Emperyalizme güvenen Atatürkçülerimiz

Mustafa Solak yazdı...

Emperyalizme güvenen Atatürkçülerimiz

Mustafa Solak yazdı...

21 Kasım 2018 Çarşamba 13:08
Emperyalizme güvenen Atatürkçülerimiz

EMPERYALİZME GÜVENEN ATATÜRKÇÜLERİMİZ


Bir kısım aydınımız milletine değil emperyalizme, yobaz zihniyetteki kişilere, Fuat Avni gibi fantastik kişilere bel bağlıyor. Bekir Coşkun, 25.10.2018 tarihli Sözcü gazetesinde, https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/bekir-coskun/umudumuz-bahceliye-mi-kaldi-2700313/  bağlantısından ulaşabileceğiniz “Umudumuz Bahçeli’ye mi kaldı?” başlıklı yazısı ile kendisi ile birlikte bu tür aydınların bakışını yansıtıyor. Coşkun, Erdoğan’ın iktidardan inmesi için güvendiği kişiler ve şeyler arasında Obama’nın gösterdiği Beyzbol sopası,  Abdullah Gül, Fuat Avni de var ama millet yok, örgütlü mücadele yok. Yani emperyalizmden medet umuyor.

İlgili yazısında şunları belirtiyor:

“Nelere umut bağlamadık ki…

‘Çuvalda’ umutlandık…

Şanlı tarihinde hiç görülmemiş biçimde askerimizin başına çuval geçirilince ‘Çuval bunu götürür’ dedik…

‘Ayakkabı kutusuna’ güvendik…

‘Kesin gider, bu öyle böyle bir kutu değil’ dedik…
Kutuyu yakalayan polis, savcı, yargıç gitti, bu kaldı…

‘Bharara’ dedik…

‘Türk yargısı yapamadı, Amerikan savcı yapar’ dedik ki…
Bharara gitti…

‘Beyzbol sopası’ umut oldu…
Obama resimde elinde beyzbol sopası ile görününce ‘Sopayı gösterdi ya, bu iş bitmiştir’ demiştik… Trump da giderse, üç ABD başkanı göndermiş olacak…

‘Fuat Avni'ye’ güvendik…

Koştuk…

‘Fuat Avni diyor ki gidiciymiş’ dedi muharrir…

Gerçekte olmayan adamı yakaladılar…
Bu kaldı…

‘Abdullah Gül'e’ güvendik arkadaşlar…

Siyasi tarihte en uzun süre ‘bir şey yapacakmış gibi yapan adam’ oldu…

‘Bülent Arınç’ bile umut oldu, ‘Her şeyini biliyor götürür’ dedik, bir de baktık ki o konuşuyor, Bülent Arınç duygulanmış ağlıyor…”

Kendisiyle birlikte bir kısım aydının güvendikleri arasında bir tek Türk Milleti yok. Oysa Mustafa Kemal Atatürk emperyalizme değil milletine güvenmişti. Atatürk’ün emperyalizm ve tam bağımsızlığa ilişkin sözleri ve yazılarının yayınlandığı “Emperyalizm ve Tam Bağımsızlık” kitabında Atatürk, sömürge emekçilerinin, batı emekçilerinin ücretlerini azaltmak yönünde batı ülkeleri içinde kullanıldığını net olarak tespit ediyor. Şu cümlelerinde gerek batı gerek sömürge emekçilerinin sermayedarların aleti olduğu ve birbirlerine karşı kullanıldığını görebiliriz:

 “Sömürge fethi ancak sermayedarların fazla miktarda artmasından memleket dahilinde kâfi bir kâr temin etmeyen sermayelerini daha verimli bir surette nemalandırmasına ve dolayısıyla işi azalan Avrupa proletaryasını daha ucuz bir surette istihdama yarar. Diğer taraftan son zamanlarda Batı'da büyük grevler esnasında sömürgeler amelesi kullanılmaya başlanıldığından, bu suretle birçok grevler neticesizliğe mahkûm edildiği gibi, yavaş yavaş asayişi temin ve büyük şehirler proletaryasının gösterilerini dağıtmak üzere sömürgelerin askerleri kullanılacaktır. Dolayısıyla gerek Batı emekçileri gerek sömürgeler ahalisi sermayedarlar elinde yekdiğerini ezmeye yarayan bir alet halindedir.”

İşte bu noktada Atatürk, dahiyane bir siyaset izleyerek bu hakikatlerin ve Türklere yapılan seferlerin proletaryanın menfaatlerine zararlı olduğunun Batı işçisine telkin edilmesini ve sömürgelerin bağımsızlıklarının iadesi uğrunda hususundaki propagandanın artırılmasını Sovyet hükümetinden, Komünist Fırkası'ndan ve Üçüncü Enternasyonal'in İcra Komitesi'nden ısrarla talep edilmesini ister.

“Bizi Yutmak İsteyen Kapitalizm…”

Kapitalizme karşı bakışını da şöyle ortaya koyar:

“Efendiler, biz bu hakkımızı saklı bulundurmak, bağımsızlığımızı emin bulundurabilmek için heyeti umumiyemizce, heyeti milliyemizce bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı heyeti milliyece mücahedeyi (savaşmayı) uygun gören bir mesleği takip eden insanlarız.”

Atatürk, bugün laiklik karşıtlarına karşı AB, ABD’den medet uman kesimlere karşı emperyalizmden hayır gelmeyeceği o zamanlar bizlere şu sözüyle hatırlatmıştır:

“Halbuki hangi bağımsızlık vardır ki, yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin. Tarih böyle bir hadise kaydetmemiştir.”

Suriye’yi adam yapmak isteyen Fransa, kendi “evvela adam olsun”

21/22 Aralık 1937’de Suriye Başbakanı Cemil Mardam ile yaptığı görüşmede Fransızların Alevilik meselesini ortaya attıklarını fakat Alevilerin “Türk” olduğunu savunan Atatürk Fransızlar Suriyelileri “adam yapmak” istemelerine “evvela kendileri adam olsunlar” diyerek sert çıkışta bulunur. Suriyelilerin zeki, modern ve nazik insanlar olduğunu, Fransızların terbiyesine ihtiyaçları olmadığını belirtir. Kendisinin Talat Paşa'ya “Suriye'ye, Irak'a bağımsızlık veriniz” teklifinde bulunduğunu cümlelerine ekler.

Hatay meselesini Fransızları dışlayarak Suriye ile Türkiye’nin arasında çözmeyi önerir.  Suriye’nin tam bağımsızlığını istediğini belirtir. Eğer Fransızlar mâni olursa Suriyelilerin ordusu olmasa bile Türkiye’nin ordusuyla Fransızlara mani olacağı ve ordunun geri çıkacağı hususunda kefil olduğunu açıklar. Suriye Başbakanına da ordu yapmasını önerir. Dahası Hatay'ı istemediğini, kendisi için Hatay’ın namus meselesi olduğunu ve Fransızlara bırakmayacağını da vurgular.

Özetle muhalif olmak, beğenmediklerimizi emperyalizme güvenmek olmamalı. Ne yapacaksak milletimize dayanarak yapacağız. Bir kısım yurttaşımız da bu aydınlardan beklenti içindeler ya; işte biraz da bundan debelenmemiz.

Bu tür aydınlarımız milleti küçümsemekten vazgeçmeli, emperyalizmden değil milletine umut beslemeli. Elbette umutlu olması için de milletiyle beraber mücadele vermeliler.

Tarihçi-yazar

Mustafa SOLAK

solak81@outlook.com

Son Güncelleme: 21.11.2018 13:10
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.