Okul yönetiminin/yöneticilerinin sorunları ve çözüm önerileri

Eğitimci yazar Mustafa Tekeş sorunları yazdı, sorunların çözüm önerilerini de alanda bulunan bir eğitimci olarak sıraladı... İşte sorunlar ve çözüm önerileri...

Mustafa Tekeş 01.07.2017, 17:31 01.07.2017, 18:05
Okul yönetiminin/yöneticilerinin sorunları ve çözüm önerileri

OKUL YÖNETİMİNİN/YÖNETİCİLERİNİN SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Derler ki bir yerde sorun ya da sorunlar yoksa o yerde gelişme ve değişme yoktur. Bu nedenle değişimin en çok yaşandığı örgütler olan okulların sorunsuz olması mümkün değildir.

Okullarımızda beyin mesabesinde olan okul yönetimi, bu niteliğini, en çok da sorunların çözümünde kullanacaktır. Okul yönetimi bazı sorunları okul içinde çözebilmekte iken bazılarını ise çözebilmesi için okulun bağlı ya da ilgili olduğu kurum, kuruluş, kişi ve kişi topluluklarından yardım alması gerekmektedir.

Bendeniz bu bölümde daha çok okul yönetimini doğrudan ilgilendiren ve okul yönetiminin yalnız başına çözemeyeceği nitelikte ve ağırlıkta olan bazı sorunlardan söz edip bu sorunlarla ilgili çözüm önerilerimi belirtmekle yetineceğim.

Kanaatimce okul yönetimlerinin en önemli sorunu bütçe sorunudur.

Ortaöğretim kurumlarına merkezi devlet bütçesinden yapılan tahsisi bir yana bırakırsak her okulda en az üç çeşit bütçeden söz etmek mümkündür.

Bunlar okul-aile birliği bütçesi, spor kulübü bütçesi ve anasınıfı bütçesidir. Ancak bu bütçelerin gelir kaynakları oldukça sınırlı olup bu kaynaklardan elde edilen gelirler okulların rutin giderlerini bile karşılamaktan çok uzaktır. Üstelik mevzuat gereği anasınıfı bütçesi kapsamında elde edilen gelirler ancak anasınıfı giderlerine, spor kulübü bütçesi kapsamında elde edilen gelirler de ancak spor kulübü giderlerine sarf edilebilmektedir. Yine mevzuat gereği spor kulübü yıllık gelirinin yüzde on beşi lig heyeti hesabına aktarılmaktadır.

Okulun anasınıfı ve spor kulübü giderleri dışındaki tüm giderleri okul-aile birliği bütçesinden karşılanmaya çalışılmaktadır.

Okul-aile birliği bütçesinin gelir kalemleri kantin kirası, bağışlar, kermesler vs.dir. Bu kalemlerden kantin kirası dışındakiler gelir kaynağı niteliği taşımaktan uzaktır.

Toparlarsak okulların bütçeleri hem yeknesak değil hem de okulun giderlerini karşılamaktan uzaktır. Okul bütçelerinin yeknesaklığının sağlanması ve gelir kaynaklarının arttırılması gerekir. Örneğin yapılacak yasal düzenlemelerle mali durumu zayıf olmayan öğrenci velilerinden her yıl "eğitime katkı payı" alınması gelirin arttırılması için bir çözüm olarak düşünülebilir.

Eğitimde katkı payı alınması gelirin arttırılması için bir çözüm olarak düşünülebilir, lakin buda öğrenciler arasında eğitim eşitliği ilkesine ters düşeceğinden uygulanması doğru olmaz...

Okul yönetimlerinin bir başka önemli sorunu da personel eksikliğidir. Gerek kadrolu öğretmen eksikliği gerekse idari personel eksikliği zaman zaman eğitim öğretimi aksatacak duruma gelebilmektedir. Kadrolu öğretmen eksikliğinin, ücretli ve geçici öğretmenler görevlendirilerek nicelik yönünden geçici olarak giderilse de bu defa nitelik yönünden sorun devam edecektir. 

Müdür yardımcısı, memur ve hizmetli gibi idari personel eksikliği de okulun beyni olan okul yönetimini zaman zaman çalışamaz duruma getirmektedir.

Şöyle ki, memur veya müdür yardımcısı eksiği olan bir okul müdürü kendi asli görevinin yanında memurluk ve müdür yardımcılığı görevlerini de yapmak zorunda kalacaktır. Memurluk ve/veya müdür yardımcılığı görevlerini yapmak zorunda kalacak olan okul müdürü kendi yönetim ve denetim görevini ne kadar yapabilecektir. Bu durumdaki bir okul yönetiminin aksaması kaçınılmazdır. Nasıl ki, beynin aksaması ve görevini yapamaz duruma gelmesi vücudun diğer tüm organlarının aksamasına ve görevlerini yapamamasına yol açarsa okul yönetiminin aksaması ve görevini yapamaması tüm okulu etkileyecek ve okulun performansının düşmesi kaçınılmaz olacaktır.

Okul yönetimlerinin diğer bir sorunu da nitelikli personel sorunudur. Okullarımızda gerek öğretmenler gerekse idari personel arasında iyi yetişmiş, kendini sürekli yenileyen ve görevini gereği gibi yapan personel olduğu gibi maalesef az da olsa nitelik yönünden düşük personel de bulunmaktadır.

Nitelik yönünden sorunlu personelin, (özelikle eğitim öğretim hizmetleri sınıfındaki personelin) hizmet içi eğitim yoluyla yetiştirilmesi, buna rağmen niteliğinde bir iyileşme görülmezse başka alanlara, kendisinden verim alınabileceği alanlara kaydırılması, o alanlarda çalıştırılması gerekir. Çünkü niteliği düşük personelin eğitim öğretim hizmetlerinde tolere edilmesi mümkün değildir.

Hizmet öncesinde (=öğrenim aşamasında) çeşitli nedenlerle iyi yetişmemiş ve hizmet içinde de bu eksikliğini giderememiş bir öğretmenin öğrencilerine ve dolayısıyla ülkemizin geleceğine vereceği zararı tahmin etmek zor olmayacaktır.

Okul yönetimlerini kara kara düşündüren sorunlardan bir diğeri de okul binalarının yetersizliği sorunudur. Okul binalarımız ve müştemilatları, inşa edilirken günübirlik düşünüldüğü, gelecekte olabilecek gelişmeler hesaba katılmadığı için, okul binaları, maddi (=inşaat) boyutuyla değilse de işlevsel boyutuyla hemen eskimekte ve ihtiyaca cevap veremez duruma gelmektedir. Örneğin günümüzden çok değil on yıl önce yapılan okul binalarında okul öncesi eğitim, bilişim teknolojileri eğitimi vs düşünülmediği için bu alanlara uygun mekanlar ayrılmamıştır.

Günümüzde bu alanlar için mekan ihtiyacı doğduğu için henüz on yıl önce inşa edilen okul binaları inşaat açısından yepyeni olduğu halde işlevsel açıdan eskimiş ve ihtiyacımıza cevap veremez duruma gelmişlerdir. Bakanlığımızın son yıllarda bu konuya eğildiğini bazı örnek mimari projeler ürettiğini ve bu projelere uygun okul tesisleri inşa ettiğini memnuniyetle müşahede etmekteyim.

OKUL YÖNETİCİLERİNE ÖNERİLER

Yukarıdaki paragraflarda ancak bir kısmına değinebildiğim sorunları çözmek için çabalayan vefakar ve fedakar okul yöneticilerimize naçizane aşağıdaki önerilerde bulunmak istiyorum:

1. Çalışmalarında Toplam Kalite anlayışını (=felsefesini) benimsemeli yüklendiği misyonun farkında olmalı ve kendine mutlaka bir vizyon belirlemeli.

2. Kolektif akıla inanmalı ve önem vermeli; tüm çalışmalarında kolektif akılı devreye sokmalı; öğretmenler kurulu, şube öğretmenler kurulu ve zümre öğretmenler kurulu vs. toplantılarını kolektif aklın ortaya çıkması için bir platform olarak görmeli/kullanmalı.

3. Toplumun genel ahlaki değerleri ile örtüşen veya en azından bu değerlerle çatışmayan bir etik okul kültürü oluşturmaya çalışmalı. Okulundaki tüm paydaşlara, toplumun genel ahlaki değerlerine saygılı ve mesleğinin etik değerlerini yaşayan bir ahlaki model olmalı.

4. Demokratik yönetim anlayışını benimsemeli ve uygulamaları ile bunu kanıtlamalı.

5. Saydam (=şeffaf) ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını benimsemeli ve bu anlayışı değişik argümanlar kullanarak hayata geçirmeli.

6. Mevzuat yönünden kendini yetiştirmeli; mevzuat değişikliklerini yakından izlemeli, kişilerin değil kuralların üstünlüğüne inanmalı ve bu inançla mevzuata uygun yönetim anlayışını benimsemeli.

7. Genel olarak insan haklarına, özel olarak da memur haklarına ve çocuk haklarına en azından saygılı bir yönetim anlayışını benimsemeli ve bunu uygulamaları ile göstermeli .

8. Yönetim uygulamalarında her şart altında eşitlik ilkesine uygun davranmalı; yine yönetim uygulamalarında tehdidi değil teşviki, cezayı değil ödülü vs ön plana almalı.

9. Okulunu çevrenin bir kültür merkezi haline getirmeye çalışmalı

10. Tüm eğitim yöneticileri tabi ki, yasalar çerçevesinde tek çatı altında toplanmalıdır.

YORUM SİZİN

SAYGILARIMLA

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@