Yeni başlayan öğretmene mektup

Mustafa Tekeş 22.07.2017, 20:11 28.07.2017, 15:31
Yeni başlayan öğretmene mektup
YENİ BAŞLAYAN ÖĞRETMENE MEKTUP

Sevgili Meslektaşım ;

Belki 22, belki de 25 yaşlarındasın… Üniversiteyi bitirdin. Öğretmen oldun. Annen ve baban çok gururlu,
biraz da hüzünlü, arkandan yoluna bir tas su dökerek seni yeni bir yolculuğa gönderiyorlar… Bu
yolculuk belki bir şehre, belki de bilmediğin uzaktaki bir köye…
Hoş geldin öğretmenim!
Ömrünün uzun bir kısmını geçirdiğin okul koridorlarına yeniden dönüyorsun; fakat artık rolün değişiyor. Sen artık bir öğretmen olarak bu koridorları arşınlayacak ve sınıflara girip çıkacaksın.
Her sınıf kocaman bir dünyadır. O dünyanın içinde nice cevherler, madenler ve değerli taşlar vardır. Onlara ulaşmak için bir mühendisin bilimine ve işçinin gösterdiği emeğe ve sabra ihtiyacın var.
Dağın yüzeyini kazmak sana hiçbir şey kazandırmayacaktır; çünkü cevher derinlerdedir. Bir işçinin kazma ve kürekle indiği derinleri inmek için senin de “aletlerin” olacak; ama bir öğretmenin aletleri takdir edersin ki bir işçininkinden farklıdır. En temel aracın kitaplardır. Aslında doğruyu söylemek gerekirse burada kitapları bir imge olarak kullanıyorum. Temel sorun senin bilimle donanmış olmandır. Yoksa söylemek istediğim öğrencilerine çok kitap okutman değil, senin mesleğinle ilgili her türlü kaynağı çokça okumandır.
Mesleki gelişim çok önemlidir. Mesleğe başladığım ilk yıllarda öğretmen olmayan bir arkadaşım bu konuda bana şöyle demişti.
“Ne ya! Sıfatın, eylemin tanımı mı değişiyor her yıl?”
Eğer mesleğe baktığın pencereler sadece kendi branşınla ilgili kısımları görüyorsa öğretmen olmayan bu arkadaşımın saplandığı bataklığa sen de saplanırsın.
Hiçbir şey birbirinin tamamen aynısı olamaz. Bu gerçeği bağdaştırman gereken durum ise zaman zaman mesleki eğitimlerde kendini gösterecektir. Bazı çok “deneyimli” meslektaşlarının mesleki eğitimlerde anlatılanlar karşısında şöyle dediğini duyacaksın. “Ben (ya da biz) bunu yapıyorum (ya da yapıyoruz) zaten!” Belki bu meslektaşımız gerçekten o eğitimin konusu olan şeyi sınıflarında yapıyor olabilir. Fakat unutma hiçbir şey birbirinin tıpatıp aynısı değildir ve en allame-i cihan öğretmenin bile her eğitimde öğreneceği bir şey vardır.
Okullarda yaşanan disiplin sorunları kulağına gelmiş olabilir. Disiplini sınıfta nasıl sağlayacağına dair kendine sorular soruyor olabilirsin. Disiplinin ne olduğuna dair bir düşünmelisin. Disiplin otorite midir, disiplin emir komuta zinciri midir?
Disiplin, akademik bir sorundur. 40 Dakika boyunca sınıfta ne yapacağını bilen bir öğretmen sınıfta disiplin sorunu yaşamaz. İşte bu yüzden mutlaka MEB kaldırmış olsa da günlük planlarından vazgeçme.Konu 40 dakikaya gelmişken sana 40 dakika ile ilgili nacizane tavsiyelerim olacak:
Her 40 dakikanın temel bir anafikri vardır. Bu, dersinin temel omurgasıdır. Zil çalıp sınıfa doğru giderken bu ana düşünceden haberdar olmalısın. Sadece senin haberdar olman yetmez, sınıftaki öğrencileri de bu ana düşünceden ve o ana düşünceye destek olan yardımcı düşüncelerden haberdar etmelisin.
Bireysel ve toplumsal yapımızı belirleyen en önemli kaynaksınız. Anne ve babamızdan sonra emanet edildiğimiz, kuşakları birbirine bağlayan en büyük değersiniz. Ulusal Kurtuluş Savaşımızı başaran halkın ordusundan sonra, bir ülkenin geleceğinin emanet edildiği eğitim ordusunun bugünkü neferleri sizlersiniz. 
Bu duygu ve düşünceler ile mesleğe yeni atanan tüm öğretmen arkadaşlarıma başarılar diler, her attıkları doğru adımda Türk Milli Eğitim Camiasının yanlarında olduğunu bilmelerini isterim.

SAYGILARIMLA

Mustafa TEKEŞ
Kaynak: KamuGundemi.com
Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
bayan gömlek instax SEO Stratejileri ile Kalıcı Çözümler!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@