Evetçileri ve Kararsızları Kazanma Yolları

Yeni anayasaya “hayır” derken Erdoğan'ın, Bahçeli’nin veya AKP ve MHP’nin kendileri değil getirilen sistem tartışma konusu yapılmalıdır. Son günlerde şahıslar üzerinden AKP, MHP tabanını alaya alan, kızdıran söylemlere başvuruluyor.

Mustafa Solak 31.01.2017, 16:14
Evetçileri ve Kararsızları Kazanma Yolları

Evetçileri ve Kararsızları Kazanma Yolları

        Yeni anayasaya “hayır” derken Erdoğan'ın, Bahçeli’nin veya AKP ve MHP’nin kendileri değil getirilen sistem tartışma konusu yapılmalıdır. Son günlerde şahıslar üzerinden AKP, MHP tabanını alaya alan, kızdıran söylemlere başvuruluyor.

Örneğin Erdoğan’ı sırtından atan ata “ben hayır dedim, siz de deyin” dedirtiliyor. Soma’da 301 madencimizin ölümü sonrasında madenci yakınını tekmeleyen Yusuf Yerkel’in resminin altında “Soma’da madenci tekmeledim, hiçbir ceza almadım. Başkanlık için varım, sen de var mısın?” yazan görsel sosyal ortamda paylaşılıyor. Sanırsınız anayasada “madenci tekmelemek için ceza yoktur” diye madde var!

Tv sunucusu için “278 bin TL maaş az geldi. Onun için evet” diye yazılıyor. Doğrudan mesaj vermeyen, karşı cepheyi tahrik eden bu tür paylaşımlar ikna edici değil.

Ya da evet hayır’ı tercih etmenin zekayı test olduğu paylaşımı üzerinden evetçiler “gerizekalı” sayılıyor. Evetçileri tahrik etmekten öte anlam taşımayan mesajlar yerine neden derdimizi ikna edici üslupla anlatmıyoruz?

Dalga geçince, kızdığını belli eden cümleler yazınca yüreğiniz soğuyabilir, “nasıl da gol attım” diyebilirsiniz. Peki evetçi ve kararsızlar ikna mı olur yoksa onlar da size kızıp varsa kafalarında soru işaretini bir kenara bırakıp evette karar mı kılar?

Hükümete, Tayyip Erdoğan’a, Bahçeli’ye kızmak hakkımız ama bir de bu partilere ve liderine gönül verenleri kazanma, daha doğrusu milletimizi kazanma meselemiz var. Kutuplaştırmaktan yakınırken biz de buna teşne olursak daha da ayrıştırıcı olmaz mıyız?

Bir kere ne anlama geldiği üzerinde milletin hepsinin uzlaşmadığı “laiklik” kavramını öne çıkarmamalıyız. Kimisi için “dinsizlik” kimisi için “özgürlük” olarak tanımlanıyor. Daha anlamda uzlaşamamışken laikliği tartışma konusu yaparken enerjimizi yeni anayasanın tehlikelerini anlatmaya değil birbirimize harcarız. Dahası laiklik söylemi Suriye’de savaş verirken cepheyi emperyalizme ve piyonlarına karşı değil birbirimize kurmamıza neden oluyor. Laik-antilaik çekişmesi milleti böler ve emperyalizmi sevindirir. Bu 2 ayın önceliği laiklik gibi toplumu ayrıştıran mücadeleler değil, emperyalizme karşı milleti birleştiren, kutuplaşmayı önleyen gerekçeler öne çıkarılmalıdır. Toplumu birleştirdiğimizde daha rahat laiklik mücadelesi vereceğiz.

Hükümetin iddiaları “istikrar” ve “gülü meclis”. Bu iddiaları boşa çıkaracak hangi bir ikna edici, güven verici, olgun bir yol izleyeceğiz?

Tek tek sıralayalım.

a) ABD bugün Türk’ün, Kürt’ü, Arap’ın çıkarına aykırı olarak Suriye’de Lazkiye’ye yani Akdeniz’e kadar uzanan bir koridor inşa ediyor, üsler kuruyor. Suriye’yi, Irak’ı parçalamaya çalışan ABD’nin güneyimize yerleşmesi ülkemiz için de tehdit. Dahası Suriye’deki anti-Amerikancı ve laik bir yönetimin başta kalması ciğer yiyenlere karşı birliğimizin, sınırlarımızın güvenliğinin de güvencesi. Bu sebeple ABD ve işbirlikçileri PKK, PYD, IŞİD gibi örgütlere karı ülkemizde ve Suriye’de savaş içindeyken ve şehit haberleri alıyorken milletin “evet” ve “hayır” olarak ikiye bölünmesi bu savaşın başarısını tökezletiyor. O zaman kararsızlara ve evetçilere şöyle seslenmeliyiz:

“Ülkemiz bir savaş içindeyken, savaşı toplumu ikiye bölerek mi kazanacağız?”

“Diyelim ki yeni anayasa gerekli olsun. İçeride dışarıda şehit haberleri gelirken toplumun kutuplaşması askerlerimizin, polisimizin, korucumuzun iradesini bozmaz mı?”

“Millet topyekün savaşın başarısına odaklanması gerekirken sırası mı şimdi?”

b)  Emperyalizmin denetimindeki kredi kurumları “not”umuzu düşürürken, parasal oyunlar içerisindeyken, kısaca ekonomik kriz yaratılırken savaş durumuna, ekonomik kriz de eklenince yeni anayasa tartışması yanlıştır. O halde kararsızlara ve evetçilere şunu diyelim:

Derinleşmekte olan ekonomik krizden toplumu ikiye bölerek mi kurtulacağız?

c) Millet egemenliğinin tecelli ettiği yer TBMM’dir. Bir kişiye Milletvekillerini önemli ölçüde belirleme, Meclisi feshetme yetkisi verildiğinde millet egemenliğini kullanamaz. Kararsızlara ve evetçilere şöyle seslenelim:

Bugün beğendiğin siyasi liderin “istikrar” adına partili Cumhurbaşkanı olması yoluyla Meclisi belirlemesini istiyorsun ama ya yarın beğenmediğin parti iktidara gelip o meclisi belirlerse hoşuna gider mi?

d) “Yanlış Bağdat’tan dönermiş” diye söz var. Mahkemelerde dava aleyhimize neticelendiğinde üst mahkemelere (Yargıtay, Danıştay gibi) başvurur ve oradan lehimize sonuç aldırabiliriz. Hakim ve Savcılar Kurulu’nu (HSYK, HSK olarak değiştirildi) bir kişinin belirlediği yerde hukuki güvencemiz olamaz.

Toparlayacak olursak şu sloganları öne çıkarabiliriz:

1) Emperyalizme, teröre karşı huzur ve birlik için parlamenter sistem,

2) Ekonomik krizden kurtulmak için hayır,

3) Millet egemenliği için parlamenter sistem,

4) Hukuki güvencemizi korumak için hayır.

Kaynak: KamuGundemi.com
Yorumlar (3)
Ali Osman 4 yıl önce
AKP ye Evet oyu verdik.Sayın Cumhurbaşkanımıza Evet oyu verdik.Ama Atatürk'ümüzün bizlere teslim ettiği Cumhuriyet rejiminin değişmesine Evet diyemeyeceğiz.Şu an oylanacak olan AKP veya Cumhurbaşkanımız değil.Türkiyenin gelecekte nasıl yönetileceğidir.Atamızın Cumhuriyetinden vazgeçmeyeceğiz.Bu oylamada oyumuz HAYIR.
Muhammet 4 yıl önce
Reis'e sonuna kadar evet dedik ama bu referandum ve rejim değişikliğine evet demeyeceğiz....
İbrahim 4 yıl önce
Sonuna kadar DESTEK, tam DESTEK. CHP'ye, HDP'ye ve onların dümen suyunda gidenlere inat EVET!
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
bayan gömlek instax SEO Stratejileri ile Kalıcı Çözümler!

Gelişmelerden Haberdar Olun

@