Üç Devrim Yasası Mustafa Solak yazdı

Devleti laikleştirme yönündeki ilk adım, 1921 Anayasası’nda belirtilen “egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu” ilkesidir. Böylece egemenliğin kaynağı ilahi değil, millet olmuştur. 

Mustafa Solak 02.03.2016, 14:12 28.06.2017, 20:18
Üç Devrim Yasası Mustafa Solak yazdı

Üç Devrim Yasası
 
Devleti laikleştirme yönündeki ilk adım, 1921 Anayasası’nda belirtilen “egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu” ilkesidir. Böylece egemenliğin kaynağı ilahi değil, millet olmuştur.  Fakat anayasanın 2. maddesi, “devletin dini, din-i İslâmdır”, 7. maddesi de “ahkâm-ı şer'iyyenin tenfizi (dini hükümlerin uygulanması)”nden söz ediyordu. 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılmış, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilân edilerek egemenlik, kayıtsız şartsız millete verilmiştir.

3 Mart 1924’te hilafet kaldırılmıştır. Din işlerini düzenleyen ve işlemlerin dine uygunluğunu denetleyen Şer’iyye ve Evkaf Vekaleti kaldırılarak yerine Diyanet İşleri Reisliği kurulmuştur. Anayasanın 26. maddesi TBMM’yi şer’i hükümlerin uygulanması hususunda görevli kılmış, ayrıca 16. ve 38. maddeleri gereğince, milletvekillerinin ve Cumhurbaşkanının yemin metinlerini dini içeriğe bağlamıştır. [1]

Diyanet İşleri Başkanlığı yasanın 1. maddesi Müslümanlık kurallarını muamelât (eylemler) ile inançlar-ibadetler olarak ikiye ayırır. Birinci alanı tüm olarak TBMM'nin yasama yetkisi altına ayırmakla şeriatı kaldırmıştır. Kurumun İslâm dinini yorumlama yetkisi olmadığı gibi, devletin yasa ve tüzüklerini din açısından yorumlama yetkisi de yoktur.

Şu halde, o devletin ve yurttaşlarının çoğunluğu olan Müslüman halkın inançlarını ve ibadetlerini yasal yetkiler çerçevesinde sağlamakla görevlidir. Din eserlerini ve çevirileri hazırlayıp yayımlamak, kendisine bağlanan müftülüklerle ramazan, bayram, kurban işlerini, rasathaneden sağlanan bilimsel verilere göre programlaştırmak gibi görevleri vardır. Bu yasanın özü diyanet işlerini siyasal ve hukuksal alanlardan ayırması, dinleri yasanın sağladığı inanç (vicdan) özgürlüğü alanında korunmaya bırakmasıdır.

Eğitim laikleştirilmesi yönündeki ilk adım Tevdhid-i Tedrisat (Eğitimde Birlik) yasasıyla eğitimin birleştirilmesidir. Dini nitelikteki okullarla laik okullar Milli Eğitim Bakanlığı çatısı altında birleştirilmiştir.

Din öğretimi okulu açmak yasaklanmamış olmakla birlikte, Atatürk'ün döneminde açan olmamıştır. Ana babaların çocuklarına din eğitimi sağlama özgürlüğü bunun okul eğitimine engel olmayacak zamanlarda yapılmasına ve bu eğitimin Eğitim Bakanlığı'nca yetkili sayılacak kişilerce yapılması koşuluna bağlanmıştır. Bu amaçlı okullar açıldığı takdirde bunlar sağlık ve öğretmen yetkileri açısından devlet denetimine açık olacaktı. [2]

Tevhid-i Tedrisat yasasıyla din eğitimi de hukuki ve yapısal olarak bir esasa bağlanmıştır. Yasanın 4. maddesi din uzmanı yetiştirilmesi hükmünü şöyle belirtir:

“Yüksek diniyat mütehassısları yetiştirmek üzere Darülfünun’da bir İlahiyat Fakültesi tesis ve imamet- hitabet gibi hidematı diniyenin ifası vazifesiyle mükellef memurların yetişmesi için de ayrı mektepler küşad edilecektir.” [3]

Okullarda Din Eğitimi

Bu madde gereği Darülfünun’da bir İlahiyat Fakültesi ve Maarif Vekaletine bağlı İmam-Hatip Mektepleri açılmış ve okullarda din dersleri okutulmaya devam edilmiştir.

1924 tarihli Anayasa’nın 2. maddesinde “Türkiye devletinin dini, Dini İslam’dır” hükmü yer alır. 1924 tarihli anayasanın 26. maddesi ile TBMM Şer’i kuralları uygulamakla yükümlü kılınıyordu. 1924 sonrası gelişmelerle birlikte din eğitimi ve öğretiminde ilkokullarda yaşanan gelişmelere baktığımızda lise okul programlarında, din dersine yer verilmemiş, ilkokul ve ortaokullarda din dersi kademe kademe azaltılarak kaldırılmıştır. [4]

İlköğretim’de 1. sınıf hariç diğerlerinde haftada ikişer saat olarak düzenlenen din dersleri, 1926’dan itibaren 3. sınıfta başlatılmış ve haftada bir saate indirilmiştir. [5]  1930’da din dersi, şehirlerdeki ilkokullarda yalnızca 5. sınıf öğrencilerine, ebeveynleri istediği takdirde ve haftada yarım saat olarak verilen bir ders haline dönüştürülmüş [6];  1933’te ise şehirlerdeki ilkokulların müfredatından tamamen çıkarılmıştır.

1930 programı, köy ilkokullarındaki din dersi öğretimini, sadece 3. sınıflara verilmek üzere, “haftada yarım saatlik zorunlu ders” şeklinde düzenlemiştir. Köy ilkokullarındaki din dersleri, bu haliyle 1939’a kadar devam etmiş; o yıldan itibaren ise tamamen kaldırılmıştır. [7]

Ortaokullarda ise 1924 programına göre 1. ve 2. sınıflarda haftada birer saatlik din dersi öğretimi yapılacaktır. [8] 1928 yılında Maarif Vekaleti’nin yayımladığı bir genelge uyarınca “seçmeli ders” olarak kararlaştırılan din dersi [8], 1930 programıyla ortaokul müfredatından bütünüyle çıkarılmıştır.

Darülfünunda 1924’te bir İlahiyat Fakültesi kuruldu. Fakat her iki kurum öğrenci eksikliğinden dolayı kapatılmıştır. İlahiyat Fakültesi, 1933 yılında Darülfünun’un kapatılmasıyla yerine kurulan İstanbul Üniversitesi’nin Edebiyat Fakültesi bünyesinde “İslam Tetkikleri Enstitüsü” haline getirildi.

İmam-hatip okullarının da sayısı ilerleyen yıllarda düşmüş, neticede 1930’da bu okullar da ortadan kalkmıştır.

İmam-Hatip okulları Tevhid-i Tedrisat gereği 1924 yılında 29 tane açıldı. Okullar, 4 yıllık ortaöğretim düzeyinde idi. 1929 yılında sayıları 2’ye düşmüş, 1930’da öğrenci yokluğu nedeniyle tamamen kapatılmıştır. 1930-1948 döneminde din görevlisi yetiştirmek üzere Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde Kur’an Kursları açıldı. 1949 yılında da Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı “imam hatip kursları” açılarak din hizmeti görevlisi yetiştirilmeye başlandı.

Böylece Cumhuriyetin ilk on yılı içinde Türkiye’de devlet tarafından desteklenen hiçbir din eğitimi okulu kalmaz.  1927 yılında yapılan program değişikliği ile din dersleri ve Arapça- Farsça gibi doğu dilleri de ortaokul ve lise programlarından çıkarılır.

Bugünkü Önemi
Üç devrim yasasının özü uluslaşma ve laikliktir. Laikliğin halk egemenliği, bilimi, eleştirel aklı temel almak gibi katkıları yanında bugün için özellikle yaşamımız için şu önemli yanları vardır:

a) Bağımsızlıkçı (antiemperyalist) siyaset izleme: Bağımsızlıkçı siyaset laikliği tutarlı savunmaktan geçer. Osmanlı döneminde gayrimüslimlerin haklarını savunmak bahanesiyle dini farklılık üzerinden yabancı devletler içişlerine müdahale etmişlerdir. Bu yabancı devletlere siyasi bağımlılığı beraberinde girmiştir. Din ve mezhep üzerinden siyaset yürütenler amaçlarına ulaşmak için emperyalizmden medet ummuşlardır. Ülkemizde dini yönetim kurmak isteyenler hep AB ilerleme raporlarındaki “farklılıklara hoşgörü gösterilmediği” ifadesini ve ABD insan hakları raporlarını dayanak olarak kullanmışlardır. İnanç üzerinden siyasetin önüne geçilmesi emperyalizme bağımlılığı dini yönden engeller.

b) Uluslaşmayı sağlama: Laiklik özünde millet egemenliğinin sağlanmasıdır. Egemenliğin tek kişiye veya ilahi bir güç adına yönetenlerden alınıp halka verilmesi, halkın tebaa, ümmet olmaktan çıkarak ulus olmasını sağlar. Bugün ise mezhepler, tarikatlar eliyle ulus parçalanmaktadır. Mezhebe, cemaate aidiyetin geriletilerek ulusu bir arada tutmak, pekiştirmek, insanları eşit haklara sahip kılan laik yasalarla ve uygulamalarla olanaklıdır.

c) Emeğin haklarını savunma: Emeğin haklarına sahip çıkmak için laikliğe sahip çıkmak gerekir. Çünkü laiklik yaşamımıza kimsenin karışmamasının yanında hakları ve yükümlülükleri olan bir “yurttaş” bilincine kavuşarak haklarımızı arayabilmemiz içindir.

İstanbul Müftülüğü’nün hazırladığı cuma hutbesinde iş güvenliği tedbirlerinde aşırılık 'Yüce Allah’a güveni sarsan bir davranış haline dönüşür' denildi. [9] “Sigorta yaptırmanın tevekküle aykırı olduğu”nun, madenlerde ve inşaatlarda ölen emekçiler için “güzel öldüler”, “işin fıtratı böyle” dendiği, ortamda insanlar, hakkını aramayı bu dünyada değil öte dünyada arar.

d) İnançlar arasındaki çatışmayı önleme: Laiklik, din, mezhep, tarikatların birbirlerini “din dışı” görmesini önleyerek halka “inanç özgürlüğü” sağlar. Örneğin “Cübbeli Ahmet Hoca” diye bilinen Mahmut Ünlü, ilahiyatçı Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu’nun hadisleri inkâr ettiğini belirterek “iyi ki profesör olmamışım” [10] demektedir. Televizyonlarda din adamlarının, tarikat liderlerinin birbirini “zındıklık” ile suçladığına tanık oluyoruz.

Bugün iktidar tarikatlar koalisyonuna dönüşmüştür. Laiklik dinin siyasete araç edilmesinin önüne geçerek bu kesimler arasındaki çatışmayı da önler.

Tarikatları “İrfan evleri” projesiyle diğer demokratik kitle örgütleriyle (sendika, meslek kuruluşu, dernek, vakıf, vb) aynı kategoriye sokma uyanıklığı içindeler. Tarikatların varlığını “sivil toplum”, “tek-tipi kaldırmak”, “çok kültürcülük”, “çoğulculuk” gibi kavramlarla “demokrasi” olarak yutturmaya çalışıyorlar. Halbuki tarikattaki şeyh-mürit ilişkisi özgürlüğü değil aksine tek-tipçiliği, biatı içerir.
 
  Tarihçi-yazar
  Mustafa Solak
 
Dipnotlar
[1] Bülent Tanör, Kuruluş, Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş., 1997, s. 108.
[2] Niyazi Berkes, (yay. haz. Ahmet Kuyaş), Türkiye'de Çağdaşlaşma, 4. Baskı, İstanbul, 2003, s.534.
[3] Hasan Ali Yücel, “Din Dersleri”, Cumhuriyet, 22 Ocak 1956, s.269.
[4] Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi (Başlangıçtan 1983’e), Kültür Koleji Yayınları, No: 4, İstanbul, 1994, s. 302.
[5] Recai Doğan, “Cumhuriyetin İlk Yıllarında Tevhid-i Tedrisat Çerçevesinde Din Eğitimi-Öğretimi ve Yapılan Tartışmalar”, Cumhuriyetin 75. Yılında Türkiye’de Din Eğitimi ve Öğretimi İlmi Toplantısı, Türk Yurdu Yayınları, Ankara, 1999, s. 273.
[6] Necdet Sakaoğlu, Osmanlı’dan Günümüze Eğitim Tarihi, Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2003, s. 212.
[7] İsmet Parmaksızoğlu, Türkiye’de Din Eğitimi, Milli Eğitim Basımevi, Ankara, 1966, s.26.
[8] Hasan Ali Yücel, Türkiye’de Ortaöğretim, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, 1994, s.166.
[9] http://www.rotahaber.com/gundem/is-guvenligi-hutbesi-tedbirde-asirilik-allaha-guveni-sarsar-h506870.html
[10] http://www.gazetevahdet.com/iyi-ki-profesor-olmamisim-1102yy.ht

Yorumlar (0)
-0°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Namaz Vakti 28 Ocak 2020
İmsak 06:28
Güneş 07:54
Öğle 13:06
İkindi 15:45
Akşam 18:08
Yatsı 19:30
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Sivasspor 19 41
2. Fenerbahçe 19 37
3. Başakşehir 19 36
4. Trabzonspor 18 35
5. Alanyaspor 19 35
6. Galatasaray 19 33
7. Beşiktaş 19 30
8. Göztepe 19 29
9. Malatyaspor 18 24
10. Gaziantep FK 19 24
11. Çaykur Rizespor 19 24
12. Denizlispor 19 22
13. Gençlerbirliği 19 21
14. Konyaspor 19 18
15. Antalyaspor 19 17
16. Kasımpaşa 19 15
17. Ankaragücü 19 13
18. Kayserispor 19 11
Takımlar O P
1. Hatayspor 19 40
2. Erzurum BB 19 34
3. Bursaspor 19 33
4. Keçiörengücü 19 29
5. Adana Demirspor 19 28
6. Akhisar Bld.Spor 19 28
7. Ümraniye 19 28
8. Menemen Belediyespor 19 28
9. Altay 19 27
10. Giresunspor 19 27
11. Fatih Karagümrük 19 24
12. Balıkesirspor 19 24
13. İstanbulspor 19 20
14. Altınordu 19 20
15. Osmanlıspor 19 17
16. Adanaspor 19 14
17. Boluspor 19 14
18. Eskişehirspor 19 10
Takımlar O P
1. Liverpool 23 67
2. Man City 24 51
3. Leicester City 24 48
4. Chelsea 24 40
5. M. United 24 34
6. Tottenham 24 34
7. Wolverhampton 24 34
8. Sheffield United 24 33
9. Southampton 24 31
10. Arsenal 24 30
11. Crystal Palace 24 30
12. Everton 24 30
13. Burnley 24 30
14. Newcastle 24 30
15. Brighton 24 25
16. Aston Villa 24 25
17. West Ham 23 23
18. Bournemouth 24 23
19. Watford 24 23
20. Norwich City 24 17
Takımlar O P
1. Real Madrid 21 46
2. Barcelona 21 43
3. Sevilla 21 38
4. Getafe 21 36
5. Atletico Madrid 21 36
6. Real Sociedad 21 34
7. Valencia 21 34
8. Villarreal 21 31
9. Athletic Bilbao 21 31
10. Osasuna 21 28
11. Granada 21 27
12. Real Betis 21 27
13. Levante 21 26
14. Deportivo Alaves 21 23
15. Eibar 21 23
16. Real Valladolid 21 22
17. Mallorca 21 18
18. Celta de Vigo 21 17
19. Leganés 21 15
20. Espanyol 21 15
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@