Hayatını lösemili çocuklar için adadı

ANKARA'DA yaşayan 46 yaşındaki Şenol Doğanyiğit, 20 yıldır kan kanserine yakalanan lösemili çocuklara trombosit bağışı yaparak hayata tutunmalarını sağlamaya çalışıyor. 20 yılda 450 üniteden fazla trombosit kan bağışı yaptığını...

Sağlık 29.02.2016, 12:30
Hayatını lösemili çocuklar için adadı
ANKARA'DA yaşayan 46 yaşındaki Şenol Doğanyiğit, 20 yıldır kan kanserine yakalanan lösemili çocuklara trombosit bağışı yaparak hayata tutunmalarını sağlamaya çalışıyor. 20 yılda 450 üniteden fazla trombosit kan bağışı yaptığını ifade eden Doğanyiğit, "Gözü yaşlı anne ve babaları gördüm. Çocukları için çırpınışlarını izledim. Gördüklerim beni derinden yaralamıştı. Benim için birinci öncelik çocukların yaşaması. Bağış yaptığım çocukları ve gençleri yakından takip ediyorum. Aileleri ile yakın temas kuruyorum, durumlarını takip ediyorum" dedi.



GÖNÜLLÜ TROMBOSİT BAĞIŞÇISI OLDUM

Trombosit kan bağışının lösemili çocukların olmazsa olmazı olduğun ubelirten Şenol Doğanyiğit, "Bazı hastalara her gün, bazı hastalara haftada bir kez verilmesi gerekiyor. Çocuklar hastanelerde, aileleri hastahane kapılarında can çekişiyorlar. Bunları görüp, yaşadığım için, gönüllü trombosit bağışçısı oldum ve ayda iki kez hiç bir beklentim olmadan bağışta bulunuyorum" dedi. Aynı zamanda profesyonel olarak dağ sporları yapan Doğanyiğit, zirve yaptığı dağlarda trombosit bağışı yaptığı çocuklara moral vermek, dağcı arkadaşlarını trombosit bağışçısı yapmak için pankartlar açtığını, bağış yaptığı çocukların resimlerini ise tişörtlerine baskı yaptırarak ilgi çekmeye çalışdığını kaydetti. Doğanyiğit, "Türkiye genelinde 300 binden fazla lösemi hastası var. Çocukları içeride bu amansız hastalıkla can çekişirlerken, gözü yaşlı yakınları da hastane kapılarında trombosit bağışçısı bulma derdine düşüyorlar. Bu nedenle sağlıklı ve duyarlı insanlar trombosit bağışları ile lösemili hastaların yaşama tutunmalarını sağlayabilirler" dedi.



GÖZÜ YAŞLI ANNE VE BABALARIN ÇIRPINIŞLARINI İZLEDİM

Ankara'da bir hukuk ofisinde adli katip elemanı olarak çalışan Şenol Doğanyiğit, "ilk trombosit bağışını 1995 yılında İstanbul'da 4 aylık askerken nöbetçi subayın kan bağışı anonsunu duyduğumda, nöbet saatim yaklaşıyordu. Nöbetten kaytarmak için kan bağışı anonsuna iştirak edeceğimi belirtim. Bağışçıları bir araca bindirerek hastaneye götürdüler. Ben normal kan bağışı yapacağımı sanıyordum. Ama sağlık teknisyenleri benden alınan kanı bir kolumdan alıp diğer kolumdan geri veriyorlardı. Daha önce kan bağışı yaptığım için durumu merak edip sordum. İlk defa orada lösemili hastalara trombosit kan bağışı yaptığımı duydum. Bağış işlemi bir saatten fazla sürmüştü. Daha sonra dışarıya çıktığımda gözü yaşlı anne ve babaları gördüm. Çocukları için çırpınışlarını izledim. Gördüklerim beni derinden yaralamıştı. Daha sonra bu konuyu derinden inceledim ve araştırdım. Araştırmalarım ve gördüklerim sonrasında gönüllü trombosit bağışçısı olarak kendimi adadım. 20 yıl önce başladığım trombosit bağışçılığımı halen sürdürüyorum. Bu zaman içerisinde 450 üniteden fazla bağışlarda bulundum. Sağlıklı insandan ayda iki kez bağışı kabul ediliyor. Bağışlarımı öncelik olarak çocuklara ve gençlere hiç bir karşılık beklemeden yapıyorum. Benim için birinci öncelik çocukların yaşaması. Bağış yaptığım çocukları ve gençleri yakından takip ediyorum. Aileleri ile yakın temas kuruyorum. Durumlarını takip ediyorum. Şimdiye kadar bağış yaptığım 23 çocuk yaşamını kaybetti ve beni çok üzdü. Anadolu'dan gelen fakir ailelerin durumları daha acı. Bir tarafta çocukları tedavi görürken yakınları ise hastane önlerinde günlerce, aylarca sıkıntılı günler yaşıyorlar" dedi.

13 yıldır profesyonel dağ sporları yaptığını da belirten Doğanyiğit, "Çıktığımız dağların zirvelerinde Trombosit kan bağışı yaptığım çocuk ve gençlere moral vermek, dağcı arkadaşlarımın bu konuya ilgilerini çekmek için pankartlar açıyorum. Bağış yaptığım çocuk ve gençlerin resimlerini tişörtlerime baskı yaptırarak trombosit kan bağışının önemine dikkat çekerek mesajlar vermeye çalışıyorum. Sağlıklı insanlar ayda 2 kez trombosit kan bağışı yaparak çocukların hayata tutunmalarını sağlayabilirler. düzenli olarak çocuklar öncelikli olmak kaydıyla ayda iki kez bağışta bulunuyorum. Türkiye'de 300 binden fazla lösemi hastası var. Bu hastaların yüzde 10'u hayatlarını kaybediyorlar" diye konuştu.



FOTOĞRAFLI

 

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
bayan gömlek instax SEO Stratejileri ile Kalıcı Çözümler!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@