Erzurum Kongresi ve Suruç'taki Bomba

 23 Temmuz- 7 Ağustos tarihleri arasında Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin ve Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin girişimleriyle Doğu Anadolu'daki Ermeni ve Karadeniz Bölgesindeki Rum tehlikesine karşı alınacak önlemleri görüşmek için toplanmıştır.

Mustafa Solak 25.07.2015, 19:46
Erzurum Kongresi ve Suruç'taki Bomba

 23 Temmuz- 7 Ağustos tarihleri arasında Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin ve Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin girişimleriyle Doğu Anadolu'daki Ermeni ve Karadeniz Bölgesindeki Rum tehlikesine karşı alınacak önlemleri görüşmek için toplanmıştır.

“Beni En Çok Apoletlerim Yaktı”
              3 Temmuz’da Erzurum’a gelen Mustafa Kemal, 7 Temmuz’a kadar müfettişlik görevine devam etti. 7-8 Temmuz gecesi saray tarafından telgrafla çağrılarak İstanbul’a dönmesi istendi. Mustafa Kemal, reddedince; “O halde resmi göreviniz sona ermiştir” denildi. Bunun üzerine 8 Temmuz gecesi, Harbiye Nezareti’ne (Bakanlığına), müfettişlik görevi ile birlikte askerlikten de istifa ettiğini bildirdi. Bu tarihten itibaren artık resmi görev ve yetkilerinden ayrılmış olup, yalnız milletin vatanseverliğinden kuvvet alarak görevine devam etti. 
              Şimdi o şiirini yayınladı mı bilmiyorum ama şairin kendisinden dinleme fırsatım olmuştu. Şiirinde “beni en çok apoletlerim yaktı” diyordu. Askerliğin, makamın getirdiği kolaylıklar olmakla beraber “Osmanlı’nın paşası” tereddütlerini de ortadan kaldırmıştır. 
           15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa “ben ve kolordum, hepimiz emrindeyiz paşam” diyerek Mustafa Kemal’e bağlılığını bildirdi. 
            Erzurum Müdafaa-i Hukuk-u Millîye Cemiyeti, O’nu kongre hazırlıklarını yapmak için kurulan 5 kişilik heyetin başına getirdi. Erzurum’dan seçilen iki delege istifa ederek yerlerini Mustafa Kemal ve Rauf Bey’e bıraktılar.   
           Kongre başkanlığına Mustafa Kemal seçilir. Kongreye; Erzurum, Trabzon, Sivas, Bitlis ve Van’dan 57 delege katıldı. Bunların dışında Elazığ, Diyarbakır ve Mardin’de de kongre için delege seçimleri yapılmış; bu delegeler valilerin engellemesi yüzünden kongreye katılamazlar.
Damat Ferit Kongre’yi “isyan” olarak niteliyor
           Aynı gün padişahın damadı olan Damat Ferit Paşa basın-yayın organlarına verdiği bir demeçte; kongreyi “isyan” olarak ilan etti. Dahası, kongre devam ederken 30 Temmuz 1919’da İngilizlerin baskısıyla Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı), Mustafa Kemal Paşa’nın tutuklanması için Kazım Karabekir Paşa’ya bir gizli şifre gönderir.
            Kongre, 14 gün sürdü. Sivas Kongresi’ne katılmak üzere, 9 kişilik Temsilciler Heyeti (Heyet-i Temsiliye) seçildi. Başkanlığına Mustafa Kemal Paşa getirilir.

                                   Alınan Kararlar
             1. Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür; parçalanamaz.
             2. Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet topyekün kendisini savunacak ve direnecektir. 
             3. Vatanı korumayı ve bağımsızlığı elde etmeyi İstanbul Hükümeti sağlayamadığı takdirde, bu gayeyi gerçekleştirmek için geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri milli kongrece seçilecektir. Kongre toplanmamışsa, bu seçimi Temsil Heyeti yapacaktır. 
            4. Kuva-yı Milliye’yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak temel esastır. 
            5. Hıristiyan azınlıklara siyasi hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez. 
            6. Manda ve himaye kabul edilemez. 
            7. Milli Meclisin derhal toplanmasını ve hükümet işlerinin Meclis tarafından kontrol edilmesini sağlamak için çalışılacaktır. 
            8. Milli irade padişahı ve halifeyi kurtaracak
            9. Doğu’da ki 6 ilin (Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır, Sivas) Osmanlı Devleti’nin ayrılmaz bir parçası olduğu, milli iradenin hakim kılınması gerektiği bildirilmiştir.
           10. Hristiyanlara yeni imtiyazlar verilmeyecektir.

                                             Kongre’nin Önemi
            Toplanış amacı bölgesel olmasına karşın aldığı kararlar bakımından milli bir kongredir.
Manda ve himaye reddedilerek ilk kez ulusal egemenliğin koşulsuz olarak gerçekleştirilmesine karar verilmiştir.
İlk kez milli sınırlardan bahsedilmiş ve Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı andaki topraklarının parçalanamayacağı açıklanmıştır. “Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür” ifadesi Misak-ı Milli’de yer almıştır.

İlk defa hükümet kurulmasından bahsedilmiş ve ilk defa 9 kişilik Temsil Heyeti seçilerek Kurtuluş Savaşı’nı yönetecek hükümet kurulmuştur. Temsil Heyeti'nin görevi TBMM'nin açılmasına kadar devam edecektir.
Bir yandan “milli irade padişahı ve halifeyi kurtaracak”  ifadesi kullanırken bir yandan da “milli iradeyi hakim kılmak” ifadesiyle Cumhuriyet’in kurulacağı ima edilmektedir.

“Doğu Zaferine Dayanarak İzmir’i de Kurtarmak”
             Kurtuluş Savaşımızın stratejisi, öncelikle Doğu bölgemizin halkına dayanarak vatanı kurtarmaktı. Samsun, Amasya, Erzurum, Sivas hattı bunu gösterir. Bu stratejiyi belirleyen etkenler olarak şunları belirtebiliriz:
              1)  Vatanın batısı işgal altındadır. Doğuda serbest hareket etmek daha elverişlidir.
             2)  Emperyalistlerin Ermenistan ve Kürdistan planlarına karşı, Türk-Kürt birliğinin yaratılması gerekiyordu. 
             Mustafa Kemal 16 Haziran 1919 günü Erzurum’da Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’ya yolladığı mesajda bunu açıklar:
           “Doğu vilâyetleri halkı, birlik ve fedakârlık lüzumunu en önce takdir ettikleri iftiharla görülmektedir. Fakat Anadolu’nun öteki tarafları böyle değildir…Bu sebeple ben Kürtleri de bir öz kardeş olarak ağuşumuza (bağrımıza) katıp tekmil milleti bir nokta etrafında birleştirmek ve bunu dünyaya Müdafaa-i Hukuku Milliye cemiyetleri vasıtasıyla göstermek karar ve azmindeyim.” (1)
             3) 1917 Devrimiyle kurulan SSCB ile Brest-Litovks Antlaşması ile dostluk kurulmaya başlanmıştı. İki ülke emperyalizme arşı vatanlarını savunmada birbirine yardımcı olabilirdi. Böylece doğuda sağlam bir cephe gerisi yaratılarak batıya yönelinebilecekti.
           Mustafa Kemal, bunu Enver Paşa’ya yazdığı mektubunda belirtir:
           “Ankara Hükümeti…doğuda bir istinat [dayanak] noktası sağlanması lüzumuna kanaat getirmiş olduğundan, Bolşevik Rusya Cumhuriyeti ile ortak maksadın sağlanmasına ait bir anlaşma akdine teşebbüs etmiş, bu teşebbüs de başarı noktasına yaklaşmış bulunuyor.” (2)
            Kâzım Karabekir,  “doğuya dayanarak batıya yönelme” düşüncesini 11 Nisan 1919 tarihinde Mustafa Kemal ile paylaşır: 
            “Derhal Anadolu’ya ordu başına geliniz. Hem de doğuya; milletin kurtuluş anahtarı Doğu’dur. Orda her şey mümkündür. Ordu da kuvvetlidir, halk da beraber gider. Ben kesin kararımı verdim. Planım basittir. Millî bir hükümet teşkili ve Doğu Vilâyetlerini istilaya hazırlanan Ermenistan’ı, bize güzel bir barış rehinesi olarak elde tutmak, sonra hâdiselere göre batıya dönmektir.” (3)
           Mustafa Kemal’in 9. Ordu Müfettişliği görevi için “Samsun’dan başlayarak bütün Doğu vilâyetlerinde valilere doğrudan doğruya emir verebilme”  yetkisi alması “doğuya dayanma “ stratejisi içindi.
          Kâzım Karabekir, Erzurum Kongresi’nin bu strateji içindeki önemini de şöyle vurgular: 
         “Bir kere Erzurum Kongresi’nde bir dayanak, bir hareket noktası tesisinden sonra teşkilâtça, kuvvetçe, maddî, mânevî heybetli bir çığ gibi batıya yuvarlanmak kolaydı ve doğu zaferine dayanarak İzmir’i de kurtarmak mümkün bir emel olurdu.” (4) 
          Kurtuluş Savaşı’nda ve Erzurum Kongresi’nde “doğu’ya dayanma” olarak belirtilen “Türk-Kürt topyekün milletimizin birliğini pekiştirme” düşüncesi Suruç’ta bomba patlatılırken bir kez daha önem kazanıyor. ABD öncülüğünde emperyalizmin IŞİD gibi gerici örgütler eliyle ve “Akdeniz’e kadar uzanan Kürt Koridoru” planı için PYD’ye verdiği silah ve bombardıman desteği üzerinden Suriye’yi ve ülkemizi parçalama siyasetine karşı milletimizin ve bölge ülkelerinin birliğini her zamankinden daha kararlılıkla savunmalıyız.


(1)  Atatürk’ün Bütün Eserleri, Cilt II, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2013, s.390
(2) Sadi Borak (der), Atatürk’ün Özel Mektupları, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2012, s.181
(3) Ahmet Almaz, Atatürk’ün Anıları, Dinazor Yayıncılık, İstanbul, 2008, s.205.
(4) Kâzım Karabekir, İstiklâl Harbimiz, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2008, s.69. 

  
  Araştırmacı-yazar
     Mustafa Solak
solak81@outlook.com

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
banner1037

Gelişmelerden Haberdar Olun

@