21 Kasım 2017 Salı 21:27
Öğretmen olmak

Öğretmen olmak, bir çocuğun yüreğine dokunmak ve ona gelecek için hedef belirlemesinde rehber olmaktır.

Öğretmen olmak, tüm olumsuz koşullara rağmen umudunu yitirmeyip, bir milletin makus talihini yenmek için savaşçı olmayı seçmektir.

Öğretmen olmak, ilkokul birinci sınıftan itibaren ölüm döşeğine kadar sürekli çalışmak ve daima öğrenci kalmaktır.

Öğretmen olmak, temel etik değerleri, inançları ve yaşam biçimini özümsemek, ona göre yaşamak ve öğrencilere yaşatmaktır.

Öğretmen olmak, bir mum gibi yanıp çevresine hiçbir beklenti olmadan ışık saçmak ve yol göstermektir.

Öğretmen olmak, okulu olmayan köye okul yapımında lider olmak, eğitimle ilgili her şeyi, yoktan var edecek motivasyona sahip olup okulu kurmaktır.

Öğretmen olmak, imkânsızı isteyip gerçekçi olmak ve hedefe kilitlenip öyle kalmaktır.

Öğretmen olmak, mensubu olduğu milleti, devleti hiçbir karşılık beklemeksizin sevmek ve saymaktır.

Öğretmen olmak, gökkuşağının ardını arayan, hayalleri olan nesiller yetiştirmektir.


Öğretmen olmak, bilgi dünyasının emekçisi olmak ve sürekli bilgi üretme işinin neferi kalmaktır.

Öğretmen olmak, sürekli büyüyen, gelişen ve çağdaşlaşan Türkiye için mücadele etmektir.

Öğretmen olmak, kişisel beklentilerden ve çıkarlardan uzaklaşıp mensubu olduğu Yüce Türk milletine kendini adamaktır.

Öğretmen olmak, öğrencilerin bitmeyen, tükenmeyen bilgi yolculuğunda paydaşı olmaktır.

Öğretmen olmak, zorluklar karşısında yılmadan, bıkmadan, usanmadan sürekli mücadele etmektir.

Öğretmen olmak, hayatını, başkalarının hayatı için harcamak ve topluma vakfetmektir.  

Öğretmen olmak, politik mülahazalara kapılmadan her şeye rağmen öğrenciden yana, bilimden yana, adaletten yana olmaktır.

Öğretmen olmak, bu günden yarını görmek ve yarınları inşa etmek için çaba sarf edecek enerjiye sahip olmaktır.  

Görüldüğü gibi öğretmene yüzlerce rol yükleyebiliriz. Bu durumun uygulamada ne kadar etkisi olur, onu bilemeyiz. Bildiğimiz ise, iyi bir öğretmen; kötü bir programı, olumsuz çevre faktörlerini, işlevsel olmayan materyali, dezevantajlı aileyi, kırık dökük fiziki yapıyı ortadan kaldırıp başarıyı yakalayabilecek kapasiteye sahip olduğudur. Eğitimin en önemli ve stratejik parçası öğretmendir. Nerede ve ne zaman yapıldığını hatırlamadığım ve pek çok eğitimcinin kullandığı bir araştırma vardı. Araştırmaya göre öğrencilerin başarısının %50’si genetik özelliklere, %30’u öğretmene, %10’u çevreye, %9’u aileye ve %1’i de teknolojiye bağlı olduğu ileri sürülmekteydi. Öğrenci başarısında genetik faktörleri belirlemek elimizde olmadığına göre, elimizde olan %30’luk etkisi olan öğretmene yatırım yapmak, en mantıklı seçimdir. Milli Eğitim Bakanlığı, %1’lik etkisi olan teknolojiye, Fatih projesine trilyonluk kaynak aktararak yatırım yaptı. Başka bir anlatımla %1’lik etkisi olan teknolojiye yatırım yaparak %30’luk etkisi olan öğretmene yatırım yapmaktan vaz geçti. Eğitim teknolojisine karşı değilim. Sadece önceliğim öğretmen. Sonuç olarak ne ürettik? Dünyanın sözde pırlantası olan bir eğitim sistemine sahip olduk…

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mnimet 2017-11-21 23:09:46

24 Kasım'da memur öğretmenleri bütçeye ek bir maliyet olmadan Kurumlararası geçişi yeniden verilmesini diliyorum