ÖĞRETMENİM,  CANIM    BENİM!
 
                Adım  MURAT.  Bir Güneydoğu ilimizde  sınıf öğretmeni olarak  atandım.  Ailem, arkadaşlarım ve akrabalarım
görev  yerine gitmemem konusunda çok baskı yaptı.  Can  güvenliğinden endişe ettiler. Çok işsiz kaldım.  Çok  KPSS
çalıştım.  Psikolojim çok  yıprandı.   Can güvenliğim  konusunda endişelerim olsa da aileme  muhtaç yaşamak  da epey acı  verici.      İlk   gün   okuluma  gittim   OKUL  MÜDÜRÜ  ile tanıştım.  Bana  çok içten ve candan davrandı.  Güvenlikle 
ilgili   soruları  garip karşılamıyor.  Sorularımı samimiyetle cevaplandırdı. Her  türlü  zorluklara  rağmen  bölge halkı,
öğretmenlere  yardımcı  ve destek oluyor.  ÇOCUKLAR ÇOK SAYGILI içten, güler yüzlü ve utangaç. Disiplin   sorunu hemen hemen
yok gibi.  Sanırım  çocuklar arasında  siyasi söylem ilerleyen yaşlarda başlıyor.  Ciddi  DİL sorunumuz var.  Ben  KÜRTÇE
bilmiyorum.  ,Onlar  da TÜRKÇE  bilmiyorlar.  TÜRKÇE  konuşmayı  öğrenmeden  TÜRKÇE  okuma yazmayı öğreniyorlar.
1990'ların  gergin siyasi ortamında  öğretmenlere  karşı  uygulanan   TERÖR   eylemleri  hakkında  okuduklarım zaman zaman  korkuya  kapılmama  neden oluyor.   Öğretmenlerin   karşı karşıya  kaldığı  bu TERÖR  tekrar  eder mi?  Bütün   her şeye  rağmen
işimi çok seviyorum ve son nefesimi kadar da  devam edeceğim.
 
       Okulumda  bu bölge kökenli tecrübeli öğretmen   arkadaşlarım var.  Bana çok yardımcı oluyorlar. Mesleki
 ve kişisel gelişimi destekleyecek  sinema, tiyatro  sergi, seminer, konferans hayal,  Ancak  en azından başın sıkışınca
yardımına koşacak içten samimi dostlarım var.  Kültürel oryantasyonum açısından  da  ciddi destekleri var. Burada
öğretmen olmak,  korkuyu yenmek, çelik gibi sinirlere sahip olmak demek. Buralara atanan  öğretmenlerin  ilk buldukları 
fırsatta   buraları terk etmelerinin altında  da bu korku, kaygı  ve gerilim ve iç daralması var.
 
ADIM  PINAR,  İSTANBUL'UN  VAROŞLARINDA   bir ortaokulda  TÜRKÇE  öğretmeni olarak görev yapıyorum.  Bu  okul
güya TÜRKİYE'NİN  finans  merkezi, zenginlik kaynağı, kültür odağı  bir ilimizde yer alıyor. Ancak  koşullar daha  önce
çalıştığım okullardan hiç farklı değil. Hatta  bazı açılardan  daha kötü, Kışın ortasında  kabansız   montsuz gelen çocukların
sayısı  bir hayli , Ayağında ayakkabı  olmayan , terlikle okula  gelmek zorunda kalan epey   çocuk var. OĞRENCİ nüfusunun
kalabalıklığı     nedeniyle sabahçı-öğlenci düzeniyle işleyen  okulda sabah dersleri 07.30  başlıyor. Çocukların derste uyuması
sık karşılaştığım durum. Bazıları yeteri kadar uykusunu alamıyor çünkü gece çalışıyorlar.  İşportcılık , otoban  satıcılığı kağıt
mendil işi,  oto park  işi,  vb.  Açlıktan  bayılan öğrencilere  de karşılaştım. Kahvaltı  yapmadan   gelen öğrenci sayış bir hayli
Uyuşturucu   ve madde bağımlılığı olan  öğrencilerimiz var.  İstedikleri zaman  derse giriyorlar, istediği zaman  çıkıyorlar.
,     12 Yaşında  bir kız çocuğu için yaşam ne acı ,ne ağır.   Ben  bir öğretmen  olarak elimden gelen hiç bir şey yok.
Biz ne yapıyoruz? ÖĞRETMEN  KİMDİR?  NE YAZIKTIR Kİ;  SİYASİ İRADENİN   OYUNCAĞI OLMUŞ.  EKONOMİK YÖNDEN KAMU ÇALŞANLARI İÇİNDE  SONLARDA...
 
ÖĞRETMEN  PINAR'IN ,  ÖĞRETMEN  MURAT'IN,  MAKUS   MESLEKİ TALİHİNİ DÖNÜŞTÜREMEYEN BİR ÜLKE ÇOCUKLARININ
VE DOLASIYLA  ÜLKENİN GELECEĞİNİN  DE MAKUS TALİHİNİ  DÖNÜŞTÜREMEZ.
       ATATÜRK'ÜN  ÜNLÜ CÜMLESİNİ  TEKRAR  ETMENİN  TAM ZAMANI; "Eğitimdir ki,  bir milleti  ya özgür,  bağımsız,
şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret  ve sefalete terk eder"
 
 
       ÖĞRETMENLER GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.