11 Kasım 2017 Cumartesi 19:43
Bir Garip 10 Kasım - Şaban Özdemir yazdı

BİR GARİP 10 KASIM
Ülke aynı, 
Toprak aynı,
Yine nefes alınıyor, 
Ekmek yinip, su  içiliyor. 
Güneş yine doğudan doğdu. 
Ağaçların dalları duruyor, gökyüzünde bulutlar var.
İnsanlar işine, öğrenciler okullarına gidiyor. 
Bacalardan dumanlar tütüyor, fırınlarda ekmek üretiliyor.
Ben yine aynı ben.
Peki garip olan ne? 
Garip olan şimdiye kadar gördüğüm,  fakat bu halde görmediklerim.
Aman Allah’ım!!!! bu da ne?!!!


Daha dün yakamdaki Atatürk rozetini görünce sanki cin çarpmış gibi, ağzı bir yana gözü bir yana kayanların yakalarında Atatürk kokartları. 

Gözlerime inanamıyorum!!! boynumda ki Atatürk resimli  kravat varken yanıma yaklaşmaya korkanların boyunlarında meydanlara asılmış Atatürk afişleri gibi kravatlar var. 

10 kasımlarda Atatürk büstlerine minicik yürekleri Atatürk sevgisi ile dolu yavruların getirdikleri gülleri koyarken;  fazlada abartmayın, şatafata gerek yok  bu kadar yeter diyenlerin kucaklarında çeşit çeşit rengarenk güller dolu.

 İl düzeyinde anma programına gitmemek için şeytanın dahi aklına gelmeyecek envay türlü bahane uyduranlar,  cümbür cemaat Atatürk anıtına ben daha önce geldim, en iyi Atatürkçü benim görüntüsü vermek için; en hızlı atletlere taş çıkartacak şekilde koşanlarımı dersin. 

Daha dün zoraki törene gelmiş fotoğraf karesinde görünmeyim diye,  Atatürkçülerin arkasına saklananların; bugün fotoğraf karesinde bende yer alayım diye,  birbirini çiğnemeleri mi dersin. 

Cumhuriyetin aydınlık  yüzlü Mustafa Kemal’in öğretmenleri, eğitim emekçileri anıtlara çelenk koymak için mücadele ederken, tören adabı var diye  ayıplatıp tutanak tutanların,  çelenk önlerinde poz verişlerini mi diyeyim.  

Atatürk köşeleri kaldırırken bıyık altından gülen diyeceğim ama, bıyık  badem olunca gülmeyi gizleyecek kadar kıl olmadığından;  hatta bazıları badem bile değil,  daha çağla bıyıkların altından pis pis sırıtırken,  bugün aynı çağla bademlerin  büyük bir nezaket ve sevgiyle,  10 Kasım anısına hazırlanan köşelerdeki  resimleri düzeltip kadrajlara poz verişlerini mi deyim size. 

1938 de zulüm bitti diyenleri yere göğe sığdıramayıp,  meydanı boş buldukça bol keseden üfürenlerin mikrofonu kapıp Atatürk’ten övgülerle bahsetmesi, liderliğini, büyüklüğünü, bugün varsak Atatürk’ün sayesinde varız diye  ballandıra ballandıra anlatanları mı diyeyim. 

 90 yıllık zulüm ve reklam arası diyenler ve türevlerinin Atatürk’ü,  Cumhuriyeti,  Cumhuriyetin kazanımlarını iştahla anlatanları mı dersin. 

Camilerde adını ağzına dahi almadıkları, hatta dinsizlikle suçladıkları Atatürk için; sela veren,  yasini şerif okuyan  mevlidi şerif okutanları mı dersin. 

Bugün bir gariplik var! Bu 10 Kasım garip bir 10 Kasım!

 Acaba hala uyanmadım mı! bende bir değişiklik, bir gariplik mi var! diye kendimi bir kez daha yokladım. Vallahide billahide akli melekelerim yerinde.  

Ben yine aynı ben. 

Boşa koyuyorum dolmuyor, doluya koyuyorum almıyor. 

Yok yok bu 10 Kasımda bir gariplik var.

Anıtkabir yazmayı daha beceremeyenler,  90 yıllık enkazı devraldık diyenler, sokaklardan, meydanlardan, okullardan, salonlardan, statlardan  Atatürk ve  Cumhuriyet adını kaldıranlar!!   Meydanlara afiş asıp otobüsler,  trenler  kaldırıyor. Ata’nı huzuruna minnet ve şükranlarını sunmaya gidiyor. Çok geçmedi daha Anıtkabir’e Ata’nın huzuruna çıkmak isteyenlere yollarda izin vermeyen, otobüsleri yollardan çeviren, Tandoğan Meydanı’nda Mustafa Kemal’in öğretmeniyiz diye haykırdıkları için; kışın ortasında tomalarla kimyasal madde karışımlı sularla ıslatıp biber gazı sıkan,  tekmeleyip  çiğneyen,  boğazını sıkıp, ters kelepçe takan Emniyet teşkilatından 79. Yıl panelleri Anıtkabir ziyaretleri!!!!

Vallahi de billahi de,  bu 10 Kasım garip bir 10 Kasım!

Bugün gördük ki sen ölmemişsin büyük  Atatürk.

Yüreklerde de yaşamıyorsun. 

Sen ülkenin değil, dünyanın havasında da varsın,

Suyunda da taşında toprağında da varsın. 

Sokağında, fabrikasında da varsın. Sanatında sporunda da varsın.

Eğitiminde de,  adaletinde de varsın. Senin olmadığın hiçbir yer yok. Sen yoksan öyle bir işte, öyle bir eğitimde, öyle bir sanatta, öyle bir yaşamda yok.

Bugün 10 Kasım yas varmış! Bayraklar yarıya inmiş!

Yas ölüye, büyük acıya, ülkenin başına gelen büyük bir felakete tutulur.

Sen ölmedin ki!  hatta 10 Kasım da milyonlarca kez bir daha doğdun.

Bayraklara yarıya inmedi Cumhuriyetine,  eserlerine, fikirlerine düşman olanlar bugün sıfıra indi. 

Büyüktün büsbüyük oldun.

Yüceydin yüsyüce oldun. 

Kocamandın  koskocaman oldun.

Fotoğraflarını makam odalarından kaldıranlar, 

Ellerinde tara ile balta ile heykellerine saldıranlar,

Şahsına ve ailene dil uzatanlar kapının önüne yığıldı

Dokuzu beş geçe “ çakılıp kaldım”! Diyenler mozolenin önünde saygı duruşuna geçti.

Evinin önü o kadar kalabalıktı ki, bırak iğne atıp yere düşsün;  Allah’ın  havasının  sığacak yeri  yoktu.

Gerçekten bir garip 10 Kasımdı,  bu 10 Kasım

Mezarlıktan eve gelmeden unutulanların olduğu ülkede, 79 yıl geçmesine rağmen hala öldüğüne bile inanılmayan bir 10 Kasım.

Doğuyla batısıyla,

Açığıyla kapalısıyla, 

İnançlısıyla inançsızıyla;

Çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla,

Kadınıyla erkeğiyle

Müslümanıyla gayrimüslimiyle

En garip olanı da, daha düne kadar ihanet içinde olanların bile; Mustafa Kemal  ATATÜRK’ün birleştirici tek güç olduğunu gizlenemeyeceği, inkar edemeyeceği;  garip bir 10 Kasım.

Bende bir gariplik yok. Ben yine aynı benim. Pir Sultan ABDAL’ın dediği gibi: “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.” Yılmadan yorulmadan da yoluma devam edeceğim. 

Naçizane önerim; Mustafa Kemal ATATÜRK’ü yeni keşfedenler, yeni yeni anlayanlar;   

Bu 10 Kasımda ne yiyip ne içtiyseniz,  23 Nisanlarda, 19 Mayıslarda, 30 Ağustoslarda ve  29 Ekimlerde de aynısını  yiyip için.

Özgürlük için, 
Barış ve kardeşlik için,
Çağdaşlık için,
İnsanca bir yaşam için,
Ve tam bağımsız bir Türkiye için,
Cumhuriyetle kalın
Atatürk’le Kalın.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ekrem GÖÇMEN 2017-11-11 20:45:21

Bir bölümü belki anlar Atatürk'ü
Bekleyip göreceğiz. Takiyye mi gerçek mi?

Avatar
Aydın Önal 2017-11-12 16:34:51

Kalemine yüreğine sağlık kardeşim.