiyle görüştüğünü de hatırlatan Davutoğlu, detaylı bilgi verdiğini söyledi. 

Davutoğlu, görüşmede, "koalisyon ortağı olsalardı, hatta anayasal sorumluluk yerine getirilerek CHP hükümete girseydi CHP'nin bu konulara zaten vakıf olacağını" söylediğini aktardı.

Başbakan Davutoğlu, "Ama eğer MHP ya da HDP olağanüstü oturum üzerinden Türkiye'de birileri terörizmin propagandası diğeri de şehitlerimizin istismarı için Meclis'i bir şov alanı haline dönüştürmek isterlerse bu doğru değil. Ne bilgi isterlerse veririz" dedi.

Buna HDP ve MHP'nin dahil olup olmadığı sorusu üzerine Davutoğlu, HDP'nin daha önceki dönemlerde demokratik bir tavır sergileseydi bilgi alabileceğini belirterek, "Onun herhalde bilgi talep edeceği yerler farklı yerlerdir ama MHP madem ki böyle bir ihtiyaçta, biz bunların hepsini sağlarız" diye konuştu.

Operasyonların başladığı gün CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi de bilgilendirdiklerini anlatan Davutoğlu, "Bu konuda hiçbir şekilde çekinmeyiz, her türlü paylaşırız. Ama Meclis üzerinden bir toplumsal anlamda olağanüstülük algısı oluşturmak doğru değil" değerlendirmesinde bulundu.

Teröre karşı ortak deklarasyon yayınlanmasının kabul edilmediğini, bu konuda beraber yapacakları her teklife diğer partilerin "hayır" dediğini belirten Davutoğlu, "Sivil toplum kuruluşlarımızın bu anlamda bir çağrısı olursa teröre karşı barış yürüyüşü anlamında, onlara her zaman destek de veririz, katılırız. Ama teröre karşı barış yürüyüşü. Terörü öven ya da teröre zemin teşkil edecek bir propaganda alanı haline dönüşecek yürüyüşler anlamında demiyorum" ifadelerini kullandı.

- "Türkiye demokratik hukuk devletidir"

Teröre karşı protesto gösterileri yapıldığı, bu olaylarda 2 kişinin hayatını kaybettiği, gazetelere saldırılar, HDP Genel Merkezi'ne yönelik kundaklama girişimi olduğu belirtilerek, bunlara ilişkin değerlendirmesi sorulan Davutoğlu, bu konuda sosyal medyadan yaptığı paylaşımı hatırlattı.

Bir kez daha vatandaşlara seslenmek istediğini vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Türkiye demokratik hukuk devletidir ve demokratik hukuk devletinde cezayı yargı verir, yargıya da suçluyu güvenlik birimleri teslim eder. Eğer herkes kendi cezalandırmasını kendi yapmaya kalkar, hele hele bir kolektif suç algısıyla bütün bu olanlarda hiçbir vebali olmayan, doğulu ya da Kürt diye bir vatandaşımıza saldırı gerçekleşirse işte o zaman teröristlere en büyük yardım yapılmış olur. Bizim doğulu, batılı, kuzeyli, güneyli, Kürt, Türk, Alevi, Sünni bütün vatandaşlarımız eşittir, eşit haklara sahiptir. Bu çerçevede herhangi bir provokasyona katılınmaması ricasında bulunuyorum bütün vatandaşlarımıza. Basın organlarına yapılan, Sabah'a, Hürriyet'e bu anlamda yapılan şeyler de doğru değil. Protesto her anlamda eleştiri getirilebilir ama bir basın, sivil toplum, parti binaları, kamu binaları, yol emniyeti, bunlar hiçbir şekilde ihlal edilemez."

- "Provokasyona alet olunmaması gerekir"

"CHP yönetiminden de bu yönde çağrılar geldi, mealen 'zaman sokak zamanı değildir' diye. CHP'nin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusu üzerine Davutoğlu, bu tür sağduyu çağrılarını olumlu bulduğunu bildirdi.

Davutoğlu, "Sayın Kılıçdaroğlu geldiğinde de bunları konuştuk. Herkesin bu çağrıda bulunması lazım. Hiç kimsenin sokaktan bu anlamda medet ummaması lazım. Teröre karşı bir dayanışma yürüyüşü anlamında bir şey olacaksa onun da vakar içinde, terörü lanetleyecek şekilde yapılması, teröristin işine gelecek herhangi bir provokasyona alet olunmaması gerekir" diye konuştu.

"Sizin gönlünüzden galiba toplumun hemen hemen tüm katmanlarının katıldığı büyük bir protesto yürüyüşü geçiyor galiba" denmesi üzerine Davutoğlu, "Olabilir, herkesin katılacağı bir barış yürüyüşü için değişik sendikalardan ve sivil toplum kuruluşundan, DEAŞ ve PKK terörüne karşı bir teklif gelmişti. Bugünlerde de böyle bir çalışma içinde olduklarını biliyorum. Bunun olması halinde tabii ki destek veririz. Önemli olan barış içinde olması, halkın tepkilerini açıkça dile getirebilmesi. Ama kesinlikle şiddete, ötekileştirmeye, etnik ya da mezhebi anlamda bir karşıtlığa yol açmaması lazım" ifadelerini kullandı.

Suriye'den açılan bir ateşle bir askerin şehit düştüğü hatırlatılarak, "Cevap herhalde verilmiştir" denilmesi üzerine de Davutoğlu, "Angajman kuralları çerçevesinde her şey yapılıyor. Suriye'de tabii çok gergin bir iç savaş hali var. Bu noktada da Türkiye'nin operasyonları gerektiği zaman, gerektiği ölçüde yapılacaktır, yapılmaya devam edecektir" dedi.

 

 

Kaynak: Haber Kaynağı

 

 

showBookmark5("https://www.facebook.com/mymemur", "MyMemurCom", "https://plus.google.com/1152324704909767

Yorumlar (0)
Yeni Nesil e-Ticaret:OmniTicaret
APK Dayı'dan hile apk indirebilirsiniz.
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
bayan gömlek instax SEO Stratejileri ile Kalıcı Çözümler!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@