Emperyalizm’in Denize Döküldüğü Kent: İZMİR

15 Mayıs 1919 İzmir'e işgale gelen Yunanlılara, Hasan Tahsin (Osman Nevres) kurşun sıkarak Türk milletinin emperyalistlere direneceğinin mesajını verir.

Mustafa Solak 09.09.2016, 20:52
Emperyalizm’in Denize Döküldüğü Kent: İZMİR

           15 Mayıs 1919 İzmir'e işgale gelen Yunanlılara, Hasan Tahsin (Osman Nevres) kurşun sıkarak Türk milletinin emperyalistlere direneceğinin mesajını verir. İşgaller sonucu Anadolu kapılarına kadar gelen emperyalizm destekli Yunan ordusuna karşı 26-30 Ağustos 1922’de “Büyük Taarruz” ile saldırı savaşı başlatılır. Böylece yüzyıllarca süren geri çekilme dönemi bitmiştir.  30 Ağustos “Başkomutan Meydan Muharebesi”nde bir gün içinde Yunan ordusunun en önemli bölümü etkisiz hale getirilir.  
            “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!”
          1 Eylül’de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ordulara şu tarihi emrini verir:
           “Bütün arkadaşlarımın Anadolu'da daha başka meydan muharebeleri verileceğini göz önüne alarak ilerlemesini ve herkesin akıl gücünü, yiğitlik ve yurtseverlik kaynaklarını, yarışırcasına, esirgemeden vermeye devam eylemesini isterim. Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!”
        Türk birlikleri 1 Eylül'de Uşak’a gelindi. Burada Yunan Ordusu Başkomutanı General Trikopis tutsak edildi. Her köy ve kasabanın Yunanlılar tarafından yakıldığını, Türklerin katledildiğini bilen Türk askeri dinlenmek ve uyumak istemiyordu. Bir an önce düşman Anadolu’dan temizlenmeliydi. 3 Eylül'de ordumuz Kütahya'ya, ertesi günü de Eskişehir'e girdiler. 4 Eylül'de Alaşehir, Buldan, Kula, Söğüt, 5 Eylül'de Bilecik, Bozöyük, Simav, Demirci, Ödemiş, Salihli; 6 Eylül'de Akhisar, Balıkesir, 7 Eylül'de Aydın, 8 Eylül'de Kemalpaşa ve Manisa'ya Türk ordusu giriyordu. İzmir önlerine gelinmişti. ''3 yıl, 3 ay, 25 gün'' süren savaş sona eriyordu.
           İzmir’e Giriş
         Süvarilerimiz, İzmir’e girerken sadece birkaç yerde hafif ateşle karşılaştılar. Kordonboyu’ndan geçerken süvariler bir İngiliz müfrezesi tarafından selamlandı. Şarapnel yarası alan Yüzbaşı Şerafettin Bey’in vücudundan kanlar boşalırken bile "ölsem ne gam! İzmir'i kurtarmıştık ya! İzmir'e girmiştik ya! Bu şerefin öncüleri biz olmuştuk ya!" diyordu. Türk bayrağını yaralı halde Hükümet Konağına çekmişti.
          İzmir’de Türk halkının sevinci o denli büyüktü ki askerler çiçek yağmuru altında karşılanıyordu. 9 Eylül günü 3. Kolordumuz Bursa’yı savunan Yunan birliklerini geri atarak şehri kurtardı. 9 Eylül günü; Menemen kurtarıldı, Aynı gün Mustafa Kemal Atatürk Armutlu'ya gelir. Koyu bir güneş gözlüğü taktığı için tanınmaz. Orada bulunan bir yaşlı, bir kaç kere koynundan çıkardığı resme, sonra Atatürk'e bakar. Mustafa Kemal gözlüğünü alnına doğru kaldırınca yaşlı tanır ve “bu sensin, bu! Ey ahali koşun, koşun! Bu odur, Kemalimiz geldi!” der ve bir sevinç halesi oluşur.
           Mustafa Kemal Paşa, yanında Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve Yaveri Salih Bozok ile birlikte 10 Eylül’de İzmir’e geldi. Yunan kuvvetlerinden İzmir’e dönebilen 12.000 kişilik grup, savaş gemilerine bindirilerek Yunanistan’a gönderilir. Konak Meydanı'na halkın Atatürk'e armağanı olan bir açık otomobil getirilir. Otomobilin her yanı kırmızı beyaz kurdelelerle küçük beyaz güllerle süslenmiştir. Atatürk çiçeklerin arasındaki kuzuyu fark edince, Ruşen Eşref "çabuk gidin söyleyin; şu kuzuyu kesmesinler" diyerek kuzuyu kurtarır.
           “Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir” diyen Atatürk kuzuya dayanamayacak kadar kan akıtılmasına karşı hassastır. Vatan savunması amaçlı savaş meşrudur, haklıdır ama işgal amaçlı savaş haksızdır ve cinayettir.
          Düşman Bayrağına Saygı
          Öğleden sonra Atatürk Yunan bayrağının bir atın kuyruğuna bağlanmış olarak yerde sürüklendiğini görünce "bayrağı ters taşıyabilirler fakat; yerde süründürmesinler, bu bizim adetlerimize yakışmaz" diye emir verir ve bayrak atın kuyruğundan kaldırılır. Karşıyaka'daki konuk olarak kalacağı evin kapısının önüne Yunan bayrağı serilmiştir. İzmirliler Atatürk'ten Türk bayrağını çiğnenmesinin öcünün alınmasını ister:
         "Buyurunuz geçiniz.  Bizim öcümüzü yerine getiriniz. Yabancı kral bu evden içeri, bizim bayrağımıza basarak girmişti. Siz lütfedin, bu karşılıkla o lekeyi silin! Burası sizin şehrinizdir. Bu ev sizin evinizdir. Bu hak sizindir."
          Yunan Kralı Konstantin, İzmir'e geldiğinde Türk bayrağını çiğneyerek, yürümüş ve geçmişti. Atatürk ise uluslara saygı duyulmasına dair şu cümlelerini söyler:

         "O geçmişte kötü etmiş. Bir milletin istiklalini temsil eden bayrak çiğnenmez. Ben onun hatasını tekrar edemem."
         Bayrağı kaldırtır ve öyle içeri girer.
         İzmir Hemşehriliği
        İzmirliler Atatürk'e 14 Eylül 1922 tarihinde hemşehrilik teklif ederler ve Atatürk tarafından kabul edilir. Erzurum hemşeriliğinin yanında bir de İzmir Hemşehriliği olur.
            Türk Ordusunun kazandığı bu zafer, Mudanya Ateşkes Antlaşması’na giden süreci başlattı.
''Mustafa Kemallerin zaferi dünya için bir hürriyet ve istiklal çağının sancağıdır''
          İlk antiemperyalist mücadele olan Kurtuluş Savaşımız mazlumlar dünyasında da ilgiyle takip edilir. İzmir’in kurtuluşu onlara da işgallere direnilmesi noktasında cesaret verir. Hindistan lideri Mahatma Gandi, Kurtuluş Savaşı'nı ''Mustafa Kemallerin zaferi dünya için bir hürriyet ve istiklal çağının sancağıdır'' diyerek selamlar. Pakistan lideri Cinnah emperyalistlere şöyle seslenir:
          ''Bütün dünyaya sesleniyorum. Ne biz, ne de her kıtada yaşamakta olan esir ve mazlum milletleri bundan sonra tutamayacaksınız.''
          "Kardeşime kurşun sıkmam"
           "Kardeşime kurşun sıkmam" diyen 200 Yunan askeri Kurtuluş Savaşımızı haklı bulmuş ve bu davranışlarından dolayı Yunan komutanlarınca kurşuna dizilmişlerdir. Kendilerine saygılarımızı sunuyoruz.
          Bugün Suriye’de emperyalizme ve piyonlarına karşı verdiğimiz mücadelede mazlumlar dünyasında ilgiyle takip ediliyor. Türkiye, Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi yeninde “ezilen dünyanın ön cephesi” haline gelmiştir. Bölge ülkeleriyle işbirliği halinde emperyalizmi bu coğrafyadan söküp atacağız. Aynen İzmir’de denize döktüğümüz gibi.
 
Tarihçi-Yazar
Mustafa SOLAK
 

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?
Üniversiteli İşçilerin Statü Değişikliği Talebini Haklı Buluyor musunuz?

Gelişmelerden Haberdar Olun

@