Kadınlarda Aşırı Duygusallık Kalbi Vuruyor

İSTANBUL (ANKA)-Memorial Şişli Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, kadın kalbinin, erkek kalbine göre daha hassas olarak tanımlandığını belirterek, kadınların yüzde 80’ininde ritim bozuklu

Kadınlarda Aşırı Duygusallık Kalbi Vuruyor

İSTANBUL (ANKA)-Memorial Şişli Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, kadın kalbinin, erkek kalbine göre daha hassas olarak tanımlandığını belirterek, kadınların yüzde 80’ininde ritim bozukluğu ve çarpıntı görülürken, “Kırık Kalp Sendromu” olarak bilinen rahatsızlığın özellikle yoğun stres altındaki kişilerde ortaya çıktığını ve bu sendromun kadınlarda erkeklere oranla 4 kat fazla rastlandığını söyledi. 

Kalp Haftası öncesinde kadın kalbi hakkında önemli bilgiler veren Memorial Şişli Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez görüşlerini şöyle ifade etti:

"Kadınlarda çarpıntı şikayetlerinin daha sık görülmesinde duygusal bir yapıya sahip olmaları ve hormonları önemli rol oynuyor.Özellikle adet öncesinde hormonların birikmesiyle, vücudun su toplamasına bağlı olarak oluşan elektrolit bozukluğu ve ödem sonucunda ritim bozukluğu ve çarpıntılar ortaya çıkabilmektedir. Çarpıntıların çeşitli türleri vardır. Çoğu masum olmasına rağmen bazı çarpıntılar hayati risk taşıyuor. Çarpıntının türünü tespit etmek için “Ritim Holteri” uygulaması ile 24 saatlik kayıt alınır ve elde edilen veriler ile birlikte tedavi planlanır. İlacın yetmediği ileri durumlarda ablasyon ve özel programlı piller de bu rahatsızlığın tedavisinde kesin çözüm olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle çarpıntısı olduğunu söyleyen kişiler mutlaka ciddiye alınmalıdır."

-AĞIR STRES YORUYOR-

Prof.Sönmez'e göre, "Ağır stres, üzüntü ve büyük travmalar sonrasında kalbin ön damarlarında spazm olurken, bu durum “Kırık kalp sendromu” olarak adlandırılıyor. Kalp krizi ile karıştırılan sendrom sırasında çekilen anjiyografide koroner damarlar tamamen normal görünürken,kalbin sol tarafında bir bozulma dikkat çekiyor. Bunun kalbin önünü besleyen ana damarda oluşan geçici bir spazmı sonucu olduğu tahmin ediliyor. Yaklaşık 3 ay süren kırık kalp sendromu sırasında oluşan ritim bozukluğu nedeniyle kaybedilen hastalar bulunuyor.

-SİGARA KULLANIMI VE İŞ STRESİ-

Prof. Sönmez sigara kullanımı ve iş stresinin kalp sağlığı üzerindeki etkileri konusunda da "Kadınların iş hayatındaki etkinliği giderek artmaktadır. Erken yaşta başladıkları yoğun iş temposuna ek olarak; aşarı sigara kullanımı, geç yaşta evlilik, anne olma yaşının ertelenmesi, doğum kontrol hapı kullanımı; daha sonra anne olanların evdeki sorumlulukları kadınların hayatını zorlaştırmaktadır. Modern yaşam içinde östrojen hormonu erken tükenen kadınlar artık otuzlu yaşlarda menopoza girebilmektedir. Kalbin içini koruyan, damarın içindeki kaygan parlaklığı sağlayan östrojen hormonunun azalması sonucu damar sertliği riski artmakta, önce tansiyon, sonra kolesterol yükseltmekte, beklenmeyen diyabet sorunlarına ilave olarak kilo ve kemik erimesine bağlı ortopedik sorunlara yol açmaktadır" dedi. 

-KADINLARA UYARILAR-

Prof. Dr. Bingör Sönmez kadınlara uyarıları şu başlıklar altında sıraladı: 

"· İlk doğum ileri yaşa bırakılmamalıdır (30 yaş altı en uygun dönemdir)
· Emzirmek kalp sağlığı için de önemlidir
· Doğum kontrol ilaçları dikkatli kullanılmalıdır
· Kesinlikle sigara içilmemelidir
· Kilo kontrolüne dikkat edilmelidir (Ülkemizde her 5 kadından 3’ü aşırı kiloludur)
· Mümkün olduğu kadar spor yapılmalıdır. Hızlı yürüyüş ve yüzme uygun olacaktır."

-MENOPOZ SONRASI EFOR TESTİ-

Menopoz sonrası döneme ilişkin olarak da Prof.Sönmez "Kalp hastalıkları kadınların hayatlarını meme, rahim kanseri gibi jinekolojik kanserlerden daha fazla tehdit etmektedir. Kadınlar kansere yakalanmaktan korktukları kadar, kalp hastalığına da dikkat etmelidirler. Özellikle menopozdan sonra her yıl efor testi yapılmalı, düzenli tansiyon, kan yağları ve kan şekeri takibi yapılmalıdır. Mümkünse 40 yaşından sonra bir bilgisayarlı anjiyografi yapılarak gelecek 10 yılın damar yapısını mutlaka görüntülenmelidir" dedi.

-KADINLARIN ŞEKERLİ GIDA SEVGİSİ RİSKLİ-

Kadınların şekerli gıda sevgisinin kalp sağlığına yönelik riskleri konusunda da Prof. Sönmez şu uyarıda bulundu:

"Fazla şeker, fazla insülin demektir. Vücut, yenilen şeker kadar değil, daha fazla insülin üretir. Kanda sürekli biriken insülinin yarattığı direnç (insülin direnci) felaketin başlangıcıdır. Kanda serbestçe dolaşan insülin dolaylı olarak damar sertliğine yol açmaktadır. Özellikle diyabetik hastalar, pre-diyabetik ve obez kadınlar daha yüksek risk altındadırlar. Kadınların önce kendilerini daha sonra da çocuklarını fazla şekerden ve mısır şurubu şerbeti içeren gıdalardan uzak tutmaları gerekmektedir. Bu nedenle anneler, çocuklarına evde yaptıkları tatlılardan yedirmelidir. İçinde pancar şekeri olan tatlılar tercih edilmelidir. Aynı şekilde kadınları tüm aileyi marine edilmiş etlerden (salam, sucuk, sosis …) tutmakla da sorumludurlar. Eğer Kayseri’de komşu kasabın gözünüzün önünde yaptığı sucuğu bulursanız yiyebilirsiniz ama endüstriyel olarak üretilmiş bu tür yiyeceklerden uzak durunuz."

-YEMEKLERDE ZEYTİNYAĞI-

Prof. Sönmez,sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek "Zeytinyağını bir yağ olarak değil, ilaç gibi düşünmek gerekmektedir. İngiltere’de eczanelerde satılan zeytinyağı, oldukça kıymetli bir gıdadır. Tereyağı da çok önemli bir yağ ama makul ölçüde tüketilmelidir. Sabah kahvaltıda 4 çay kaşığı yenilmesi ya da pilava bir çorba kaşığı atılması sorun yaratmaz ancak kaşık kaşık tüketilmemelidir" dedi. (ANKA)
(NÇ/ÖZK)



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.