Osmanlı İmparatorluğu’nun ( 1850- 1922) Çöküşü ve Yıkılışı

Eğer bir devlet toprakları koruyamıyorsa  ve nüfusunu  bir arada tutamıyorsa,  O devletin  temel  işlevleri konusunda  başarısız olduğu varsayımına varılır.

Mustafa Yenice 07.07.2017, 12:45
Osmanlı İmparatorluğu’nun ( 1850- 1922) Çöküşü ve Yıkılışı

Eğer bir devlet toprakları koruyamıyorsa  ve nüfusunu  bir arada tutamıyorsa,  O devletin  temel  işlevleri konusunda  başarısız olduğu varsayımına varılır. 19yüzyıl sonu ve 20. Yüzyılın  başı Osmanlı İmparatorluğu’nun  çok başarısız yıllarıdır.Bu dönem içersinde topraklarının büyük bir kısmını Rus İmparatorluğu’na  ve içerdeki  milliyetçi hareketlere(Sırplar ve  Yunanlılar)kaptıran Osmanlı bu iki  büyük toprak kaybı dalgasından önemli düzeyde zarar  görmüştü. 1877-78’Romanya  ve Bulgaristan kuruldu. Avusturya Bosna’yı aldı.  Anadolu’nun doğu  bölgelerini Rusya ele  geçirdi. Ardından1912-1920 arasında Avrupa’da kalan  toprakların tamamına yakınını Balkan Savaşlarında  Balkanlarda yeni kurulan devletlere kaptırdı. 1.Dünya Savaşında Arap vilayetleri  İngiltere imparatorluğuna kaptırdı. Kaybedilen toprakların tamamı 500 yıl boyunca Osmanlı toprakları  olmuştu. Ve Osmanlı geleneğini paylaşmıştı. Balkanlar  İmparatorluğun en zengin ve en verimli arazilerdi. Aynı zamanda  nüfusun  en yoğun olduğu vilayetlerdi. Ayrıca Osmanlı  yönetici sınıfının  büyük kısmının doğup büyüdükleri memleketlerdi. Avrupa Devletleri Arık Avrupa  Osmanlının eski gücünün  yitirdiğini çok iyi biliyorlardı. Tepesine çökmek için fırsat kolluyorlardı. Osmanlı elitinin  Avrupa’nın teknoloji ve deneyimlerinin uyarılması yoluyla devleti güçlendirme  yönündeki  yoğun çabalarına rağmen, imparatorluğun sonun geldiğini  de biliyorlardı.1908’den sonra JÖN TÜRK hareketinin radikal kanadı ve ardından da Türkiye Cumhuriyeti’ndeki  Kemalist hareket tarafından  da İmparatorluğun sonun geldiği  biliniyordu.. 19.yüzyıl reformcularının, bir taraftan  Avrupa emperyalizminin genişlemesini , diğer taraftan ise milliyetçiliğin  yükselişini durdurmadaki başarısızlığından kaynaklı olarak  hayal  kırıklığına uğrayan Jön Türkler ve Kemalistler, önceki kuşağın köktenci idealini, yani “ Etnik Unsurlar Birliği” politikasını önce ümmetçilik ve daha sonrada (1923) den sonra Türk  milliyetçiliği  politikasıyla değiştirdiler. Osmanlı reformcularının  milliyetçiliğinin gücünü anlamakta  ve onun  İmparatorluk için yarattığı tehlikeyi  görmekte  geç  kalmışlardı. Fakat İmparatorluğun “başarısızlığı” gerçekten  de onların  politikalarının sorumlu olup olmadığı tartışılır. Burada 2 sorun karşımıza çıkıyor. 1-Toprakların korunması 2- yönetime destek sağlayacak  kolektif  bir ÜST KİMLİK  1—Toprakların Korunması; 1774 ve 1792 ‘de  Ruslara  karşı alınan  ani yenilgiler,  Osmanlının birdenbire askeri zayıflıklarının  farkına varılmasına  neden oldu.Acilen ordu modernleşmeliydi.  Avrupa tarzında giyinen, donatılan ve yönetilen bir orduya  geçiş 1826’da  Muallem asakir- Mansure-i  Mubammadiye’nin  kurulması ile başladı. 1844’de bir düzenli ordu , bir aktif yedek ve bir milisten oluşan Prusya modeline uygun  zorunlu askerlik getirildi. Modern  bir ordu kurma amacı nüfus sayımın, kışlalar inşa etmeyi ve yol ve köprülerin  iyileştirilmesini bir zorunluluk haline getirdi. Devlet kontrolünü  artırmak ise haberleşmeye bağlıydı.1850 ‘lerden itibaren demiryollarının inşasının  ardında yatan  neden buydu. Reformlar modern eğitim kurumlarına olan ihtiyacı  yarattı. Böylece Osmanlılar mühendis, mimar, doktor, veteriner muhasebeci, ve yönetici yetiştirmek için okullar açtı. En yeni donanım ve silahlarla  Batı tipi bir ordunun yaratılması, bir devlet bürokrasisinin inşa edilmesi  ve alt yapı  yatırımları her ne kadar sınırlı da olsalar, devlet harcamalarında çok yüksek artışlara neden oldu Bu askeri gücün.Başarıl olması    Tüm bunların kesintisiz devam etmesi için gerekli olan  para ve insan gücü idi… Para ve İnsan;Osmanlı İmparatorluğu kuşkusuz bir tarım devletiydi. 1856 yılına kadar  vergi  gelirlerinin iki önemli kaynağı ; Aşar ve  cizye vergileridir. Aşar;Yerli(köylülerden) alınan vergiler ve topak kiralama(toprak devlet olduğu için 3 yıllık aralıklarla kiraya verilirdi)  Cizye; azınlıklardan(Hıristiyan ve Yahudi topluluklarından alınan vergiydi)  daha sonraları  bu vergi türü  (cizye) ( İngiltere be Fransa’nın) baskıları ile kaldırıldı. Ayrıca  gümrük vergileri, tüketim  vergileri, geçiş ücretleri,liman ücretleri diğer vergiler  gelir kaynakları arasındaydı. Ancak, merkezi hükümet bu ekonomik genişlemeden mali olarak karlı çıkacak durumda değildi. Hükümet, 1838’de  İngiltere ile Balta limanı serbest ticaret antlaşması imzaladıktan sonra gümrük vergileri ve geçiş ücretleri alanında hareket özgürlüğünü kaybetti. Osmanlı başta İngiltere ve Fransa’ya borçlandı. Fakat 1875 ‘den sonra dış borçlarını ödeyemez hale geldi. Devlet itibarını ancak önemli gelir  kaynaklarından bazılarını doğrudan yabancı alacaklara verdi Düyun-u Umumiye İdaresi’ne  devletin bazı  önemli gelir  kaynaklarına doğrudan erişme olağanın verilmesiyle İmparatorluğun durumu iyice kötüleşti. Avrupa’daki bazı vilayetleri ve yerleri de borçları karşılığında verdi. Osmanlı İmparatorluğu  kendisini toparlamak için zaman zaman çok uğraş verdi. Fakat karşısında öyle ( sanayide tarımda ekonomide eğitimde  ticarette ) öyle ileri gitmiş ülkeler vardı ki onlarla baş etmesi mümkün değildi… Rekabette ve yarışta çok gerilerde kalmıştı.. Osmanlı İmparatorluğu’nun  kendisini savunmada başarısız oluşunu tartışırken,  Osmanlı’dan yedi kat daha zengin, beş kat daha kalabalık,30 kat daha  fazla kömür üretimi ve binlerce km demiryolu olan Rusya gibi bir ülkeyle  mücadelesinde  ortaya çıkan sonucu  fazla şaşırmamak  gerekir.

Milli Kaynaşma; Toprak kaybı ve nihayetinde Osmanlı İmparatorluğu’nun yok oluşu  yalnızca dış baskıların  bir sonucu değildir; Fakat İmparatorluğunun gayrimüslüm topluluklarında ortaya çıkan ayrılıkçı milliyetçiliğin bu baskı ile karşılıklı etkileşiminin  bir  sonucuydu.Fransız Devrimi sonrasında, Avrupalı siyasal milliyetçilik düşüncesi, ilk önce Avrupa ile en güçlü denizaşırı ve karasal dış ticaret ağlarına sahip olan Yunanlılar ve Sırplar  arasında yayıldı. Bulgarlar, Romanyalılar, Karadağlılar, Makedonyalılar ve Ermeniler de aynı amacı gütmeye  başladılar. Hıristiyan topluluklarının entelektüelleri  arasında milliyetçilik ideolojisinin yayılması, bu topluluklara sağlanan Avrupa  himayesinin  yayılmasıyla birlikte oldu. 1860 ‘larda  Hıristiyan  cemaatlerin  zenginlik ve statüsünde ki  görünür artışlar Müslümanlığın tepkisini çekmeye başladı. Bu tepki  toplum düzeyinde ifadesini kitlesel  şiddet olarak buldu. Elitler düzeyinde, Müslüman reaksiyonu kendisini ”Genç Osmanlı” harekatı olarak ifade etti. Genç Osmanlıların  en temel  düşüncesi reformların Batı’nın  taklidine dayanmamasıydı.İslam bilimsel yeniliğe açık rasyonel bir dindi. Ve onun orijinal biçiminde, İslam toplumu embriyonik bir demokrasi yaşamıştı. Genç  Osmanlılar, farklı topluluklara imparatorotluğun refahından pay vereceğini ve böylece bir parlamenter yönetimin getirilmesini savundular. Gayrimüslüm azınlıklar tarafından yaratılan yeni sosyal alan,  Unsurların Birliğnin değil, fakat etnik milliyetçiliğin gelişmesi için çok daha uygun bir zemin oldu. 1877 ‘de  Bulgarlar yüzünden İmparatorluk ile Rusya arasında savaş çıkması üzerine  Müslümanlarla  gayrimüslümler arasındaki ilişkiler tekrar gerildi.. Milliyetçiliğin  ve liberalizmin saldırılarıyla karşı karşıya  kalan Patişah 2. Abdülhamid’in  (1876-1909) gösterdiği tepki, çağdaşları Avusturya- Macaristanın Francis-joseph’in ve Rusya’nın 3. Alexander’in gösterdiği tepkiden  pek de farklı değildi. Temmuz 1908’de devrimi yapan ve dokuz ay sonra  Patişah  Abdülhamit’i  tahttan indiren Jön Türkler kendilerini 1860- ve 1870’lerin anayasacılarının mirasçıları olarak takdim ettiler. Jön Türkler Türk milliyetçiliğini mi yoksa  Müslüman- Osmanlı proto- milliyetçiliğni mi benimsemiş oluğu hep tartışılmıştır. 1908  Devriminde  hemen sonra  İTC en son temel sorun olan  para ve insan sorunlarıyla ilgilenmeye  başladı. Para konusunda  mevcut olanaklar sınırlıydı.Temmuz 1909 ‘da  bütün  erkek Osmanlı tebaasında  askerlik  hizmeti zorunlu hale getirildi. İlk defa dine bakılmaksızın  askere  alma  emri verildi.  Osmanlıları  mevcut kaynaklarını tam olarak kullanmaktan alıkoyan çok sayıda sınırlandırmalar vardı; 1. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi, Jön Türklere  kendilerini  bu sınırlandırmalardan kurtarma  fırsatı verdi 2 ağustos 1914 ‘te  Osmanlı Hükümeti  milli  borcunu ödemeyi askıya aldığını  ve asırlık Kapitülasyonları tek taraflı  olarak kaldırdı. 1.Dünya  Savaşı yenilgisi   Osmanlı’nın sonu oldu. 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu tarihin arka sayfalarına itilmişti.

SONUÇ; Osmanlı İmparatorluğunun  en nihayetinde  yıkılmayı önlemekte başarısız olmasının pek çok nedenleri vardır.  Avrupalı güçlerle baş edebilecek insan gücüne, paraya ve endüstriyel temele sahip değildi. Kapitülasyon sistemi altında Avrupalıların sahip oldukları ayrıcalıklar, ekonomik alanda başarılı manevra yapması için  gerekli  olan alanı oldukça daraltmıştı. Hıristiyanların hakim olduğu modern  sanayi  ve  ticaret  sektörü arasındaki işbölümünü ekonomik büyümenin,  devlet tarafından kendi kaynaklarını artırmak  için güçlükle  kullanılabileceği anlamına  geliyordu. Hıristiyanların sayısındaki aşırı artış ve  onların  ekonomik zenginliği, ayrılıkçı milliyetçiliğin doğup büyüyebileceği bir sosyal ve  kültürel alan yaratmıştı. 1860’larda  Osmanlı eliti, buna  duygusal bir  çekiçiliği de içeren, ortak bir Osmanlı yurttaşlığ ve vatanseverliğ ile  karşılık verdiğinde artık çok geç  kalınmıştı.  Patişah Abdülhamid’in  1880-1890’larda Osmanlı eliti, buna  duygusal bir  çekiciliği de içeren, ortak bir Osmanlı yurttaşlığı  ve vatanseverliği ile karşılık verdiğinde artık  çok geç  kalınmıştı. Patişah Abdülhamid’in  1880 ve 1890’larda, devletin İslami niteliğine yaptığı vurgu, ulemanın  devlet yönetimine sürekli müdahalesi , yapılan yapılmak istenen teknolojik yeniliklerin karşısında durması  da Osmanlının sonunu hazırlamıştı.  bir Müslüman tepkisine gayri Müslümanların  daha da  yabancılaşmasına neden oldu. 1908-1918 arasında  iktidarda bulunan  Jön Türk harekatı, Patişah yönetiminin  Osmanlı Devletinin zayıflamasını  veya yabancıların ve  yerli Hıristiyanların yayılmacılığını  durdurmakta  başarısız  görülmesine karşı  bir Müslüman tepkisinden  doğmuştu. Dış koşullar onlara bağımsız hareket  etme  fırsatını  verdiği zaman,  kimlik politikaları ve etnik sorunun  çözülmesi ,  devletin mali  ve insan kaynaklarını artırma konusunun önüne geçti.

KAYNAKÇA;Bir ulusun inşası…ERİK J. ZÜRCHE

AKIL ÇELEN YAYINLARI…….2015 BASIMI   


Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
17°
kısa süreli yağmur
Günün Anketi Tümü
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Namaz Vakti 18 Ekim 2019
İmsak 05:32
Güneş 06:56
Öğle 12:39
İkindi 15:41
Akşam 18:12
Yatsı 19:30
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 7 14
2. Sivasspor 7 12
3. Trabzonspor 7 12
4. Konyaspor 7 12
5. Fenerbahçe 7 11
6. Başakşehir 7 11
7. Antalyaspor 7 11
8. Gaziantep FK 7 11
9. Malatyaspor 7 10
10. Galatasaray 7 10
11. Göztepe 7 9
12. Beşiktaş 7 8
13. Denizlispor 7 8
14. Ankaragücü 7 8
15. Çaykur Rizespor 7 8
16. Kasımpaşa 7 7
17. Gençlerbirliği 7 3
18. Kayserispor 7 3
Takımlar O P
1. Ümraniye 7 14
2. Hatayspor 7 14
3. Balıkesirspor 7 13
4. Akhisar Bld.Spor 7 13
5. Fatih Karagümrük 7 12
6. Altay 7 12
7. Bursaspor 7 12
8. Keçiörengücü 7 11
9. Adana Demirspor 7 10
10. İstanbulspor 7 10
11. Erzurum BB 7 10
12. Osmanlıspor 7 10
13. Menemen Belediyespor 7 7
14. Adanaspor 7 6
15. Altınordu 7 5
16. Giresunspor 7 5
17. Boluspor 7 2
18. Eskişehirspor 7 -2
Takımlar O P
1. Liverpool 8 24
2. Man City 8 16
3. Arsenal 8 15
4. Leicester City 8 14
5. Chelsea 8 14
6. Crystal Palace 8 14
7. Burnley 8 12
8. West Ham 8 12
9. Tottenham 8 11
10. Bournemouth 8 11
11. Wolverhampton 8 10
12. M. United 8 9
13. Sheffield United 8 9
14. Brighton 8 9
15. Aston Villa 8 8
16. Newcastle 8 8
17. Southampton 8 7
18. Everton 8 7
19. Norwich City 8 6
20. Watford 8 3
Takımlar O P
1. Real Madrid 8 18
2. Barcelona 8 16
3. Atletico Madrid 8 15
4. Granada 8 14
5. Real Sociedad 8 13
6. Sevilla 8 13
7. Athletic Bilbao 8 12
8. Valencia 8 12
9. Villarreal 8 11
10. Levante 8 11
11. Osasuna 8 11
12. Getafe 8 10
13. Real Valladolid 8 10
14. Eibar 8 9
15. Celta de Vigo 8 9
16. Real Betis 8 9
17. Deportivo Alaves 8 8
18. Mallorca 8 7
19. Espanyol 8 5
20. Leganés 8 2
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@