Geldikleri Gibi Gittiler: İstanbul'un Kurtuluşu  

30 Ekim 1918’deki Mondros Ateşkes Anlaşması’na dayanarak İtilaf devletleri 13 Kasım 1918'de Haydarpaşa önlerine demirleyip İstanbul'a girerler.

Mustafa Solak 05.10.2016, 20:57
Geldikleri Gibi Gittiler: İstanbul'un Kurtuluşu  

Geldikleri Gibi Gittiler: İstanbul'un Kurtuluşu   

30 Ekim 1918’deki Mondros Ateşkes Anlaşması’na dayanarak İtilaf devletleri 13 Kasım 1918'de Haydarpaşa önlerine demirleyip İstanbul'a girerler. 13 Kasım 1918 tarihinde İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan gemilerinin oluşturduğu bir filo Boğaziçi’ne gelerek İstanbul’a tam 35 bin kadar kuvvet çıkarır. İşgalci kuvvetlerin baskısı karşısında padişah, 21 Aralık 1918 günü meclisi dağıtır. 16 Mart 1920’de ise resmi işgale dönüşür. Şehrin komutası ve denetim Britanya yüksek komiserindeydi. İşgal 6 Ekim 1923’te Türk ordusunun şehre girişine kadar 5 yıl sürecektir.

Mustafa Kemal Atatürk ise Adana treninden inip Haydarpaşa’ya ayak bastığında düşman gemilerine bakarak "geldikleri gibi giderler" demiştir.

İşgalciler çeşitli bahanelerle Türkleri tutuklayıp, işkenceden geçirmekte, üzerlerindeki değerli eşyalara el koymakta, evler zorla sahiplerinden almaktaydılar. Dahası kadın ve kızlarımıza laf atmakta, sarkıntılık yapıyorlardı. Türk subayları işgal subayları, küçük rütbeli de olsa selamlamak zorunda bırakılarak küçük düşürülüyordu.

İşgal Döneminde İstanbul Halkı 

İşgal döneminde insanlar iki gruba ayırıbır;

1. İşgalcilerin yanında olan işbirlikçiler: Bunların bir kısmı Rum, Ermeni, Yahudi azınlığa mensup işbirlikçilerdir. İşgalcileri coşku ile karşılamışlar,  Türkleri aşağılamış, hakaret etmişler ve şımarık davranmışlardır. Rumların kahramanlaştırdığı Hrısantos isimli çete reisi, seri katil, İngilizlerin himayesinde onlarca Türk polis ve insanını öldürmüştür. 
İşbirlikçiler arasında Batı hayranı Türkler de vardır.  Yakup Kadri Karaosmanoğlu, işgal İstanbul’unu anlatan “Sodom ve Gomore” eserinde bu kişilerin çıkar ilişkilerini gün yüzüne serer. Bunlar Milli Mücadele’ye karşıdır. Sadrazam Damat Ferit, gazeteci Ali Kemal ve Darülfunün’deki bazı öğretim üyeleri bu anlayıştadır.

İngiliz Muhipler (Sevenler) Derneği üyesi ve İslam Teali Cemiyeti üyeleri de işgalcilerin “Müslümanlığa ve padişaha sahip çıktığı” propagandası ile işgallere sessiz kalıyor ve Kurtuluş Savaşı’na karşı çıkıyordu. İşgalcilere karşı oluşan direnişi kırmak için Kuvâyı Milliyeciler’e ölüm fetvaları düzenleyerek, bunun “dini görev” ve “bu yolda ölenlerin şehit” olduğunu söylüyorlardı. Bu fetvaları İngiliz uçaklarından atarak dağıtıyorlardı. İşgalci güçler yetmezmiş gibi bir de ihaneti yaşıyorduk. Öyle ki Mustafa Kemal ve Kuvâ-yı Milliye, “Yunan Ordusu’ndan daha kötü” gösteriliyordu.

Örneğin Şeyhülislam Mustafa Sabri şunları söyleyebiliyordu:

“Yalnız Müslüman ve insan olarak kalmak üzere Türklükten Allah’ın huzurunda istifa ediyorum. Tövbe yarabbi, tövbe Türklüğüme, beni Türk milletinden addetme”

Dürrizade Abdullah İngilizlerin himayesinde yaşamayı savunuyordu.

Bugün ise Cumhuriyet düşmanları, Kurtuluş Savaşı’nın yanındaymış gibi gösterilerek“kahraman” ilan ediliyor, Mustafa Kemal’ler “haksız” bulunarak tarihi çarpıtılıyor ve milletin aklıyla dalga geçiliyor.

2. İşgale karşı çıkanlar: Milli mücadeleyi destekleyen halk işgale son verilmesi için İstanbul’da mitingler yapıyorlardı. Bir yandan da işgal güçlerinin depolarından silahlar çalınarak Anadolu’ya silah ve yardım malzemesi yollanıyordu. Bu kişiler yakalandıklarında İngiliz idam mangalarının önüne konularak kurşuna diziliyordu. Kadınlar yatak ve yastıklarındaki yünleri Anadolu’daki askerlere giyecek ve çorap yapmak için kullanarak Anadolu’ya gönderiyorlardı. İşgal döneminin romanlarında, “Milli mücadelenin desteklenmesi” konu edinir.

İngilizlerin Zulmü

İşgalin komutası İngilizlerdedir. Bu sebeple diğerlerinden daha fazla işgale direnişi önlemeye çalışmış, direnenlere eziyet çektirmiştir. Osmanlı Meclisi’ni basıp milletvekillerini yerlerde sürükleyerek götürerek 145 aydını tutuklayarak Malta adasında hapsetmişlerdir. Ziya Gökalp, Şükrü Kaya, Fahrettin Paşa, Hüseyin Cahit gibi yazar, siyasetçi ve askerler sürgün edilenler arasındaydı. Malta esirleri daha sonra Atatürk’ün çabalarıyla İngilizlere karşılık takas edilmiştir.

İşgalcilerin Çıkarılması

Lozan Antlaşması’ndan sonra 5 Ağustos 1923 tarihinde İstanbul’un boşaltılması ile ilgili ilk görüşmeler başlar. İstanbul’daki TBMM’ni yetkili kıldığı komutan Selahaddin Adil Paşa 13 Ağustos 1923 tarihinde Müttefik Generallerini ziyaret ederek Tahliye ve Teslim emrinin ayrıntıları hakkında görüşür. Tahliye ve Teslim işleri bu tarihten itibaren 6 hafta içinde tamamen sonuçlandırılacaktır.

23 Ağustos 1923’ten itibaren düşman kuvvetleri İstanbul’dan ayrılmaya başladılar. İzmir'in Kurtuluşu'ndan sonra padişah Vahdettin ve  Damat Ferit Paşa Eylül 1922'de ülkeden kaçtı. Son düşman birliği ise 2 Ekim 1923 günü Dolmabahçe Sarayı önünde düzenlenen bir törenle Türk Sancağı’nı selamlayarak şehri terketti. Bu sırada işgal kumandanı İngiliz general Harington’du.

5 Ekim 1923′te şehrin Anadolu yakasına gelen Türk Ordusu, 6 Ekim’de Selahattin Adil komutasındaki Türk ordusu halkın coşkun gösterileri eşliğinde girer. 4 yıl 10 ay 23 gün süren işgal sona erer. 6 Ekim tarihi “İstanbul’un Kurtuluş Günü” olarak kutlanmaya başlanır.

Tarih Geçmiş İçin Değil Gelecek İçindir

Gericiler ise “İstanbul’un Kurtuluş Günü kutlaması” karşısına İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethini öne çıkararak yanıt verirler. “Din” ile “milli kurtuluşu” karşı karşıya getirerek“ulus” değil “ümmet” olmayı bilinçlere aşılamaya çalışırlar. Halbuki ikisinin de birbirinin karşısına konmasına gerek yok. Fakat komşumuz Suriye’deki gibi emperyalizmin ulus devletleri hedef aldığı çağda milli bütünlüğün pekiştirilmesi, vatanseverliğin öneminin gösterilmesi bakımından 6 Ekim’e gereken önem verilmelidir.

Mesele bir tarihi anmak değil, tarihe geleceği kuracak, emperyalizme yanıt verecek bir güç olarak kullanmaktır. Milletler geleceği kuracak gücü tarihinden bulup çıkarır.

Mustafa Solak
Tarihçi-Yazar


Yorumlar (0)
hafif yağmur
banner978
Günün Anketi Tümü
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Sözleşmeli Personelin kadroya geçirilmesini doğru buluyor musunuz?
Namaz Vakti 12 Aralık 2019
İmsak 06:23
Güneş 07:53
Öğle 12:47
İkindi 15:10
Akşam 17:31
Yatsı 18:55
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Sivasspor 14 30
2. Beşiktaş 14 27
3. Trabzonspor 14 26
4. Başakşehir 14 26
5. Fenerbahçe 14 25
6. Galatasaray 14 23
7. Alanyaspor 14 22
8. Göztepe 14 20
9. Malatyaspor 14 20
10. Denizlispor 14 18
11. Çaykur Rizespor 14 17
12. Gaziantep FK 14 17
13. Gençlerbirliği 14 14
14. Konyaspor 14 14
15. Kasımpaşa 14 12
16. Antalyaspor 14 12
17. Kayserispor 14 10
18. Ankaragücü 14 9
Takımlar O P
1. Hatayspor 14 30
2. Akhisar Bld.Spor 14 25
3. Erzurum BB 14 24
4. Bursaspor 14 23
5. Ümraniye 14 22
6. Keçiörengücü 14 22
7. Menemen Belediyespor 14 22
8. Fatih Karagümrük 14 20
9. Balıkesirspor 14 19
10. Giresunspor 14 19
11. Adana Demirspor 14 18
12. Altay 14 17
13. İstanbulspor 14 15
14. Altınordu 14 13
15. Osmanlıspor 14 11
16. Boluspor 14 11
17. Adanaspor 14 9
18. Eskişehirspor 14 5
Takımlar O P
1. Liverpool 16 46
2. Leicester City 16 38
3. Man City 16 32
4. Chelsea 16 29
5. M. United 16 24
6. Wolverhampton 16 24
7. Tottenham 16 23
8. Sheffield United 16 22
9. Arsenal 16 22
10. Crystal Palace 16 22
11. Newcastle 16 22
12. Brighton 16 19
13. Burnley 16 18
14. Everton 16 17
15. Bournemouth 16 16
16. West Ham 16 16
17. Aston Villa 16 15
18. Southampton 16 15
19. Norwich City 16 11
20. Watford 16 9
Takımlar O P
1. Barcelona 15 34
2. Real Madrid 15 34
3. Sevilla 16 31
4. Real Sociedad 16 27
5. Getafe 16 27
6. Athletic Bilbao 16 26
7. Atletico Madrid 16 26
8. Valencia 16 26
9. Granada 16 24
10. Osasuna 16 23
11. Real Betis 16 22
12. Levante 16 20
13. Villarreal 16 19
14. Real Valladolid 16 19
15. Deportivo Alaves 16 18
16. Eibar 16 15
17. Mallorca 16 14
18. Celta de Vigo 16 13
19. Leganés 16 9
20. Espanyol 16 9
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@