Nereden Nereye...

Öğretmen Şaban Özdemir yazdı...

Öğretmenler 11.10.2017, 22:47
Nereden Nereye...

NEREDEN NEREYE…

Yapılan iyilikler de, kötülükler de unutulmaz diye duyar bilirdim. Ama söylenen sözlerin de unutulmadığını, unutulmayacağını yaşayarak gördüm. Sanki söz gider yazı kalır sözüne inat, onlarda unutulmuyormuş. Belleklerde bitmez tükenmez  kalemle yazılmış gibi kalıyormuş.

Heyet raporu alıp, “tam teşekküllü bir hastanenin olduğu yerde görev yapar”; koşuluna göre il merkezinde ihtiyaç olan bir okula tayin istedim. Merkez bir okula da tayinim çıkmıştı. O yıllarda müdür yetkili öğretmen olduğum için yerine öğretmen gelmeden ilişik kesemiyordun. Bekle yerine biri gelecek ki okuldan ilişik kesesin.

Bekle…..

Bekle…..

Bekle…..

Günler,

Haftalar,

Aylar geçti.

Ne gelen var ne giden. Ne de bir arayıp soran…

Kış geldi kapıya dayandı. Yağmurlar başladı mı; artık gelen olsa da, gitmek istesen de, bu kez de yollar izin vermeyecekti. Her geçen gün telaş biraz daha artıyor, umutlar azalıyor, sıkıntılar birikiyor. Bir şeyler yapmak gerekiyordu. Yanımda eşim, kucağımızda minicik bir çocuk. Aklımızda, yüreğimizde kaygılarımız; düştük İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yollarına.

Karşımızda;

Şube Müdürü!

………………………………

Daha önce de görüşmüştüm. Tanışıyorduk. Durumumuz biliniyordu. Yine de nezaket içinde selamlayıp, kendimizi tanıttık. Durumumuzu bir kez daha hatırlattık. Tok bir ses;

–Oğlum bah………. diye başlayan bir hitap. Günlerce boşu boşuna beklemiş, dertleri biriktirmiş, dağlardan döne döne inmekten sarhoş olmuş olan kafa; gergin ruh hali bir anda;

Neler oluyor?

Kim bu adam?

Ne diyor?

Ne yemiş?

Ne içmiş? Sorularıyla birlikte takozdan atlattı beni.

Arkasından aynı ses:

-Gızım bah, seni gocayın yanına vermem.

İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Bu kez takozdan atlamakla kalmayıp, zıvanadan çıkarak; freni patlamış kamyon gibi;

-Duramıyorum

-Göremiyorum

-Çekilin yoldan

-Önümde kimse durmasın

-Kaçan canını kurtarır

Moduna geçiverdim bir iki dakika içinde. Büyükkkk bir sabırla!!!!Yine de yaşına duyduğum saygı, makama duyduğum saygı, bir meslek büyüğü, bir öğretmen abi olarak bakışım nedeniyle;

Önce kendisinin bir öğretmen olduğunu hatırlattım. Öğretmene yakışmayan bir üslupla konuştuğunu, öğretmen gibi konuşmadığını söyledim. Ne kadar güzel anlatsanız da karşındakinin anlaması sizin başarınızı gösterir. Anlatamadım ve kullandığı ağzın sokak ağzı olduğunu, hatta sokakta bile olmadığını söyledim. Yine tın tın.

Eeeeee erk sahibi ya!

Altında koskoca bir koltuk var ya!

Çöplük de onun.

Karşısında da zavallı!!!!! bir öğretmen var. Höt deyince susacak, eline ayağına sarılıp af dileyecek sanıp üst perdeden konuşmaya  devam.

Ama nafile……..

-Siz bir yöneticisiniz. Ne demek oğlum, kızım……..

Sohbetimiz koyulaştı, odamız şenlendi. Odayı doldurdu koridorlara taştı. İzleyicilerimiz bile oldu. Muhabbetimiz koridorları da doldurdu. Tüm bu muhabbetler arasında Şube müdürümüzün unutmadığı unutamadığı özlü sözler “Bu makamlar, bu koltuklar kimseye kalmaz. Altındaki koltuk gittiği gün yüzüne bakan olmaz. Yanında yakınında kimse kalmaz. Selam vereniniz, selamınızı alanınız bile olmaz. Elini sıkacak, çayını içecek kimseyi bulamazsın. Ancak köpek gezdirirsin. Eğer tasmasını kurtarsa köpekte seninle gezmez” olmuş .

Benim unutamadığım ise: “Asi, dik başlı, dik kafalılık etme, efelenme!”

Kime kalmış ki; Sevgili Şube müdürüme kalsın dünya… Kim ne götürmüş ki; kıymetli Şube Müdürüm koltuğu yanında götürsün.

Saraylar saltanatlar çöker

kan susar birgün

zulüm biter.

menekşeler de açılır üstümüzde

leylaklar da güler.

bugünlerden geriye,

bir yarına gidenler kalır

bir de yarınlar için direnenler…

Gidenler gitti, makamlar bitti, ben de kalanların içinde, direnenler içinde kaldım.

Elbette her şeyin bir günü saati, bir sonu var. Gün geldi. Evli evine köylü köyüne.

Eren değilim, evliya değilim; Şube Müdürü’nün değil ama, Allah’ın zavallı bir kuluyum. Ne hikmetse hepsi  söylediğim gibi olmuş. Ne karşısında  önünü ilikleyen. Ne elini öpen var, ne ayaklarının altına paspas olan. Ne makam aracının kapısını açan. Ne de emredersiniz efendim diyen. Selamsız, sabahsız, eşsiz, dostsuz kalmış.

Aradan biraz zaman geçmişti, çarşıda sırtıma bir el dokundu. Biraz yorgun, biraz yaşlanmış ama ses yine tok.

-Anadolunun Babayiğidi nasılsın.

Döndüm baktım. Karşımda ne çatık bir kaş, ne gergin bir surat, ne de kan çanağına dönmüş bir göz. Gülümseyen bir yüz, ışıldayan gözler;

–Haklıymışsın babayiğit!  dedi

“-Olmazını olur yaptığım, makam mevki sahibi ettiğim, yediği b.kları, işlediği suçları  görmezden  geldiğim, hakkındaki şikayetleri soruşturmaları sümen altı ettiğim, bazen de yırtıp attığım, daha düne kadar ayakkabımın tozunu dili ile yalayan MAHLUKLAR,  şimdi beni görünce yolunu değiştiriyorlar. Beni görmezden geliyorlar, bana g.tünü dönüyorlar. Haklıymışsın, hem de çok haklıymışsın. Söylediklerin o gün hakaret gibiydi, bugün kıymetli olarak algılıyorum. Haklıymışsın babayiğit. Bunlar köpek kadar bile etmezmiş.”

Bu sözleri duyunca şaşırdım. Ne diyeceğimi bilemedim. Nutkum durdu. Asi, efelenen, dik kafalı  adam ANADOLUNUN BABAYİĞİDİ olmuş!!! gel de şaşırma, gel de abondone olma. Belli ki sohbetimiz bitmemiş; muhabbetimiz sokağa taşmış. Ama koltuğun olduğu odadaki gibi ateşli, koridordaki gibi heyecanlı değil elbet. Olsun hatanın neresinden dönersen kardır dedik;  o  gün, bugündür karşılaşmalarımızda, selamlaşmalarımız gülümsemelerimiz, hal hatır sormalarımız devam etti.

Boş durmamış,emek harcamış, kafa yormuş, araştırmış, soruşturmuş, tespitler yapmış kendince. Perşembe günü yine aynı tok ses!  ama bu kez pek yorgun değil:

-Anadolu’nun Babayiğidi beni köpekle arkadaş ettin, iyi kötü ben köpekle möpekle  dostluk  arkadaşlık yaptım. Bana köpek de  gezdirttin, ona da eyvallah. Peki şimdikiler köpek bile gezdiremez, onlar için edeceğin bir iki kelam yoh mu? Dedi.

Eeeee…  NEREDEN NEREYE…

Köpek gezdirenden, köpek gezdiremeyene gelmişiz.

Var sevgili müdürüm, elbette var…

Onlar da bir gün ektiklerini biçecekler

Biriktirdiklerini yiyecekler…

Ne de  güzel söylemiş atalarımız.

Ne oldum deme ne olacağım de .


Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
24°
az bulutlu
banner978
Günün Anketi Tümü
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Namaz Vakti 17 Eylül 2019
İmsak 04:59
Güneş 06:24
Öğle 12:48
İkindi 16:18
Akşam 19:03
Yatsı 20:22
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 4 12
2. Çaykur Rizespor 4 8
3. Fenerbahçe 4 7
4. Denizlispor 4 7
5. Galatasaray 4 7
6. Gazişehir 4 7
7. Malatyaspor 4 6
8. Trabzonspor 4 6
9. Konyaspor 4 6
10. Sivasspor 4 5
11. Antalyaspor 4 5
12. Ankaragücü 4 5
13. Beşiktaş 4 4
14. Başakşehir 4 4
15. Kayserispor 4 2
16. Göztepe 4 2
17. Gençlerbirliği 4 1
18. Kasımpaşa 4 1
Takımlar O P
1. Ümraniye 4 9
2. Bursaspor 4 9
3. Hatayspor 4 8
4. Fatih Karagümrük 4 8
5. Keçiörengücü 4 8
6. Altay 4 7
7. Akhisar Bld.Spor 4 7
8. Adana Demirspor 4 6
9. Balıkesirspor 4 6
10. İstanbulspor 4 5
11. Adanaspor 4 5
12. Altınordu 4 4
13. Erzurum BB 4 4
14. Osmanlıspor 4 4
15. Menemen Belediyespor 4 4
16. Boluspor 4 1
17. Giresunspor 4 1
18. Eskişehirspor 4 -5
Takımlar O P
1. Liverpool 5 15
2. Man City 5 10
3. Tottenham 5 8
4. M. United 5 8
5. Leicester City 5 8
6. Chelsea 5 8
7. Arsenal 5 8
8. West Ham 5 8
9. Bournemouth 5 7
10. Southampton 5 7
11. Everton 5 7
12. Crystal Palace 5 7
13. Norwich City 5 6
14. Burnley 5 5
15. Sheffield United 5 5
16. Brighton 5 5
17. Aston Villa 5 4
18. Newcastle 5 4
19. Wolverhampton 5 3
20. Watford 5 2
Takımlar O P
1. Sevilla 4 10
2. Atletico Madrid 4 9
3. Real Madrid 4 8
4. Athletic Bilbao 4 8
5. Barcelona 4 7
6. Granada 4 7
7. Real Sociedad 4 7
8. Levante 4 6
9. Osasuna 4 6
10. Villarreal 4 5
11. Deportivo Alaves 4 5
12. Real Valladolid 4 5
13. Valencia 4 4
14. Mallorca 4 4
15. Real Betis 4 4
16. Celta de Vigo 4 4
17. Espanyol 4 4
18. Getafe 4 3
19. Eibar 4 1
20. Leganés 4 0
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@