Antalya'da Onbinlerce Emekçi 1 Mayıs'ı Coşkuyla kutladı

1 MAYIS MİTİNGİNDE BİRLEŞİK KAMU İŞ İL TEMSİLCİLİĞİ ADINA BASINA VE KAMUOYUNA YAPILAN AÇIKLAMAYI BİRLEŞİK KAMU İŞ İL TEMSİLCİSİ VE EĞİTİM İŞ ŞUBE BAŞKANI MEHMET BALIK OKUDU. BASIN METNİ ŞÖYLEDİR: Dostlar Me

Antalya'da Onbinlerce Emekçi 1 Mayıs'ı Coşkuyla kutladı

1 MAYIS MİTİNGİNDE BİRLEŞİK KAMU İŞ İL TEMSİLCİLİĞİ ADINA BASINA VE KAMUOYUNA YAPILAN AÇIKLAMAYI BİRLEŞİK KAMU İŞ İL TEMSİLCİSİ VE EĞİTİM İŞ ŞUBE BAŞKANI MEHMET BALIK OKUDU. BASIN METNİ ŞÖYLEDİR:

Dostlar Merhaba!

Sömürenlerin saldırılarına boyun eğmeyen ve işçi sınıfının uluslararası mücadele günü olan 1 Mayıs’ta vatan, cumhuriyet ve emek diyerek alanlara çıkan tüm işçi-emekçi kardeşlerimize selam olsun!.

Selam olsun birlik içinde bu mücadeleye omuz verenlere!

Selam olsun demiri oya gibi işleyen eli nasırlı onurlu işçilere!

Selam olsun eğitim, sağlık ve hizmet üreten kamu emekçilerine!

Yürünen sancılı yolda, doğan güne selam olsun!

Yunus Emre’den Can Yücel’e yazan kaleme selam olsun!

Pir Sultan’dan Mahsuni’ye çalan saza selam olsun!

Mustafa Kemal’den Uğur Mumcu’ya yolumuzu aydınlatanlara selam olsun!

Yüreklerde açan güle,

Zincirdeki bileklere,

Soma’dan Ermenek’e kömür karası ışıl ışıl gözleriyle vatan uğruna ekmek uğruna sonsuzluğa uğurladığımız maden şehitlerimize selam olsun!

Selam olsun yürekleri Haziran ateşi ile yanan, yandıkça tüm yurdu aydınlatan devrimci gençlere,

Tüm dünyanın ezilenlerine örnek,

Yaktı bir devrim ateşi,

Mustafa Kemalin mavi gözleri, aydınlık beyni…

Uğruna ölenlere, yolunda yürüyenlere selam olsun!..

1 Mayıs 2015 İşçi Sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü kutlamaları cumhuriyetimize ve emeğimize yönelik yeni saldırıların gündeme geldiği bir dönemde gerçekleşmektedir.

Emperyalist-kapitalist sistem, işçi sınıfının uluslararası dayanışmasını önlemek için kendi ülkelerindeki işçi sınıfına sömürülerinden pay vermekte ve sarı sendikacılığı örgütlemektedir. Ayrıca, sömürgelerindeki sınıf dayanışmasını etnik, dinsel ve hatta mezhepsel temelde bölerek örgütlü sınıf bilincini yok etmektedir.

Bir yanda kıdem tazminatının kademeli olarak kaldırılması, Özel İstihdam Bürolarının kölelik büroları haline getirilmesi, taşeronluğun, güvencesiz ve kuralsız esnek çalışmanın “Ulusal İstihdam Stratejisi” adı altında yaygınlaştırılması, diğer yandan grev yasaklarında ısrar eden, emekçi sınıfın önüne konulan barajları koruyan, yasakçı bir sendikalar yasası, emekçiler için yıkıcı sonuçlar doğurmuştur.

Siyasi iktidarın dayatmalarıyla örgütsüz, güvencesiz, korumasız ve güvenliksiz bırakılan işyerlerinde yaşanan iş cinayetlerinde büyük artış yaşanmakta, milyonlarca işçi ölümün kucağında çalışma koşullarına terk edilmektedir. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikalarında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile kamu emekçilerine anti demokratik çalışma ve yaşam koşullarının dayatılması, 4+4+4 düzenlemesi ile eğitim sisteminde yapılan gerici yasal düzenlemeler, 657 sayılı DMK’da yapılması planlanan değişiklikle iş güvencesinden yoksun bir kamu istihdamı oluşturulmak istenmesi siyasal iktidarın uyguladığı baskıcı politikaların en büyük göstergesidir. 

Her türlü hak alma çabasının ve mücadelesinin baskı ve şiddet ile durdurulmak istendiği, işsizlik ve yoksulluğun kalıcılaştığı, sağlık ve eğitim alanının ticarileştiği, gazetecilerin, sendikacıların, aydınların tutuklandığı, sendikal hak ihlallerinin sürdüğü, baskının hakim olduğu bir dönemden geçmekteyiz. 

Öte yandan; özelleştirme ve taşeronlaştırma ile esnek ve iş güvencesiz çalıştırma olağan hale getirilmekte, sendikasızlık yaygınlaştırılmış, emekçiler açlık ve sefalet ücretine mahkûm edilmektedir.

Kamu emekçilerinin ise 4688 Sayılı sahte sendika yasasıyla eli kolu bağlanmıştır. Ne yazık ki kamu emekçilerinin örgütleri, hiçbir söz ve karar sahibi olmadıkları bu yasaya karşı da birlik ve beraberliklerini sağlayamamış adeta masada bir fazla koltuk kapma yarışına girmişlerdir.

Siyasal iktidar, emperyalizmin küresel politikalarının ekonomik ve siyasal gereklerini yerine getirmek için her türlü baskı ve sindirme çalışmalarını yürütmektedir. Oluşturduğu yandaş medya aracılığı ile topluma yanlış bilgiler vermekte, ideolojik olarak beyinleri yıkamakta, özel yetkili mahkemeler eliyle ortaçağ karanlığının Engizisyon mahkemelerini aratmayan yargılamalar gerçekleştirmektedir. Bütün bunlar, ülkemizin açıkça bölünmeye ve uçuruma doğru götürüldüğünün göstergeleridir. ABD emperyalizmi; yerli uşakları aracılığıyla vatanımızın bütünlüğünü, Milletimizin birliğini tehdit etmektedir.

Yugoslavya’yı parçalayıp site devletlerine dönüştüren emperyalizm, aynı oyunu Libya, Sudan, Mısır ve Irak’ta oynamakta ve milyonlarca insanın kanı üzerine bir sömürü düzeni kurmaktadır. Bugün de sıra Suriye’dedir, Yemen’dedir. Ne yazık ki dünyada emperyalizme karşı ilk ulusal kurtuluş savaşını yapmış ve ezilen uluslara örnek olmuş ülkemizin işbirlikçi siyasal iktidarı, mazlum ulusların emperyalizm tarafından kırılmasının baş destekleyici olmuştur. 20.yüzyılda ezilen ulusların lideri olmakla övünen Türkiye’nin bugün emperyalizmin Ortadoğu’daki BOP eşbaşkanı olmakla övünür hale gelmesi oldukça düşündürücüdür. AKP-HDP koalisyonunun; işbirlikçi sahte milliyetçileri-sahte solcuları ve sözde akil adamları eliyle emperyalizmin bölgemizdeki politikalarıyla uyumlu olarak vatanımızı ve milletimizi bölme projeleri sonucu; vatanın bütünlüğü, milletin birliği tehlikededir.

Cumhuriyetin bütün ekonomik kazanımları çok uluslu şirketlere ve onların yerli işbirlikçilerine peşkeş çekilerek tasfiye edilmekte, ardından siyasal ve hukuksal anlamda son darbeyi vurma hazırlıkları yapılmaktadır. Özgürlükler adı altında etnik ve dinsel kimlikler kaşınarak sınıf kimliği unutturulmaya, emperyalizme karşı duruş sergilemesi gerekenler emperyalizmin arkasına yedeklenmeye çalışılmaktadır. “Açılım ve demokratikleşme” adı altında bölücü örgüt liderleri meşrulaştırılmakta, pazarlıklar yapılıp sözler ve tavizler verilmekte, ulus devlete ait ne kadar milli değer varsa ayaklar altına alınmaktadır ve bu ayrıştırma süreci 7 Haziran seçimleri cebren ve hile ile kazanılarak; başkanlık sistemi ve bölünme anayasası hedefleriyle taçlandırılmak istenmektedir.

Ancak biz bu oyuna gelmeyeceğimizi; 29 Ekim’de yüzbinler olup bu meydana akarak gösterdik ki; Antalya halkı, yine el ele vererek 19 Mayıs’ta da cumhuriyete ve devrimlere sahip çıkacaktır.

Böylesine bir süreçte yüzü bağımsızlıktan, demokrasiden, özgürlükten yana olan tüm antiemperyalist kesimlerin kol kola girmeleri kaçınılmazdır. Gün, etnik ve dinsel kimliklerin öne çıkarıldığı gün değil, şanlı Tekel direnişinde olduğu gibi sınıf dayanışmasının öne çıkarılacağı; sömürgeciliğe karşı bağımsızlık bayrağının dalgalandırılacağı; emperyalizme karşı mazlum ulusların dayanışma içinde olacağı gündür. Artık, bugünkü temel çelişme ve ayrışma sol ile sağ arasında değil; milli olanla gayri milli olan arasındadır. Elbette ki bugün; bağımsızlık, vatan, emek, gerçek demokrasi ve sınıf mücadelesini işçi-emekçi sınıfının milli güçleri verecektir.

Bu anlamda, ülkemizde sömürünün ortadan kaldırılması, emeğin en yüce değer olması, emekçilerin yaşam koşullarının en temel insani seviyeye çıkartılması için verilen kavganın simgelerinden birisi de 1 Mayıs mitinginin İstanbul Taksim Meydanı’nda yapılmasıdır.

Taksim’in emekçilere kapatılması, emek mücadelesinin kaybedilmesi, sermayenin güdümündeki hükümetlerin emek düşmanı uygulamalarını pervasızlaştırarak sürdürmeleri anlamına gelmektedir.

Kıdem tazminatının kaldırılması çalışmaları, taşeronluğun, güvencesiz, kuralsız ve esnek çalışmanın yaygınlaştırılması, grevlerin yasaklanması, Soma’da, Ermenek’te somutlaşan iş cinayetleri ülkenin ucuz işgücü pazarına dönüştürülmesi, emekçilerin bugün en can yakıcı sorunları olarak görünüyor.

Bizler kamu emekçileri olarak işçi sınıfının bir parçası olduğumuzun, geleceğimizin tüm emekçilerle birlikte şekilleneceğinin farkındayız. AKP iktidarının ve Cumhurbaşkanının “İşçi ve memur ayrımını ortadan kaldıracağız” söyleminin, iş güvencemizin ortadan kaldırılmasına yönelik bir girişim olduğu açıktır.

Birleşik Kamu-İş, kamu emekçilerinin ekonomik, özlük ve sınıfsal haklar mücadelesinde topyekun bir hezimet sayılacak olan iş güvencesinin ortadan kaldırılması girişimine her yerde olduğu gibi 1 Mayıs alanlarında da karşı çıkacaktır.

Birleşik Kamu-İş, sadece devlet memurlarının iş güvencesini değil, ülkedeki bütün çalışanların güvenceli, kadrolu ve insanca yaşayabilecekleri bir ücret seviyesinde çalışmalarını savunmaktadır.

Ülkede bugün her türlü hak arama çabası, iktidarın baskı ve şiddet uygulamalarıyla durdurulmak istenmekte, iç güvenlik paketi ile iktidara karşı darbe dönemlerini dahi aşan baskının önü açılmakta, ülke bütün halinde bir cezaevine dönüştürülmektedir.

İktidarın tüm emek düşmanı ve baskıcı uygulamalarının emekçilerin birlikte mücadelesi sayesinde durdurulacağının bilincindeyiz.

Tüm emekçilerle birlikte, yurdun her yerinde olduğu gibi Antalya’dan Cumhuriyet Meydanı’ndan iktidara sesleniyoruz;

-Emek ve Cumhuriyet düşmanı politikalarına,

-İş güvencesinin kaldırılması girişimlerine,

-Taşeron, esnek ve kuralsız çalıştırmaya,

-İş cinayetlerine,

-Irkçı, gerici ve bölücü eğitim sistemine,

-Özelleştirme ve yerelleştirmeye Karşı çıkmaya devam edeceğiz…

Bizler diyoruz ki:

-Emek ve Cumhuriyet karşıtı bölünme anayasasına,

-Başkanlık Sistemine,

-657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değiştirilmesiyle, esnek, performansa dayalı ve güvencesiz çalışma tarzına,

-4+4+4 yasası ile getirilen bölücü ve gerici eğitim sistemine,

-Sanata ve sanatçıya yapılan baskılara,

-Sözleşmeli Personel statüsü ve kölelik düzeni olan taşeron işçiliğe,

-İş cinayetlerine,

-Özelleştirmeye dayalı talan ekonomisine karşı vermekte olduğumuz bu mücadele;

inanıyoruz ki birlik ve dayanışma içinde kazanılacaktır ve inanıyoruz ki bu mücadele kazanıldığında;

-Emekçi alın terinin karşılığını alacaktır

-Yoksulluk ve işsizlik yok edilecektir

-Hakça bir paylaşım düzeni kurulacaktır.

-Cumhuriyetin laik, demokratik eğitim politikaları yaşama geçirilecektir

-Herkes için güvenceli bir iş, herkes için insanca yaşam hakkı sağlanacaktır.

Bütün emekçiler temel hakları ve ekonomik talepleri için birleştiğinde, daha adil ve özgür bir dünyanın kurulacağını, emeğimizi sömürenlerin ise “bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gideceklerini” ve “bu güzelim memlekette hürriyetin en şanlı elbisesiyle elini kolunu sallaya sallaya dolaşacağını” biliyoruz.

VE EKLİYORUZ:

-4688 sayılı kanunla yürütülen toplu sözleşme aldatmacasına karşı grevli toplu sözleşme hakkımız için,

-Hırsızlığa, yolsuzluğa, yoksulluğa ve yasaklara geçit vermemek, hesap sormak için,

-Yargının iktidar güdümünden kurtarılıp bağımsız olması için,

-Emperyalizm ve işbirlikçilerinin sözde “çözüm süreci” adıyla yürüttüğü, ülkemizi parçalama projesine dur demek için,

-Ülkemizin komşu bölge ülkelerine karşı savaşa sürülmesine dur demek için,

Mücadelemizi zafere ulaşıncaya kadar devam sürdüreceğimizi dost düşman herkese ilan ediyoruz!

YAŞASIN 1 MAYIS!

YAŞASIN İŞÇİ SINIFININ BİRLİK, MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ!

1 MAYIS BİRLİK, MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ TÜM EMEKÇİLERE KUTLU OLSUN!

MEHMET BALIK

BİRLEŞİK KAMU İŞ ANTALYA İL TEMSİLCİSİ



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.