Mustafa Solak'tan Bahçeli analizi

Partisinin 7 Şubat 2017 tarihli grup toplantısında referandum üzerine konuşan Bahçeli’nin açıklamasının önemli yanlarını ortaya koyalım:

Mustafa Solak 13.02.2017, 21:10
Mustafa Solak'tan Bahçeli analizi

Bahçeli’nin Grup Konuşması Üzerine

Partisinin 7 Şubat 2017 tarihli grup toplantısında referandum üzerine konuşan Bahçeli’nin açıklamasının önemli yanlarını ortaya koyalım:

"Eğer Doğu Perinçek ve hayırcı yoldaşlarıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa, kesinlikle ve istinasız Sayın Erdoğan’ı tercih edeceğimizi herkes bilmeli ve kafasına sokmalıdır. Bunlar çılgına dönüp kudursalar da; millet için evet, devlet için evet, Cumhuriyet için evet, Türklüğün bekası için evet diyeceğiz.

Bu kararımızın altında yatan üç kritik dönemeç vardır. İlk olarak, 21 Ekim 2007 tarihinde anayasa değişikliği referandumuyla Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine karar verilmesidir. İkinci olarak, 10 Ağustos 2014’te yapılan Cumhurbaşkanı seçimidir. İlk kez bir Cumhurbaşkanı millet tarafından doğrudan doğruya belirlenmiş, yeni ve zorlu bir dönemin rotası çizilmiştir. Bırakınız siyasi köklerinin ayrı olmasını, aynı partiye dayanan Cumhurbaşkanı ve başbakan arasında bile gerilim ve anlaşmazlıkların çıkabileceğini, bunun da sistemik ve rejim krizlerine dönüşebileceğini mutlaka bilmek, öngörmek şarttır.

Üçüncü ve en önemlisi olarak, 15 Temmuz FETÖ darbe kalkışmasının toplumsal ve siyasal alana yüklediği mecburi durum muhasebesi ve tarihi sorumluluklardır. Böyle zamanlarda sistemsel düzeltme, değişim ve yeni denge arayışları normaldir, beklenmelidir. Emperyalizm bilhassa Suriye’de tüm kanlı ve acımasız hünerlerini gösterdi. 15 Temmuz bize göstermiştir ki, anlamsız tartışma, söz düellosu, sert kutuplaşma bitmeli; siyaset milli ülkü ve hedeflerde buluşmalıdır. Küresel güçlerin bölgemizdeki kanlı tezgahlarını milletle dayanışma halinde, devletle birlikte olarak dağıtacağız.

Biz başkanlığa değil, Cumhurbaşkanı hükümet sistemine Evet diyoruz. Evet’i; Sevr, Ortaçağ, kulluk, kelle, Derviş Mehmet, haram, Damat Ferit, cehalet, yalan, yalaka şaklaban, nefret diye tevil edip hayırı; Lozan, Hasan Tahsin, Kubilay, şehit, hukuk, doğruluk, ilim, aydınlık, sevgi diye takdim eden çürümüşleri şaşkına çevirmek için Evet diyeceğiz.

Rejim değişikliği diye kızılca kıyameti koparan CHP ve yanında hizalanmış terör ve bölücülük konsorsiyumunun yalanlarını boşa çıkarıp sistemsel yenilenme için güçlü bir Evet diyoruz.

PKK hayır diyormuş, varsın desin, bunu kendilerini Türk milliyetçisi sanan, yine toplanıp toplanıp dağılan, tutunacak demir parmaklık arayan, aslında dalından kopmuş kurumuş yaprak gibi savrulan zavallılar düşünsün.”

Bahçeli’nin iddialarını ele alalım:

1) “Biz başkanlığa değil, Cumhurbaşkanı hükümet sistemine Evet diyoruz” diyen Bahçeli’nin konuşmasında sistemin ne olduğunu anlatan tek bir cümle yok. Ama “çürümüşler”, “kudursalar da” ,” terör ve bölücülük konsorsiyumu” diye hayırcıları yaftalıyor. Bu haliyle Bahçeli sistemin kendisinden değil hayırcılara taktığı kulplar üzerinden kendini haklı göstermeye çalışıyor. Bahçeli açıkça milleti bölüyor.

2) Bahçeli, “Perinçek ve hayırcı yoldaşları”, “CHP ve yanında hizalanmış terör ve bölücülük konsorsiyumu”, “Hayır” dediği için “Evet” dediğini itiraf ediyor. Bu durum karşıtı üzerinden siyaset belirleme anlayışıdır.  Her ne kadar “sistemsel yenilenme” kavramından bahsetse de bunun ne olduğunu açıklamıyor. Dolayısıyla yeni anayasanın içeriği üzerinden değil başkalarının tavrı üzerinden siyasal tutum belirliyor.

Oysaki siyaset olgular incelenerek, olgulardaki değişmenin yönü kavranarak ve bunlardan sonu çıkararak yapılır. Yani neden-sonuç ilişkisi üzerinden tutum belirlenir. Bu sebeple siyaset bilimsel bir çaba olmalıdır. Bunun için siyaset bilimi vardır.

PKK diyerek HDP’yi kasteden Bahçeli, HDP’nin tavrı üzerinden hayırcı MHPlileri de MHP tabanı ve Türk milleti nazarında ötekileştirmektedir. Tipik bir korkutarak kendi tutumunu haklı gösterme çabası. Bilimsel olmayan ve başkasının tavrı üzerinden tutum belirlemek aslında milletin de aklıyla kandırmaktır. Çünkü millet anayasayı değil başkasını anlatarak yanına çekmeye çalışılmaktadır.

3) Bahçeli’nin Doğu Perinçek ve hayırcı yoldaşlarına karşı Erdoğan'ı tercih edeceğine ilişkin sözü tam bir demogojidir. MHP’nin Hayırcı vekillerinden Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Bahçeli’ye haklı olarak şunları soruyor:

“Doğu Perinçek Cumhurbaşkanı mı? Neden örnek o?”

Doğu Perinçek yönetim konumunda, mecliste olmadığına göre neden Erdoğan ile kıyaslıyor?

Anlaşılan Ermeni Soykırımı iddiasına, emperyalizme karşı Perinçek’in etkili mücadele vermesi, MHP tabanını bütün olarak tutması açısından Bahçeli’yi rahatsız ediyor.

Bahçeli Erdoğan’ı destekleyeceğini Erdoğan’ın davranışları üzerinden açıklamıyor. Siyasette buna demogoji diyorlar. Demogoji toplumun duygularını ve önyargılarını kullanarak var olan gerçekleri farklı şekilde göstermektir.

4) “Evet” deme gerekçelerini irdelediğimizde Cumhurbaşkanı ve başbakan arasında bile gerilim ve anlaşmazlıklar çıkabileceğinden bahseden Bahçeli aslında gerilim olmasın diye yönetimi tek kişiye bırakmak gerektiğini söylemiş oluyor. Bir siyasetçinin görevi hoşlanmadığı duruma karşı mücadele etmesi gerekirken Bahçeli açıkça tek kişi otoriterliğine teslim olmuştur. Dahası hangi gerilim ve anlaşmazlık çıkacak ki ülkemizi sarssın? Konuşmalarında belirttiği gibi “beka sorunu” ortaya çıksın? FETÖ darbesi ile sistemde ne sıkıntı oldu ki hangi sistemsel düzeltme, değişim ve yeni denge arayışları normaldir?

Bunların yanıtı yok. Hamaset söylemine başvurmaktan öte gitmiyor. FETÖ darbesi dinsel bir cemaat tarafından dini referans alan bir hükümete yöneldi. Beka sorunu laiklikten taviz verenlerin, laiklik karşıtlarının tarikat ve cemaatlerin devlette ve toplum içinde örgütlenilmesine izin verilmesidir. Bahçeli, laikliğin laiklik karşıtlarının bırakalım din, vicdan, ibadet hürriyeti olmasını, yaşam güvencesi olduğunu söylemeliydi. Sıkıntı laiklikten geri dönüştür, çözümü de laikliğin gereklerini yerine getirmektir ama Bahçeli bundan bahsetmiyor.

5) “Evet” demelerinin en önemlisi gerekçesi FETÖ darbesi karşısında sert kutuplaşmaları bitirip milli ülkü ve hedeflerde buluşmaksa Bahçeli, bize yeni anayasada bu ülkü ve hedefleri göstermeliydi. Emperyalizmin Suriye’de kanlı ve acımasız hünerlerini gösterdiğini ve sert kutuplaşma istemediğini belirten Bahçeli’nin hükümete şunu demesi gerekirdi:

“Emperyalizm, FETÖ, PKK, PYD, IŞİD varken bir hayırcıları karşınıza alarak milli ülkü ve hedefleri gerçekleştiremezsiniz, evetçi-hayırcı diye milleti kutuplaştırarak milli seferberlik sağlayamazsınız, anayasa sevdanızdan vazgeçin.”

Tarihçi-yazar

Mustafa SOLAK

NOT: Bahçeli’nin grup konuşmasının tamamını şu adresten okuyabilirsiniz.

https://www.mhp.org.tr/htmldocs/mhp/4207/mhp/Milliyetci_Hareket_Partisi_Genel_Baskani_Sayin_Devlet_BAHCELI__nin_TBMM_Grup_Toplantisinda_yapmis_olduklari_konusma_metni_7_.html

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@