Madımak Katliamı ve Kimlik Siyaseti

Mustafa Solak Yazdı: Madımak Katliamı ve Kimlik Siyaseti

Madımak Katliamı ve Kimlik Siyaseti

KamuGundemi.com -  Bazıları 2 Temmuz 1993 tarihindeki Madımak otelinde aydınlarımızın öldürülmesini "facia", "cinayet" olarak değerlendirmekle yetinerek “katliam” kelimesini kullanmaz. Onlara göre "katliam" binlerin, onbinlerin ölmesi yani sayı ile ilgili meseledir. Ben ise katliamın toplumda derin izlere bırakacak şekilde öfke, üzüntü, kin yaratması olarak ele alıyorum.

        Özgecan'ın vahşice öldürülmesi üzerine "katliam" dememiz de bu sebepledir. Öldürülen bir kişi vardır ama “katliam” kelimesine pek itiraz eden olmaz. Özgecan’ın ölümünde infial uyandıran nokta sizleri tekrar üzmek pahasına söylemeliyim ki ellerinin kesilmesi ve yakılmasıydı. Diğer tecavüz ölümden farklı olarak bu durum yarattığı derin üzüntü, öfke nedeniyle haklı olarak “katliam” olarak tanımlandı.

        37 insanımızın dinsel-mezhepsel bir nedenle öldürülmesi toplumda Alevi-Sünni ayrılığının körüklenmeye çalışması, olayın gelişimi (yakılma), hala hafızalarımızda yer edinmesi nedeniyle öfkelenmemize neden oluyor.

          Bugün dinsel-mezhepsel, etnik, son günlerde de cinsel yönelimden kaynaklı kimlik siyaseti Madımakların yaşanacağına dair kaygı uyandırıyor.

                        Yurttaşlık yerine kimlik

       Yurttaşlık ve ulusal aidiyet yerine kimliklerin de ayriyeten bir meziyetmiş gibi Kemalist, devrimci, aydınlanmacı kesim tarafından da vurgulanması ayrı bir acıdır.

        Diğer seçimlerdekinden daha fazla olarak Roman, Çerkez, Ermeni kökenli, Alevi yada diğer dinsel-mezhepsel kökenden vekillerin seçilmesine belirttiğimiz Cumhuriyetçi kesimden de önem verenler var.

        Çoğu iyi niyetle söylüyor ama farkında olmadan bilincimize işlenenleri de görmek durumundayız.

         İlk olarak bireylerin dinsel-mezhepsel, etnik kimliklerine vurgu yapmanın ulus bilincini aşındırdığını söylemeliyiz. “Artık Roman vekilimiz de oldu” dediğiniz an o kişiyi Türk milletine ait olmaktan çıkararak ayrı bir millet kategorisine sokmuş olursunuz. Kimseye “kökeninizi inkar edin” demiyoruz ama buna özel vurgu yapılması da bu kapıya çıkar.

        Belli kesimin haklarını o kesimden gelenler mi savunur?

      İkinci olarak “Alevi birinin seçilmesi Alevilerin yaşadığı sıkıntıları daha iyi anlatır” denebilir ama burada “başka birisi Alevi’nin, Çerkez’in haklarını savunamaz” mesajı vermiş olursunuz. Herhangi bir grubun haklarını savunmanın yolu gruba aidiyet değil, geçmişte verdiği mücadeledir. Süryani olmak Süryani’nin haklarını daha iyi dile getireceğini anlamına gelmez, geçmişte bunun mücadelesini verip vermediğine bakılmalıdır. Pekala Pomak kökenden gelen biri de Çerkez’in mağduriyetini, haklarını savunabilir.

         Üçüncü olarak kimlik siyasetinin bizzat kendisi kimlikçidir, grupçudur. “Alevi vekilimiz, üyemiz, yöneticimiz var” dediğiniz anda Alevi kökenden gelen kişiye sadece Alevilerin istemlerine yönelik mücadeleye yöneltmiş olarak yurttaşların genel çıkarını savunmaktan uzaklaştırırsınız. Sünni inanışlı kişiyi de “zaten Alevilerin haklarını savunan var, ben Sünnilerin veya başka kesimlerin haklarını dile getireyim” noktasına sürüklersiniz. Kişileri Türkiye ile buluşmaktan çıkararak belli bir gruba hapsedersiniz.

         Bu yönüyle kimlik siyaseti ilgili kesimlerin hakların daha fazla savunulmasının önüne geçer.

          Bireyleri toplumun genel çıkarlarını savunmaktan uzaklaştırarak kendi gruplarına, mahallerine yönlendirmiş oluruz.

        Kimi vekillerin "Çerkes solu fraksiyonu adına adayım", "Ermeni Soykırımı'nın 100. yılında aday gösterilmemin anlamı var" denerek iyice törpülenen “yurttaşlık” kavramını tekrar pekiştirmek durumundayız.

        Cumhuriyetçi kesim hor görülen, yurttaşlığın dışına sürüklenen herkesin haklarını savunmalıdır ama kimlik siyasetine teşne olmamalıdır.   

Araştırmacı-yazar

Mustafa Solak

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.