Öğretmenlik rutin bir iş değil - Gurbet Duymuş

Lider Eğitimci Yazarlar Derneği Adana İl Başkanı Gurbet Duymuş, Lider Eğitimci Yazarlar Derneği’nin eğitime, eğitim sorunlarına pozitif anlamda bir bakış açısı getirmek olduğunu söyledi.

Öğretmenlik rutin bir iş değil - Gurbet Duymuş

Lider Eğitimci Yazarlar Derneği Adana İl Başkanı Gurbet Duymuş, Lider Eğitimci Yazarlar Derneği’nin eğitime, eğitim sorunlarına pozitif anlamda bir bakış açısı getirmek olduğunu söyledi.

02 Eylül 2018 Pazar 12:49
Öğretmenlik rutin bir iş değil - Gurbet Duymuş

Lider Eğitimci Yazarlar Derneği Adana İl Başkanı Gurbet Duymuş, Lider Eğitimci Yazarlar Derneği’nin eğitime, eğitim sorunlarına pozitif anlamda bir bakış açısı getirmek olduğunu söyledi.

Mesleğini ve öğrencilerini çok sevdiğini belirten Gurbet Duymuş, “Eğitimde temel problem öğretmenin öğretmene bırakılmaması; yöneticinin, velinin her şeye müdahil olması, bu durum öğretmenin yaratıcılığını sınırlar, hareket alanını daraltır, öğretmenlik rutin bir iş değildir” dedi.

Gurbet Duymuş, “Canla uğraşıyorsunuz, uğraştığınız eşya değil; dolayısıyla da bu güzel olmadı ‘Atayım, yenisini alırım, yaparım’ deme şansınız yok. Kaybedecek bir tek çocuğumuz yok; vicdan ve merhametle hareket etmek durumundasınız. Sürekli kafasına vurulan öğretmen üretmez” diye konuştu.

Kendini eğitime adamış bir nefer;

Gurbet Duymuş

“Parantez”in bu haftaki röportaj konuğu Lider Eğitimci Yazarlar Derneği Adana İl Başkanı Gurbet Duymuş’du. Çok satanlar arasında yer alan “Ruhumda Perdeler” adlı kitabın da yazarı olan Gurbet Duymuş ile evinde buluştuk. Evinin terasında bizi ağırlayan Gurbet Duymuş, kendinden bahsederken, kendisini eğitime, sanata ve sosyal duyarlılığa adamış bir nefer olarak tanımladı.

İşte Gurbet Duymuş röportajı;

Öncelikle sizi yakından tanıyabilir miyiz? Gurbet Duymuş kimdir?

Gurbet Duymuş, kendini eğitime, sanata ve sosyal duyarlılığa adamış bir neferdir, diyerek kendimi tanımlayabilirim. Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğini bitirdikten sonra İstanbul’da başlayan öğretmenlik hayatını Van ve ardından Adana’da devam ettirdim. Uzun yıllardır Adana eğitim camiasında güzel projeler ve çalışmalar yapmaya, öğrencilerimizin başarısı, eğitimimizin kalitesi için kafa yormaya çalıştım, ardımda güzel izler bırakmaya çalıştım. Değişik dergi ve gazetelerde köşe yazıları, eğitim, sanat ile ilgili yazılarda yer aldım. Önceleri dersimizturkce.gen.tr, şimdilerde dersimizturkce.net’te yöneticiyim. Eğitim adına binlerce eğitim materyali, ders notu üreterek öğretmen ve öğrencilerin kullanımına sundum. Adana okullarında şair-yazar söyleşilerinin organizasyonu, İki Devlet Tek Millet Şair Bakışlı Kalemler Antoloji Yazarlığı “26-31 Mayıs 2014” tarihleri arasında gerçekleştirilen 01 Kültür Sanat ve Edebiyat Festivali Projesi’nin fikir sahibi, proje yazılımcısı ve koordinatörlüğünü yaptım. Türkiye’nin en büyük sanat birliklerinden olan İLESAM’ın üyesiyim, Lider Eğitimci Yazarlar Derneği üyesi ve Adana İl Başkanı olarak görev yapmaktayım. Daha önceleri Ankara Sanat Platformu Adana İl Başkanlığı görevini yürüttüm. Ortaokul ve lise düzeyindeki okullarımızda “Türkçe’nin doğru ve etkili kullanımı, temiz Türkçe, dilimize, milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmak” konularında konferanslar vermekteyim.

Öğretmenlik ulvi bir meslek. Güzellikleri olduğu kadar zorlukları da var mı?

Mesleğimi, öğrencilerimi çok seviyorum. Çevremde tam bir işkolik olarak tanımlanırım. Dolayısıyla zorluklarından ziyade güzelliklerine odaklandığım için minimum sıkıntı felsefesiyle hareket etmekteyim. Alo 147’ye Adana’da ilk kez teşekkür edilen öğretmenim ki biliyorsunuz şikayet hattıydı. Dalda diken ararsanız gülü görürsünüz; benim derdim hep “gül”dü gülü görmeye çalıştım. Emeğimi, ruhumu, sevgimi çoğu kez çocuklarımdan çok fazla öğrencilerime sundum. Sonunda yüreklerde dokunuş, kubbede hoş bir sada bırakabildiysem ne mutlu bana… Eğitimden keyif aldım, geride bir yığın yaprak bıraktım, güzel olanı çokça fazlaydı; şükür diyorum. Eğitimde temel problem öğretmenin öğretmene bırakılmaması; yöneticinin, velinin her şeye müdahil olması, bu durum öğretmenin yaratıcılığını sınırlar, hareket alanını daraltır, öğretmenlik rutin bir iş değildir. Canla uğraşıyorsunuz, uğraştığınız eşya değil; dolayısıyla da bu güzel olmadı “atayım, yenisini alırım, yaparım” deme şansınız yok. Kaybedecek bir tek çocuğumuz yok; vicdan ve merhametle hareket etmek durumundasınız. Bu durumda ise veli, öğretmen, okul yönetimi eşgüdüm içinde çalışmak durumundadır. Sürekli kafasına vurulan öğretmen üretmez. Standart durumlar denetlenmeli ama öğretmenin yeteneklerini, kendine özgü değerlerimizle örtüşen tüm güzellikleri öğrencisine yansıtabileceği bir hareket alanı tanınmalıdır. Ben öğretmenin hareket alanının daralmış olmasını mesleğin zorluğu olarak görüyorum.

Geçtiğimiz günlerde Ruhumun Perdeleri adlı kitabınız çıktı. İmza günü de yapmıştınız. Kitabınızın ana teması neydi?

Kitabım çıktı, evet. Çok keyifli bir imza günüydü, kalabalık bir okur grubu, dostlar… İnsan heyecan duyuyor, duygulanıyor. Kitabı, “insana, tabiata, hayata, ölüme, aşka, eğitime bakış” felsefemi yansıtıyor. Hayat, inanç ve insan karşısında duruşumu, yaşama tutunma çabamı; acı, öfke, sevinç ve gözlemlerimi içeriyor. Kitap şiir, deneme sohbet türü yazılar ve sözlerden oluşuyor. Kitabıma adını veren şiirim “Ruhumun Perdeleri” aslında duruşumu özetler nitelikte.

 “Tahammülüm kalmadı aleme

Aşk ülkesine seferiyim

Ruhumu açmak dilerim

Ben bu sırlı perdenin kalemiyim” (Ruhumun Perdeleri’nden bir paragraf)

Kitabım hayat karşısında bazen susuş, bazen haykırış, bazen acı, bazen öfke ve bazen de öfke dolu duruş serüvenimi sembolize ediyor.

Kitap yazma serüveninizden de bahsedebilir misiniz?

Uzun zamandır yazıyordum. Profesyonel yazılar değildi, bunlar birer kalem tecrübesi… Rahatlamak kendimi satırlara anlatmak ve satırlarda kendimi dinlemek için yazdığım yazılardı bunlar. Bazen kimseyle paylaşmak istemediğim sevinçlerim, dalarım kalemde dile geliyor, kelimelerde dinleniyor, kelimelerle dertleşiyordum. Hulasa huzuru kelamda bulmuştum, böyle olması da beni memnun ediyordu. Bir gün bir dost sohbetinin ardından dostum bence miladım olan Murathan Mungan’ın şu satırlarının fotoğrafını gönderdi bana. Bu satırları belki daha önce de okumuştum ama düşünmemiştim üzerinde ya da işime öyle gelmişti. Şimdi çok daha büyüleyiciydi ve beni çağırıyordu. “Herkes inanılmaz bir hikayesi olmasını ister bu hayatta; kendisini özel, önemli, değerli ve seçilmiş biri gibi hissetmesine yarayacak inanılmaz tuhaflıkta çarpıcı, çeşitli anlamlarla yüklü, dolgun bir hikayenin sahibi olmak ister. Yolunun üstünde kendini bekleyen bir hikaye… Oysa hikaye dediğin zamanın olgunlaşmasıdır insanın elinde. Elindekileri kullanmasını bildikçe, hiçbir hikaye gelip seni bulmaz sen yürümedikçe. Sen göze alacaksın ki hayat=senin hikayeni sersin gözler önüne. Bu satırlar bir kıvılcım oldu bende. İlk defa ciddi anlamda yazılarımı biraraya toplama gereği duydum. Kimi zaman saman kokulu sayfalara dökmüştüm hissiyatımı kimi zaman pembe sayfalara, kimi zaman defterciklerin kenarına karalanmış birkaç dize… Sayfa aralarında kalmış yazılar ve daha niceleri… Bir araya gelirlerse ruhumdan serpintiler olur diye düşündüm. Yayınlanmış, kıyıda, köşede birçok yazı… Aşk ile koyuldum ya da ama o da ne ruh sayfalarım sonsuzluğa karışmıştı. Yoktu yazılarım, yoktu işte! Söz vermiştim kendime, söz vermiştim dostuma. Yazacaktım, yazılarım gizli kalmayacaktı. Taşan bardaktan taşanlar toplanıp yerine konacaktı. Hak inayetiyle elde olan yazılar toplandı ve şu satırlar döküldü yürekten; göze alacaksın ve korkmayacaksın yazmaktan. İşte o zaman çıkın elden ele dolanır ve bir karun hazinesi olup göz sevgisine gönül perdesine açılır. Kitap son raddeye gelmiş, baskıya girilecek, vazgeçtim. Necip Fazıl’ı, Fuzuli’yi, Nedim’i, Karacaoğlanlar’ı, Tanpınarlar’ı Nazan Bekiroğulları’nı bilince yazdıklarınız yavan geliyor. Gel gitler arasında girildi baskıya. Şükür, Elhamdülillah…

Okurlarınızdan aldığınız geribildirimleri Gazette Eğitim okurları için paylaşabilir misiniz?

Dönüşler; müthiş, onurlandıran, keyif veren hatta havaya sokan kısacası çok güzeldi.

Bunların hepsini gerçekten siz mi yazdınız?

Evet ben yazdım. Kitibımla ilgili yorumlar da çok özeldi. Öğrencilerim, Dostlarım, “geç kalmış bir kitap”… “Kitabı bitirmek istemiyorum, okumak tekrar tekrar okumak istiyorum. Ruhuma öyle iyi geldi ki…” Ayşen Akmeşe. “Başarılı şiirler, üslubun güzel” Prof. Dr. Nurullah Genç. “Bu kitap beni yeniden aşka getirecek” Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil. 

Önümüzdeki günlerde yeni bir kitap yazmayı planlıyor musunuz?

Halihazırda devam eden bir yazma serüvenim, bir süre yayınlamaya ara verdim. Ama epey de birikim yaptım. Neden olmasın diyorum.

Lider Eğitimci Yazarlar Derneği’nin Adana İl Başkanı oldunuz. Derneğin misyonu, amacı nedir?

Derneğimiz; eğitime dair fikri, bakış açısı olan herkesin paydaş olarak bir arada olduğu bir dernek. Eğitime, eğitim sorunlarına pozitif anlamda bir bakış açısı getirmek ülke eğitimine olumlu anlamda katkıda bulunmak ve anlamda fikir üretmek derneğimizin misyonudur. Ülkemizde eğitimin her anlamda çok daha iyi noktalara ulaşması için akıl teri döken, bu konuyu milli bir mesele olarak dert edinen, bu doğrultuda “Okuyan-düşünen-yazan” eğitim konusunda uygulamada yaşanan sorunları yazılarıyla dile getiren, çözüm önerileri sunan, proje üreten ve bu ortak noktalarıyla eğitim kamuoyunda yakından tanınan eğitimci yazarlar, eğitime daha etkili hizmet edebilmek için dernek çatısı altında kalemlerini birleştirmeye karar vermişlerdir. Milli Eğitim Bakanlığı’nda çeşitli kademelerde halen görev yapmak suretiyle, bizzat içinde yaşayarak eğitimin sorunlarını yerinde tespit eden ve çözüm önerileri geliştiren kurucular, aynı zamanda altı farklı sendikaya üye olup “sendikalar üstü bir anlayışla” Lider Eğitimci Yazarlar Derneği’ni 23 Haziran 2017 tarihinde İstanbul merkezli olarak resmen kurmuşlardır.

Derneğin hayata geçirmek istediği projeleri var mı?

Ülkemizin geleceği için hayati önem taşıyan eğitime herhangi bir karşılık beklemeden gönüllü olarak pozitif katkıda bulunma anlayıştan hareketle ortaya çıkan bu derneğin temel amacı, kronik sorunların çözümüne yardımcı olmak, uygulamada eğitimin önündeki engellerin ortadan kaldırılması için çaba sarf etmek, öğrencilerimize çocuk hakları çerçevesinde en iyi eğitim almaları konusunda yardımcı olmak, yönetici ve öğretmenlerin mali ve özlük haklarının geliştirilmesi için çalışmalar yapmak ve eğitim konusunda yeni projeler üretmektir. Kaynak: http://gazette.com.tr/mobil/HaberDetay.aspx?id=54605

Son Güncelleme: 07.10.2018 20:54
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.