Ak Partili Ahmet Sorgun'dan 28 Şubat Açıklaması!

Ak Parti (Adalet ve Kalkınma Partisi Konya Milletvekili Ahmet Sorgun Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda gündem dışı söz alarak 28 Şubat ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Ahmet Sorgun yaptığı konuşmada "28 Şubatı yalnızca tek başına değerlendirirsek eksik bir değerlendirme yapmış oluruz. 28 Şubatı 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 15 Temmuz darbeler zincirinin, darbeler halkasının bir parçası, ara durağı olarak görmek gerekir" ifadelerini kullandı.

Politika 11.02.2020, 17:09 11.02.2020, 22:08
Ak Partili Ahmet Sorgun'dan 28 Şubat Açıklaması!

Ak Parti (Adalet ve Kalkınma Partisi Konya Milletvekili Ahmet Sorgun Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda gündem dışı söz alarak 28 Şubat ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Ahmet Sorgun yaptığı konuşmada "28 Şubatı yalnızca tek başına değerlendirirsek eksik bir değerlendirme yapmış oluruz. 28 Şubatı 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 15 Temmuz darbeler zincirinin, darbeler halkasının bir parçası, ara durağı olarak görmek gerekir" ifadelerini kullandı.

Ahmet Sorgun'un TBMM'de yaptığı konuşma şöyle;

Değerli milletvekilleri, 28 Şubat üzerine bugüne kadar elbette çok konuşuldu yazıldı çizildi. 23'üncü yılına girdiğimiz bugünlerde de yine çok konuşulacak, yazılacak çizilecek ama 28 Şubatı yalnızca tek başına değerlendirirsek eksik bir değerlendirme yapmış oluruz. 28 Şubatı 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 15 Temmuz darbeler zincirinin, darbeler halkasının bir parçası, ara durağı olarak görmek gerekir. Resmin bütününü, fotoğrafın büyüğünü görmezsek yüzeysel, sathi bir değerlendirme yapmış oluruz. Küresel egemenlerin ülkelere ve toplumlara biçtikleri roller, konumlar vardır, sınırlar vardır. Eğer çizilen sınırlar, biçilen roller aşılmak istenirse değişik metotlarla, modern, postmodern, sofistike yollarla toplum hizaya getirilmek istenir. Genellikle de yerel aktörler kullanılır. Ömrühayatımda 5 darbe görmüş birisi olarak bu girişimlerin ülkemize, insanımıza, ekonomimize, demokrasimize nelere mal olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bunun için bu darbeler serisinin ortak özellikleri üzerinde durmak istiyorum. Darbelerin yerlisi ve millîsi olmaz. Bugüne kadar hiçbir darbe dış destek olmadan yapılmamıştır. 12 Eylül 1980 gününü hatırlayın. Saat 03.30'da Ankara'da Washington'a çekilen mesajları hatırlayın. Yine, 15 Temmuzun ilk saatlerinde ABD'den yapılan taraflara itidal çağrısını hatırlayın. Bu çağrının anlamı nedir? Darbecilerle darbeye karşı duranları aynı meşruiyette görmek değil midir? 28 Şubat sürecinde Avrupa Birliği büyükelçilerinin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı nezdinde o günkü Büyükelçimiz olan Yalım Eralp'e, doğrudan el koymamaları şartıyla askerlerin yönetime müdahalesine sıcak baktıklarını söylemesi ne anlama geliyor? Bütün darbeler halkın seçtiği sivil, meşru yönetime karşı yapılmıştır. Yani darbeler halk iradesine, millet egemenliğine karşı yapılmıştır. Yine, bütün darbelerde darbe öncesi, toplumun darbeye karşı direncini kırabilmek için kaos ortamı oluşturulur, zenginliğimiz olan farklılıklarımız bağlamından çıkartılarak keskinleştirilir, kışkırtılır ve ayrılığa dönüştürülür.

Hatırlayın, 12 Eylül öncesinde sağcılığın, solculuğun nasıl kullanıldığını; sabah birinin eline tutuşturulan silahın aynı el tarafından akşam diğerinin eline tutuşturulduğunu hatırlayın. Güya, ülkede sıkıyönetim var. Darbe ortamının oluşması için oluk oluk kan akmasına göz yumanların veya sebep olanların günü gelince saat 03.00'te çaldıkları bir düdükle ülkeyi nasıl sütliman hâle getirdiklerini unutmadık. Yine, 28 Şubat sürecinde Ali Kalkancı, Fadime Şahin, Müslüm Gündüz tiyatrolarını da unutmadık. Bu rolleri onlara kim verdi? Nerede o boylarından büyük sopalarla şehirlerin meydanlarında arzıendam ettirilenler? Ellerine tutuşturulan tahta tüfeklerle rejim değiştirmeye kalkanlar nerede?

Bütün darbelerin ortak kaybedeni millettir. Darbelerin ekonomik ve sosyal faturasını milletimiz ödüyor ama kaymağını iç ve dış egemenler, hortumcular yer. Daha öncesi ve sonrası, postal parlatıcılarının da kimi temelli senatör olur kimi banka veya şirket yöneticisi. Darbelerin bir de hacıyatmazı var: Darbeler serisinin hep koruyup kollananı FETÖ. 12 Eylülde ismi, güya, arananlar listesinde ama o aleni şekilde şehir şehir dolaşıyor, ağlarını örüyor. 28 Şubatta herkese kan kusturulurken, gazeteciler andıçlanıp sermaye rengârenk boyanırken, kebapçılar bile fişlenirken alan, FETÖ'ye sonuna kadar açılıyor. 15 Temmuzdaysa durum biraz farklı, 15 Temmuzun kazananı millet, kaybedeni FETÖ.

Ama bu sefer de FETÖ'ye kuklalar değil asıl kuklacı sahip çıkıyor, koruyup kolluyor.

Değerli milletvekilleri, bütün darbeler bize, bizi biz yapan değerlere, birliğimize karşı yapılmıştır. Darbeler, Anadolu insanını tasfiye etme harekâtıdır. Darbeler, enerjimizi içeride tüketme, boşa harcama ameliyesidir; hedeflerimizden vazgeçirme, ufkumuzu karartma, tökezletme ve diz çöktürme ameliyesidir. Darbe darbedir, darbenin iyisi olmaz. Kim yaparsa yapsın, kime karşı yapılırsa yapılsın, nerede yapılırsa yapılsın, ne için yapılırsa yapılsın,darbeler kötüdür, gayrimeşrudur. Hep birlikte darbecileri ve darbeseverleri halk içine çıkamaz, insan yüzüne bakamaz hâle getirmeliyiz diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. 

"Kamu Gündemi mobil uygulamalarını indirerek yeni ilanlardan ve gelişmelerden anında haberdar olabilirsiniz. IOS uygulaması veya Android Uygulaması yeni yayınlanan ilanlardan ve son dakika gelişmelerden haberdar olmanız için cep telefonunuzda olması gereken tek uygulamadır. Aynı zamanda Kamu Gündemi'ni twitterfacebook ve instagram gibi sosyal medya platformlarından da takip edebilirsiniz."

KAMU GÜNDEMİ | ANKARA

Yorumlar (0)
Yeni Nesil e-Ticaret Omni Ticaret
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@